• BIST 2.533,72
  • Altın 986.557
  • Dolar 16.7083
  • Euro 17.671
  • Lefkoşa 28 °C
  • Mağusa 30 °C
  • Girne 28 °C
  • Güzelyurt 27 °C
  • İskele 30 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 17 °C

Kasulidis: Kıbrıs sorununun çözümü Türkiye’ye yönelik boru hattı için ön koşul

Rum Dışişleri Bakanı Kasulidis: Kıbrıs sorununun çözümü Türkiye’ye yönelik boru hattı için ön koşul
Kasulidis: Kıbrıs sorununun çözümü Türkiye’ye yönelik boru hattı için ön koşul

Güney Kıbrıs Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis “Ta Nea” gazetesine verdiği demeçte, enerji konusu yanı sıra Ukrayna meselesi ve Kıbrıs sorunuyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Alithia gazetesinin “Kıbrıs Sorununun Çözümü Türkiye’ye Yönelik Boru Hattı İçin Ön Koşul” başlığıyla yayımladığı habere göre “Ta Nea” gazetesine demeç veren Kasulidis “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarına saygı gösteren, ekonomik açıdan sürdürülebilir, çevresel anlamda kabul edilebilir, MEB düzenlemesi içeren ve Kıbrıs sorununun çözümünden sonra ortaya çıkacak bir anlaşma olması şartıyla, hükümetin herhangi bir karşı çıkma olmadan, Kıbrıs üzerinden Türkiye’ye yönelik boru hattı güzergâhına ilişkin fikirleri yeniden ele almaya hazır olduğunu” öne sürdü.

“TÜRKİYE’NİN UKRAYNA MESELESİNDEKİ ÇABALARI HALKLA İLİŞKİLER ALIŞTIRMALARINA BENZİYOR”

Kasulidis’in, gazeteye verdiği demeçte, ülke ekonomisinin maruz kaldığı enflasyon baskıları yanı sıra Türkiye’nin Ukrayna meselesindeki “halkla ilişkiler alıştırmalardan” söz ettiğini aktaran gazete, Kasulidis’in, Ukrayna meselesi yüzünden Türkiye’nin uluslararası diplomatik arenada güçlenip güçlenmediği ve bunun kendisini endişelendirip endişelendirmediği sorusuna verdiği yanıtta şu iddialarda bulunduğunu iletti:

“Türkiye’nin Ukrayna meselesindeki arabuluculuk çabaları daha çok halkla ilişkiler alıştırmalarına benziyor. Bunlar hiçbir durumda esası ve içeriği olan eylemler olmadığı gibi, sonuç verecek gibi de görünmüyorlar. Türkiye küresel barış ve güvenlik açısından büyük bir problem olan bu konuda da, fırsatçı ve bencil bir şekilde davranıyor. Türkiye’nin, katılım adayı ülke statüsünden kaynaklanan yükümlülüğünü teşkil eden AB’nin kısıtlayıcı önlemlerine uymamasına rağmen, bazı durumlarda bu rolünün kabul gördüğünü ve alkışlandığını görüyoruz. Zamanın geçmesiyle birlikte Türkiye’nin ‘hem nala hem mıha vurması’, hem de sözde bir tarafsızlık sergilemesinin daha zor olacağını düşünüyorum. AB ve NATO’nun, sadece uluslararasında değil üyelerine karşı da güvenilir kuruluşlar olmak istiyorlarsa, Türk yaklaşımına yönelik yanıtlar bulmaları gerekir.”

Kasulidis “uluslararası hukukun her ilkesini ihlal eden ve Kıbrıs’ın üçte birini işgal edip ele geçirmek ve sahte devlet şeklinde bir alt yönetim meydana getirmek için 1960 Anayasasının kendisine verdiği garantör güç hakkını kötüye kullanan bir ülkenin, dünyanın başka bir bölgesinde güvenlik sağlayıcısı ve garantisi olarak görünmesinin, siyasi bir paradoks ve çelişkili bir söylem olduğu” iddiasında da bulundu.

Enerji krizi ve Türkiye lehine baskı yapılması olasılığı konusunda ise Kasulidis “Kıbrıs üzerinden Türkiye’ye yönelik boru hattı güzergâhına ilişkin benzer fikirlerle geçmişte de karşılaştıklarını ve gelecekte de karşılaşacaklarını” dile getirdi.

Buna karşı olumsuz olmadıklarını, ancak ortaya koydukları koşulların net olduğunu ifade eden Kasulidis, sözlerini şöyle sürdürdü; “Herhangi bir anlaşmanın Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğine ve egemenlik haklarına saygı duyması gerekir. Bunun ekonomik açıdan sürdürülebilir ve çevresel anlamda da kabul edilebilir olması lazım. Böyle bir şeyin olması için önce Kıbrıs sorununun çözülmesi ve MEB anlaşması gibi Türkiye’yle olan anlaşmazlıkların çözülmesi gerekir.”

Kıbrıs sorununun çözümüne dair fırsatların her daim var olduğunu, ancak Türkiye’nin buna ilişkin siyasi iradesinin eksik olduğunu da ileri süren Kasulidis, bir çözümün yalnızca Kıbrıslı Türklerin ve Rumların değil, Türkiye’nin de yararına olacağını savundu.

Kasulidis “bunun ön koşulunun, Türkiye’nin, müzakerelerin başlamasının ön şartı olarak egemen eşitliğin kabul edilmesi ve iki devlet konusunda ilan ettiği hedefini terk etmesi olduğu” iddiasında da bulundu.

Demecinde İsrail’le olan ilişkilerine de değinen Kasulidis, İsrail-Türkiye ilişkilerinin herhangi bir şekilde güçlenmesinin, İsrail ile Güney Kıbrıs ilişkisi aleyhinde olmadığı gibi, bunu etkilemediğini sözlerine ekledi.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler