Ferdi Sabit Soyer Eliyle, Başbakan’a ve Hükümetine; Unutmamak ve unuttu

Cenk DİLER

Abbas Güçlü, yapmış olduğu bir KKTC ziyaretinden sonra, Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan yazısında, dönemin Başbakanı Ferdi Sabit Soyer ile yapmış olduğu görüşmeden notlar aktarıyor. Tarihler, 25 Eylül 2006 yılını gösteriyor. Yazıdan bazı alıntılar yaptım: “KKTC'de Serdar Denktaş'ın "batık bankacı" kayınpederi Salih Boyacı'nın sahibi olduğu Kıbrıs Kredi Bankası, 2001 öncesinde mali bünyesi zayıfladığı için Everest Bankası, Yurtbank, Hürbank ve Finansbank'la birlikte tasfiye amacıyla fona devredildi. Bu 5 bankanın ülkeye toplam faturası 162 milyon 600 bin dolar olarak belirlendi. Kıbrıs Kredi Bankası, ülkede el konulan 13 banka içinde 26 bin 687 mudi ve ödenen 66 milyon 222 bin 700 dolarlık mevduat tutarıyla ilk sırada yer aldı. Konuyla ilgili işlemleri o dönemde Maliye Bakanlığı Şirketler Mukayyitliği üstlendiği için olay doğrudan mahkemelere havale edildi. KKTC Merkez Bankası Başkanı Erdoğan Küçük, dava sürecinin uzun sürmesi ve Türkiye'deki gibi bir "hortumcu yasası olmamasından" yakınarak, "Böyle bir yasanın eksikliği beş bankanın üzerine gidilmemesinde eksiklik oldu. Ama 2001 sonrası el konulan bankalar için işi protokollerle çözüyoruz" açıklamasını yapmıştı. KKTC'de koalisyonun bozulmasına ve siyasetin çirkinleşmesine neden olan gelişmelerin, Serdar Denktaş'ın "batık bankacı" kayınpederi hakkındaki dosyanın sumen altından çıkarılıp başsavcılığa iletilmesinden kaynaklandığını savunan Soyer, "Kim bunun aksini söylüyorsa, yalan konuşuyor" dedi. Kayınpeder Salih Boyacı'nın önceki hükümet döneminde 50 milyon dolarlık batağa neden olduğunu belirten Soyer, bugüne kadar neden dava açılmadığına ilişkin sorumuzu da şöyle cevaplandırdı: "Kayınpeder şu anda başka bir suç nedeniyle hapis cezasına çarptırılmış durumda. Batık paralar konusu ise Merkez Bankası Başkan Yardımcısı'nı değiştirmek istediğimizde ortaya çıktı. Savcılığa, 'neden dava açmıyorsunuz' diye ne zaman sorsak, dosyanın kendilerine gelmediği cevabını aldık. Bu aylarca sürdü. Dosyayı sumen altı eden görevli, bir türlü göndermemiş. Tabii biz bunları bilmiyorduk. Merkez Bankası'nı bağımsız hale getirip güçlendirmek için harekete geçtiğimizde, Serdar Bey hep karşı çıktı. Şimdi anlıyoruz ki, o dosyanın saklanması için bugüne kadar o görev değişikliklerini istememiş..."” (http://www.aktifhaber.com/kktcdeki-kriz-tamamen-duygusal-84939h.htm). Aradan yıllar geçti. 8 koskoca yıl… Yazılanlardan anlıyoruz ki dosya savcılığa iletilmiş. 8 yıl geçmesine rağmen savcılık halen ne yapıyor? 3 Mayıs 2013 tarihinde, KKTC Cumhuriyet Meclisi bir de Araştırma Komitesi kurulmasına dair karar almış ve komite kurulmuş (http://www.haberkktc.com/haber/devletin-batik-bankalardan-alacaklari-33941.html) sonuç ne olmuş? Ne beklenirdi ki? Sıfıra sıfır elde var sıfır. Yoksa eski bir milletvekilinin, 2 Mayıs 2013 tarihinde, iddia ettiği gibi dosyalar kayıp mı? (http://www.volkangazetesi.net/haber/kibris_1/belge-ve-dosyalar-bassavcilikta-kayboldu/410.html). Başsavcının “Gereğini yapıyoruz” açıklamasının da üzerinden çok zaman geçti (http://www.kibrismanset.com/dunya/bassavci-ilgen-ubp-girne-milletvekili-tanceri-yanitladi-h9521.html). Daha “gereğini yapmak” ile mi uğraşıyorsunuz? Bazı dosyalar poliste idi. Halen orda mı? Orda ise ne bekliyor? Ceza Davası sonuçlanınca, Hukuk Davalarından sonuç almak kolaylaşmaz mı? Yoksa korkular, yavaşlatmalar, engellemeler, saklamalar bundan dolayı mı? Yüce Mahkeme’nin kararından bazı satırbaşları: “… Bu gerçekler muvacehesinde bu kadar büyük maddi menfaat sağlayan bir sanığa, yasal olarak verebileceğimiz para cezası Yasanın öngördüğü azami rakam olsa bile, sağladığı menfaat karşısında gülünç kalmaktadır.” “…İlâveten sanığın işlediği ve mahkûm olduğu suçlardan ötürü bankanın binlerce mudisi alt Mahkemede duruşma esnasında ibraz olunan rakamlara göre mağdur olmuştur.  Bu rakamlar sterline çevrilecek olursa o günkü kurdan 50 milyon sterlin civarında bir rakama baliğ olmaktadır.” ( 28 Ocak 2004 tarih ve Yargıtay/Ceza 84/2002 ve D.3/2004 sayılı dava). Yukarıdaki miktarlara bir de faiz ekleyin, tablonun korkunç boyutu karşımıza çıkacaktır. Neden bu davayı örnek verdim? En çok “batak” ve “iç etme” burada olduğu ve siyasi bağlantıları olduğunu da düşündüğüm için. Peki, bütün bunları niye yazdım? Unutulmasın, hep hatırlansın diye… “Hesap soracağız” diye söz verip de bu sözler karşılığı halkın oylarını alıp “iktidar” olanları bir kez daha silkeleyip UYANDIRMAK için… Kendilerine gelmelerine katkı koymak için… Her hal ve şartta, hükümette olmak için vermedik taviz bırakmayanların, bu davranışının nedenini tekrar halkımıza hatırlatmak için… Siyasete güvenin neden yerlerde süründüğünü anlatmak için… Bu sorunla, kendi döneminde ilgilenmeye başlayan Sayın Ferdi Sabit Soyer ve partisi şu an İKTİDAR ortağıdır. Bir kez daha rica etsek, acaba bu konuyu gündeme taşırlar mı? Sayın Soyer, o dönemki bilgilerini Başvekil ile paylaşır mı? Harekete geçmesini sağlar mı? Sayın Serdar Denktaş’a bağlı Şirketler Mukayyidi ne bekliyor? Bu davalarla ilgili almış olduğu bir talimat mevcut mu? Polis teşkilatı, soruşturmalarını bitirip dosyaları Başsavcılığa gönderdi mi? Başsavcılık’ta bu dosyalar tam ve eksiksiz olarak bulunuyor mu? Bunları mahkemeye sevk etti mi? Etmedi ise ne bekleniyor? Ne zaman sevk edecek? Eğer dosyalar mahkemede ise “geciken adalet adalet değildir” ilkesinden hareketle, hareketlenmesi ve daha da hızlanması gerekmez mi? “Aslan Muhalefet”in de bu tabloda yeri yok mu? Onlar neden sus pus? Meclis Araştırma Komisyonu bu konuda bir rapor hazırlamış mıydı? Yeniden bir Araştırma Komisyonu kurulması düşünülüyor mu? Yoksa neredeyse KKTC Bütçesine rakip olacak bu “atıl kaynağı” tahsil etmek kimsenin derdi değil mi? Evet… Bu para hepimizin. Bu paranın tahsili ilenarenciyecilerin, hayvancıların, çiftçilerin, işsizlerin, evsizlerin, fakir ve garibanların, KTHY Mağdurlarının da dâhil tüm sorunlarını çözebilirsiniz. Buhar olup da uçup gitmedi ya!