• BIST 96.604
  • Altın 242,193
  • Dolar 6,2685
  • Euro 7,3236
  • Lefkoşa 23 °C
  • Mağusa 25 °C
  • Girne 25 °C
  • Güzelyurt 21 °C
  • İskele 25 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 13 °C

Dün dündür bugün bugündür, peki yarın?…

Ediz TUNCEL

Kaç  gündür Meclis’teki manzarayı seyrediyorum ve bu ülkenin insanının, Kıbrıslı Türklerin ve buraya Türkiye’den göçmen olarak gelenlerin,  Kıbrıs’da değil 450 sene daha, bir 4500 sene daha yaşasa akıl koymayacağını, hiçbir işi yüzüne gözüne bulaştırmadan yapamayacağını, asla özgün bir kimlik sahibi olamayacağını, asla özgül bir halk ağırlığı olamayacağını, asla kendine güveni olamayacağını, iktidara gelenlerin asla “besleme” modundan çıkamayacağını, asla “olayım da isterse iktidarsız iktidar olayım” sevdasından vazgeçemeyeceğini, kısa günün karı uğruna kendi kendine kazık atmaktan asla vazgeçmeyeceğini, gündüz kavga ettiğiyle gece hırsızlığa beraber çıkma sevdasından asla vazgeçmeyeceğini bir daha gördük…
Dün ballı börek olan UBP-DP ikilisi birbirlerini satışa getirince bugün birbirlerine veryansın ediyorlar, birbirlerini suçluyorlar…
Dün UBP-DP ikilisiyle kavga edenler bugün DP ile ortaklık kuruyorlar…
Kendilerine sorsan,” siyaset bu, herşey olur, Demirel’in hesabına göre gideriz, dün dündür, bugün bugündür deriz, yapacak birşey yok” diyecekler…
Özellikle 43 senedir değişe değişe iktidara gelen üç kafadarların (CTP-UBP-DP) geçmişlerine baksan, sadece kokuşmuşluk, entrika, alavera ve dalavera  görürsün.
Bugünse bir fantazi hükümeti olarak ilk kez CTP-DP-TDP-HP hükümeti kuruldu.
En azından bu fantazi hükümeti UBP-DP entrika hükümetinden daha iyidir. 
UBP kendi içinde temizlik yapmadıkça, özellikle son iki sene içinde yapılan yolsuzlukların, soysuzlukların hesabını vermedikçe,  bir daha iktidara gelmemelidir. 
Aynı şekilde, seçimden tam bir hezimetle çıkan CTP ve DP de kendi geçmişleriyle yüzleşmelidir ve özellikle DP kendi içinde bir hesaplaşmaya gitmelidir, babadan oğula, oğuldan toruna devlet makamlarını yaşadığı tüm hezimete rağmen seçim ve devlet sisteminin garabetinden dolayı  işgal eden Denktaş ismi ise artık siyasetten ve devletten yavaş yavaş çekilmelidir. 
Aynı şekilde, diğer partilerde de aynı gidişat yaşanmalıdır.
Bugün CTP iktidarın ana ortağıdır ama elindeki tüm imkanlara ve UBP-DP ikilisinin yarattığı tüm kaosa rağmen elindeki vekil sayısının ancak yarısını çıkarabilmiştir, ki bu da bir hezimettir ve sebepleri ve sorumluları vardır.
CTP iktidara geldikten sonra Başbakan Tufan Hoca bir hukukçu olarak Meclis Başkanlığı konusunda ilk golü kendisine atmıştır, Hüseyin Angolemli’nin Meclis Başkanı olup olamayacağı konusunda gidip savcılıktan görüş istemiştir, gelen cevap da “ olmaz ama oldurursanız da olur” şeklinde evlere şenlik bir cevap olmuştur. 
Böylece bu halkın son kale olarak gördüğü yargıya, adalete ve hukuka karşı olan inancına bir darbe daha vurulmuştur. 
Tufan Hoca elindeki makamı ve kendi vasıflarını bu şekilde kullanmaya devam ederse, bir sonraki seçimde 12 vekil de 6’ya düşer, olur biter…
TDP de “sin de gülle geçsin” zihniyetiyle devam ederse, bir sonraki seçimde, ki ne zaman geleceği belli değil, birkaç ay sonra bile olabilir,  Ecevit’in DSP’sin haline gelir, yüzde birleri bile zor görür.
Yargı sistemi de, ki son yıllarda ben de şahsen bazı şeylere şahit oldum ve hiç de hoş tecrübeler edinmedim, böyle giderse, “demek ki, eğer elinde yeterli güç varsa,  canı isteyenin canının istediği olabilirmiş” suçlamasıyla karşı karşıya kalır, şimdi olduğundan çok daha büyük bir güven erozyonuna uğrar…
İşin ilginç tarafı, daha hükümet kurulma aşamasındayken, daha hükümet güven oyu bile almamışken,  UBP’nin ağır toplarından bir arkadaşım, ki farklı partilerde olsak da ara sıra görüşürüz, dostluğumuz bakidir, bana UBP ve CTP’nin Meclis Başkanlığı’na Teberrüken Uluçay’ın gelmesi konusunda anlaştıklarını söylemişti de nerdeyse adamı yeyip yutmuştum…
Al işte, manzara ortada, söyleminde haklı olan da ortada…
Tamam, bizim memlekette siyaset eşittir entrika, ama bu konuda artık çok fazlaya kaçıldı.
Bu bir tarafa, Meclis açıldı, gazete manşetlerine yansıyan tek şey ise geçmişten gelen seviyesizliğin devamını gösteren atışmalar, sataşmalar, kapışmalar…
İcraat diye birşey henüz yok…
Yollarda insanlar ölmeye devam ediyor, uyuşturucu çeteleri ortalığı kasıp kavuruyor, milyarlarca dolarak hükmeden kumarhane patronları keyif çatmaya devam ediyor, kullandığı makamlarda devleti soyup soğana çevirenler elde ettikleri avantaların keyfini sürmeye devam ediyor, bir de eksik kaldıydı, Türkiyeli-Kıbrıslı ayrımcılığı ve kavgası artık Meclis’e taşınmış durumda…
Hem de, son 3,5 senede 18 bin kıyak vatandaş yapılmasına ve seçim dengesinin hepten değiştirilmesine, Türkiye’den göçmen gelen ama yerleşik hale geçen, vatandaş olan nüfusun Kıbrıslı Türk nüfusunu çoktan geçmesine, Kuzey Kıbrıs’daki mal varlığının ve Rum ganimetinin yarıdan fazlasının Türkiye kökenlilerin eline geçmesine, dahası, bu ülkede işlenen envai tür suçların baş sorumlularının da Türkiye’den gelenler olmasına rağmen hala birileri hala bu ülkede Türkiye kökenlilere ayrımcılık yapıldığını savunuyor… 
Dayanabildikleri tek dayanak da, günde toplasan ancak birkaç yüz kişinin okuduğu, yazdıklarına kimsenin aldırmadığı Afrika isimli gazette…
“Yahu, utanmazlığın, arlanmazlığın da bir sınırı var, sabah akşam hem sokakta hem de Meclis’de sizin pisliklerinizi, rezilliklerinizi, bir de yüzsüzlüğünüzü mü seyredeceğiz” diyen yok…
Diyen yok, çünkü Kıbrıslı Türk de zaman içinde bozuldu, yozlaştı, özgün kimliğini ve halk olarak özgül ağırlığını kaybetti…
Ne uğruna, Rumun ganimetini yiyebildiği kadar yeme ve gelsin de nasıl ve nerden gelirse gelsin dediği bir maaş uğruna…
Evet, malesef dün dündür, bugün bugündür…
Amma ve lakin, ne alışabildik, ne eğrilebildik, ne doğrulabildik, ne bu deveyi güdebildik, ne de bu diyardan gidebildik.
Kısacası, bugüne kadar,  çocuklarımıza ve bu ülkenin geleceğine ihanet ettik, hem de en alçakça şekilde.
Şimdi ise, bu hükümette görev alanların da bu ihanet kervanına katılıp katılmayacağını göreceğiz.
Umalım ki katılmayacaklar.
 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları