Detay Kıbrıs Gazetesi Bugün
  • BIST 107.506
  • Altın 142,686
  • Dolar 3,5598
  • Euro 4,1411
  • Lefkoşa 38 °C
  • Mağusa 38 °C
  • Girne 38 °C
  • Güzelyurt 36 °C
  • İskele 38 °C
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 33 °C

Bir Veda

Ayşegül Garabli

Bu gün “19 Mayısı” yazmak isterdim.

19 Mayısın, bir bayram, bir tatil oluşundan ziyade, ruhundan söz etmek isterdim.

Bir halkın, birlik ve mücadele ile, yok oluş sürecini, nasıl var oluşa çevirdiğini anlatmak isterdim.

Zira tam da  bu günlerde ne çok ihtiyacımız var bu ruha.

Ancak, öylesine şaşkın ve öylesine üzgünüm ki, beynim 19 Mayıs ruhunu yazmam gerektiğini söylese de, ellerim, yüreğimi dinleyip, bir vedayı yazmayı istiyor.

Bir mücadeleci dostumun, yoldaşımın zamansız gidişine duyduğum öfke ve üzüntüyü yazmak istiyor.

Zaman zaman fikir olarak ters düşsek de, birlikte vermiştik, bu ülkedeki varoluş mücadelesini.

Sokakta verilen mücadelelerde tanıdım O’nu.

Sonra zaman bizi, Mesleki Teknikte buluşturdu.

O, Mesleki Teknik Dairesinin Müdürüydü, ben de, Orta Eğitim Sendikasının, Mesleki Teknik Komitesinde mücadele veren bir yöneticisi.

İşte ilk kez o zaman KKTC’deki siyasetin TC Hükümetlerine nasıl bağımlı olduğuna ve siyasetin atadıkları üzerindeki, siyasi baskıya tanık olmuştum.

Gündemde, “Modüler Sisteme geçiş” vardı ve Sevgili dostum da, benim kadar biliyordu ki, getirilmek istenen yeni modelin içi doldurulmazsa, ülkemize uygun hale getirilmezse, sadece bir yöntem olarak kalacaktı ve asla bir sisteme dönüşmeyecekti.

Ama ne yazık ki, TC’nin gönderdiği çerçevenin dışına çıkamıyor, oradan gönderilen ekipmanların dışında ekipman kullanamıyordu.

Çünkü siyaset öyle emrediyordu.

Bu konudaki bir tartışmamızda, “çerçeveyi bozmadan, içine ne istersen yerleştirelim Ayşegül” deyişi, hem yaratılan siyasi düzensizlikteki çaresizliğinin, hem de, mücadele etme ruhundan vazgeçemeyişinin en güzel örneğiydi aslında.

Belki o zaman, halkın umut olarak gördüğü CTP, arkasındaki halk gücünü kullanıp, siyasi irade gösterebilseydi, çok şey değişmiş olacaktı.

Sadece o çerçevenin içinin doldurulması değil, çerçeve de yeniden çizilecekti.

Ancak olmadı.

CTP ne siyasi irade gösterebildi, ne de atadıklarının arkasında durup destek çıkabildi.

O yüzden de, belki, Taner Hocam,  Mesleki Teknikte istediklerini yapamadı ama mücadeleden de asla vazgeçmedi.

Hükümet değişir değişmez, bir köşeye atılan diğer müşavirler gibi, köşesine çekilmedi.

Çıraklık Eğitimini üstlendi ve bu konuda Esnaf ve Zanaatkarlarla birlikte mücadeleye devam etti.

Ancak, bunca çarpıklığa, bunca düzensizliğe ve keyfiliğe kalbi dayanamadı ve mücadelenin başlangıcı sayılan  böylesi bir günde bizi bırakıp gitti.

“Madem siz birlik olmayı başarıp, düzen kurmak için çaba sarf etmiyorsunuz, o zaman ben artık yokum “dedi ve zamansız gitti.

Hem de bir veda bile etmeden gitti.

Meğer hala daha söyleyeceklerim varmış, bu gün fark ettim.

Bir birimizi üzdüğümüz zamanlar olmuş, gönül almak için söyleyeceklerim…

Geç kaldım.

Ya da O, erken gitti.

Ama sonuçta yine söyleyeceklerimi ertelemenin, sanki buna uzun zaman varmış gibi düşünmenin üzüntüsünü yaşıyorum.

Gerçi hangimiz yapmıyoruz ki bunu?

Hangimiz, ölümü düşünmeden yaşamıyoruz ki?

Evet Taner Akcan, Hocam,

Arkadaşım, yoldaşım,

Her ne kadar güzel günlerimiz, bir birimizi üzdüğümüz günlerden kat be kat fazla olsa da, umarım giderken kalbinde bana dair kırgınlık yoktu.

Benim yok.

Hem de hiç yok.

Sen, siyasi çaresizlikler içinde bile, elinden gelenin en iyisini yaptın.

Yolun ışıklarla dolu, gideceğin yer cennet olsun….

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Detay Kıbrıs | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 392 444 79 79 Faks : +90 392 227351