• BIST 2.401,96
  • Altın 975.87
  • Dolar 16.6747
  • Euro 17.4195
  • Lefkoşa 23 °C
  • Mağusa 23 °C
  • Girne 24 °C
  • Güzelyurt 21 °C
  • İskele 23 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 17 °C

HP Genel Sekreteri: Meclis dışındaki mücadeleye CTP de destek olursa mücadele büyür

HP Genel Sekreteri: Meclis dışındaki mücadeleye CTP de destek olursa mücadele büyür
HP Genel Sekreteri: Meclis dışındaki mücadeleye CTP de  destek olursa mücadele büyür

Halkın Partisi’nin en büyük pişmanlığı 4’lü hükümetten çekilmek!

 

Parti meclisinde kadın vekiller de oy kullandı

 

·Meclis’ten çekilme ve sine-i millete gitme kararı alan Halkın Partisi’nin Genel Sekreteri, “İki kadın vekil partinin kararına uyup istifa edecekler mi? ” sorusunu yanıtladı.

 

Halkın Partisi’nin Genel Sekreteri, Gazeteci Rana Sarro’ya çok önemli açıklamalarda bulundu ve “Zaten online bir oylama gerçekleşti ve kendileri de bu kararda oy kullandılar” dedi.

 

 

Detay Gazetesi Özel

 

Meclis’ten çekilme ve sine-i millete gitme kararı alan Halkın Partisi’nin Genel Sekreteri, Gazeteci Rana Sarro’ya çok önemli açıklamalarda bulundu.

HP Genel Başkanı Kudret Özersay’ın istifada kararlı olduğu ancak diğer iki vekil Ayşegül Baybars ve Jale Refik Rogers’ın istifa kararına onay vermedikleri iddiaları, Ahmet Tokatlıoğlu’na soruldu…

Halkın Partisi Genel Sekreteri, gündemin birinci sırasında tartışılan konuyu ve çok merak edilen soruyu yanıtladı. “İki kadın vekil, partinin kararına uyup istifa edecekler mi? ”

Halkın Partisi Genel Sekreteri Ahmet Tokatlıoğlu, “Zaten online bir oylama gerçekleşti ve kendileri de bu karara oy verdiler... Parti meclisi karar toplantısı öncesinde vekillerimiz ile de ayrıca toplantı yaptık” dedi Ve ola ki istifalar onaylanmazsa parti olarak izleyecekleri yol haritasını da anlatan HP Genel Sekreteri, çok samimi itiraflarda ve özeleştirilerde de bulundu.

“Halkın Partisi’nin en büyük pişmanlığı 4’lü hükümetten çekilmektir” diyen Tokatlıoğlu, “Halktan kopuk bir hükümet süreci geçirdik. Bunu yapıcı bir eleştiri olarak kabul edebiliriz” dedi.

Tüm merak edilenlerin konuşulduğu Rana Sarro’nun Ahmet Tokatlıoğlu ile röportajı şöyle:

 

Soru: Yeni bir sinerji ortaya attınız. Halkın Partisi’nin bu kararı çok da takdire şayandır. Ama bazı kesimler tarafından eleştiri konusu oldu. Siz bu eleştirileri duydunuz mu? Siz bu eleştirilerle ilgili ilk etapta ne düşünüyorsunuz?

 

Ahmet Tokatlıoğlu: Duydum tabi. Şuan için öyle bir şey söz konusu değildir, parti meclisinin aldığı karar bağlayıcıdır. Ayşegül hanım yurtdışında olduğu için de herhangi bir detaylı basın açıklaması konusunu önümüzdeki haftaya büyük ihtimalle bırakacağız. Pazartesi günü kendi MYK’mız içinde bir toplantımız olmasını planlıyoruz. Ondan sonrasıyla ilgili bir yol haritasını yani toplumun belli kesimleriyle, sendikalarla, meclis dışındaki veya ana muhalefet partisiyle istişare süreçlerimizi, köy bölge ziyaretlerimizi planlayacağız. Nasıl hareket edileceği ile ilgili dediğim gibi bir yol haritası çıkarılmış olacak.

 

“TELEFONİYEN İSTİŞARE SÜREÇLERİMİZ OLDU”

Soru: Sendikalar, sivil toplum örgütleri, muhalefet partileri vs. bir ön görüşmeniz oldu mu yoksa bundan sonra mı olacak?

Ahmet Tokatlıoğlu: Bundan sonra… Telefoniyen tabi ki istişare süreçlerimiz oldu ama bu karar alındıktan sonra, bu istişare süreci de önümüzdeki hafta içerisinden itibaren başlamış olacak.

 

“BU YÜZDEN MECLİS’TEN ÇEKİLME KARARI ALDIK”

Soru: Bu kararın basit bir kararmış gibi geçiştirilmesi, hatta kötü bir karar alınmış gibi lanse edilmesi konusunda ne düşünüyorsunuz? Yani vatana ihanet edenleri abartmıyoruz, hırsızları, arsızları, vurguncuları neredeyse bu şekilde yerden yere vurmuyoruz, ama Halkın Partisi’nin böylesi önemli bir adımını yerden yere vuranlar var. Duyan zanneder ki HP çaldı, çırptı, yolsuzluk yaptı, bir şey yaptı. O kadar abartılmasa da bu karar en azından yerden yere de vurulmamalıydı kanımca. Siz ne düşünüyorsunuz?

Ahmet Tokatlıoğlu: Halkın Partisi Sine-i millet kararı alma konusunda ciddi ve samimidir. Meclis içerisinde bulunmamız artık hükümetin meşru olmadığı veya seçimlerin geçmişteki Ulusal Birlik Partisi kongre seçiminin veya genel seçimler sonrasında toplumun koyduğu iradenin yansımaması halinde bizim mecliste kalmamızın bir anlamı zaten artık yoktur. Biz bu mücadeleyi meclis dışında da verebiliriz, vermeye de devam edeceğiz. Meclis içerisinde bugüne kadar biz yıkıcı değil, yapıcı bir muhalefet politikası yürüttük. Ama baktık gördük ki niyet iyi değildir, bir karşılık bulamıyor, dolayısıyla bu işi yine toplumun iradesine başvurmak temizleyecek. Dolayısıyla makul olan en kısa zamanda bir erken seçime gidilmesi şart olacak. Önümüzde de zaten bizi bekleyen büyük krizler var. Bunu biliyoruz. Hükümet protokolünün içeriği henüz kimseyle paylaşılmadı. Onun içeriğinde neler getirecek, ülkeyi kaosa sokacak kararlar var mı, bizim şüphelerimiz var bu konuda. Aynı zamanda yüzde 40’ın üzerinde bir hayat pahalılığı oranı beklentisi var, bunu kamu maliyesi bu kadar plansız programsız giderken, toplum menfaatine icraat yapamazken sağlayabilecekler mi, bunun asgari ücrete yansıması ne olacak. Zaten 2018 yılından beridir süregelen ekonomik krizin daha da derinleşeceği bir sürece giriyoruz. Dolayısıyla bir ciddiyet görmüyoruz biz hükümet edenlerde. Bu bağlamda mücadelemizi dışarıda, sivil toplumla istişare içerisinde, ortak aklı bulmak zorundayız ve Meclis’ten çekilme kararı aldık. Yani tepeden inme kararlarla bir yere varamayacağımız aşikârdır bu saatten sonra.

 

Soru: Peki, özellikle ana muhalefet partisinin de alması gereken özlenen bir karar mıdır sizce?  Telefoniyen istişareleriniz oldu demiştiniz. Böyle bir niyet sezdiniz mi? Bir yeşil ışık aldınız mı? Onların da böyle bir düşüncesi var mı? İlk adımı siz atıp da ondan sonra gerisi gelir mi acaba?

Ahmet Tokatlıoğlu: Henüz bir istişare süreci başlatmadı. Kendileri karar verecek. Tabi ki dışarıda başlatacağımız bu mücadele sürecine onların da dahil olması, mücadelenin büyümesini sağlar, bunu biz takdirle karşılarız.

 

ANİ BİR KARAR MI BU?

Soru: Gerekçelerinizi anladık. Bu kararı ne zaman aldınız? Ani bir karar mıydı?

Ahmet Tokatlıoğlu: Bu karar, parti içinde uzun bir istişare süresinde oldu, gerek ilçelerdeki üyelerimizin görüşleri alındı ve tabi ki en nihai karar da partinin en yüksek karar organı olan parti meclisinde alındı. Karar dün itibariyle alındı. Bunun da detaylı açıklamasını basın açıklaması olarak verdik. Bundan sonra detaylı olarak nasıl bir yol izleneceği ile ilgili de önümüzdeki hafta kendi MYK’mız içerisinde gerçekleştireceğimiz toplantıda belli olacak. Daha detaylı belli olmadığı için daha fazla bir şey söyleyemiyorum tabi.

 

“PARTİ MECLİSİ KARARI ÖNCESİNDE VEKİLLERİMİZ İLE…“

Soru: Bu öneriyi parti meclisine götürürken öncelikle vekillerinize sordunuz mu? Onların da görüşü alındı mı? HP Milletvekili Jale Refik Rogers veya Ayşegül Baybars’ın?

Ahmet Tokatlıoğlu: Evet yani parti meclisi karar toplantısı öncesinde vekillerimiz ile de ayrıca toplantı yaptık. MYK üyelerimiz ile de toplantı yaptık, dolayısıyla da bir istişare sürecinin sonucunda ortaya çıkmış bir karardır. Daha önce yapılan açıklamalarda biliyorsunuz sine-i millet kararının parti meclisinin alacağı kararlar arasında bir seçenek olduğu söylenmişti. Bunun yanında sine-i milletin alternatifi olarak meclisin belli bir süre boykot edilmesi, bir istişare sürecinin yapıldıktan sonra sine-i millet kararının değerlendirilmesi de bir alternatif idi mesela ama parti meclisinin iradesi derhal sine- i millet kararının alınması yönünde ortaya çıktı. Dolayısıyla hepimiz de bu karara saygı duymak ve uymak zorundayız.

 

2 KADIN VEKİL İSTİFA EDECEKLER Mİ?

Soru: Ayşegül hanım ve Jale Refik Rogers hanım da aynı görüşte midirler? Vekillikten istifa etmek niyetinde midirler?

Ahmet Tokatlıoğlu: Onu önümüzdeki hafta net bir şekilde ortaya çıkaracağız tabi ki. Şuanda bunun hilafına bir açıklamaları yok.

 

Soru: Parti meclisi mi seçtirdi bu vekilleri, istifa etmeleri kararını nasıl parti meclisi kararı verebiliyor gibi bir takım eleştirilere maruz kaldınız.

Ahmet Tokatlıoğlu: Bu kararı değersizleştirmek için belli ki parti içinde alınan bu kararı farklı noktalara demek ki çekmek isteyenler var. Bunu biz parti olarak kınıyoruz. Parti meclisinin iradesi bu yöndedir. Bu herhangi bir kişinin veya herhangi bir parti yöneticisinin baskısı sonucu alınmış bir karar değildir. En az 12 saatlik canlı oturumda tartışıldıktan sonra ortaya çıkan bir karardır. Dolayısıyla buna da hem parti üyelerinin hem de tüm toplumun da saygı duymasını bekliyoruz tabi ki.

 

Soru: Bu karar oy çokluğuyla mı alındı?

Ahmet Tokatlıoğlu: Evet.

 

Soru: Kaça kaç?

Ahmet Tokatlıoğlu: Tam oran söyleyemeyiz.

 

Soru: Karar öncesinde vekilleriniz ile görüşüp istişare ettiniz peki karar sonrasında görüşüp istişare ettiniz mi?

Ahmet Tokatlıoğlu: Yok. Ayşegül hanımın yurtdışından gelmesini bekliyoruz ki 3 vekilimiz ve genel sekreterimiz toplansın hatta bir MYK toplantısı gerçekleştirilsin. Şuanda Ayşegül hanım yurtdışında olduğu için karar sonrasında bir toplantı yapmadık henüz.

 

“VEKİLLERİMİZ DE KARARA OY VERDİLER”

Soru: Kararı gazetelerden okumuşlardır. Hiçbir şekilde görüşmediniz mi? Hiçbir şekilde size ulaşmadılar mı?

Ahmet Tokatlıoğlu: Ulaştılar tabi canım, ulaşılmaz olur mu… Zaten online bir oylama gerçekleşti ve kendileri de bu karara oy verdiler.

 

Soru: Olumlu oy mu verdiler?

Ahmet Tokatlıoğlu: Detay vermek istemiyorum bu aşamada.

 

Soru: Sayın Erhan Arıklı’nın bir açıklaması var. İstifaları Meclis’te onaylamayacaklarını yönünde… İstifalar onaylanmazsa parti olarak ne yapacaksınız bunu da düşündünüz mü? 

Ahmet Tokatlıoğlu: Tabi ki bilirsiniz istifa tek taraflı bir eylemdir. Kabul edilip edilmemesi gibi bir durum söz konusu olmaması gerekir. Ama tabi ki öyle bir durumda biz gerekirse her hafta gidip “istifamızı kabul edin” diyerek ineriz kürsüden. Ve o süreçte de maaş almayız. Zorla yatırılırsa da bir hayır kuruluşuna gider bağışlarız.

 

Soru: İki vekiliz eğer parti meclisi kararına rağmen istifa etmezlerse ne yapacaksınız?

Ahmet Tokatlıoğlu:  Bu soruya yanıt vermeyeyim. Çünkü bunun hilafına bir açıklamaları olmadı.

 

“TARİHİ BİR KARARDIR”

Soru: Biliyorsunuz varoluş mitingi yaşanmıştı bu ülkede. Ve binler İnönü Meydanı’na toplanmıştı. Bu sinerjinin adına bir ‘varoluş mücadelesi’ denebilir mi?

Ahmet Tokatlıoğlu: Bizim burada esas hedefimiz Kıbrıslı Türklerin kendi kendini yönetebilme ve iradesine karşı çıkma noktası konusudur. İkincisi de demokrasinin ve hukuk devleti ilkelerinin yerle bir edildiği, belediye seçimlerinin tarihiyle ilgili bile hükümetin bir karar almaması Anayasa’nın delinmesi noktasında büyük bir tehlike ortaya koymuştur. Bugün siz belediye seçimleri ile ilgili tarih kararlaştırmayarak Anayasayı delersiniz, yarın o rahatlıkla başka konularda da Anayasa’yı delme girişiminde bulunabilirsiniz demektir. Dolayısıyla Anayasa’nın bir ülkenin tüm kurum ve kuruluşlarının üzerinde olduğu, yani bakanlar kurulunun, yasamanın, yargının, yürütmenin oluşmasını sağlayan, bugün bir Cumhurbaşkanı’nın bile cumhurbaşkanı olabilmesini sağlayan Anayasa’dır. Dolayısıyla biz her şeyin üzerine kurduğumuz bu temeli sarsma girişimini görebiliyorsak, ortada büyük bir tehlike vardır. Buna da bir tepki olarak biz bu kararı aldık. Bu karar bu toplumun geleceği için, gençlerin bu ülkede kalabilmesini sağlayacak iradenin ve görüşün siyaset kurumunda bulunduğunu gösterebilmek için da bir miktar alınmıştır. Dolayısıyla tarihi bir karardır baktığınızda.

 

KURULUŞ MİSYONU DA BUYDU

Soru: Halkın Partisi halk için neler yapmıştı bunları bir hatırlayalım mı?

Ahmet Tokatlıoğlu: Halkın Partisi bu mevcut sürdürülemez yapıya karşı olan vatandaşların bir fikir etrafında toplanmasıyla oluşmuştur. Bu ülkedeki yozlaşmanın kötü yönetimin karşısında durmak hedefiyle biz bu partiyi kurduk. Tabi ki 2016’dan bu yana biliyorsunuz ki 2018 yılında parlamentoya meclise girer girmez kendimizi hemen hükümette bulduk. Muhalefet tecrübemiz yoktu henüz mecliste ve ilk 4’lü hükümetle başlayan süreç boyunca özellikle yönetimi bizde olan İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı ve Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde birçok konuda aslında bu ülkede reform niteliği taşıyan siyasal hazırlıklar yaptık ama hükümet ortaklarımız bunları hayata geçirecek iradeyi göstermekten geri durdular. Bunu da o dönemde çok defa sorgulamıştık hatırlarsanız. Özellikle kamu reformu bağlamında yapılan çalışmalar bağlamında hükümet ortaklarının bunu hayata geçirme noktasında irade göstermeyişi, bizim için ilk yaşanan büyük hayal kırıklığıydı. Sonrasında kamu reformunun bir parçası olarak düşündüğümüz müşavirliğin kaldırılması kararını kabul ettirebilmiş ve hayata geçirebilmiştik. Bugün 2018’den bu yana kurulan hükümetler sonucunda müşavir yaratılmıyorsa, devletin üzerinden bu büyük yük kaldırılmışsa bu Halkın Partisi’nin hükümetteyken verdiği mücadelenin bir sonucudur. Yurttaşlık Yasası ile ilgili de düzenleme yapılması bu ülkenin vatandaşlığının verilmesi noktasında vatandaşlığın siyasi malzeme olmaktan çıkarılmasıyla ilgili bizim çok ciddi çalışmalarımız vardı. Bunu koalisyon ortaklarımız kabul etmediği için hem 4’lü hükümette hem de UBP-HP hükümetinde hayata geçirmemiz mümkün olmadı. Ama tabi ki bu ülkedeki ikamet tüzüğü ki bu çok önemlidir bu ülkede yaşayan insanların hangi statüde yaşadığının bu devletin bilebilmesini sağlayacak İkamet Tüzüğü’nün geçmesi büyük bir devrim niteliğindeydi. Hükümetteyken attığımız bir adımdı bu da.

 

HALKIN PARTİSİ’NİN BÜYÜK BİR BAŞARISIYDI

Öte yandan, Ulaştırma Bakanlığı’nca ülkenin ulaşım master planının hazırlanmış olması, o dönemde mali kaynaklar yeterli olmadığından dolayı master planı çerçevesinde hazırlanan ülkedeki doğudan batıya kuzeyden güneye var olan karayollarına ait tüm karayolları da atılması gereken adımların biz aslında projelerini hazırlamıştık ama bu mali kaynaklar bize ayrılamadığı için çoğu noktada başaramadık.

 

Soru: Evet zamanında kaynak akardı, proje yoktu, o dönemde de projeler hazırdı fakat kaynak yoktu. Bunu hatırlayabiliyoruz. Sn. Tolga Atakan, karayollarının iyileştirilmesi için çok önemli projeler hazırlamıştı fakat kaynak sıkıntısı nedeniyle bu hayata geçirilememişti. Çünkü o dönemde biliyoruz ki, alt yapı yani karayolları Türkiye’den gönderilen paralarla yapılır. Siz neler ekleyeceksiniz?

Ahmet Tokatlıoğlu: Hatırlarsınız o dönem 2018 yılında görevi devralmamızla inanılmaz bir döviz patlaması da yaşanmıştı. TL’deki devalüasyon hesapların şaşmasına da neden olmuştu çünkü örneğin bir asfaltın maliyeti dolar bazında olduğu için siz bir bütçe yaparsınız ama ayırdığınız bütçe yetersiz kalır. Bu sıkıntıları da yaşadık. Onun dışında sel felaketi yaşadık. Memlekete füze düştü. Birçok sorun oldu hatırlarsanız. Sürekli bir kriz yönetimi ile Halkın Partisi hükümette yer aldı. En son da pandemi sürecinin başlangıcında da Halkın Partisi görevdeydi. O dönemde yurtdışında kısılan çocuklarımızı öğrencilerimizi, Uluslararası uçuşların kapatıldığı bir dönemde, uluslararası diplomasi süreçlerinin yönetilmesi sonucu uçaklar kaldırılarak vatandaşlarımızı ailelerine ve memleketlerine getirmeyi başardık. Bu da büyük başarılarındandır aslında Halkın Partisi’nin.

 

Soru: Kesinlikle Sn. Tolga Atakan’ın bıkmadan usanmadan yılmadan çabaları, karayollarının iyileştirilmesi adına kaynaksız uğraşları, çalışmaları bizzat yerinden takip etmesi, bunlar akıllardadır halen…

Ahmet Tokatlıoğlu: Yani bugün yaşadığımız siyasi gelişmelere baktığınızda aslında o dönem atılan adımların ne kadar önemli ve değerli olduğunu karşılaştırdığınızda görebilirsiniz. Bunu da vatandaş görüyordur bence.

 

CTP YURTTAŞLIK YASASININ DEĞİŞTİRİLMESİNE YANAŞMADI

Soru: CTP de TDP de Yurttaşlık Yasası’nın (vatandaşlık yasası) değiştirilmesine onay vermemiş miydi?

Ahmet Tokatlıoğlu: Şimdi doğrudan bir siyasi partiyi hedef almak doğru olmaz.

 

Soru: Hayır ben merak ediyorum sonuçta, yani niye gizlensin ki bu. Halka hani açıksınız, şeffafsınız, niye söylemeyesiniz?

Ahmet Tokatlıoğlu: Yani o noktada yaşanan sıkıntı Tufan Beyin başbakanlığı döneminde, parti meclisine bu konuyu danışmam lazım” demesi ve sonrasında herhangi bir dönüşü olmaması. Tabi biliyorsunuz ondan sonra yaşanan süreçte 4’lü hükümetin bozulması da bu yasanın hayata geçirilmemesinin nedenlerinden biriydi.

 

HALKIN PARTİSİ HÜKÜMETTEYKEN TÜRKİYE MÜDAHALESİ OLDU MU?

Soru: Diğer nedenler nelerdi? Bir de hükümet etti Halkın Partisi. Şuanda da esas bu sine-i millete gitme konusu müdahalelerle alakalıdır. HP hükümetteyken bir Türkiye müdahalesi gördü mü, yaşadı mı, hissetti mi?

Ahmet Tokatlıoğlu: Müdahaleyi yapandan ziyade müdahaleye izin veren daha suçludur diye düşünüyorum. Dolayısıyla özellikle UBP için söylüyorum bunu, eğer iki devlet iki egemenlik tezine dış politikanızı kurgulamışsanız, o zaman egemen olduğunuzu ve bağımsız bir devlet olduğunu kanıtlamak ve ona göre hareket etmek zorundasınız. Türkiye Cumhuriyeti bizim en yakın müttefikimiz, yıllardır bize tek destek olan ülkedir. Ama TC ile kurdukları ilişki şuanda sağlıklı bir zeminde olmadığı için iç siyaseti de dengesizleştiriyor. Dolayısıyla burada esas suçlu UBP’nin kendisidir.

 

Soru: Bir müdahale denenmiş miydi, Halkın Partisi’nin hükümette olduğu dönemde?

Ahmet Tokatlıoğlu: Hayır öyle bir müdahale söz konusu değildi.

 

Soru: O dönem sıkıntı yok muydu yani Türkiye ile ilişkilerde.

Ahmet Tokatlıoğlu:  Yani bugünle kıyaslarsanız yoktu bile diyebilirsiniz.

 

“4’LÜ HÜKÜMETTEN ÇEKİLDİĞİMİZ İÇİN PİŞMANIZ”

Soru: Madem ki Türkiye müdahalesi de yoktu niye Halkın Partisi hükümette kalmaya devam etmedi? Hükümet ortaklarının Yurttaşlık Yasası değiştirilmesine yanaşmaması bir nedendi. Diğer nedenler nelerdi?  

Ahmet Tokatlıoğlu:  Özellikle 4’lü hükümet döneminde hükümet protokolüne de koyduğumuz herhangi bir bakanın birinci derece yakınına devlet imkanlarını sağlayamaması şartı, Maliye Bakanı olan Sn. Serdar Denktaş tarafından hatırlarsanız ihlal edilmişti. Denktaş kendi oğluna, bakanlar kurulundan onay almaksınız sadece kendi yetkisiyle kiraladığı arazinin iptali istenmişti ve iptal etmekten geri durması da hükümet protokolüne aykırı bir hareket niteliğindeydi. Tabi ki 4’lü hükümetten çıkma noktasını biz Halkın Partisi olarak bugünkü tecrübemiz olsaydı o kadar hızlı karar almayabilirdik. İlk hükümet tecrübemizdi, biz daha önce siyasi partilerden gelmiş insanlar değiliz. Siyasi tecrübemiz yoktu o dönemde. Belki de bugünkü tecrübemiz olsaydı, 4’lü hükümette o gelişmelerden sonra o kararların iptali olmazsa biz de onların getirdikleri diğer kararlara imza atmayız şeklinde bir duruş sergileyebilirdik. Yani içeride o mücadeleyi bir süre daha devam ettirirdik diye düşünüyorum.

 

Soru: Var mı başka pişmanlıklarınız?

Ahmet Tokatlıoğlu:  Yok benim şahsi olarak en büyük pişmanlığın 4’lü hükümetten bu kadar erken ayrılma kararı almış olmamızdır. Tabi ki belki de devam ettirsek de belki de bir noktada yine bir kopma noktasına gelinebilirdi ama içeride o mücadelenin devam ettirilmesi daha doğru olurdu diye düşünüyorum bugünkü tecrübe ile.

 

Soru: Sine-i millete gitmekten de ileride aynı pişmanlık doğabilir mi? İyi düşündünüz mü?

Ahmet Tokatlıoğlu: Biz gerçekten iki oturum yaptık bu konuyla ilgili. Birinci oturumda da bu kararı almadık. Birinci oturumumuz 6 saati aşkın bir sürede sonuçlandı. Ve bir karar almadık. İki gün sonrasında Çarşamba günü ikinci parti meclisi oturumumuzu gerçekleştirdik ve orada da yaklaşık 6 saatlik bir toplantı oldu ve onun sonucunda biz bu kararı aldık. Yani 12 saatlik canlı bir oturum ve onun dışında da yine kendi sosyal medya grubumuz içerisinde tartışma süreci sonrasında alınmış bir karardır, dolayısıyla alelacele hızlı hiç tartışılmadan alınmış bir karardır demek çok büyük bir haksızlık olur.

 

Soru: Tüm eleştirilere, bu tarihi kararınızı yerden yere vurmaya ya da basitleştirmeye çalışanlara rağmen kanımca çok büyük kitleleri peşinizden sürükleyeceksiniz. Eğer ki kamuoyuna yeterince ulaşabilirseniz.

Ahmet Tokatlıoğlu: Tabi ki daha önceki eksikliklerimizden birinin de bu olduğunu biz tespit ediyoruz. Daha önce atılan adımlarda, 4’lü hükümetten ayrılma süreci olsun ya da UBP ile kurulan hükümet ve sonraki süreçte de belki de kendimizi yeterince topluma anlatamamış olabiliriz. Veya bunu başka yerlere çekmek isteyen diğer kesimler, bizim aslında özgür irademizle almış olduğumuz kararları başka yönlere çekmek istediler ama biz buna müsaade etmeyeceğiz. Burada demokratik tartışma ve oylama süreci sonucunda alınmış bir karar vardır. Bunun da topluma doğru şekilde anlatılması için aslında biz de bu istişare süreçlerini başlatacağız. Çünkü toplumun her kesimi önemlidir ve her kesimin düşüncesini almamız ve her kesimin düşüncelerini de paylaşmamız çok önemlidir diye düşünüyorum. Bakanlıklardaki icraatlara odaklanarak halktan bir nebze kopuk bir hükümet süreci geçirdik. Bir nebze doğrudur. İcraatlar ile halkın içinde olmayı da birarada başarmak zorundayız. Bu yapıcı eleştiriyi bundan sonraki süreç için kabul edebiliriz.

 

Soru: Bu özeleştirileriniz ve samimi itiraflarınız da takdire şayandır. Bunların toplumda bir karşılığı olacağını düşünüyorum…

Ahmet Tokatlıoğlu: Tabi ki bir hatamız varsa bunları kötü niyetle yapmadığımızı kabul etmek ve bundan sonraki süreçte bunlardan ders alacağımızı söylemek bence samimiyet gerektirir.

 

 

 

Etiketler: , , ,
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler