• BIST 1.148
  • Altın 505,475
  • Dolar 8,2275
  • Euro 9,6840
  • Lefkoşa 23 °C
  • Mağusa 23 °C
  • Girne 24 °C
  • Güzelyurt 19 °C
  • İskele 23 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 11 °C

Maske viral yükü ve Covıd-19'un şiddetini azaltıyor

Maske viral yükü ve Covıd-19'un şiddetini azaltıyor
Maske viral yükü ve Covıd-19'un şiddetini azaltıyor

 

Maske, şiddetli enfeksiyon riskini azaltsa da maskeden kaçan az sayıda virüs anlamlı bir koruyucu bağışıklık yanıtı oluşturmuyor. Bilimsel veriler, bildirilen olgular ışığında ilk enfeksiyonu hafif geçirenlerin çok sevinmemeleri gerektiğine işaret ediyor. Belirgin semptomları olanların da çok rahat davranmamaları öneriliyor. Virüsün farklı bir varyantı ile daha hafif ikinci bir enfeksiyon geçirmek ve bu yeni virüsü farkına varmadan çevreye yaymak mümkün. İşte detaylar. Habertürk'ten Ceyda Erenoğlu'nun özel haberi.

Aylardır maske kullanımının önemi anlatılıyor. Aranızda bundan sıkılmış olanlarınız olabilir. Sosyal medyada, "maske kullanmanın faydası olduğunu gösteren bir tane bile bilimsel makale yok" diyenler bile var. Öyleyse bu haberde maske kullanmanın daha önce hiç bahsedilmeyen yararlarına bilimsel kaynaklarıyla bakıp hem bilimsel gerçekleri bir kez daha gözden geçirelim hem de yeni şeyler öğrenelim.

 

MASKE VİRAL YÜKÜ VE COVID-19'UN ŞİDDETİNİ AZALTIYOR

8 Eylül 2020 tarihinde ünlü bilim dergisi The New England Journal of Medicine'da "COVID-19 için aşı beklerken maske kullanımı aşı benzeri bir etki ile bir koruma sağlar mı" konusunu tartışan bir makale yayımlanmıştı. Makalede profesyonel ve ev yapımı yüz maskelerinin viral partiküllerin burun ve ağza girmesini engelleyerek kullanıcıyı solunum yolu ile bulaşan enfeksiyonlardan (Grip ve Koronavirus enfeksiyonları da dahil) koruyabildiği kaynaklarıyla birlikte aktarılmıştı. Makalede en dikkat çekici nokta, maske kullanan kişilerde, maskelerdeki filtrelerden veya kenar boşluklarından kaçan az miktardaki virüs yükü ile temas edilmesinin insanları hasta etmeden bağışıklık sistemini uyarabileceği idi. Yazıda bu yolla tekrar eden bu tür uyaranların, kümülatif bir etki ile aşı bulunana kadar bizleri koruyabileceği konusu tartışılıyordu Bazı bilim insanları bu makaleye ciddi eleştirilerde bulunarak, böyle bir hipotezin toplumu riskli davranışlara itebileceğini ve maskenin bu çeşit koruyucu etkisi olsa bile bunun ölçülebilir ve kontrol edilebilir olmadığını vurguladılar.

MASKE VİRAL YÜKÜ VE COVID-19'UN ŞİDDETİNİ AZALTIYOR

Konuyu yorumlayan Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji ve Tıbbi Viroloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Şahiner, "Farklı viral enfeksiyonlarda başlangıçta bulaşan virüs partikülü sayısı ile enfeksiyon gelişme riski arasında bir ilişki var (enfeksiyöz doz) Yüksek dozda SARS-CoV-2 verilen deney hayvanlarında daha şiddetli hastalık geliştiğini gösteren bir çalışma bile yapıldı. Yani kapalı ortamda ve maskesiz iken 10 bin virüs partikülü alındığında şiddetli bir enfeksiyon tablosu gelişebilirken, maskeli veya açık alanda uzak bir mesafede iken 20-50 partikül virüs alındığında tek enfeksiyon bile gelişmeyebileceği gösterildi. Tüm bu verilerin sonucunda, maskenin virüslerin yüzde 100'ünü tutmasa bile viral yükü çok hafiflettiği için şiddetli enfeksiyon riskini azalttığı görüldü. Aslında aşıdan beklenen etki de bundan farklı bir şey değil. FDA geçtiğimiz aylarda hastalık gelişimini yüzde 50 engelleyen veya hastaların yüzde 50'sinde hastalık şiddetini azaltabilen bir aşıya onay verebileceğini bildirmişti. Bu noktadan baktığımızda, maskenin de aşı gibi yararlı olduğunu söyleyebiliriz" diyor.

İKİNCİ ENFEKSİYON RİSKİNE DİKKAT!

Yukarıda değerlendirmelerini okuduğunuz Doç. Dr. Fatih Şahiner, Tartışma konusu olan bu makalede öne sürülen hipotezin bilimsel kaynaklarıyla beraber detaylı tartışıldığını ve anlatılmak istenen konunun bilimsel temellere dayandığını belirterek, makalede üzerinde durulmayan farklı bilgiler değerlendirildiğinde işin renginin değiştiğini söylüyor. İşte farklı çalışmalardan elde edilen veriler ve konuyla ilgili bilinmeyen yaklaşımlar:

Şahiner'e göre, bu makalede üzerinde durulmayan önemli bir ayrıntı bulunuyor. SARS-CoV-2 enfeksiyonları, belirgin (semptomatik) hastalık geçiren kişilerde bile güçlü bir bağışıklık bırakmıyor. Hastalığı belli belirsiz (asemptomatik) geçiren kişilerde ise daha zayıf bir immün yanıt oluşuyor. Bir araştırmada, enfeksiyonu semptomatik olarak geçiren kişilerin yüzde 13'ünde, asemptomatik geçirenlerin ise yüzde 40'ında antikorların 8 hafta içinde kaybolduğu gösteriliyor. Bu, hastalığı ilk olarak çok az belirti veya tamamen farkında olmadan geçirenlerin ikinci bir enfeksiyon için daha çok risk altında olabilecekleri anlamına geliyor. Doç. Dr. Fatih Şahiner, az sayıda da olsa bu tür olguların da bildirilmeye başlandığına ve kendi çevrelerinden de böyle duyumlar aldıklarına dikkat çekiyor.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler