“Halkın gönlünde kim varsa, Türkiye’nin de gönlünde o olmalı”

Türkiye hükümetinin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde herhangi bir adayı işaret edeceğini düşünmediğini kaydeden Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Mustafa Akıncı, “Geçmişte Türkiye’nin istemediği kişi seçilemez denirdi; şimdi bunun tam tersidir. Artık, ‘halkın istemediği seçilemez’ noktasına ulaştık” diye konuştu.

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Mustafa Akıncı, “Kıbrıs Türk halkının iradesinin temsilcisi olacağım. Her konuda bakacağım bir tek yer vardır, o da iradesiyle beni görevlendiren halktır. Bu Türkiye ile sağlıklı istişareyi engellemez. Kıbrıs Türk halkının, iradesi ve onun yansıması benim için en önde gelen gerekliliktir” diye konuştu.

Mustafa Akıncı Basın Bürosu’ndan verilen bilgiye göre, Akıncı dün bir televizyon programında soruları yanıtladı, Cumhurbaşkanlığıyla vizyonuyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Programın başında adaylığı ve seçimle ilgili görüşüne yönelik soruyu cevaplayan Akıncı, halktan aldığı mesajla aday olduğunu yineleyerek, “farklı siyasal kesimlerden insanlarımızın yaptığı çağrıya, adaylıkla karşılık verdiğim için memnuniyetlerini gizlemiyorlar ve desteklerini veriyorlar. Bu nedenle geçmişte ‘seçim son gün kazanılır’ diye bir anlayış vardı ama bu kez öyle olmayacak, görüyorum ki halk sorularına aradığı cevabını buldu ve 19 Nisanı bekliyor” dedi.

“GERÇEK ANKET HALKIN GÖZLERİNDE”

Akıncı, bazı adayların iddialarının aksine seçimin iki turlu olacağını düşündüğünü de kaydederek, gerçek anketin halkın gözünde olduğunu ve birinci turu da ikinci turu da önde tamamlayacağına inandığını kaydetti.

“DEĞİŞİM İSTEĞİ SEÇİME YÜKSEK KATILIMI GETİRECEK”

Seçime katılım oranıyla ilgili öngörüsünün sorulması üzerine Akıncı yüzde 70-80 civarında katılım beklediğini, bir değişim arzusu olduğunu hissettiğini düşük katılımın, halk, bir şey değişmeyeceğini düşündüğünde olabileceğini ifade etti.

“İŞİN BAŞI TALEPKÂR OLMAKTIR”

“Bu adada kendi ayaklarımız üzerinde durabilmemiz, kendi kendimize yetebilmemiz ve ekonomisi ve demokrasisi ile güçlü bir yapıya kavuşmamız bu konuda yapabileceklerimize bağlıdır” diyerek sözlerine devam eden Akıncı, toplumsal konulara duyarlılık konusunda söylediklerinin başkanlık sistemine yönelik bir mesaj olmadığının altını çizdi.

Akıncı, “Bizde sorun demokrasinin tam oturamaması ve kurumların yapılandırılamamış olmasıdır. Demokrasi sorunumuz var. Kendi kurumlarımızda söz sahibi olmanın yanı sıra yapılan yanlışlardan da dönmek lazım. En önemli kurumlarımızdan biri olan Kamu Hizmeti Komisyonu, demokratik çoğulcu yapıya kavuşmalı.

Cumhurbaşkanının bu konularda rehberlik yapması lazım, sadece siyasi partiler ve toplumun değil, Türkiye’nin de artık o noktada olması; kendi ayakları üzerinde duran toplumsal bir varlığın kendinin de yararına olduğu gerçeğini anlaması lazım. İşin başı Kıbrıs Türk toplumunun talepkâr olmasıdır. Toplum, beni seçmekle bu topraklarda artık yeni temiz bir sayfa istediği mesajını tüm dünyaya verecek” dedi.

“MASAYA ZAMAN SINIRLAMASI KOYMAK İSTEMEM”

Halkın kendisini cumhurbaşkanlığı görevine layık görmesi durumunda müzakere masasına bir zaman sınırlaması koymak istemediğini kaydeden Akıncı, iyi niyet ve kararlılıkla kısa sürede tahminlerin ötesinde açılımlar yapılabileceğini, 11 Şubat 2014 çerçeve anlaşmasında takvimin bulunmadığını ifade etti.

11 Şubat mutabakatında müzakerecilerin de öngörüldüğünü, bu nedenle Rum tarafıyla konunun görüşülmesi ve BM’nin de onayının alınması gerektiğini kaydeden Akıncı, müzakereyi liderlerin yürütmesi halinde sonuca daha kısa sürede ulaşmanın mümkün olduğunu belirtti.

“BAKACAĞIM TEK BİR YER VAR”

Cumhurbaşkanı’nın birçok formalite görevleri olduğunu ve bunların asgariye indirilmesi gerektiğini kaydeden Akıncı, Kıbrıs sorununun da zamanının büyük bir bölümünü alacağına dikkat çekerek, “O nedenle objektif, bilgili, kültürlü, sorunları bilen uzmanlarına hazırlatacağı raporlarla rehberlik yapmak ve toplumun sesi olma görevi var. Kıbrıs Türk halkının iradesinin temsilcisi olacağım. Her konuda bakacağım bir tek yer vardır. O da iradesiyle beni görevlendirecek olan halktır. Bu, Türkiye ile sağlıklı istişareyi engellemez. Kıbrıs Türk halkının iradesi ve onun yansıması benim için en önde gelen gerekliliktir” şeklinde konuştu.

Türkiye hükümetinin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde herhangi bir adayı işaret edeceğini düşünmediğini kaydeden Akıncı, “Geçmişte Türkiye’nin istemediği kişi seçilemez denirdi; şimdi bunun tam tersidir. Artık, ‘halkın istemediği seçilemez’ noktasına ulaştık” diye konuştu.

Türkiye bu seçimin izleyicisi olsun ve ondan öteye karışma söz konusu olmasın. Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ‘gönlümüzde biri olsa da kimseyi işaret etmeyeceğiz’ demişti.  Keşke bunu da böyle söylemeseydi. Halkın gönlünde kim varsa, Türkiye’nin de gönlünde o olmalıdır” dedi.