Detay Kıbrıs Gazetesi Bugün
  • BIST 73.600
  • Altın 132,411
  • Dolar 3,5398
  • Euro 3,7975
  • Lefkoşa 10 °C
  • Mağusa 10 °C
  • Girne 10 °C
  • Güzelyurt 8 °C
  • İskele 10 °C
  • İstanbul 1 °C
  • Ankara -9 °C

"Halkımız devletten soğutuluyor"

"Halkımız devletten soğutuluyor"
Gazimağusa ve Gazimağusa’ya bağlı köylerin Muhtarlarıyla bir araya gelen Denktaş'ın çözüm karşıtı söylemleri dikkat çekti.

Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, dün akşam Gazimağusa ve Gazimağusa’ya bağlı köylerin muhtarıyla bir araya geldi.

55 muhtarın örgütlü bulunduğu Gazimağusa Muhtarlar Derneği’nin organize ettiği toplantıda, gerek muhtar, bölge ve bölge halkının sorun, beklenti ve talepleri, gerekse iç siyaset ve Kıbrıs sorununa bağlı olarak ilerleyen müzakere sürecinde gelinen son aşama masaya yatırıldı.

Mağusa’da gerçekleşen toplantıya Gazimağusa Belediye Başkanı İsmail Arter ile Gazimağusa Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Yeşilleme ev sahipliği yaptı.

Teker teker, muhtarların görüş ve önerilerini de dinleyen Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, halkın beklentilerini ele alma yönünde girişimlerinden söz ederken, çözüm bekleyen köy sorunlarını da ivedilikle çözüme kavuşturacaklarını söyledi, bu yönde çeşitli notlar tuttu, muhtarların yazılı taleplerini topladı.

Gazimağusa’ya bağlı muhtarlar; “ova yollarının tamiri, kırsal kesim arazisi ve toplu konut, sosyal güvencesi olmayan muhtarın sosyal güvence altına alınması, belediye meclislerinde söz sahibi olması, muhtarlık binası bulunmayanların binalarının oluşturulması, merkezden uzak bölgelere kolaylığın sağlanması, işsizlik ile mücadele” konularında taleplerini açık ve net bir dille ifade etti.

Denktaş: “Görüşmeler son derece kapalı yürütülüyor. 2004 referandumunda ortada bir belge vardı, şimdi somut hiçbir şey yok”

Toplantıda son olarak Kıbrıs konusu ele alındı. Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, müzakere süreci hakkında muhtarlara bilgi verdi.

Müzakere sürecinde bugün gelinen aşamanın Annan Planından farklı yürütüldüğüne dikkati çeken Denktaş, bu farkı ise şu sözleriyle açıkladı: “2004 Annan Planı döneminde ortaya bir belge çıktı ve okuduk. Kimimiz, ‘hemen kabul edelim’, kimimiz ise ‘ret edelim’ dedik. Ancak bu kez ortada böyle bir belge yok. Görüşmeler son derece kapalı yürütülüyor. Bize de ‘tutanakları okuyun’ deniliyor. Tutanakları okuyoruz ancak nasıl bir ilerleme sağlandı, hangi konularda anlaşıldı, hangi konularda anlaşılmadı somut bir bilgi sahibi değiliz.”

Denktaş: “Garantiler konusu görüşülecek son konu olursa Türkiye ‘garantörlük hakkımdan vazgeçmem’ diyemeyecek”

Tutanakları okumanın yanı sıra, Rum basını ve Rum yönetimin açıklamalarını dinleyip, izlediklerinde endişelerinin katlanarak arttığına açıklık getiren Serdar Denktaş, neticede sona gelindiğini ancak hala daha net bir sonucun gerek kendileri, gerekse halkın eline geçmediğini söyledi.

Başbakan Yardımcısı, Cenevre’de gerçekleşen son görüşme öncesi kendilerine, ‘mülkiyet, toprak ve garantiler’ konusunun konuşulacağını, uzlaşı sağlanması halinde 5’li toplantı tarihinin belirlenip bu işin biteceğinin söylendiğini hatırlatırken, Cumhurbaşkanı Akıncı’yı; “iki lider olarak her konuda anlaşır ve ‘Garantileri’ sona bırakırsanız Türkiye,  ‘garantörlük hakkımdan vazgeçiyorum’ diyemeyecek. Ve garantiler ortadan kalkacak, öyle bir durumda Kıbrıs Yunan adası olacak. Böyle bir sona sakın gitmeyin, garantileri sona bırakmayın” telkininde bulunduğunu hatırlattı.

Denktaş: “Olası bir çözümde 80 bin Rum kuzeye yerleşecek”

Cenevre’de haritanın görüşüldüğü ve içimize yerleşecek Rum’un sayısı konusunda da anlaşıldığını belirten Denktaş; “ilk turda ‘%28,2 - %29,2 arasında bir oranla harita görüşüldü, 80 bin civarında Rum’un içimize yerleşmesi talep edilmekte.”

Cenevre’de ilk turda %28,2 - %29,2 arasında bir oranla haritanın görüşüldüğünü ve 80 bin civarında Rum’un içimize yerleşmesinde mutabakatın sağlandığını belirten Serdar Denktaş, haritaya bakıldığında tablonun net bir biçimde ortaya çıktığını buna göre; ‘Kapalı Maraş, açık Maraş, Tuzla, Boğaziçi, Güvercinlik, Türkmenköy, Vadili, Türk toprağı olmasına rağmen Beyarmudu, Akdoğan, Paşaköy, Aslanköy, Değirmenlik, Haspolat, Alayköy, Yılmazköy, Serhatköy, Zümrütköy, Akça, Bostancı, Yayla gibi köylerin Rum’un yerleşkesi olarak talep edildiğini kaydetti.

Denktaş: “Kuzeye yerleşecek Rum, yerel seçimler ve alt parlamentoda oy da kullanabilecek”

Olası bir çözümde Türk tarafına yerleşecek Rum nüfusunun %20’nin üzerine geçmeyeceğini ancak buna rağmen, yasal ikametten doğan bir hak nedeniyle Rumların yerel seçimler ve alt parlamentoda oy kullanabileceğinin de bilinmesini isteyen Başbakan Yardımcısı; “%20 blok oy demek, Rum’un istediğini seçmesi, seçtirmesi demektir.

Denktaş: “Siyasi eşitliğimiz söz konusu değil!”

“Siyasi eşitliğimiz söz konusu değil” diyen Denktaş, oluşacak ‘Alt Parlamento’da 36 Rum, 12 Türk’ün yer alacağını, kararların oy çokluğu ile verileceğini, 12 Türk parlamenter ‘hayır’ dediğinde konunun Senatoya çıkacağını, burada sayıların 2’ye 2 eşit olduğunu ancak senatodan da bir anlaşma sağlanamaz ise Yüksek Mahkemeye gidileceğini, AB’nin daha önce ismini verdiği 5 hâkimden birinin atanacağını, 1 Avrupalı, 2 Türk, 2’de Rum’un kararının geçerli olacağını, 3’e 2 yine kaybedilirse Türk’ün kaybedeceğini belirterek; “hadi söyleyin siyasi eşitlik bunun neresinde” diye sordu.

Denktaş: “Mülkiyet ve İnkişaf’ta belirsizlik sürüyor”

Mülkiyet konusunda var olan komplikasyonlara da değinen Serdar Denktaş, Rum’un malının değer kazanırken, Türk malının değerinin düşeceğini, bununda ekonomiye olumsuz yansıyacağını kaydetti.

İnkişaf edilen mülk konusunun da iyi bilinmesi gerektiğine dikkati çeken Denktaş, toprak parçasına inşaat yapıldığında veya tüm izinler alınıp henüz daha inşaat başlamadıysa bunun inkişaf olduğunu, ancak 74 veya sonrasında tek katlı ev alan bir Türk, üzerine ikinci katı çıkmış ise, bunun inkişaf olup olmadığı konusunda değerlendirmeye gireceğini söyledi.

Denktaş konunun devamında; “Değerlendirme Komisyonu üste çıkılan katın değerini belirleyecek, şayet yeni yapılan üst katın değeri, toprağın ve alt kattaki binanın değerinden yüksek ise, o zaman inkişaf. Değilse, inkişaf olmayacak. O mülkte eski sahip söz sahibi olacak. Bu memlekette bu durumda olan mülk sayısı, inkişaf edilen mülkten çok daha fazla olduğuna göre Türk Halkı yine belirsizlik içinde kalacak, mülküne ‘mülküm, malım’ diyemeyecek”

Denktaş: “Olası bir çözüm Türk üreticisini fakirleştirecek. Dikkatli olun!”

AB Gıda Güvenliği’nin de Türk ekonomisine darbe vuracağına dikkati çeken Serdar Denktaş, Rum tarafının 7 senelik bir geçiş sonrası AB müktesebatına uyum sağladığını, Gıda Güvenliğini uyguladığını ancak olası bir çözümde Türk üreticisinin zor durumda kalacağını, sadece Türk toprağının AB Gıda Güvenliğine uyum sağlaması için en az 3 yıla ihtiyaç duyulduğunun bilinmesinin gerekli olduğunu kaydederek; “Sayın Akıncı’ya soruyorum, kendi ürünlerimizin satılması yönünde geçici bir süre önlem alınacağını belirtiyor. Bugün bile bunu başaramıyorsak yarın nasıl olacak? Tüm bu komplikasyonlar benim insanımı fakirleştirecek. Ben fakirleştikçe saldırganlaşacağım. Ve neticede var olan barış da bozulacak, yine mevzilere çıkacağız. Dikkatli olun!” dedi.

Denktaş; “Tehlikelere dikkati çektiğimde ‘Türk-Rum diye düşünme, Kıbrıslı diye düşün!’ telkinleri ile karşılaşıyorum. Benim safım belli, ben Kıbrıslı Türküm”

Müzakere sürecinde her gördüğü tehlikelere dikkat çektiğinde ‘Türk-Rum diye düşünme, Kıbrıslı olarak düşün!’ diye telkinlerle karşılaştığına dikkati çeken Serdar Denktaş; “Benim safım belli. Ben Kıbrıslı Türküm ve bunu da kaybetmek istemiyorum” diye yanıt verdi.

İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi ve Kıbrıs Özel Danışmanı Eide ile görüşme…

Geçtiğimiz haftalarda önce İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi ardından BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışması Espen Barth Eide ile yaptığı görüşmelerden anekdotlar da paylaşan Denktaş; “Kıbrıs Türk Halkı’nı Birincil Hukukla korumuyor, garantileri de ortadan kaldırıyorsunuz. Peki, bizi kim koruyacak?’ yönünde sorular sorduğunu aldığı yanıtın ise kendisini tatmin etmediğini söyledi.

Denktaş: “İşin gerçeği ortada bir senaryo var. 5’li görüşme tarihi aslında belirlenmişti, ‘Rum geri adım attı’ denilerek bizden ek taviz istenecek” 

Yaptığı tüm görüşmelere bakıldığında işin gerçeğini görebildiğini söyleyen Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş; “anlıyorum ki, işin gerçeği, 5’li görüşme tarihi aslında belirlenmiş durumda. Sadece belirlenemediği söyleniyor. Bir senaryo var ortada. ‘Rum tarafı geri adım attı’ denilerek aslında bizden hem garantiler, hem içimize yerleşecek Rum sayısından, hem de iade edilecek toprak konusunda ek tavizler istenecek. Neticede bizleri gelecek yıl Mart-Nisan gibi bir referandum bekliyor olacak” diye konuştu.

Denktaş: “Referandumda irademi, ‘hayır’ yönünde kullanacağım. Çünkü gidişat belli”

Serdar Denktaş, bugüne kadar tüm okudukları, gördükleri ve duyduklarından hareketle pozisyonunu belirlediğini, referandumda iradesini ‘hayır’ yönünde kullanacağını, çünkü gidişatın Kıbrıs Türk Halkı açısından hiç iç acıcı olmadığını belirtti.

Denktaş: “İnanılmaz sinsi bir kampanya ile halkımız devletinden soğutuluyor, Türkiye karşıtlığı yükseltiliyor”

Denktaş ancak, Türk tarafının ‘evet’ yönünde irade sergilemesi için AB fonlarıyla halkı, devletten soğutmaya, Türkiye karşıtlığını yükseltmeye yönelik oyunların başladığı tehlikesi ile karşı karşıya kaldığımızın da bilinmesini isterken; “inanılmaz sinsi bir kampanya yürütülerek halkımız devletin soğutulmaya çalışılıyor, Türkiye karşıtlığı yükseltiliyor” dedi.

Girne dağ yolunda yaşanan kaza ile ilgili de konuşan Başbakan Yardımcısı Denktaş: “Trafik kazasında kardeş kaybetmiş birisi olarak, ailelerin, gençlerin halkın acısını derinden hissediyorum” 

Son olarak Girne dağ yolunda gerçekleşen kazanın herkes gibi kendisini de derinden üzdüğüne işaret eden Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, trafik kazasında kardeş kaybetmiş birisi olarak o ailelerin ve gençlerin acısını hissedebildiğini ancak acının üzerinden siyaset ve provokasyon yapılmasının da son derece yanlış olduğunu söyledi.

Denktaş: “Eylem yapan öğrencilerin yanına kendilerini anladığımı anlatmak için gittim. Suçlu değil ama sorumlu olduğumu, sorumluluktan da kaçmadığımı anlatmak için gençlerimizin yanında var olmak istedim. Trafik kazasında kardeş kaybetmiş birisi olarak o Ailelerin, o gençlerin acısını çok daha derinden hissediyorum. Ancak acının üzerinden siyaset ve provokasyon yapmak isteyen bazı sendika ve sivil toplum örgütleri, gencecik çocuklarımıza ‘katil devlet! diye haykırmasını söylüyor. Yakın arkadaşlarını kaybetmiş çocuklarımızın, yaşadığı acı doğrultusunda o anki sözlerini anlayabiliyor, hissedebiliyorum. Çocuklarımızın suçu ve günahının olmadığını biliyorum. Ancak bu acı üzerinden siyaset uğraşında olanları da Allah’a havale ediyorum” diye konuştu.

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Detay Kıbrıs | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 392 444 79 79 Faks : +90 392 227351