• BIST 114.058
  • Altın 326,680
  • Dolar 6,1589
  • Euro 6,7373
  • Lefkoşa 10 °C
  • Mağusa 11 °C
  • Girne 15 °C
  • Güzelyurt 9 °C
  • İskele 11 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 8 °C

İran uzmanı gazeteci: ABD’nin saldırısı rejime ‘can suyu’ verdi

İran uzmanı gazeteci: ABD’nin saldırısı rejime ‘can suyu’ verdi
İran uzmanı gazeteci: ABD’nin saldırısı rejime ‘can suyu’ verdi

İran’ın Ortadoğu’daki en büyük kozlarından tümgeneral Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesinin ardından artık herkesin aklında tek bir soru var: Peki, şimdi ne olacak? İran nasıl bir karşılık verecek, bu olay ABD ile İran arasında çıkması muhtemel bir savaşın fitilini ateşleyecek mi?

İran’a defalarca gidip gelmiş, İran eski cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, eski dışişleri bakanları Manuçehr Mutteki, Ali Ekber Salihi, eski cumhurbaşkanı yardımcısı Perviz Davudi ve halihazırda İran’ın ilk kadın cumhurbaşkanı yardımcısı Masomeh Ebtekar gibi İran devletinin önde gelen isimleriyle defalarca söyleşi yapmış bir gazeteci olarak en azından şunu net bir dille söyleyebilirim: İran ABD’ye sert bir şekilde missileme yapmaktan asla geri durmayacaktır.

İran’ın bölgesel güç olma iddiası

Bunun birden fazla sebebi var:

Birincisi, sevin ya da sevmeyin, şurası gerçek ki İran, son yıllarda Ortadoğu’da Irak, Suriye, Yemen gibi birden fazla ülkede sözü geçiren bölgesel bir güç haline geldi. ABD’nin, İran’ın Ortadoğu politikalarının hayata geçirilmesindeki en etkili isim Süleymani’yi öldürmesi, İran’a karşı açık bir meydan okuma olduğu kadar, İran’ın Irak başta olmak üzere Ortadoğu’daki etkinliğini kırmaya da yönelik.

Ebtekar, birkaç yıl önce Tahran’da yaptığım söyleşide, İran’ın bölgesel güç olma iddiasına ilişkin şunları söylemişti: “İran, hem siyasi hem de ekonomik olarak bölgede güçlü bir oyuncu. Batı da artık İran’ı görmezden gelemeyeceğinin ve bağımsız pozisyonunu değiştirmesi için İran’a baskı yapamayacağının farkına vardı. İran’ın İslam dünyasında çok fazla etkisi var ve birçok Batılı ülke de bunun farkında.”

Sadece Batılı ülkeler değil, Ortadoğu’daki Suudi Arabistan, İsrail gibi İran’a düşman ülkeler de bunun çok iyi farkındaydı. Ve İsrail ve Körfez ülkeleri başta olmak üzere birçok ülke de bu gidişe bir “Dur” denmesini istiyordu. Bu nedenle İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu gibi bazı liderler uzun süredir ABD’ye açık açık “İran’a saldır” mesajı veriyordu. Süleymani’nin öldürülmesiyle nihayet ‘beklenen’ saldırı düzenlenmiş oldu. Nitekim Netanyahu, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi oyunun dışında bıraktığı yönünde değerlendirilen ‘EastMed’ (Doğu Akdeniz doğalgaz boru hattı) projesinin inşası için Yunanistan ve Güney Kıbrıs’la anlaşma imzalamak üzere gittiği Atina’da alelacele bir açıklama yapacak ve “(ABD Başkanı Donald) Trump yaptığı bu eylemle her türlü övgüyü hak ediyor” diyecekti.

Ancak İran, bölgedeki en büyük kozlarından birini, kendi emellerine ulaşmak için yeri doldurulamaz bir generalini kaybetmiş olsa da, Ortadoğu’daki bu iddiasından ve gücünden vazgeçmeye hiç mi hiç niyetli değil. Bunun için ABD’nin bu saldırısı karşısında tepkisiz kalması, her şeyden önce İran’ın ‘zayıf’ görünmesine yol açacak. Ve İran, öncelikle bölgede ve uluslararası arenada zayıf görünmemek adına kendisini ABD’ye karşılık vermek mecburiyetinde hissedecek.

İran rejimine ‘can suyu’

İkinci önemli sebepse ABD’nin saldırısıyla birlikte başlaması muhtemel savaşın İran’da rejim değişikliğine yol açacağını düşünenlerin ya da en azından bunu arzu edenlerin atladıkları bir şey var: İran, her ne kadar rejim karşıtı geniş bir nüfusu barındırıyor olsa da halk söz konusu ABD’den gelen varoluşsal bir tehdit olduğu zaman aynı milliyetçi duygular etrafında birleşir.

İran, Ortadoğu’da anlaşılması en güç ülkelerden biri. Defalarca İran’a gidip geldiğim, onlarca kişiyle görüştüğüm ve köklerimden bir kısmı İran’da olduğu halde hala İran’ı tam olarak anlayabildiğimi söyleyemem, çünkü İran hiçbir kalıba sığmaz.

Süleymani’nin öldürüldüğünün ertesi günü, yani 4 Ocak’ta yayınlanan İran gazetelerinin manşetlerini ‘intikam’ çığlıkları süslüyordu. Suikastın ardından İran sokaklarını Süleymani’nin öldürülmesini protesto eden yüz binlerce insan doldurdu.

Mevcut rejimi kıyasıya eleştiren İranlılar bile şu anda ‘milli birlik ve beraberlik’ duyguları etrafında kenetleniyor. Yani ABD’nin bu saldırısı aslında İran rejimine bir nevi ‘can suyu’ vermiş oldu.

İran rejiminin, ABD’nin bu saldırısını karşılıksız bırakmayacak olmasının en önemli sebeplerinden biri de işte bu milli birlik ve beraberlik duygusunu daha da körüklemek isteyecek olması. Misilleme hemen şimdi olmayabilir, ABD’ye ne tür bir karşılık verileceğinin zamanını ve yerini ise İran belirleyecek.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler