• BIST 115.171
  • Altın 326,777
  • Dolar 6,1634
  • Euro 6,7263
  • Lefkoşa 10 °C
  • Mağusa 11 °C
  • Girne 15 °C
  • Güzelyurt 9 °C
  • İskele 11 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 8 °C

Küresel Bir Olgu Olan Siyasette Popülizm Yakın Doğu Üniversitesinde Konferanslar Dizisi ile Tartışıldı…

Küresel Bir Olgu Olan Siyasette Popülizm Yakın Doğu Üniversitesinde Konferanslar Dizisi ile Tartışıldı…
Küresel Bir Olgu Olan Siyasette Popülizm Yakın Doğu Üniversitesinde Konferanslar Dizisi ile Tartışıldı…

Yakın Doğu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Bölümleri, uluslararası siyasetin en çok tartışılan konularından biri olan popülizmin irdelendiği konferanslara ev sahipliği yaptı.

 

İki farklı tarihte düzenlenen popülizm tartışmaları konferanslarında, akademisyenler farklı uluslararası deneyimleri bir araya getirerek küresel bir olgu olan popülizm üzerine karşılaştırmalı bir tartışma zemini sundu. Özellikle demokrasinin kalesi olarak bilinen Avrupa Birliği ülkeleri dahil, pek çok bölgede farklı şekillerde kendisini gösteren aşırı sağ ve popülist partilerin yükselişinin temel nedenleri ve etkilerinin irdelendiği konferanslarda, popülist tehdidin aşırı sağın ötesinde bir durum olarak görülmesi gerektiği kaydedildi.

 

Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, konferansta konuşmacı olarak yer alan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ayhan Kaya, “Avrupa'da Sağ Kanatlı Popülizm: Arka Planda Gizlenen Nedir?”, başlıklı sunumu, Doğu Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Sözen de “Popülist Siyasetin Yükselişi. Popülist Bir An mı, Uzun Vadeli Bir Popülist Dönem mi?” başlıklı sunumu yaptı.

 

Avrupa’da yükselen nativist ve İslamcı aşırı sağ araştırma sonuçlarının paylaşıldığı sunumlar ve tartışmalarda, küreselleşme ve 2007-2008 krizinin derinleştirdiği sosyoekonomik sıkıntılar ortaya konulan unsurlar arasında yer aldı.

Sağ Popülizm Otoriterleşme Dalgası Yaratıyor…

Sunumlarda, neoliberal yönetişim yaklaşımının yaygınlaşması ile refah devleti anlayışında ciddi gerileme yaşanmasının refah ve zenginliğin paylaşımında yaşanan sıkıntılar nedeniyle belirli grupların yaşam standartlarındaki gerilemenin Avrupa’da aşırı sağ popülist partilerin yükselişinin önünü açan unsurlardan biri olduğu vurgulandı.

 

Bu durumun, temel popülist tehdit olarak gösterilen aşırı sağ partilerin güçlenmesine imkân tanıdığı belirtilirken, popülizmin son dönemde yaşanan gelişmelerle aşırı sağ grupların ötesinde bir destek bulduğu vurgulandı. Aşırı sağ popülist parti ana destekçilerinin genellikle işçi sınıfı veya alt sınıf mensubu olan, eğitim seviyesi düşük, orta yaş ve üzeri, hareket imkanları kısıtlı erkek bireyler olduğu tespit edildi. Son dönemde yaşanan gelişmelerle birlikte özellikle de artan göç ve İslam karşıtlığının yarattığı etkiyle- popülist parti destekçileri arasına daha önce popülist yaklaşım destekçisi olarak düşünülmeyen kadınların, LGBT bireylerin, hatta kendisini çevreci olarak tanımlayan kesimlerin de destek veren gruplar arasına katılmasıyla popülizmin aşırı sağ veya sağ siyaset ile özdeştirilemeyecek bir noktaya geldiği, sol ve çevreci kesimlerden de giderek destek bulan örgütlenme biçimleri yarattığı ortaya kondu. Bu durumun, özellikle merkezdeki partilerin de daha fazla popülist söyleme kaymasını beraberinde getirdiği, bununla birlikte yapılan araştırmalarda radikalleşmenin sadece aşırı sağ veya sağ siyaset çerçevesinde değil İslamcı kesimlerde de kendisini daha güçlü bir şekilde gösterdiği ifade edildi.

Popülizm Kutuplaşma ve Ayrıştırmayı Oluşturuyor…

Aşırı sağ partiler tarafından ortaya konan söylem ve etkilerin güçlü bir şekilde vurgulandığı konulardan biri olan konferanslarda, popülist partilerin destekçileri dışındaki kesimleri dışlayan, ötekileştiren bir yaklaşım sergilediği, geçmişe ve refah özlemine dayalı seçici bir yönetim anlayışıyla geleceğe yönelik bir siyasi önerme ortaya koymaya çalıştıkları belirtildi.

 

Bu tutumun devletin işlevini yerine getiremediği varsayımına dayalı tepkisel bir tavra dönüştüğü, geçmişte var olan refaha ulaşılması temelinde nostaljik bir özleme, bir mite dayalı gelecek kurulmaya çalışıldığı vurgulandı. Konferansta, popülist siyasetin basit önermelerle halkın öncelenmesine vurgu yapan bir siyasi yaklaşım güttüğü ifade edilen diğer unsurlardan biri oldu. Bu temelde popülizm, küreselleşme ve düzen, elitizm ve entelektüalizm karşıtı bir tavırla dünyayı iyi ve kötü, ‘saf halk’ ve ‘yozlaşmış elit’ gibi ikilemlere dayalı/kutuplaştırıcı ayrıştırma söylemi, kriz, tehdit ve korku siyaseti ile kendi düzenini kurma arayışında olduğu ön plana çıktı.

 

Buna bağlı olarak, çok-kültürlülük gibi temel Avrupa Birliği değerlerine karşı düzen karşıtlığı, yabancı düşmanlığı, anti-Semitizm, İslam karşıtlığı, göç karşıtlığı gibi bir dizi öğeyi önceleyen dışlayıcı ve ayrıştırıcı güçlü bir söylemin benimsendiği ve durumun oy kaybetme endişesi taşıyan veya bu durumdan yarar sağlamaya çalışan merkez partilere de zaman içerisinde sirayet ettiği ifade edildi.

Giderek Artan Popülist Düşünce Tehdit Oluşturuyor…

Konferanslarda, ortak vurgulanan noktalardan bir diğeri ise, artan popülist tehdidin endişe verici yükseliş ve yayılmasına karşı ne yapılması gerektiği konusu oldu. Her iki konuşmada da ortak noktalardan biri popülizm ve aşırı sağa karşı daha kapsayıcı ve ortak noktaların, değerleri ön plana çıkaran bir tutum sergilenmesi gerektiği vurgulandı.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler