Detay Kıbrıs Gazetesi Bugün
  • BIST 108.162
  • Altın 151,204
  • Dolar 3,6561
  • Euro 4,3295
  • Lefkoşa 30 °C
  • Mağusa 30 °C
  • Girne 30 °C
  • Güzelyurt 27 °C
  • İskele 30 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 21 °C

'FETÖ' iddianamesinden: Danıştay saldırısı ve Hablemitoğlu cinayeti cemaatin işi; öncelikli hedefleri ordu

'FETÖ' iddianamesinden: Danıştay saldırısı ve Hablemitoğlu cinayeti cemaatin işi; öncelikli hedefleri ordu
"Mali büyüklük 150 milyar dolar"

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, “Fethullahçı Terör Örgütü”(FETÖ) iddiasına ilişkin ana soruşturmasını tamamladı. AralarındaFethullah GülenHidayet KaracaEkrem DumanlıAkın İpek ve eski milletvekili İlhan İşbilen’in de bulunduğu 73 sanık hakkında ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet ve 65’er yıl süreli hapis cezası istemli 660 sayfalık iddianame hazırlandı. Cumhuriyet SavcısıSerdar Coşkun tarafından hazırlanan, Gülen’in bir numaralı sanık olduğu iddianamede, Gülen cemaatinin arkasında ABD ve CIA’nın olduğunun açığa çıktığı iddia edildi. “Cemaatin bütün faaliyetleri değil, cemaatin içine sızdığı ileri sürülen bir suç veya terör örgütlenmesi paralel devlet yapılanmasının eylemleri soruşturmanın konusudur” ifadesi yer aldı.

Habertürk'ten Fevzi Çakır'ın haberine göre, FETÖ Ana (Çatı) Dosyası olarak adlandırılan iddianamede, örgütün ülkedeki bütün kurumlarda hâkimiyet sağlamak üzere kadrolaştığı ileri sürüldü:

“Muhtemel bir askeri müdahalede kadrolarının ezilmemesi için tedbirli hareket etmiş, 2003 ila 2007 yılları arasında pasif durumda kalmıştır. Örgüt, 2007’den sonra örgütlenmesini tamamlamış, güç dengesini lehine çevirmiş ve operasyon hünerini ortaya koymuştur. Anayasa değişikliği örgütü devlet içinde çok ileriye taşımıştır ve 12 Eylül 2010 sonrasında artık örgüt kendini devletin tek fiili hâkimi olarak görmeye başlamıştır. Bu durum 17 Aralık 2013 gününe kadar devam etmiştir."

 

İddianamede, cemaatin mali büyüklüğünün en az 150 milyar dolar olduğu iddia edildi.

İddianamenin “TSK’daki örgütlenme” başlıklı bölümünde yer alan bazı iddialar şöyle:

-FETÖ için öncelikli yer TSK’dır. Burada örgüt aşırı bir kadrolaşmaya gitmiştir.

-TSK içerisindeki bu yapı ordu disiplinini bozacak ve ülke savunmasında zafiyet oluşturacak bir yoğunluğa ulaşmıştır.

-Ergenekon ve diğer askeri davalar, sivil siyaset üzerindeki askeri vesayetin kaldırılması için değil, örgütün TSK üzerinde egemen olması için gerçekleştirilmiştir.

-Bugün TSK içerisinde önemli oranda kurmay subay olarak FETÖ mensubu bulunmaktadır.

-FETÖ, en çok bu kuruma sızıp TSK’yı darbeci, hükümet düşmanı, ateist bir yapı olarak algılatmış, itibarsızlaştırıp, “Kâğıttan kaplan” olduğunu ilan ettirmiştir.

-Askeri hâkimlerin çoğunluğunun bu örgüte mensup olduğu, örgütle organik bağı tespit edilmesi nedeniyle adli yargıya alınmayanların askeri yargıya alınıp hâkim yapıldığı iddia edilmiştir.

-28 Şubat sürecinde irtica ile mücadele, şekille, kılla ve örtüyle uğraşmakla heba edilmiştir. TSK, içerisindeki gerçek yapılanmayı görmek istememiş veya görmesi engellenmiştir. Bu dönemde FETÖ kadrolaşması ve yapılanması katlanarak devam etmiştir.

"Askeri okullarda tam hakimiyet"

-“Son yıllarda bu örgütten olmayan neredeyse hiç kimse askeri okullara girememektedir.”

-“Kurmay subaylık sınav soruları önceden elde edilip örgüt mensuplarına itaat ve eğitim kriterine göre verilerek avantaj sağlanmıştır.”

-“Askeri hâkimler ve askeri pilotlar üzerinde baskı kurulmuş, pilotlar TSK ile ilişiklerini keserek özel havayollarında çalışmaya zorlanmıştır.”

-“Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda bu yapıdan olmayan veya bu yapıya boyun eğmeyen askeri pilot bırakılmamaya çalışılmıştır.”

-“Ordu içerisinde örgütlenebilmek için FETÖ, subay ve astsubaylarla modern, bakımlı, çekici kız üyelerini evlendirip yıllar sonra onlar üzerinden bilgi edinerek ordu içerisinde kontrolü sağlamış ve ordunun pasifize edilmesi evlilikler yoluyla içten mümkün olmuştur.”

 

"TSK pes etmek zorunda kaldı"

-“TSK’nın general ve amiral düzeyindeki bir kısım yöneticilerinin halen bu yapıdan olmadığı ancak yaşları ilerleyen ve birkaç yıl içinde emeklilikleri dolacak olan bu kişilerin yerine gelecek askeri bürokrasi yöneticilerinin örgütle bağlantılı oldukları iddia edilmektedir.”

-“TSK, 2006’da başlayan paralel yapının asimetrik, psikolojik harekâtlarına dayanamamış, silahlı ve devletin en etkili gücü paralel yapı karşısında pes etmek zorunda kalmıştır.”

-“TSK bir cemaat yapılanması haline dönüştürülmeye çalışılmaktadır. TSK’yı kontrol ettiğini iddia eden FETÖ, darbe ve iç savaş tehditlerinde bulunmaktadır.”

İsnat edilen cinayetler cebir ve şiddet eylemleri

Hrant Dink cinayeti: Fethullahçı terör örgütlenmesinin örgüt amacını gerçekleştirmek için başlatacağı kumpas soruşturmalarının önünde engel olarak gördüğü bir müdürü hedef haline getirdiği, ortadan kaldırılması için işlenecek bir cinayeti bilerek önlemediği, cinayetin her aşamasından haberdar olan örgüt mensuplarının olayı kullanmak istediği, FETÖ tarafından yaratılan gerçekte varlığı bir türlü ortaya konamayan Ergenekon Örgütü’nün silahlı eylemi olarak bu cinayetin kullanılmak istendiği, FETÖ’nün her olayı örgüt amacına elverişlilik yönünden kullanıp istismar etmeye çalıştığı, komplo teorileri ile akıl ve mantık dışı fikirler ileri sürdükleri, saplantılı ve algı yönetimini iyi beceren FETÖ’nün Hrant Dink’in öldürülmesi olayını kasten engellemediği, Dink’i korumak için alınması gereken tedbirlere de engel olup kamu gücünün FETÖ örgütünün emrine uygun olarak kullanıldığı, FETÖ’nün cebir şiddet gösterilerinden birinin de bu cinayet olduğu kesin şekilde tespit edilmiştir.

Hablemitoğlu cinayeti: Necip Hablemitoğlu’nun öldürülmesi, Danıştay saldırısı, Mustafa Akın’ın öldürülmesi.

Ölümle sonuçlanan cebir ve şiddet eylemleri: Van Cezaevi’nde tutuklunun intiharı, MİT görevlisinin ölümü, Yarbay Ali Tatar’ın intihar etmesi, Tuğamiral Cem Aziz Çakmak, Kurmay Albay Murat Özenalp, hâkim adayı Didem Yaylalı’nın ölümü, Dink’in öldürülmesi, öğrenci Erkan Eryiğit’in ölümü.

Cebir ve şiddet: Emniyet Genel Müdürlüğü yöneticilerinin tutuklanması, İlhan Cihaner’in tutuklanması, Tahşiye Davası, Cumhurbaşkanı’nı tehdit etmek, MİT TIR’larının durdurularak aranması.

-Himmet toplama.

Hablemitoğlu cinayeti: Necip Hablemitoğlu cinayeti soruşturmasını o yıllarda emniyet içerisindeki terör ve istihbarat birimlerine egemen Cemaat yapılanması yürütmüştür. Soruşturma gereği gibi yapılmamıştır. Fethullah Gülen Cemaati’nin emniyet istihbarattaki kadrolarının o tarihlerde bu cinayetten habersiz olması imkânsızdır. Cemaatin istihbarat görevlileri cinayetin işleneceğinden haberdar olmalarına rağmen en azından önlememişlerdir. Cinayetten sonra delil toplamada olayı çözmeye yönelik çalışma yapılmamış, tersine cinayet çözümsüz bırakılmaya ve karartılmaya çalışılmıştır. Hablemitoğlu Cemaat’e karşı açıktan mücadele vermiş bir kişi idi ve adeta baş düşman bellemişti. Cemaat üzerine yapılan araştırmaların en ayrıntılısını yapmıştı. Cemaat üzerine bir kitap çalışmasını bitirmişti. Bu kitabın giriş kısmı ‘Köstebek’ adı altında yayınlanmıştır. Fethullahçılar bu suikastı Ergenekon’un işi gibi göstermek için de çok çabalamış, davada yalancı tanık kullanmışlardır. Ancak bu cinayetin bütün sonuçlarından Gülen Cemaati yararlanmıştır. Bergama’daki altın madenleri, Cemaat’in elindeki Koza İpek grubunun eline geçerek işletilmeye başlanmıştır.

 

"Alparslan Arslan cemaat ile de irtibatlıydı"

Danıştay saldırısı: FETÖ’nün doğrudan karıştığı ikinci olay, Danıştay saldırısıdır. Ankara’da 17 Mayıs 2006 tarihinde Alparslan Arslan adındaki bir avukat, ateşli silahla Danıştay’ı basarak İkinci Daire Başkanı Mustafa Yücel Özbilgin’i öldürüp yanındaki üç kişiyi de ağır bir şekilde yaralamıştır. Olaydan hemen sonra “yakalanan” Alparslan Arslan’ın, Ergenekon Davası’nda yargılanan sanıklardan Veli Küçük ve Muzaffer Tekin ile ilişkili olduğu iddiası ortaya atılmış ve onlarla telefon görüşmesi ve bazı yerlerde yüz yüze görüşmeleri olduğu iddia edilmiştir. Ama cinayeti Ergenekon örgütünün işlettiğine kanıt teşkil edecek somut bir suç delili bulunamamıştır. Olayı gerçekleştiren sanık Alparslan Arslan, FETÖ ile de irtibatlıdır ve Ergenekon denen çevrelerle FETÖ adına bağlantı kurmuştur. Muzaffer Tekin ve Veli Küçük gibi derin devlete yakın isimlerle tanıştırılması, eylem sonrasında bu kişilerin şüpheli ilan edilmesini kolaylaştıracaktır -ki öyle de olmuştur.- Ergenekon soruşturmasında örgütün silahlı olması için gerçekleştirilen bu saldırıdan da en çok Cemaat nemalanmıştır. Danıştay saldırısı da FETÖ’nün menfaat sağladığı diğer soruşturmalara benzer şekilde gereği gibi araştırılmamıştır. Birçok delil kasten ortadan kaldırıldığı gibi elde edilmesi mümkün deliller de savsaklanarak alınmamıştır.

İddianamede, FETÖ Teşkilat Yapılanması başlığı altında örgüt imamları anlatıldı. Özel Hizmet Birimi İmamları başlığında da kurumların imamları sıralandı. İddianamedeki ‘yargı, emniyet, mülkiye, TSK, MİT ve Milli Eğitim’ imamları listesi şöyle:

Yargı İmamı: Şüpheli Ahmet Can ve yardımcıları şüpheliler Osman Karakuş ve Abdulkadir Aksoy’dan oluşmaktadır.

Emniyet İmamı: Emniyet yapılanmasından sorumlu imamlar şüpheli Osman Hilmi Özdil, Abdülletif Tapkan, Süleyman Uysal’dır. Şüpheli Süleyman Uysal’ın yardımcılığını şüpheliler Ziya Demirel ve avukat Ali Çelik yapmaktadır.

TSK İmamı: TSK imamlığını bir dönem şüphelilerden Hamdullah Bayram Öztürk yürütmüştür. Son bilinen TSK imamı istişare heyeti üyesi de olan Ali Bayram’dır. GATA imamı ise şüphelilerden Rıdvan Akovalı’dır.

MİT İmamı: Buranın sorumlu imamı şüphelilerden Murat Karabulut olarak kamuoyuna yansımıştır.

Milli Eğitim İmamı: Bu imamlığı şüphelilerden Sait Aksoy üstlenmiştir.

Mülkiye İmamı: Mülkiye imamlığı örgüt görevini şüphelilerden Yusuf kod adını kullanan Mahmut Akdoğan yapmaktadır.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Detay Kıbrıs | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 392 444 79 79 Faks : +90 392 227351