• BIST 93.297
  • Altın 208,722
  • Dolar 5,3165
  • Euro 6,0196
  • Lefkoşa 13 °C
  • Mağusa 14 °C
  • Girne 16 °C
  • Güzelyurt 11 °C
  • İskele 14 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 4 °C

Diller Katil…

Ayşegül Garabli

Ölümle sonuçlanan bir aile içi şiddet daha.

Küçücük KKTC’de bu hafta ikinci kadın cinayeti.

Son bir ay içerisinde ise dördüncü.

Olayın kendisi normal değil ama bu oran normal mi?

Yani ufacık bir adada bir ay içerisinde dört kadın cinayeti.

Hem de bu kadınları öldürenler güya o kadınları sevenler (!)

Kimisini eşi, kimisini  de eski eşi, sevgilisi ya da oğlu öldürdü.

Hep bir gerekçeleri vardı ve toplum işlenen cinayetlerin vehametinden çok bu gerekçeleri konuştu.

Kadınlar,

Ya eski sevgiliye ya da eski eşe dönmek istemediği için öldürüldü.

Veya eşinden boşanmak istediği için.

Toplum nasıl bir ruh hali içerisinde ki, kocalar eşlerini, oğullar annelerini ve birileri sevdiklerini iddia ettikleri kadınları öldürebiliyor?

Hangi sebep bir insanın hayatından daha önemli olabilir?

Ya da kim kendinde bir başkasının canını alma yetkisini bulabilir?

Sebep ne olursa olsun kim kendinde başkasına şiddet uygulama ya da öldürme hakkı bulabilir?

Diyelim ki birisi topluma ya da karşısındakine göre % 100 suçlu veya durmadan hata yapıyor, kimin ne hakkı var ona ölüm cezası kesmeye?

İşlenen cinayetlerin hepsine bakın bir, hepsinin ortak sebebi ne?

Kadını sahiplenme (!) ve terbiye etme çabası.

Kadının kendi isteğini söylemesi.

Kendi iradesiyle karar verme isteği.

Ama olmaz değil mi?

Kadının bir yada birkaç sahibi olmalı.

Öyle kafasına göre kararlar alıp, eşinden ya da sevgilisinden boşanmaya kalkmamalı.

Sahibi olan erkeği eleştirmemeli.

İstediği gibi yaşamak ne haddine.

Erkeğin hatalarını koşulsuz kabul etmek zorundadır.

Mesela “aile” ve “yuva” kavramları kutsaldır.

Kimse yıkılıp bozulmasını istemez.

Ancak bu kavramlar öylesine kutsanmış ki, bir kadın boşanmak istediği zaman hemen karşısına bu kavramlar çıkarılıyor.

Kadın bu sebeple her şeye katlanmak zorunda bırakılıyor.

Hatta öyle ki, polis bile kocasının şiddetinden dolayı kendisine sığınan kadını tekrar kocasına teslim ediyor.

Neymiş efendim, “aile kutsalmış” !!!

Tabi ki toplum da bunu normal görüyor.

Sonuç mu?

Geçen gün olduğu gibi, bir polis memuru tabancasını çıkarıp, karısını öldürebiliyor.

Ve kimse bu cinayetin korkunçluğunu konuşmuyor.

Konuşulan;

“polis çok  birisi neden yaptı anlayamadım”,

 “acaba kadın ne yapmış” gibi, cinayete mazeret arayan ve işlenen kadın cinayetlerini meşru hale getiren konuşmalar.

Ben tanımıyorum.

Belki de gerçekten polis başkalarına karşı çok saygılı (!) çok nazik ve çok yardımsever olabilir.

Belki de sessiz sedasız, kurallara uyan birisidir.

Ama iyi bir insan mı?

İnsan hayatına saygısı olmayan ve başka birinin hayatına son verebilme hakkını kendisinde gören birisi “iyi” bir insan mı?

Ya da iyi insan olsa ne olacak?

İyi olması ya da kuralcı birisi olması sonucu değiştirir mi?

İşlediği cinayeti meşru hale getirebilir mi?

Şimdi birileri, “bir de adamı dinlemek lazım kim bilir kadın ne yapmıştır ki iyi bir insanı çileden çıkarmayı başarmıştır” diyebilir.

Kadın ne yapmış olursa olsun, hatta toplumun tüm yargılarına ters gelecek şekilde davranmış olsun, bu durum cinayete geçerli sebep olabilir mi?

Bütün bu mazeretler ve düşünmeden söylenenler değil midir, kadın cinayetlerinin bu denli kolay işlenmesine ve çoğalmasına sebep?

Bir kadın cinayetinde konuşulan konu öldürenin kişiliği, ya da ölümün sebebi olduğu müddetçe kadın cinayetleri biter mi?

Kaldı ki bir polis memuru bile öfkesini kontrol etme gereği duymuyorsa kadınlar kime güvenecek?

Kadınlar bile bir kadın cinayetinde “acaba neden öldürdü” diye cinayete mazeret ararsa kadın cinayetleri nasıl bitecek?

Dillerimiz değil midir bu cinayetleri normalleştirip, meşru hale getiren?

Öyleyse asıl katil, düşünce yapımız ve söylediklerimiz değil midir?

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları