• BIST 9722.09
  • Altın 2428.571
  • Dolar 32.5199
  • Euro 34.8
  • Lefkoşa 22 °C
  • Mağusa 21 °C
  • Girne 23 °C
  • Güzelyurt 24 °C
  • İskele 21 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 19 °C

"Diyabet tüm dünyada küresel sağlık sorunu haline gelmiştir"

DAÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi, Hemşirelik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Handan Sezgin, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü nedeniyle açıklamalarda bulundu.
"Diyabet tüm dünyada küresel sağlık sorunu haline gelmiştir"

 

Yrd. Doç. Dr. Sezgin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

 

Diyabetin Önlenmesi ve Tedavisinde Ailenin Önemi

"Diyabetin görülme sıklığı tüm dünyada çarpıcı şekilde artarak küresel sağlık sorunu haline gelmiştir.  Şu anda 425 milyondan fazla insan diyabetle yaşamaktadır.  Son 10 yılda diyabetli sayısı %100 artmıştır ve diyabetli her iki kişiden biri de diyabetli olduğunun farkında değildir. Diyabet tanısı konulanların çoğu, düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı ve dengeli beslenme ve sağlıklı yaşam ortamlarının teşvik edilmesi yoluyla büyük oranda önlenebilir tip2 diyabetlilerdir.

dsc_0048.jpg

 

Uluslararası Diyabet Federasyonu 2018 yılı Dünya Diyabet Günü temasını ‘Aile ve Diyabet’  olarak belirlemiştir. Diyabet teşhisi sadece diyabetli bireyi değil, aileleri de etkilemektedir. Diyabet, tanı alan bütün bireylerin ne yiyeceği, ne giyeceği, ne yapacağı  ve kendilerine nasıl bakacakları ile ilgili tüm kararlarını etkiler. Bununla birlikte, diyabetli kişiler 365 gün, 7/24 diyabete uygun yaşam tarzını sürdürmek zorundadırlar. Çünkü kontrolsüz diyabet, kalp ve damarlarda, böbreklerde, gözlerde, beyin ve sinirlerde, ayak ve bacaklarda ortaya çıkan ciddi organ kayıpları ile doğrudan ilişkilidir. Diyabet tanısı ile karşılaşma şaşkınlık, endişe ve ardından yetersizlik duygularıyla artan kaotik bir sosyal ortama neden olur. Bu nedenle uyum süreci, birçok diyabetli ve ailesinde sancılı bir süreç olarak yaşanır.

 

Diyabetin yönetimi karmaşıktır, uzun dönem organ hasarlarını önlemek ve diyabetli kişilerde yaşam kalitesini iyileştirmek için aile anahtar faktördür. Hem hastalar hem de aile üyeleri  diyabet bilgisi ve etkili bir öz yönetim becerisi için desteğe ihtiyaç duyarlar. Ayrıca hastalara birden fazla görev verilir: Düzenli tıbbi randevulara gitmek, ilaç rejimlerini doğru uygulamak, evde kan şekeri takibi, ayak bakımı, beslenme tarzı değişiklikleri yapmak ve artırılması istenen fiziksel aktivite de dahil olmak üzere kişisel bakım davranışlarına ailelerde katılmak zorundadırlar. Bu nedenle diyabet belirtileri, risk faktörleri ve tedavisi hakkında ailelerde farkındalık yaratmak hayati öneme sahiptir.

 

Diyabetli bireylerin aile üyelerine, doktor, hemşire, diyetisyen ve fizyoterapist tarafından verilecek diyabete uygun yaşam tarzı değişiklikleri ve kendi kendine bakım desteğini içeren diyabet eğitimi ile farkındalık sağlanabilir. Ancak diyabetli bireylerin ailelerinin diyabet

eğitim programlarına katılım isteği ve erişimi çok düşüktür. Bu da diyabet tedavisinde hedeflenen başarıyı azaltan bir faktördür.

 

Kan şekeri kontrolünü sürdürmek için gerekli sağlık davranışlarını yaşam boyu sürdürmek, diyabetli bireylerin en çok zorlandığı ve en çok desteğe ihtiyaç duydukları anlardır. Günlük talepler ve engeller, hayal kırıklıkları, duygusal, ekonomik sıkıntılar ve öz-sorumluluk  sürekli bir mücadele gerektirir. Aile üyeleri diyabetli için hem fiziksel ve duygusal hem de ekonomik desteğin temel kaynaklarıdır.

 

Diyabet en pahalı kronik hastalıklardan biridir. Birçok ülkede, diyabet ilaçları, insülin enjeksiyonu ve günlük kan şekeri izlemenin maliyeti, ortalama gelire sahip bir ailenin gelirinin yarısını tüketebilir. Bu durum temel diyabet ilaçlarına ve düzenli kan şekeri izlemine erişimini de engelleyebilir. Diyabete uygun yaşam tarzı ve kan şekeri kontrolünde  diyabetli bireye aile desteği artırılabilirse, diyabet komplikasyonları ve ilişkili olarak da diyabetin ekonomik yükü azaltılabilir.

 

Yapılan çalışmalarda, ailelerin diyabetli bireylere vereceği sosyal desteğin, diyet, fiziksel aktivite, kan şekeri izleme, ayak bakımı, ilaç uyumu gibi kendi kendine bakım davranışları üzerinde olumlu etkisi olduğu ve kan şekeri, kan basıncı, kolesterol düzeyi gibi klinik sonuçların da iyileştiği, uzun süreli komplikasyonların önlenebildiği ve yaşam kalitesini artırdığına dair güçlü kanıtlar bulunmaktadır. Ayrıca bu bireylerde, diyabet kaynaklı depresyon belirtilerinin azaldığı , zorluklarla başa çıkma becerisinin de arttığı görülmektedir. Bu nedenle aile kaynaklı sosyal destek, diyabetli bireylerin tedavisinde kendi kendine bakım yönetimi davranışlarını sürdürmesi ve yaşamsal engelleri aşması için temel bir yaklaşımdır.

 

Sağlık çalışanları olarak, diyabeti önlemek ve zararlarıyla baş etmek istiyorsak, mutlaka diyabetle tanışan ailelere ulaşmak, sorunlarını dinlemek, ihtiyaçları doğrultusunda onları güçlendirmek zorundayız."

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler