• BIST 123.261
  • Altın 296,439
  • Dolar 5,9277
  • Euro 6,5736
  • Lefkoşa 17 °C
  • Mağusa 17 °C
  • Girne 18 °C
  • Güzelyurt 16 °C
  • İskele 17 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 3 °C

“Kıbrıs sorununun çözümünde ortaya atılan yeni arayışların uluslararası düzeyde bir kabul edilebilirliği var mı?”

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili Zorlu Töre, Kıbrıs Cumhuriyeti anlaşmasını ortadan kaldıranın Rum tarafı olduğunu söyledi.
“Kıbrıs sorununun çözümünde ortaya atılan yeni arayışların uluslararası düzeyde bir kabul edilebilirliği var mı?”

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili Zorlu Töre, Kıbrıs Cumhuriyeti anlaşmasını ortadan kaldıranın Rum tarafı olduğunu söyledi.

Müzakere masasında iki lider olarak oturulduğunu fakat masadan kalkıldığında öznenin Rumlar olduğunu kaydeden Töre, Türklerin özne olamadığını ve tüm dünyanın da buna göz yumduğunu kaydetti.

Kıbrıs Cumhuriyeti devletini Helen devleti haline getirdiklerini fakat Kıbrıs’ı Helen adasına çeviremediklerini söyleyen Töre, Kıbrıs Cumhuriyeti’nden atıldıkları halde Kıbrıslı Türklerin kendilerini savunduklarını belirtti.

Türkiye’nin etkin ve filli garantisini daha da etkin bir hale getirmek gerektiğini söyleyen Töre, görüşmelerin sürekli sonuç odaklı yapıldığını fakat hiçbir zaman sonlandırılamadığını kaydetti.

“Rumların Türk halkına el mi uzattı da biz mi görmüyoruz” ifadelerini kullanan Töre, sınır kapılarında yapılan uygulamaları eleştirdi. Bütün halklar kardeştir sözüne inanmadıklarını dile getiren Töre, halklar kardeştir demenin aldatmaca olduğunu belirtti. Töre, milli davanın Türkiye ile birlikte yürütüldüğünü söyledi.

UBP Milletvekili Zorlu Töre, Cumhurbaşkanı’nın KKTC’nin başı olduğunu dile getirerek, Cumhurbaşkanlarının ettiği yemine bağlı kalarak müzakere yapmak gerektiğine olan inancını dile getirdi.

“Federasyon bir Türk tezi olarak ortaya çıktı ve 1960’ta kurulan devlet de idari yönden federatifti” diyen Töre, o dönemde kapsamlı çözümü ortadan kaldıranın da Rum tarafı olduğunu söyledi.

BM ve dünyanın meşruluğunu kaybetmesine rağmen Rum tarafını meşru kabul ettiğini anlatan Töre, “Müzakere masasında özneyiz, sair zamanlar nesne” dedi. 

Zorlu Töre, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinden taviz vermenin doğru olmadığını hatta bunu daha da etkin bir hale getirmek gerektiğini vurguladı. Dünyanın birçok yerinde federal devletlerin bir bir ayrıldığını belirten Töre, zaten Rumların da üniter bir devlet istediğini söyledi.

Töre, “KKTC’nin farklığını ortadan kaldırmak, statükonunun yıkılmasıysa, bunu asla kabul etmiyorum” dedi. 

MANAVOĞLU

HP Milletvekili Gülşah Sanver Manavoğlu da, insan hakları günü olan bugün Kıbrıslı Türklerin haklarını dünyanın görmezden gelmesini eleştirdi.

Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türklerini haklarını gasp ettiğini ve dünyanın da bunu görmezden geldiğini belirten Manavoğlu, uluslararası toplumun Kıbrıs’a gönderdiği katkıların yıllardır Rumlar tarafından kullanılmasını da eleştirdi ve bunun sorgulanması gerektiğini söyledi.

Manavoğlu, çözümden kaçan tarafın Rum tarafı olduğuna işaret ederek, “Kıbrıs’ın kuzeyinde farklı şekillerde dile getirsek de hepimiz bir çözüm istiyoruz. Müzakere masalarında harcadığımız bunca zamanda dünyadaki diğer güçler müdahale etmediği sürece kolay değil. Bu nedenle Kıbrıslı Türkler açısından bunu zaman kaybı olarak görüyorum” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti için adadaki Kıbrıs Türk varlığının önemli olduğunu dile getiren Gülşah Sanver Manavoğlu, müzakere süreci devam ederken içinde yaşanılan sistemi sürdürülebilir hale getirmenin yollarının aranması gerektiğini vurguladı.

Manavoğlu, Cumhurbaşkanı’nın tüm halkı kucaklaması gerektiğini de belirterek, Cumhurbaşkanı’nın toplumu kutuplara ayıran söylemlerden uzak durmasının önemli olduğunu söyledi.

Kıbrıslı Türklerin çıkarlarına zarar vermeyecek şekilde konuşulması gerektiğini kaydeden Manavoğlu, bu çıkarların elde edilmesi konusunda daha aktif olunması gerektiğini ifade etti.

Manavoğlu, Kıbrıs konusunda sürekli görüşmeler yapıldığını fakat müzakerelerden sonuç alınmadığını kaydetti.

Kıbrıs sorununun çözülmesi için dış dinamiklerin pozisyon alması gerektiğini dile getiren Manavoğlu, 1571’den beri Kıbrıs’ta Türklerin olduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti için de Türklerin çok önemli olduğunu belirtti.

“Müzakere süreci devam ettiği halde önümüze bakmamız gerekir” diyen Manavoğlu, artık ekonomik olarak ileriye bakılması gerektiğini söyledi.

Manavoğlu, Kıbrıs konusunda Kıbrıslı Türklerin çıkarları konusunda aktif olunması gerektiğini kaydetti.

ÖZYİĞİT

TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit, istikrarı sağlamanın ancak bir çözüm yoluyla olacağını söyledi.

Cumhurbaşkanının girişimiyle ortak kültür komitesi kurulduğunu ve barış kültürünün tartışılmaya başlandığını dile getiren Özyiğit, Güney Kıbrıs’ta oldukça şöven bir eğitim sitemi olduğunu ve bu eğitim sisteminde bunun kalkması gerektiğini belirtti.

İki toplumlu etkinliklerle iki toplumun yararın birçok girişimler yapıldığını dile getiren Özyiğit,  açılan sınır kapılarından yaklaşık 3 milyon kişinin geçmesinin şimdiki ticarete olan katkısına işaret etti.

Özyiğit, 1970 yılından beri bu toplumun federasyon çözümü konuştuğunu belirterek, müzakere sürecinde yaşanan süre hakkında bilgiler de veren Özyiğit, Berlin’de çıkan sonuçların enine boyuna değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Özyiğit, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın attığı imza çerçevesinde 1977’lerden bu yana federal çözümün konuşulduğunu hatırlatarak, KKTC’nin kurulmasıyla toplumun izolasyonlara ve ambargolara maruz kaldığını kaydetti.

KKTC için bugüne kadar gerçek anlamda tanınma istenmediğini dile getiren Cemal Özyiğit, uluslararası toplumla uluslararası alanda buluşulmasına rağmen, ikili ilişkilerin bir türlü gerçekleştirilemediğini söyledi.

Crans Montana’da sunulan haritanın Türkiye’nin bilgisi dahilinde verildiğine işaret eden Özyiğit, Rumların da harita vermesinin göz ardı edildiğini kaydetti.

Guterres belgesindeki Kıbrıs Türk tarafının kazanımlarına işaret eden Özyiğit, garantilerin konusunun da garantörlerin hem fikir olması halinde değiştirilebileceğini belirterek, toplumun bu olgu üzerinden kamplaşmaya itilmesinin doğru olmadığını söyledi.

Maraş’ın uluslararası gözetiminde gerçek sahiplerine açılması gerektiğine işaret eden Özyiğit, bunun karşılığında da Mağusa Limanı ile Ercan’ın açılabileceğini dile getirdiklerini kaydetti.

Hükümet’in Maraş kararını eleştiren Özyiğit, uluslararası hukukun göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

Özyiğit, “Türkiye’nin bu bölgede hak ve çıkarları vardır. Buna saygı duyuyoruz. Olası bir hidrokarbonun AB’ye ulaşımında da Türkiye üzerinden geçmesi gerektiğini söylüyoruz. Ama önce bu coğrafyadaki insanların hak ve çıkarlarına endekslenmemiz lazım” dedi.

“Kıbrıs sorununun çözümünde ortaya atılan yeni arayışların uluslararası düzeyde bir kabul edilebilirliği var mı?” diye soran Özyiğit, Berlin zirvesinde ortaya çıkan sonuçların enine boyuna değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Özyiğit, neyin görüşüleceğinin yani federasyonun ve siyasi eşitliğin ne anlama geldiğinin, 30 Haziran tarihli Guterres çerçevesinin Berlin’de netleştiğini dile getirdi.

Çözüm çabalarının artık sonuna gelindiğini belirten Özyiğit, 5’li görüşmenin seçimlerden sonra yapılacağını kaydetti.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler