Binali Yıldırım'dan istifa kararı

"Kimse Kürtlerin oyunu çantada keklik görmesin, bunu seçimlerde de göreceğiz"

AKP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım, adaylık müracaatının yapıldığı tarihte Meclis Başkanlığı görevinden istifa edeceğini açıkladım. Yıldırım,  "Aday müracaatı yapıldığı andan itibaren Meclis Başkanlığı'nı bırakacağım" dedi. "İstanbul'u konuşmalıyız. Anlamsız yere benim istifa edip etmeyeceğim konuşuluyor." diyen Yıldırım, "Partim aday göstereceğini açıklamış. Yapılmayan bir işlem üzerinden tartışmanın gidiyor olması çok rahatsız edici bir şey. Burada ilk kez açıklıyorum. Adaylık müracaatımın yapıldığı andan itibaren görevimi bırakıyorum." ifadelerini kullandı ve 18 Şubat'ta istifa edeceğini duyurdu.

Uber'in yasaklanmasına ilişkin de değerlendirmede bulunan Yıldırım "UBER'e yönelmenin arkasındaki sebepleri de görüp taksiciliği geliştirmemiz lazım. Bu ülkede faaliyet gerçekleştireceksiniz vergi dairesinin yolunu bilmeyeceksiniz. Bu söz konusu olamaz. Ama vatandaşlarımız bunu istiyor, neden? Konforunu beğeniyor. Buna itirazımız yok. Ama bu hizmeti kim verecekse meşru olarak vermesi lazım. Haksız rekabete sebep olan bir uygulamaya göz yumamayız" dedi.

Yıldırım, HDP'nin iç büyük şehirden aday çıkarmama kararına ilişkin "HDP'nin verdiği mesaj bellidir, 'Millet ittifakı'nı destekleyeceğiz' demektir bu. Kimse Kürtler'in oyunu çantada keklik görmesin" yorumunda bulundu.

Yıldırım kendisine yöneltilen "Bir duruşunuz yok mu?" sorusuna da şu ifadelerle yanıt verdi:

"Yani ne kadar güzel. Uyumlu bir insanım. Hiçbir şeye itiraz etmiyorum. Yani ne demek duruşum yok. Benim duruşum bellidir. Duruşum millete hizmettir. Duruş başka omurgasızlık başka. Ben omurgasız bir insan değilim."

 

TBMM Başkanı ve Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, CNN TÜRK canlı yayınında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı.

1- Benim sizinle hayatımın sonuna kadar unutamayacağım bir anım var. Kötü bir gündü ama şu an hepsi geride kaldı. Biz sizinle 15 Temmuz darbe gecesi bir telefon bağlantısı yapmıştık. Herkes ne olduğunun cevabını arıyordu ve siz canlı yayına bağlanarak ilk kez o gece ne olduğunu ne yapılmaya çalışıldığını anlattınız ve 15 Temmuz gecesi olan bitenin sonradan da sıkça kullanacak tanımını söylediniz. Yani “kalkışma kelimesini kullandınız. Sonra da işin yönünü bu kelime belirledi. (hatta o anları sorudan önce bir hatırlayalım) kalkışma kelimesini aklınıza getiren neydi? Tarihe geçecek bir kelime olduğunu düşünmüş müydünüz?

Binali Yıldırım: Öncelikle Rabbim bu millete bir daha böyle vahim bir gece yaşatmasın. O geceyi her düşündüğümde yüreğim ağırlaşıyor ve o gece yaşananlar tek tek gözümün önüne geliyor. Köprüyü tutmuşlar. Kim tutmuş ne olmuş deyince kısa bir bilgi aldık ve Tuzla'daki evimde yaklaşık 45 dakika anlamaya çalıştık. Bunun silahlı kuvvetler içinde asker kılığına girmiş teröristler tarafından yapıldığını anladık. 'Kalkışma' durum tespiti yaptıktan sonra söylediğimiz bir sözdür.

2- “Kalkışma” kelimesini kullandığınız o günden bugüne Türkiye’de neler değişti?

Binali Yıldırım: Kalkışma kelimesini kullandığımız an o gece bu konuda olay tespitini yaptıktan sonra ne yapmamız gerektiğine karar verdik. Sayın Cumhurbaşkanımız meydana davet etti. Medyamız o gece sizler müthiş bir vatanseverlik örneği gösterdiniz. Ülke için millet için bayrak için ben ne yapabilirim diyen herkes durumdan vazife çıkararak alçak darbe girişimine karşı herkes harekete geçti. O gece Türkiye tek yürekti. Yıllar boyunca sinsi bir şekilde bütün kurumlara, orduya, bürokrasiye nüfus etmiş bu alçak örgüt deşifre oldu. Bir kere en büyük kazanım bu. İkinci büyük kazanım da demokrasiye sahip çıkma kültürünün yerleştiğini bu kalkışmayla görüyoruz. Dolayısıyla bu darbe girişiminde bu kalkışmayla birlikte millet artık demokrasiye sahip çıkacağını, dost düşman herkese ilan etti. Bundan sonra darbe yapmaya kalkanlar, çılgınlık peşinde olanlar şunu bilecekler bu iş bu kadar kolay değil. Bu Türkiye'nin en büyük kazanımıdır.

3- Aday olduğunuz açıklandıktan sonra ilk basın toplantınızda "İstanbul Ankara'dan yönetilemez, Ankarasız da yönetilemez" derken ne kast ettiniz?

Binali Yıldırım: Şimdi aslında ben bunu niye söyledim buna gelmek lazım. O sıralar CHP adayına cevap olarak söyledim. Bu geçerli olan bir şey değil. İstanbul Ankara'ya muhtaç Ankara'da İstanbul'a muhtaç. Merkez ile yerel yönetimlerin ahenk içinde çalışması esastır. Hatırlamak lazım İstanbul 90'lı yıllarda ne haldeydi o sıralar İstanbul'un çilelerini yaşayanlar bilir. 2000'den sonra doğanlar İstanbul'un o günlerini anlatsanız herhalde annemiz babamız hayal gördü diye bize şaşarlardı.

4- Adaylığınız açıklanmadan önce sayın Cumhurbaşkanı ile aranızda bazı görüş ayrılıkları olduğuna ilişkin spekülasyonlar yapıldı. Biraz o süreci anlatır mısınız? Adaylığınızla ilgili cumhurbaşkanı Erdoğan’la aranızda görüş ayrılıkları oldu mu?

Binali Yıldırım: Acayip. Soru acayip. Farklı düşündüğümüz olur istişare eder, anlaştığımız, anlaşamadığımız konular olur. Karar verildikten sonra farklı düşünmeyiz. Cumhurbaşkanımız ile her konuyu konuştuk. Tartıştık. Sonuçta verdiğimiz kararın arkasında kaya gibi durduk.

5- Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim kampanyanızda yer alacak mı? Beraber mitingler yapacak mısınız?

Binali Yıldırım: Yani ne demek? Gayet tabi yer alacak. Zaten Cumhurbaşkanı 'yapma' deseniz de yapar. Onun hayatı vatandaşlarla haşır neşir olmakla geçmiş. Cumhurbaşkanımız rahatı sevmez. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızla çalışmak çok kolay bir şey değil. 50'den fazla şehirde miting yapacak, bu kampanyada belki de hepimizden fazla çalışacak. Biz İstanbul'da yapacağız. Ama Cumhurbaşkanımız tüm Türkiye'yi dolaşacak.

“Hiçbir şeye itiraz etmiyorum…”

6- Bakanlık diyorlar tamam diyorsunuz. Başbakanlık diyorlar tamam diyorsunuz. Meclis Başkanlığı diyorlar tamam diyorsunuz. Şimdi de belediye başkanlığı… Her şeye tamam dediğiniz için sizi eleştiriyorlar. Duruşunuz yok mu?

Yani ne kadar güzel. Uyumlu bir insanım. Hiçbir şeye itiraz etmiyorum. Yani ne demek duruşum yok. Benim duruşum bellidir. Duruşum millete hizmettir. Duruş başka omurgasızlık başka. Ben omurgasız bir insan değilim. Hizmeti ibadet bilirim. Milletim ne dediyse ben onu yaparım. Bundan sonra da elimizden geldiğince İstanbullular bize yetki verirse en güzel hizmeti İstanbul'da yapacağız. Biz bunu Türkiye'de yaptık. Şimdi çok daha detaylısını, daha kolayını önümüzdeki dönemde İstanbul'da yapacağız.

18 Şubat’ta TBMM Başkanlığını bırakacağım

7- Evet, şimdi de İstanbul Belediye Başkan adayısınız. Siz bakanlık, başbakanlık, TBMM Başkanlığı yaptınız. Galiba Türk siyasi tarihinde de bir ilk olacak değil mi? Bütün bunları yapmış bir siyasetçi İstanbul’da belediye başkan adayı oluyor. Ki kulislerde sizin bu adaylığı aslında çok da istemediğiniz konuşuldu. Bu konuşulanlar doğru muydu? Ya da şöyle sorayım. Neden TBMM Başkanı’yken belediye başkanlığı için yarışmayı kabul ettiniz?

Bir kere her şeyin bir ilki bir de sonu vardır. Bana da hep ilk ve sonlar nasip oldu. Eğer size bir ihtiyaç duyulmuşsa, onu kabul etmiyorum deme hakkınız yok. Görevin büyüğü küçüğü olmaz. Bakanlıktan ayrıldım yine çalışmaya devam ettim. Bakanlıktan tekrar ayrıldım... Ulaştırma Bakanları ayrılmak zorundaydı. 3 kez ayrıldım 4 kez geri geldim. Başbakanlık yaptım. Şimdi de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmam gerekti. Seve seve kabul ettim. İstanbul benim ömrümün geçtiği şehir.

Şimdi sıra İstanbul'a hizmet etme sırasıdır. Büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Bu mevzuatta bir ilk. Onun için de kanunlarda bu yazılmamış. Adaylığın açıklandığı zaman herkes şaşırdı. Acaba şimdi ne olacak. Hukukçular kendi aralarında tartışmaya başladı. Kimi herhangi bir yasak yok diyor. Kimi de istifa etmelidir diyor. Benim bu istifa meselesi ile vatandaşın gündeminin işgal edilmesine canım çok sıkılıyor. Biz İstanbul'u konuşmalıyız. İstanbul'un geleceğini, sorunlarını konuşmalıyız. İstanbul'u nasıl büyütürüz, ekonomisini nasıl güçlendiririz, bunu konuşmamız gerekirken anlamsız yere benim istifa edip etmeyeceğim konuşuluyor.

Kaldı ki ben resmen daha aday bile değilim. Partim aday göstereceğini açıklamış. Yapılmayan bir işlem üzerinden tartışmanın gidiyor olması çok rahatsız edici bir şey. Burada ilk kez açıklıyorum. Adaylık müracaatımın yapıldığı andan itibaren Meclis Başkanlığı görevimi de bırakacağım. Adaylık başvurusu sonrası Meclis Başkanlığı görevini bırakacağım.

Adaylık resmi müracaatımı partim yaptığı zaman, aynı anda Meclis Başkanlığından ayrıldığıma dair dilekçemi de vermiş olacağım.

8 - TBMM Başkanlığı’ndan istifa etmenizin gerekçeleri neler?

Benim istifa et, etmeme gibi laflarla gündemin meşgul edilmesinin İstanbul'a yararı yok. Bir yola girdik. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday olduk. Bizim için hedef 31 Mart akşamı İstanbulluların gönlüne girmek.

9- HDP'nin İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerde aday çıkarmayacağı açıklandı. İstanbul'daki seçime yansıması sizce nasıl olur? HDP’nin aday çıkarmaması İstanbul yarışını nasıl etkiler?

Bizim açımızdan fark etmez. İster aday çıkarsınlar, ister çıkarmasınlar. İstanbul Türkiye'nin özeti. İstanbul'da Türkiye'nin her tarafından vatandaşlarımız var. Dolayısıyla biz tüm İstanbulluların desteğine talibiz. HDP'nin verdiği mesaj bellidir, 'Millet ittifakı'nı destekleyeceğiz' demektir bu. Kimse Kürtler'in oyunu çantada keklik görmesin. Türkiye'nin en büyük dertlerinden birisi terördür. Başbakan olduğum gün terörü Türkiye gündeminden düşüreceğiz dedim. Bugün terör gündemin ilk maddesi değil. Bugün Türkiye'nin her yerinde güvenlik sağlanmıştır, terör belası gündemi meşgul etmekten çıkmıştır.

10- Siyasette neredeyse üstlenmediğiniz görev kalmadı. İddia edildiği gibi İstanbul’u yönetmek için yeterince genç değil misiniz? Rakibiniz Ekrem İmamoğlu kendini şarj dolunca yanan yeşil ışığa, sizi de şarj azaldığında yanan kırmızı ışığa benzetti. İstanbul'u yönetmek için genç değil misiniz?

Bizim İstanbul'a söyleyeceğimiz şey şudur; geçmişte yaptıklarımız tecrübelerimizle İstanbul'u inşaa edeceğiz. Benim şarjımı dolduran milletir. Bitmeyen bir enerjim var benim.

11- Ulaştırma Bakanı’yken İstanbul’da yapılan pek çok şeyde imzanız var. Şimdi de gündemde birçok proje inşaatı var… İstanbul bir inşaatı daha kaldırabilir mi?

Ne demek? Kanal İstanbul ile ilgili çok fazla spekülasyon var. Kanal İstanbul projesi bir imar projesi, yapılaşma projesi değildir. Kanal İstanbul su yolu projesidir. Boğazlar İstanbul'un en güzel yerleri. Orada bir gemi, tanker kazası olsa İstanbul'un alacağı tehlikeli tahmin edin bakalım. 1979'da bir tanker infilak etti, insanlar evlerinde uyuyamadılar. Dolayısıyla İstanbul'un güvenliği her şeyin önünde gelir. 140 bin ton akaryakıt taşıyan gemiler geçiyor. 50 binin üzerinde gemi geçiyor. Bunların her biri nükleer bomba... Bekletiyorlar... Bekletilmeden dolayı ciddi bir zaman ve para kaybı var.

Aynı zamanda bu proje İstanbul'un bir nefes alma projesidir. İstanbul'un haritasına bakarsak Kanal İstanbul'un yapılacağı güzergah boyunca şurada bakın yeşil alanları görüyorsunuz. İstanbul'un sadece yüzde 20'si yerleşim yeri. Ama sorduğunuz zaman İstanbul'un yeşil alanı çok yetersiz iller arasında yer alıyor. Bu alanları İstanbul'un nefes alacağı, rahatlayacağı bir şekle dönüştüreceğiz. İstanbul'un meşhur dereleri vardır bilirsiniz. 14 - 15 tane deresi var İstanbul'un bu dereleri tekrar hayata geçireceğiz. İstanbullular hafta sonu akın akın gelip vakit geçirecekler.

12- Bir önceki belediye başkanı Kadir Topbaş’ın çok tartışılan projesi martı var biliyorsunuzdur. Martı Projesi’ne ne oldu? İstanbul’da denizin doldurulup, kıyı şeridinin değiştirilmesini doğru buluyor musunuz?

İhtiyaç olduğunda yapılabilir.

13- İstanbul tarihe tanıklık etmiş bir şehir olarak yeterince turist çekiyor mu? Turist popülasyonunu artırmak için neler yapmak gerekir?

İstanbul'un turizm ile potansiyeli bugünkü ile sınırlı değil. 15 milyon nüfusu var. İki katına kadar çıkabilir.

14- Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da Marmaray'a bindiniz. gençlerin size yer vermediğine dair yapılan şakalar yapıldı. Gerçekten gençler size metroda yer vermedi mi?

Yorumları gördüm. Çok da hoşuma gitti. Ben hiç alınmadım. Gerçeği söyleyeyim... Ben bindiğimde bir genç hemen fırladı. Ben de isteğini çevirmemek için oturdum. Sonra o genci çağırdım, kalktım. Bizim gençlerimiz büyüklerine karşı saygıda kusur etmezler. Yer vermedilerse beni genç görüyorlardır.

15- Ticaret hayatına otobüs alarak başladığınızı biliyoruz. En son ne zaman araba kullandınız? Marmaray’a bindiniz, İstanbul trafiğinde araba kullanmayı da düşünüyor musunuz?

Araba kullanmayı severim. Geçtiğimiz Pazar günü bindim. Devlet Bey de bu antika arabaları sevdiği için o vesile ile bindim. Fırsat buldukça araba kullanmaya devam edeceğim.

16- Avrasya Tüneli, Marmaray, metro, hızlı tren, üçüncü köprü, üçüncü havalimanı gibi projelerde yer aldınız. Ama İstanbullu için hala ulaşım 1 numaralı sorun. “Benim adım Binali Yıldırım, ben istanbul trafiğini çözerim” diyebiliyor musunuz?

Trafik sorununu çözerim. Hiç mütevazi olmaya gerek yok. Ben bu işi Türkiye'de yaptım, yaparım. 22 bin kilometre bölünmüş yol yaptık. 26 havaalanını 55'e çıkardık. Yolları böldük, hayatları birleştirdik, yolları böldük gönülleri, insanları, milleti birleştirdik. Yolları böleriz ama Türkiye'yi böldürmeyiz. Bugün her tarafa uçakla seyahat etmek mümkün. 15 milyon 200 bin hemşerimiz Türkiye'nin bir yerinden geliyor.

Memleketlerine 10 yıl önce 15 yıl önce giderken ne çileler çekiyorlardı şimdi nasıl gidiyorlar. İstanbul'un trafik sorununu çözeceğiz. Dürüst olalım hiç kimse benden İstanbul'un trafik sorunu olmayacak demesin. Ben akışkanlığı vaad ediyorum. Yani trafikte dur kalk yapmakla ömür tüketmeyecek insanlar. Gününün bir saatini trafikte bekleyerek geçirmeyecek. Az da olsa sürekli trafik akacak. Gününün 1 saatini trafikte bekleyerek geçirmeyecek. Az da olsa, 20 - 30 km ile trafik akacak. İstanbul'un en büyük problemi, 20 kilometrelik bir alanda. Tüm trafik burada akıyor. Dolayısıyla bunun çözümü toplu taşımanın, raylı sistemin arttırılmasından geçiyor. Şuan yüzde 20'nin altında bir pay alıyor. 30 milyon yolculuğun yüzde 20'si raylı sistemle yapılıyor. Projeler tamamlandığında yüzde 50'si seyahat etmiş olacak. Böylece trafikte ciddi bir rahatlamayı göreceğiz. Birkaç sene içerisinde değiştirilebilecek bir durum.

17- Siz denize olan sevdanızla da biliniyorsunuz. Türkiye Gemi Sanayi Genel Müdürlüğü yaptınız, İDO'yu yönettiniz. İstanbul Boğazı dünyada eşi benzeri olmayan bir güzellik İstanbul’da trafik sorunu deniz ulaşımıyla çözülemez mi? Kocaman Boğaz’ı verimli kullanıyor muyuz biz?

Binali Yıldırım: İstanbul'da deniz kullanılır ama trafiği deniz ile çözeceğim demek, konuyu ya bilmemekten ya da büyük bir hayalden ibarettir. Deniz ile taşıyacağınız sayı bellidir. Trafiğin bir kısmı Avrupa yakası içinde bir kısmı da Anadolu tarafında dönüyor. Denizin önemi 1., 2. 3., köprüler yokken vardı. 70'lerde 1. köprü, 80'lerde 2. köprü yapıldı, kısmen deniz ulaşımı azaldı. Deniz taşımasının payı yüzde 4-5 civarında. Hayalci olmamak lazım.

39 ilçeden 21 ilçemizin deniz ile kıyısı var. 18 ilçemizin denizle irtibatı yok. Burada yaşayan İstanbulluları denizle buluşturmak belediyelerin en büyük görevi olmalı.

18 - TBMM Başkanlığı görevini bırakmadan önce bir icraatınız olacak mı?

Evet. İki sözüm var, önce onları gerçekleştireceğim. MS, ALS gibi hastalıkların sebeplerinin araştırılması, tedavi ve hastaların hayatlarını kolaylaştırmak için komisyon kurdu. İmzaya geldi. Birinci sözüm bu.

İkinci sözüm de adada fayton taşıyan atlarla ilgili. Orada bir facia oldu. Atlarla ilgili insanlık dışı muamelelere şahit oluyoruz. Hayvanlara şiddetin önlenmesiyle ilgili bir kanun teklifi de bu görevden ayrılmadan önce Meclis'e havale edilmesini istiyorum.

19 - Dünkü röportajınızda sosyal medyada da çok konuşulan bir söyleminiz vardı. okumak istiyorum müsaadenizle: “Aile büyüklerimiz Tarlabaşı’nda oturuyordu ve ben ilk geldiğimde oraya gidecektim. gözümde bir tarla canlandırmıştım ve o tarlanın başında bir ev hayal etmişim. Dedemin evine bir vardım ki, tarlabaşı dedikleri yer iğne atsan yere düşmeyecek bir kalabalıkmış, meğer tarla yokmuş” yıllar geçti ama İstanbul için yeşil alan konusunda yapılan en büyük eleştiri değişmedi. New York'ta Central Park, Londra'da Hyde Park var. Sizce İstanbul bir gün yeşillikler içindeki eski haline geri dönebilir mi?

Çok doğru söylüyorsunuz. Gençler çok güzel espriler yapmışlar. İncirlide incir yok diyorlar, Bahçelievler'de bahçe yok diyorlar çok yaratıcılar. Ben 12 yaşında bir çocuktum, ilk defa İstanbul'a geleceğim. Geldiğimde 1 karış toprak bile yoktu, çok şaşırmıştım. İstanbul'un yeşil alan ihtiyacı bir elzem. Sadece vatandaşlarımızın nefes alması için değil. İstanbul bir deprem kenti. O depremde bu tehdit altındaki yapılardan insanları koruyacağımız en az 20 km2 alana ihtiyacımız var. Bir Beşiktaş, bir Güngören kadar yeşil alana ihtiyacımız var. Millet Bahçesi projelerimiz buna yöneliktir.

20- “İstanbul’u dinliyoruz gözlerimiz açık” dediniz Orhan Veli’nin meşhur şiirine atıfta bulunarak. İstanbul söylediğiniz gibi ‘gözler açık’ dinlenebilir mi? İstanbul’u hissetmek gerekmez mi?

Bir şeyi dinlerken gözlerinizi neden kapatırsınız? Huzur bulmak için. Biz gözlerimiz açık olacak, İstanbulluların ihtiyacı olan işler nerede? O işleri yapacağız ki İstanbullular gözlerini kapatıp geleceklerini düşünsünler. İstanbul'un sorunlarına karşı gözümüz kulağımız çalışması lazım. İstanbul'un gören gözü olacağız. İstanbul'u en güzel şekilde tanıtmanın gayreti içinde olacağız. İstanbul'un ekonomisinin büyümesi demek Türkiye'nin büyümesi demek.

21- Cumhurbaşkanı Erdoğan “istanbul benim sevdam" diyor. Bu durumda Erdoğan size büyük aşkı İstanbul’u mu teslim etmiş oluyor? Cumhurbaşkanı’nın büyük aşkı İstanbul’a nasıl sahip çıkmayı düşünüyorsunuz?

İstanbul'a birlikte sahip çıkacağız. 31 Mart'ta yetkiyi İstanbullular bize verirse nasıl sahip çıkacağımızı kısa sürede göreceksiniz.

22- Siyaset hayatınız içinde aldığınız görevler arasında en severek yaptığınız hangisiydi?

Tüm görevleri yaptım, yapmadığım iş yok. Milletvekilliği, Bakanlık, Başbakanlık, Meclis Başkanlığı... Ama en fazla severek yapacağım iş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı olacak. İstanbulda görev yapmak demek insanlarla iç içe olmak demek. Zevkle bu görevi başarıyla yapacağımı düşünüyorum.

23- Suriyeli göçmenlerle ilgili bir şey yapmayı düşünüyor musunuz?

Bu insanlar buraya niye geldi? İç savaş çıktı, canlarını, mallarını, namuslarını kurtarmak için kaçtılar. Başka ülkeler ölüme terk ederken Türkiye bunu yapmadı, yapamadı, yapamaz. Fırat Kalkanı bölgesinde, Cerablus'ta, Afrin'de 300 bin kişi döndü. Biz bunlara geçici koruma statüsü verdik. Bu insanlar gidecek, ülkede barış olduğu zaman dönüp gidecekler. Bizim Avrupa'da 6-7 milyon vatandaşımız var. Ama sürekli akılları fikirleri Türkiye'de. İnsanın vatanından daha güzel bir yer olmaz. Onlar da mecbur kaldıklarını biliyorlar, eninde sonunda gidecekler.

Ama bu İstanbul'da büyük bir sorun haline geldi. Şişli, Beyoğlu, Zeytinburnu ve Fatih'te bazı caddelerde yabancıların sayısı yerli vatandaşlarımızdan fazla. Bu da hoş bir görüntü değil, rahatsızlık oluşturuyorlar. Bunlar geri dönecek. Toplumun huzur ve düzenini bozacak hareketlere girerlerse hemen göndeririz. Bu konuda yoğun şikayetler geliyor. İlgili bakanlıklarla temas halindeyim.

24- Bu yoğun tempo içinde ailenize vakit ayırabiliyor musunuz?

Maalesef.. Ayırıyorum desem yalan olur. Bir gün İstanbul'da çocukların evine geldim Büyük torunum dedi ki "Dede beni AVM var, oraya götür vakit geçirelim" dedi. Kırmadım, kendim sürüyorum. Park ettik, birisi geldi "Oooo başbakanım hoş geldin" ondan kurtulduk, öbürü geldi, sonra öbürü geldi. Çocukla ilgilenemedik. Hiç birşey yapamadık. Gelince annesi "İyi eğlendiniz mi?" demiş, o da "Ben bir daha dedemle bir yere gitmem. O çekiştiriyor, bu çekiştiriyor dedem beni unuttu" demiş. Ankara'da iken havalimanına çağırıyorduk, orada görüşüyorduk. Ama inşallah artık ağırlıklı olarak İstanbul'da olacağız. Daha çok vakit ayıracağız.

25- Günümüzde şehirlerin ihtiyaçlarından biri de bisiklet yolları. Siz İstanbul’u bisiklet için elverişli bir şehir olarak değerlendiriyor musunuz?

İstanbul bir Hollanda değil. Hollanda'nın en yüksek dağı 105 metre. Orada bisiklet sayısı halktan fazla. Arazi şartlarının uygun olduğu yerlerde bisiklet yolları yapılabilir. Kadir Topbaş beyin zamanında bu çalışmalar başlamış. Topbaş beyefendi çok güzel hizmetler yaptı. Hakikaten İstanbul'un sevdiği bir başkandı, kendisine teşekkür ediyorum. Topbaş bisiklet paylaşım sistemi diye bir şey kurmuş. 300 istasyona ulaşmış. 3000 bisiklete çıkacak, 2023'te 5 bin istasyon 10 bin bisiklete çıkacak. Bisiklet yolları 1000 kilometreye çıkabilir diye düşünüyoruz.

26- Sayın Başkan… Halk Uber istiyor. Ne zaman netliğe kavuşacak bu sorun?

Bu biraz sıkıntılı bir soru. İstanbul'un sadece sorunu değil, bütün dünyanın sorunu. İnternet, teknoloji ve yazılım bu sorunu peydah etti. Mesela İtalya'da 2017'de mahkeme kararıyla UBER yasaklandı. Şu anda üst mahkeme yasağı durdurmuş, UBER çalışmaya yeniden başlamış. Danimarka'da UBER'in pazara girişi nedeniyle çok sıkı standartlar getirilmiş, istedikleri gibi çalışamıyorlar. Bir çok ülkede bu sorun var. Biz olaya şöyle bakıyoruz. Taksicilerin hakkını hiçbir bedel ödemeden kullanmaya çalışanlara asla müsamaha göstermeyeceğiz. Ama taksicilerin de standartlarına özen göstermesine de tedbir alacağız. UBER'e yönelmenin arkasındaki sebepleri de görüp taksiciliği geliştirmemiz lazım. Bu ülkede faaliyet gerçekleştireceksiniz vergi dairesinin yolunu bilmeyeceksiniz. Bu söz konusu olamaz. Ama vatandaşlarımız bunu istiyor, neden? Konforunu beğeniyor. Buna itirazımız yok. Ama bu hizmeti kim verecekse meşru olarak vermesi lazım. Haksız rekabete sebep olan bir uygulamaya göz yumamayız.

27- Sayın Binali Yıldırım, açılışını yaptığınız fikirtepe kentsel dönüşüm projesinin akıbetini hiç merak ettiniz mi?

Fikirtepe'de bir sıkıntı var. Firmaların bir kısmı yaptı, büyük kısmı yapamadı çamura yattı. Çimento fiyatları arttı, demir fiyatları arttı sudan bahanelerle işi yapmıyorlar. Belediye ve bakanlık izinleri vermiş. Firmalar yanlış hesap yapmaktan dolayı işi yapmaktan zorlanıyorlar veya zarar edecekler diye ayak sürtüyorlar. Kaldı ki ben orada bakanlığın yaptığı bir inşaatın açılışını yaptım. Ama buna duyarsız kalamayız, sorunları duymazdan gelemeyiz. Biz göreve gelirsek bu firmaları davet edeceğiz, ne yapılması lazım geliyorsa bunun karanını verip bu işi uluorta bırakmayacağız.

28- Adalar’daki fayton meselesini hemen sona erdireceğinize dair sözü, yazı ile tasdik etmenizi istiyoruz.

Ver bir kağıt kalem yazayım. İş mi bu? Binali Yıldırım'ın sözü senettir. Hiçbir sözüm yerde kalmadı. Söz ağızdan bir sefer çıkar. Söz söylemediğiniz müddetçe söz sizin esirinizdir. Ama söz ağızdan çıkınca siz sözün esiri olursunuz. Fayton meselesini biliyoruz. O nostaljiyi yok etmeden, sembolik halde tutmak suretiyle yeni bir çalışmayı arkadaşlar yapıyorlar.

29- İstanbul’un yeni belediye başkanı olmanıza kesin gözüyle bakıyoruz. Seçildikten sonra ilk çalışmanız ne olacak başkanım?

10 saat deliksiz uyku uyuyacağım. Küçük torun Ali rahat bırakırsa... Ondan sonra Bismillah diyerek işe koyulacağız.

30- Seçilirseniz İstanbul’a gelmek isteyenlere vize olacak mı?

Ben kısıtlamalara, yasaklara karşı bir adamım. Özgürlüklerin karşısındaki hiçbir uygulamaya müsade etmem. Ne gereği var ki? İstanbul'da tersine göç başladı. 12 yılda gelen giden sayısını karşılaştırdığınızda giden sayısı daha fazla.

31- Başkanım… Hiç siyasete girmeseydim dediğiniz oldu mu? Malum, rahmetli Demirel’in bir sözü vardır: “Siyasetin ve sosisin içeriği vatandaşın önünde konuşulmaz. Midesi almaz” saygılar.

Ben hiç öyle düşünmedim, iyi ki siyasete girmişim diye düşündüm. Torunlarım "Dede bu köprüyü sen mi yaptın?" diye sorduğunda bunun huzuru başka bir yerde yok. Siyasette dolu dolu 16 yıl geçirdim, hiçbir zaman da pişmanlık duymadım. Ben siyaseti hizmet için bir araç olarak gördüm. Herkesin hizmetini yapmak için gayret ettim. Arkanızda millet yoksa hiçbir şeyi yapamazsınız.

32- Sizin çok esprili biri olduğunuzu biliyoruz. Siyaset daha asık suratlı bir iştir ama siz gayet neşelisiniz. Peki, Binali Yıldırım siyasetin dışında nasıl biri?

Sizce nasıl biri? Belki bu soru çok hoşunuza gitmez ama... Ben herkes gibi biriyim. Normal vatandaş nasılsa ben de oyum. Beni farklı yapan bir şey yok. Benim üzerime konan sıfat gelip geçici bir şey. Kendimi hiçbir makam için kasmadım, hiçbir sıfat hayata bakışımı değiştirmedi.

33- Son olarak bir “e-spor” salonu açılışında sizi torununuzla gördük. Teknolojiyle aranız nasıl? Torununuza yetişebiliyor musunuz?

Ataşehir'de e-spor salonu kurulmuş. Torunum salonun açılışı var gidelim mi dedi? O ne dedim, icat mı çıkarıyorsun. 20 gün boyunca 9 takım mücadele edecek, eleme usulü. Finale kalan dünya kupasına katılacak dedi. Sonra internete baktım, hakikaten espor mevzusu çok geniş bir şeymiş. 4 milyon oynayan genç var Türkiye'de, 10 milyon da ilgi duyan var. Dünyada da çok büyük bir pazar. Bizde de bu işten para kazanmaya da başlanılmış. Esasında bu profesyonel bir işe dönüşmeye başlamış. Z kuşağı ile bir araya geldiğim zaman kendimi ortaçağda birisi gibi hissettim. Ben Z kuşağının bir ferdiyim, bilgi toplumunun göçmeniyim. Bilgi topluluğunun yerlisi ise Z kuşağıdır. Çocuklarımız bize bilgisayar okur yazarlığını öğretiyor. Geniş bant internete Türkiye'de başlatan bakanlığımız döneminde biziz. 2G vardı, 3G oldu 4G oldu şimdi 5G üzerinde çalışılıyor. Teknoloji baş döndürücü bir hızda ilerliyor. İnternette hız berekettir. İstediğiniz kadar artırın daha çok bilgi kullanırsınız. Ben çok böyle fazla sosyal medya ile haşır neşir olan birisi değilim, bilirim ama buna vakit bulamıyorum. Ama gençlerin kullanması için çok güzel yatırımlar yaptık. Nüfusun yüzde 99'unun internete erişimi var. Okulların tamamında internet var, akıllı tahtalar var.

34- Aileler çocuklarını avm'lere götürmekten çok şikayetçi ama maşallah hiç kalabalık da eksik olmuyor. İstanbul’da çocuklar için projeleriniz var mı?

Çocuklar bir kere bizim neşe kaynağımız. Çocuksuz dünya olmaz. Çocuklara ekmek, su kadar ihtiyacımız var. İBB kreş açmış, Sayıştay niye açtın diye zimmet açıyor. Böyle bir kepazelik olur mu? Benim eşim 81 ilde 81 kreş projesi yapıyor. 15 tanesi açıldı, 20 tanesi açılışa hazır. Bu bir gösterge ama yetmez. Bu kadar çocuğu bu yaşlarda alıp hayata hazırlamamız bizim görevimiz. 1 milyon üniversite öğrencisi var, 51 üniversitemiz var. Nüfusun 25 yaş altı nüfusu 6 milyon 400 bin. Bu çok büyük bir sayı. Bu bir zenginlik. Avrupa bunun için büyüyemiyor, kalkınamıyor. Dışarıdan işçi almak mecburiyetinde kalıyor, çünkü nüfusu yaşlı. Gençler geleceğimiz, gençlerimize ne yapsak yeridir. Önemli olan gençlerin dünyasına girmek. Gençleri anlamak.

35- İstanbul 61 üniversitesi ile bir gençlik ve eğitim kenti olmak yönünde de önemli bir potansiyele sahip. Ama bir yandan da gençler umutsuz, geleceğe dair kaygıları var. Belediyecilik anlayışında gençlere nasıl kapılar açabileceğinizi düşünüyorsunuz?

Belediyecilikte gençleri için yapılacak çok şey var. Şu anda, 2008'de dünya krizi oldu. Dünyanın büyüme hızı düştü, hala daha devam ediyor. 10 seneyi geçmiş. Dünyada genç işsizlik sorunu en büyük sorun. Türkiye'de yüzde 20'nin üzerinde. Küresel bir sorun. Biz buna duyarsız kalamayız. Umutsuzluk bundan kaynaklanıyor ama dijital devrim dediğimiz, robotlar, akıllı teleonlar bunlar gençler için bulunmaz bir fırsat. Bu fırsatı bir katma değere dönüştürmek bizim elimizde. Gençler için ortak üretim merkezi kuracağız. Her birine birer masa tashis edeceğiz, projelerini anlatacaklar. Gençliğin elinde dijital dünyaya yönelik fırsatlar var. Bu iki fırsatı birbiriyle buluşturmak bizim görevimiz olacak.

Gençler anlaşılamadığını düşünüyorlar. Bu algıyı ortadan kaldıracağız. Buna hakları var, biz bunu 15 Temmuz'da gördük. Gençler o gece sokaklardaydı, bayrağa sahip çıktılar. Ülkeye sahip çıktılar.

36- Hayat pahalılığı ve işsizlik toplumun en önemli gündemi. Siz içinde bulunduğumuz ekonomik durumla ilgili halka ne söylemek istersiniz? Sokakta en çok ne konuşuluyor. Vatandaşın gündemi, şikayeti, isteği nedir?

Son aylarda ekonomi bakımından bazı sıkıntılar yaşadık. Dolar kurumuz üzerinden ülkemizde başlatılan bir operasyon vardı. Dolayısıyla hem enflasyonda tırmanma oldu hem defiyatlarda bir tırmanma oldu. Bu sadece Türkiye'de yaşanmıyor. Benzer sorunlar var, bunların esas kaynağının da ABD'nin ve AB'nin uyguladığı politikalar. Buraların Merkez Bankaları Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere giden fonların geri gelmesini sağlayacak tedbirler alıyorlar. Faizleri artırıyorlar, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerden fonlar çekiliyor oraya gidiyor. Bunun getirdiği girdi maliyetlerine de yansıyor. Ama biz bunu aşacağız. Hükümetimiz gerekli tedbirleri alıyor, bunun geçici bir durum olduğunu, 2009 da bunu yaşadık, gezi olaylarında bunu yaşadık, 17-25 Aralık'ta yaşadık. 2019'un ortalarından itibaren toparlanma süreci başlayacak. Burada yapmamız gereken, üretimi artıracak tedbirleri almaya devam edeceğiz, istihdam artırıcı tedbirlere devam ettireceğiz, finans sıkıntıları konusunda tedbir almaya devam edilecek. Biz ne yapacağız? İstanbul demek Türkiye demek. Bu şehirde yaşam daha kolay olacak. Buraya yatırım için gelenlerin işleri kolaylaştırılacak. Herkese iş bulacağım diye bir şey söyleyemem. Yapmamız gereken daha çok yatırım. Daha çok yatırım olunca daha çok iş imkanı olacak.

37- Sokaktaki vatandaş sizden de bekliyor, ne istiyor sizce?

Bir seçim havası yok. Hararetli bir seçim kampanyası gözlenmiyor. Sohbetlerimizde hayat pahalılığı, işsizlik gündeme geliyor. Herkes yaşadığı yerdeki sorununu anlatıyor. İmarla ilgili sorun var, İETT'de şu aksaklık var... Beni belediye başkanı olmuş gibi kabul ederek sorunları aktarıyorlar. Bu sorunların bizim çözmeye çalıştıklarımızla denk düşmesi doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Ulaşım, park alanı, çevre ve yeşil alan yetersizliği, sokakların park alanı olarak kullanılması, kaldırım işgali gibi sorunları var İstanbul'un. Biz de onun için İstanbul 4.0 ile geliyoruz. İstanbul hepsini yaşadı, şimdi 4.0 dönemi başlıyor.

38- New York'ta yaşayanlar kendilerine New Yorker diyor, Londra'da yaşayanlar Londoner, Berlinliler Berliner. Yaşadıkları şehri kendilerine kimlik edinmişler. Siz bir İstanbul şuuru yaratmaktan bahsediyorsunuz. İstanbullu olmak deyince ne anlıyorsunuz? “New Yorker” gibi bir kavram yaratmak İstanbul için de mümkün mü?

Bu kısa vadede çok mümkün değil. İstanbul Türkiye'nin özeti. Türkiye'nin her köşesinden İstanbullu var. İstanbul tam bir mozaik. Kürdü var, Arabı var, Çerkezi var... Her türlü nüfus var. Bunların bir araya gelip kendi yörelerinin değerlerini muhafaza etme çalışmalarını ben olumlu bir şey olarak görüyorum. Dernek kurmuşlar, yolları yapmak için para toplamışlar, cenazeler düğünler için para toplamışlar. Bunlar olmalı. Ama ben başka bir şey teklif ediyorum. Bir üst kimlik olsun, o da İstanbul kimliği. İstanbullu aidiyeti de gelişsin istiyorum. Buna ihtiyaç var.

39- Uzun bir aradan sonra yeniden İstanbul’da yaşamaya başlayacaksınız. İstanbul takımlarının ve hatta büyüdüğünüz Kasımpaşa maçına gitmeyi düşünüyor musunuz?

Uzun bir aradan sonra İstanbul'a dönmüyorum, hiç ayağımı kesmedim. İşimiz oldukça gelir gideriz. Ama bundan sonra hep İstanbul'da olacağız. Diyelim Süper Lig'de ise takımınız varsa, ne kadar fazla takımınız varsa şehir de Süper Lig'de olur. Bütün takımların maçlarına gideriz. Ama amatör sporları geliştirmemiz gerekiyor. 15 milyon nüfus içerisinde 600 bin amatör sporcu var, daha fazla olması gerekiyor.

40- Bir dönem Londra modeli gibi meydanlara doğru yolların ücretlendirileceği konuşuldu, şimdilerde ise köprülerde tek taraflı değil çift taraflı ödeme yapılacağı konuşuluyor. Köprülerde sadece gidiş değil dönüş de ücretlendirilecek mi?

Öyle bir plan yok. Şuanki plan gayet güzel. Artık geçişlerde para kalktı, kartları okuyup geçiyorsunuz. Bu sistem Avrupa'da bile yok. Bunlar kısıtlamadır, geliş gidişte para almak. Ben kısıtlamalara karşıyım.