• BIST 105.520
  • Altın 379,423
  • Dolar 6,8125
  • Euro 7,5605
  • Lefkoşa 22 °C
  • Mağusa 22 °C
  • Girne 22 °C
  • Güzelyurt 18 °C
  • İskele 22 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 13 °C

Ruanda soykırımından 26 yıl sonra baş şüpheli Félicien Kabuga sahte kimlikle yaşadığı Paris'te yakalandı

Ruanda soykırımından 26 yıl sonra baş şüpheli Félicien Kabuga sahte kimlikle yaşadığı Paris'te yakalandı
Ruanda soykırımından 26 yıl sonra baş şüpheli Félicien Kabuga sahte kimlikle yaşadığı Paris'te yakalandı

Ruanda soykırımının en çok aranan şüphelileri arasında bulunan Félicien Kabuga, Paris yakınlarında yakalanıp gözaltına alındı.

Fransa Adalet Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Kabuga'nın, Asnières-Sur-Seine bölgesinde sahte kimlikle yaşadığı dairede bulunduğu belirtildi.

Ruanda için Uluslararası Ceza Mahkemesi, 84 yaşındaki Kabuga'yı soykırım ve insanlığa karşı suç işlemekle suçlamıştı.

Kabuga'nın 1994 yılında 800 bin kişiyi öldüren etnik Hutuların baş finansörü olduğu iddia ediliyor.

Hutular, Tutsi topluluğu mensuplarını ve siyasi muhalifleri hedef alıyordu.

ABD, Kabuga'nın bulunmasına yardımcı olacak bilgiler için 5 milyon dolar ödül koymuştu.

Félicien Kabuga kimdir?

Will Ross, BBC Dünya Servisi Afrika Editörü

Hutu etnik grubuna mensup iş insanı Kabuga, Ruanda soykırımının ana finansörlerinden biri olmakla, milislerin katliamları için mali kaynak sağlamakla suçlanıyor.

Kabuga ayrıca, insanlara Tutsi etnik grubuna mensup bireyleri arayıp öldürmeleri çağrısı yapan Ruanda medya organı Radio Television Libre des Milles Collines'in de kurucuları ve finansörleri arasındaydı.

Kabuga'nın sahte isimle yaşadığı Paris'in dış mahallelerinde bulunması şaşırtıcı.

Félicien Kabuga'nın yıllardır Kenya'da yaşadığı ve Kenyalı siyasetçilerin Kabuga'nın yakalanması için yürütülen çabaları baltaladıkları düşünülüyordu.

Soykırımdan yaklaşık 25 yıl sonra Kabuga uluslararası mahkemede yargılanacak.

Nasıl bulundu?

Fransa savcılığı ve polisi, Kabuga'nın çocuklarının da yardımıyla sahte kimlikle Paris yakınlarındaki bir dairede yaşadığını söyledi.

Kabuga, Cumartesi günü yerel saatle sabah 05.30'da yakalandı. Uluslararası Ceza Mahkemeleri Rezidüel Mekanizması Başsavcısı Serge Brammertz operasyonun 'komplike, farklı konumlardaki eş zamanlı işbirliği ile yürütülen bir operasyon' olduğunu söyledi.

Brammertz yazılı açıklamasında "Uluslararası adalet açısından, Kabuga'nın gözaltına alınması, uluslararası toplumun desteğini alınca neler başarabileceğimizi gösterdi" dedi.

Brammertz, Fransa'ya teşekkür etti ama Ruanda, Belçika, İngiltere, Almanya, Hollanda, Avusturya, Lüksemburg, İsviçre, ABD, Europol ve Interpol'ün de büyük katkıları olduğunu söyledi.

Fransa yasaları uyarında izlenecek prosedürlerin tamamlanmasının ardından Kabuga'nın Uluslararası Ceza Mahkemeleri Rezidüel Mekanizması'na teslim edilmesi ve yargılanması bekleniyor.

Félicien Kabuga hakkında 1997 yılında yedi farklı soykırım bağlantılı suçlamayla soruşturma açılmıştı: Soykırım suçu, soykırıma suç ortaklığı, doğrudan ve halkı kışkırtarak soykırım suçu işlemeye teşvik, soykırım teşebbüsü, soykırım planları yapmak, zulüm ve imha etmek.

Ruanda'da soykırım sonrası dul kalanların oluşturduğu derneğin başkanı Valerie Mukabayire soykırım mağdurlarının hepsinin Kabuga'nın yakalanmasından dolayı mutlu olduklarını söyledi.

Ruanda için Uluslararası Ceza Mahkemesi soykırımla bağlantılı Protais Mpiranya ve Augustin Bizimana'yı da hakim karşısına çıkarmak istiyor. Ama her iki isim de hala kayıp.

Ruanda soykırımı nasıl başladı?

6 Nisan 1994'te Hutu etnik grubundan olan Ruanda Devlet Başkanı Juneval Habyarimana'nın içinde olduğu uçak vuruldu, uçaktaki herkes hayatını kaybetti. Radikal Hutu örgütler muhalif Tutsi grubu Ruanda Vatansever Cephesi'ni (RPF) suçladı. Tutsiler bu suçlamaları reddetti.

Milisler bunun üzerine Tutsileri, vahşice, palalarla katletmeye başladı.

Milis gruplardan biri iktidar partisinin gençlik kolları Interahamwe'ydi. Interahamwe, Tutsileri bulmak için yollara bariyerler kuruyordu, radyo yayınları aracılığıyla halkı nefrete ve ev ev arama yapmaya teşvik ediyordu.

Katliamı durdurmak için uluslararası toplum da çok fazla bir şey yapmamıştı. BM ve Belçika'nın Ruanda'da birlikleri vardı ama BM misyonuna harekete geçmeleri için yetki verilmemişti. Belçikalılar ve BM uzlaştırıcıları ülkeden çekildi.

Uganda'nın da desteklediğiyle Tutsilerden oluşan Ruanda Vatansever Cephesi alan kazanmaya ve Kigali'ye doğru ilerlemeye başladı. Yaklaşık iki milyon tutu bölgeden kaçtı, çoğu Kongo'ya gitti.

Ruanda Vatansever Cephesi güç kazanmaya başlayınca binlerce Hutu'nun ölümünden sorumlu tutuldular. Cephe ise bu suçlamaları reddetti.

Ruanda için Uluslararası Ceza Mahkemesi onlarca Hutu'yu katliamdaki rolleri nedeniyle mahkum etti, yüzbinlerce Hutu Ruanda mahkemelerinde yargılandı.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler