Detay Kıbrıs Gazetesi Bugün
  • BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Lefkoşa 10 °C
  • Mağusa 10 °C
  • Girne 10 °C
  • Güzelyurt 8 °C
  • İskele 10 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -2 °C

Aşk Isırıkları...

Hare ERGEN

Son bir kaç gündür dolunay var... Gündüzleri severim sevmesine de, gecelerin benim için ayrı bir tılsımı vardır. Geceler niye bu kadar güzel olmak zorunda? Bazen tarif edilemez bir şekilde, yanımızda olmayan eş veya sevgiliye duyduğumuz hasret, içimizdeki duyguların oynamasına zemin hazırlıyor farkındaysanız... Bu dürtü ile yüzümüzde beliren hınzırca gülümsemeyle sevdiğimizi ne kadar çok özlediğimizi fark ederiz... Bu kadar baş döndürücü bir sakinlikte, gecenin usulca karanlığı sizi örter ve merak edersiniz, tıpkı merak ettiğiniz ve bildiğiniz üzere benim de sıklıkla merak ettiğim çoğu şey gibi; kollarına bir tüy gibi kendini bıraktığın insanın acaba sendeki kışkırtıcılığı, herkesin dilinden düşürmediği meşhur ten uyumu mu? Yoksa acaba sevişirken bazen şiddettin bile hazza dönüştüğü bu arzunun, içimizde yarattığı karşı konulmaz tutku ile sahiplenilme duygusunun insanı esir alması mı bu insana karşı bizi vazgeçilmez yapan yoksa şiddete rağmen arzu ve istekle teslim olup, mutluluktan sarhoş olma zevkini tattığınız, yakaladığınız dürtü müdür, bizi ona karşı istekli, özel ve karşı konulmaz yapan... Etrafımızda birbirinden mükemmel ve güzel olan çiftler var, maalesef görüntüde verilen mesaj bu... Birbirinden habersiz, evli ve mutsuz çiftler, Birbirinden haberdar, evli ve çocuklu çiftler... Hepsi de aynı aslında, mutluluk oyunu oynamaktan, kendilerini unutmuşlar… İnsan şehvet eksikliğinden mi, mutluluğu başka tenlerde başka insanlarda arar? İlişkinin kapısını bu yüzden mi sıkı sıkı kapalı tutmak insanoğlunun işine gelir? İnsanlar sevdiklerini nerdeyse bekâret anahtarı gibi bir şeyle kilit ve mühür altına almak ister...Artık aralarında duygu ve arzu bakımından hiç bir toz zerresinin bile kalmadığı ilişkilerde mi böyle oluyor? Nedense çiftlere bakarken, bazen insanın aklına böyle düşünceler gelebiliyor. Doruklarda sevişen, bunun hazzını alan insanlar, kutsal olan bu duyguyu yaşadıkları için tutkuyla bağlandıkları insanı her seferinde mutluluk ve gülümsemeyle karşılaması, beklemesi de bundan dolayı değil midir Sevgili okuyucular? Ufak ufak dokunuşlardan, küçük küçük ısırıklardan, dudak darbelerinden, nerdeyse çıldırma derecesindeki eşsiz baharat tadından asla kopmak istemez insan ve özel olan bu mahrem konuya da asla ihanet etmezler. Bunları size yazarken aklıma Sezar’ın bir cümlesi geliverdi, “İhaneti severim ama hainleri sevmem” demişti Sezar... Bu da bir paradoks...İhaneti sevmek veya sevmemek...Tamamen kişisel bir tercih ama ihaneti seversen hainliği de sevmek zorundasın çünkü aslında ihaneti hainler yapar...Bu da benim cümlem olsun, İhaneti seversen hainliği de sevmelisin... Eğer bir insanın kollarında zaman hiç düşünmeden geçiyorsa, Eğer onunla her konuda konuşup anlaşabiliyorsan, Bazen hiç konuşmadan bile birbirine aşkını hissettirebiliyorsan, Teni tenine değmeden seni heyecanlandırıp gülümseme dokundurabiliyorsa yüzüne, O zaman vazgeçmeyin... Bunu yakaladığın zaman, birliktelik ister evlilik olsun, ister beraberlik, aldatmalar olmuyor, ihanetler olmuyor. Gelin hep beraber bunun olduğunu varsayalım, o zaman bunu nasıl sürdüreceğiz? Birbirine hasretlikle... Birbirine sarılmayla, acıtmayla… İşte o yüzden güzeldir özlemek. İşte o yüzden güzeldir acıtmak... İşte o yüzden güzeldir ilişkinin sınırsız oluşu... Tutkuyla, acıyla, hasretle, sabırla, merhametle ve sevgiyle... Güzel bir haftasonu sizlerle olsun...  

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Detay Kıbrıs | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 392 444 79 79 Faks : +90 392 227351