• BIST 1.405
  • Altın 457,793
  • Dolar 8,0587
  • Euro 9,6464
  • Lefkoşa 24 °C
  • Mağusa 24 °C
  • Girne 21 °C
  • Güzelyurt 20 °C
  • İskele 24 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 19 °C

KTTB Tıp Haftası açılışı münasebetiyle basın açıklaması yaptı

KTTB,KTTO,KTDTO ortak basın açıklaması yayınladı
KTTB Tıp Haftası açılışı münasebetiyle basın açıklaması yaptı

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Özlem Gürkut:

 

Yeni bir 14 Mart Tıp Bayramı’nı karşıladığımız bu günlerde, geriye dönüp baktığımızda

ne sağlıkta kronikleşen sistem sorunu ne hızla artan talebi karşılamaktan uzak kamu sağlık kapasitesi, ne raflarda bekleyen ve bir türlü yenilenemeyen teşkilat yasaları, ne açılmayan kadrolara rağmen yıllarca mecburi hizmetli veya sözleşmeli çalıştırılan hekimler, ne her gün artan kanser vakalarına, kalp ölümlerine rağmen geliştirilemeyen koruyucu sağlık hizmetleri, ne giderek yoksullaşan halkın eşit ve ulaşılabilir sağlık hizmetine kavuşması konusunda olumlu adımlar atıldığını görebiliriz.

Ancak bütün bu sorunların üzerine tüm dünyada yaşamı felç eden bir salgın baş göstermiştir.

 

2019 yılının son günlerinde Çin’de başlayıp tüm dünyaya yayılan Covid-19 salgını, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de devam etmektedir.

 

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’ne göre 8.3.2021 itibarı ile dünyada:

 

Teyid edilmiş 116,363,935 vaka görülmüştür,

2.587.225 kişi ise hayatını kaybetmiştir.

Bugüne kadar yapılan toplam aşı sayısı ise: 349.398.519 dozdur.

 

Tüm dünyada yavaşlayan ekonomik aktivite, daralan piyasalar, artan işsizlik ve küçülen ekonomiler salgının sosyal ve psikolojik etkilerini daha da derinleştirmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre COVID-19 salgını, dünya çapında dramatik bir yaşam kaybına neden olmuştur ve halk sağlığı, gıda sistemleri ve iş dünyası için benzeri görülmemiş bir zorluk teşkil etmektedir. Salgının neden olduğu ekonomik ve sosyal bozulma yıkıcıdır: On milyonlarca insan aşırı yoksulluğa düşme riski altındadır ve şu anda yaklaşık 690 milyon olduğu tahmin edilen yetersiz beslenen insan sayısının çok daha fazla artabileceği düşünülmektedir.

 

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği kurulduğu 1956 yılından beri halkın sağlığının korunup geliştirilmesi mücadelesinde en önde yer almaktadır. COVID-19 pandemisi sırasında da daha ülkemizde vaka görülmeden önce başlayan çalışmalarına hiç ara vermeden devam etmektedir.

 

Süreç boyunca amacımız;

 

-hekimlerin ve sağlık çalışanlarının salgınla mücadelede ve hastalarımızın takip ve tedavilerinde bilimsel temelli uygulamalarına rehberlik etmek, katkıda bulunmak,

 

-halkın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi ile hastalıktan korunmasına katkı sağlamak,

 

-sağlık sisteminin salgınla mücadele için yeterli kapasite ve organizasyona ulaştırılmasına katkı sağlamak,

 

-salgınla mücadelede ülkemizde alınacak kararların ve yapılacak uygulamaların yasal çerçevede, bilimsel temelde, kolektif anlayışta ve ülkemiz ve toplumumuzun ihtiyaçlarına uygun şekilde olmasına katkıda bulunmak,

 

- toplumsal ve örgütsel dayanışma ile salgınla mücadele için maddi ve manevi destek sağlamak,

 

-yöneticilerin zaman zaman popülizme kayan, bilimsellikten yoksun adımlar atmasına toplum adına muhalefet etmek,

 

-salgınla ilgili ülkemizdeki durumun doğru tespit edilmesi ve kendi durumumuza en uygun kararlar ve uygulamaların geliştirilmesi için bilimsel veri oluşturulmasına katkıda bulunmak olmuştur.

 

Bu anlayış ve sorumlulukla sürdürmekte olduğumuz çalışmalarımız bir yılı aşkın süredir devam etmektedir. COVID-19 salgınını ülke ve toplum olarak en az zarar ve kayıpla atlatmak hepimizin ortak amacıdır. Bu süreç bir sağlık sorunu kaynaklı olmasına rağmen yaşamın tüm alanlarını etkilemekte ve zaman zaman ekonomik ve sosyal sorunlar öylesine derinleşmektedir ki mücadelenin ekseni sağlıktan bu alanlara kaydırılmaya çalışılmaktadır. Oysa tüm alanlardaki sorunların kaynağı bir hastalık ve bu hastalıktan korunmak için atılan adımlar olduğuna göre çözüm ve sorunların giderilmesi de bu hastalıkla mücadelede sağlanacak başarıya bağlıdır. Yani yaşamakta olduğumuz bu süreç, sosyoekonomik sonuçları olan bir sağlık sorunudur. Bu nedenle ekonomideki, eğitimdeki, sosyal yaşamdaki sorunları gidermek için atılacak adımların etkili olması, sağlıktaki sorunla baş edebilmemize bağlıdır.

 

KTTB’nin Haziran 2020’de YİM’de açtığı dava sonrası uygulamaya giren 45/2018 Bulaşıcı Hastalıklar Yasası’na göre, ülkemizde, salgın yönetimi Sağlık Bakanlığı’na devredilmiştir. Ülkemizde ilk vakanın görülmesinin üzerinden tam 1 yıl geçmiş olmasına karşın yasanın eksik olan tüzükleri hala yapılmamış, yasada tarif edilen alt komiteler tam anlamı ile oluşturulup işlerlik kazanmamıştır.

Oysa bu süre içinde ülkemizde; 3637 COVID-19 vakası görülmüş ve 24 can kaybı yaşanmıştır.

 

Sağlık çalışanları ve sağlık örgütleri ilk günden beri en önde mücadele etmektedir ve her türlü uyarılarına ve çabalarına karşın yeterli organizasyonun yapılamamış, sorunların giderilmemiş olmasından, yaşanan plansızlıklardan yorulmuş haldedirler. Kamu sağlık çalışanları artan iş yükü altında 6 ay önce tuttukları nöbetlerinin karşılığını bile almadan çalışmaktadır. Ülkede yaygın hastalık yaşanıyorken, serbest meslek icra eden meslektaşlarımız, yüksek risk altında hasta bakmakta, koruyucu ekipmana ulaşmakta zorluklar yaşamaktadır.

 

2 defa tam kapanma yaşanan ülkede, DPÖ raporları, gayri safi yurtiçi hasılanın %26’lara kadar azalmış olabileceğine işaret etmektedir. Meslek örgütleri, binlerce iş yerinin kapanmış, on binlerce kişinin işini kaybetmiş ve yoksullaşmış olduğunu ortaya koymaktadır. Eğitimde yaşanan kayıplar, telafisi imkânsız hale gelmiştir.

Yeniden bir kapanmaya hiçbir şekilde dayanma gücü kalmayan toplumumuz, sürecin iyi yönetilmesini, bilgiye ve bilimsel temele dayalı kararlar üretilmesini, iş birliği ve koordinasyonun sağlanmasını, bu şekilde alınacak kararların yaşam bulması için yeterli düzenleme ve denetimin yapılmasını talep etmektedir.

 

Diğer taraftan, toplumun gündemini meşgul eden, SARS CoV-2 virüsünün ve COVID-19 hastalığının varlığını, test yöntemlerini ve hekimlerin uyguladığı tedavileri sorgulayarak, akılları bulandıran, bireylerin salgın yönetiminde son derece önemli olan korunma tedbirlerine uyumunu azaltarak halk sağlığını tehlikeye atan ve aralarında maalesef bazı meslektaşlarımızın da bulunduğu, bazı kişiler ortaya çıkmıştır.

 

SARS-CoV-2 kişilerde semptomatik ya da asemptomatik olarak bulunabilmektedir. En endişe verici durum asemptomatik kişilerden enfekte olacak kişilerin semptom göstermeleri ve hospitalizasyon ve ölüm oranlarının artmasıdır. Bu nedenle tarama ve tanı yöntemleri sağlıklı gibi gözüken fakat virüsle enfekte kişilerin erken tanınması ve izolasyonlarının sağlanması ile bulaşın önlemesi için önemlidir.Halen birçok ülkede tanılar PCR ve sekanslama yöntemlerini içermekte ve IgM ve IgG değerleri ve en önemlisi klinik bulgular ile doğrulanmaktadır.

 

Günümüzde moleküler bir tanı yöntemi olan PCR ile; HIV, HPV, HBV, HCV, CMV, cinsel yolla bulaşan patojenlerin tanısı yapılmakta ve tanı laboratuvarlarında kullanılmaktadır. SARS-CoV-2’nin tanısı da bunlardan farklı değildir. Eğer altın standart PCR yöntemi kullanılarak, semptomatik olsun veya olmasın enfekte kişiler tanınmasaydı bugün ülkemizde çok yüksek ölüm oranlarından bahsediyor olacaktık.

 

Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Tıp Kütüphanesi’nde (NIH-NCBI) internet bağlantısı ile erişilebilecek SARS-CoV-2 kaynaklı 246.863 nazofarengeal sürüntüden elde edilmiş dizi analizi verisi, 96.784 nükleotid kaydı, 4.967 klinik deneme, 119.568 uluslararası indeks yayın bulunmaktadır. GISAID Girişimi, COVID-19 hastalığına neden olan SARS-CoV-2 ile ilgili hızlı veri paylaşımını teşvik eden bir ağdır. Araştırmacıların salgın ve salgınlar sırasında virüslerin nasıl geliştiğini ve yayıldığını anlamalarına yardımcı olmak için genetik diziyi ve insan virüsleriyle ilişkili klinik ve epidemiyolojik verileri içermektedir. COVID-19 hastalığına sebep olan ve betacoronavirüs ailesinden olan SARS-CoV-2 için GISAID, virüsün referans dizisini ücretsiz olarak yayınlamaktadır. Bu referans dizi, Wuhan Viroloji Enstitüsü tarafından, 30 Aralık 2019'da Hubei Eyaletindeki Wuhan Jinyintan Hastanesinde semptomatik bir hastadan toplanan bronkoalveolar lavaj sıvısının (BALF) klinik bir örneğinden izole edilmiştir. Koch postulatı kavramı klasik mikrobiyolojik yöntemler için kullanılmaktadır, moleküler mikrobiyoloji ile karşılaştırılması akılcı değildir.

 

Ülkemizde ilk günden beri takip ve tedaviler DSÖ, CDC ve Türkiye Sağlık Bakanlığı’nın bilimsel rehberleri doğrultusunda, ülkemiz olanakları dahilinde yürütülmektedir.

Hiçbir hekim ve sağlık personeli hastalarına güncel bilimsel verilere uygun olmayan bir uygulama yapmamaktadır.

 

Altın standart PCR testlerin bizleri SARS-CoV-2 bulaşından kurtarması için tanıda önemli bir yeri bulunmaktadır. Kitlesel taramalar özellikle asemptomatik kişilerin tanısını koymakda önemlidir.

Söz konusu kişilere bağnaz düşüncelerden uzak durarak halkta daha fazla endişe ve korku yaratmak yerine, bilim ve insan sağlığına katkı sağlamalarının daha doğru bir yol olduğunu hatırlatmak isteriz.

 

Bu yıl da 14 Mart Tıp Bayramına karantina servislerinde, yoğun bakımlarda, hastanelerde giriyoruz. Pandemi süresince ister COVID-19 hastalarımız için olsun, ister COVID-19 dışı hastalarımız için olsun ister hastanelerde, ister uzak bir sağlık ocağında ya da muayenehanesinde olsun tüm hekimler ve sağlık çalışanları büyük bir risk altında ve sorumlulukla çalışmaktadır.

Bu dönemde birçok sağlık çalışanı hastasının yaşamını kurtarmak isterken kendisi hastalandı ve birçoğu da yaşamını yitirdi. Geçtiğimiz ay peş peşe kaybettiğimiz meslektaşlarımız Dr. Halil Onalt ve Dr. Erdinç İnan başta olmak üzere salgında yaşamını yitiren tüm sağlık çalışanlarının ve insanların anıları önünde saygı ile eğilir, daha fazla kayıp yaşamamayı dileriz.

 

Bütün bu acılara ve zorluklara rağmen, direnmemiz, geride kalanlar için mücadeleye ve hizmete devam etmemiz gerektiğinin bilincindeyiz.

KTTB olarak, toplumsal dayanışmayı artırmaya, iş birliğine, bilimin rehberliğinden ayrılmadan mücadelenin devamına olan inancımız tamdır.

Bu duygu ve düşüncelerle tüm meslektaşlarımızın 14 Mart Tıp bayramlarını kutlar, daha güzel günlerde meslek icra edeceğimiz, hastalarımıza en iyi şartlarda hizmet verebileceğimiz günler için çalışmaya devam edeceğimizi bildiririz.

Kıbrıs Türk Diş Tabipleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Dt. Kaan Asvaroğlu

Değerli basın mensupları toplantımıza gösterdiğiniz ilgi için sizlere teşekkür ediyoruz. Hoş geldiniz.

Başta değerli birlik ve oda başkanlarımız olmak üzere tüm kadınların 8 Mart dünya emekçi kadınlar gününü en içten dileklerimle kutluyorum.

 

Geçtiğimiz yıl sanırım sağlığın ve sağlık hizmetlerinin kıymetinin anlaşılması anlamında hepimize nitelikli bir ders vermiştir. Sağlık hizmetlerinin sağlanamadığı, yani sağlığın olmadığı koşullarda ekonominin, ticaretin, siyasetin durduğu veya işlevsiz kaldığı daha da net görülmüştür. Yani hep söylendiği gibi baştaki 1 olmadan kalan sıfırlar anlamsızdı.

 

Peki bu klişeleşmiş sağlık önemlidir sözleri ilk kez mi dile gelmiştir? Tabi ki hayır. “Yetkililer neden sağlığa yeterli önemi göstermekten gerekli yatırım ve hazırlıkları yapmaktan geri kalmışlardır?” Sorusu hala cevapsızdır.

 

Sağlık sisteminin süregelen yaraları saymakla bitmez. Saymaya süre de yetmez. Kronik olanları koyun bir kenara; İçerisinden geçmekte olduğumuz pandemi sürecinde, yoğun bakım ünitelerinin yetersizliğinden, karantina uygulamalarına, yeni pandemi hastahanesi yılan hikayesinden, aşılara, aşılama politikalarına... Uzayıp giden plansızlıklar listesi... Uygulanamaya, kararlaştırılamayan, kararlaştırılsa halkın anlayacağı şekilde ve zamanda açıklanamayan doğrulu yanlışlı kararlar dizisi... sağlık bakanı değişikliği, liste uzar gider.

 

Sağlık istikrar işidir, maalesef ülkemizde yönetim anlamında istikrardan söz etmek mümkün değildir. İstikrarlı ve başarılı olan; canlarını dişlerine takarak çalışan; doktorlarımız, diş hekimlerimiz, eczacılarımız, hemşirelerimiz yani kısaca tüm sağlık emekçilerimizdir.

 

Bu süreçte kendi imkanları ila ayakta kalmaya çalışan, bulaş riski açısından en yüksek risk grubunda olan diş hekimi meslektaşlarımın, yaşadıkları imkansızlıklardan, zorluklardan mesleğin geleceğine dair kaygılarımızdan tekrar tekrar bahsetmiyorum. Tek söyleyebileceğim bu dönemde hem kendilerini, hem de hastalarını koruyarak sağlık hizmeti sunmaya devam eden, diş hekimi meslektaşlarım, her şeye rağmen başarılı bir sınav vermişlerdir ve vermeye davam edecekleri konusunda şüphem yoktur. Hepsini takdir ediyorum, hepsine teşekkür ediyorum. Biz diş hekimleri odası olarak meslektaşlarımızın haklarını savunmak için elimizden gelen savaşı her cephede vereceğimizi, ve her zaman yanlarında olduğumuzu unutmamalarını rica ediyoruz.

 

Pandemi hala devam etmektedir. Yapılması gereken yapılan hatalardan ders çıkarmak hızlı bir şekilde ileriye dönük projeler üretmektir. Biz Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği ve Kıbrıs Türk Tabipleri Odası, Kıbrıs Türk Diş Tabipleri olarak bu süreçte elimizi taşın altına koymaya, gerekli desteği vermeye her zaman hazırız. Bu süreçte de doğru yapılan her uygulamayı takdir edeceğimizi, yanlış gördüğümüz her adımı eleştireceğimizi ve düzeltilmesi yönünde çaba harcayacağımızı hatırlatırız.

Temennimiz sağlığın, gerçek sağlıkçıların insiyatifinde yönetildiği, kişisel çıkarların sağlık politikalarının önüne geçmediği, siyasi hedefler doğrultusunda görevlerin ve konumların alet edilmediği, halk sağlığının bazı ekonomik oyunlara ve çıkarlara alet olmadığı, daha sağlıklı bir tıp haftasında sizlerin karşısında olmaktır.

 

Her şeye rağmen bizlerin sağlığı için cephede savaşan sağlığın gerçek kahramanı, sağlık emekçisi kardeşlerimin 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlarım. İyi ki varsınız.. Yoğun iş temposu ve stresi altında kimi zaman hastalığa, cehalete, kimi zaman şiddete, kimi zaman ailenize olan özleme rağmen... İyi ki yılmadan, korkmadan hizmettesiniz, meşakatli mesleğinizi insan onuruna yakışır şekilde yerine getirmeye çalışan fedakar sağlık çalışanı kardeşlerim, hakkınız ödenemez. Hak ettiğiniz koşullarda çalışabileceğiniz nice 14 Martlara...

Kıbrıs Türk Tabipleri Odası Yönetim Kurulu  Başkanı Dr. Yonca Morris:

 

 Bugün 14 Mart Yıllardır kutladığımız Tıp  Bayramı.  Ancak bu yıl bugüne 'bayram' demeye ne dilimiz varıyor ne de gönlümüz elveriyor. Tam bir yıldır Covid 19 pandemisi içinde savaşan bizler bugünü buruk kutluyoruz. Yangından yeni çıkmış bir hastanede pandemiyi karşıladık ve covid /covid dışı hastalara bakmak için zor koşullarda çalıştık. Sonunda bitirilen pandemi hastanesi devreye girdi, ancak bir süre hekim ve sağlık çalışanı organizasyonu sorunu yaşadık.

 Bizler bilimsel veriler ve algoritmalar doğrultusunda öneriler verdik. Pandemi mücadelesi için alkışlanırken, sırası geldi önerilerimiz için acımasızca eleştirildik. Zaten çökmüş olan ülke ekonomisi, her kapanmada daha da kötüleşince, önce sağlık deyip, pandemi için kapanma kararı öneren biz sağlık örgütleri nerdeyse sözel saldırıya uğradık. Bizi alkışlayan eller ne zaman yumruk oldu bilemedik!

12 yıldır güncellenmeyen Teşkilat Yasası nedeniyle, pandemi doktorları da dahil olmak üzere, sözleşmeli, mecburi hızmetli, uzamış mecburi hızmetli olarak çalıştırılan hekimler yılmadı. Hak ettiklerini alamadıkları halde, toplumun içinde bulunduğu yoksullaşma nedeniyle, bunu dile getirmek istemeyen hekimler, mesleğin verdiği güçle doğrunun ve bilimin yolunda devam etti.

 Tüm dünyada adı konmamış “dijital devrim” pandemi nedeniyle daha erken olarak gerçekleşirken,  ülkemizde alt yapı henüz hazır olmadığı için sağlık ve eğitimde bu alanda sorunlar yaşadık.

 Dileğimiz ise, bilimsel verilerin gerektirdiği kararlar ile pandemi yönetimi yapılmasıdır. Kamu ve özelde daha güvenli ortamlarda çalışmaktır. Sağlık alanında istihdamın artırılması, hekimlerin güvenceli çalıştırılması ve sağlıktan tasarrufa gidilmemesi, sağlık alt yapısının geliştirilmesi, sosyal devlet anlayışının gereği olarak kapalı sektörlerin desteklenmesidir.  

Pandemide hayatını kaybeden hekim ve sağlık çalışanlarının anısını selamlar, bu zor günleri geride bırakacağımız inancı ve umudu ile yeni 14 Mart'ı bekleyceği; BAYRAM olarak kutlamak dileğiyle.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler