İndirim Yalanında Protokol Kazığı

Hükümet bir yandan vatandaşın gözüne hoş gözükmeye çalışırken, diğer yandan ekonomik protokolün sertliği gün yüzüne çıkmaya başladı.

Başbakan Ömer Kalyoncu dün önce elektrik fiyatlarında indirime gidildiğini açıkladı. Ardından ise TC ile KKTC arasında imzalanacak olan ekonomik protokolün, krizlerin gölgesinde başladığına işaret eden bir acı bir reçeteyi kamuoyu ile paylaştı. Başbakan mart ayı maaşlarının kesintili ödeneceğini kaydetti. Hükümet bir yandan vatandaşın gözüne hoş gözükmeye çalışırken, diğer yandan ekonomik protokolün sertliği gün yüzüne çıkmaya başladı.

ELEKTRİK İLE KAMUFLAŞ: Türkiye ile KKTC arasında müzakereleri devam eden Ekonomik Protokol görüşmelerinin ilk darbesi maaşlar üzerinden oldu. Ülke maliyesi maaşları denkleştiremedi ve bu nedenle 4 bin TL üzeri maaş alanların maaşlarının yüzde 60’ının ödeneceği kaydedildi. Başbakan’ın bu açıklaması öncesinde duyurduğu elektrik indirimi haberi ise bir kamuflaj olarak gün yüzüne çıktı.

SERT TEPKİ: Detay Gazetesi’ne açıklama yapan sendikalar hükümetin beceriksizlik ile her şeyi eline yüzüne bulaştırdığını kaydederken, 4000 TL maaş alan bir kişinin maaşının tamamını alacağını fakat 4001 TL maaş alan kişinin 2400 TL maaş alacağını bunun da tam anlamıyla bir komedi olduğunu ifade etti. Öte yandan benzer bir durumun 13. Maaşlar için de hükümet tarafından bilinçli şekilde uygulandığı ve protokolün geçirilmesi için altyapının hazırlandığı kaydedildi.

Başbakan Ömer Kalyoncu’nun, Ekonomik Protokol ile ilgili müzakerelerin devam etmesi nedeniyle kamu görevlilerinin bir kısmının mart ayı maaşlarının kesintili ödeneceğini açıklaması üzerinde gözler kamuda yetkili sendikalara çevrildi. Başbakan Kalyoncu yaptığı açıklamada, 4 bin TL net maaş alanların maaşlarının tam ödeneceğini; 4 bin TL üstündekilere ise yüzde 60’ının ödeneceğini belirtti. Kalyoncu, maaşların geriye kalanının birkaç gün içinde ödeneceğini de ekledi. Yapılan uygulamanın mali sıkıntı ile bir alakasının olmadığını ve tamamen hükümetin TC ile KKTC arasındaki 2016-2018 Ekonomik ve Mali Protokolün sorunsuz ve tepkisiz bir şekilde imzalanması amacıyla bir algı operasyonu olduğunu dile getiren sendika temsilcileri hükümet yetkililerini vasıfsızlık ve despotluk ile suçladılar.

AHMET KAPTAN, “GELEN İLE GİDENİN HİÇ BİR FARKI YOK”
Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) Başkanı Ahmet Kaptan, maaş kesintisi ile ilgili olarak Detay Gazetesi’ne yaptığı açıklamada hükümete karşı sert eleştirilerde bulundu. Hükümetin mazeret üretme değil çözüm üretme mekanizması olduğunu dile getiren Kaptan, “aynı şekilde yönetilecek olduktan sonra bizler neden seçimler yapıyoruz, iktidar değiştiriyoruz. Halkın kaderi değişmiyorsa gidenle gelenlerin arasında bir fark yoktur” dedi.

“ÇALIŞANLARI ZOR DURUMDA BIRAKACAKLAR”
Siyasilerin adeta hükümetçilik oynadığını belirten Ahmet Kaptan, hükümetin en öncelikli görevlerinden birisinin çalışanların maaşlarını ödemek olduğunu vurguladı. Çalışanların maaşlarına güvenerek bir takım taahhütler verdiğini ve borçlandığını kaydeden Kaptan, maaşların geç ya da eksik ödenmesi halinden çalışanların verdikleri taahhütleri yerine getiremeyeceğini ya da borçlarına faiz yükü bineceğini böylelikle kendi gelirlerinden kayıp yaşayacaklarını ifade etti. Hükümetin kendi başına bir iş yapmaya kalkıştığını ama bunu da beceriksizliği ile eline yüzüne bulaştırdığını söyleyen Kaptan, 4000 TL maaş alan bir kişinin maaşının tamamını alacağını fakat 4001 TL maaş alan kişinin 2400 TL maaş alacağını bunun da tam anlamıyla bir komedi olduğunu ifade etti.

“HÜKÜMET DEMOKRASİYE AYKIRI DAVRANIYOR”
Hükümetin, çalışanların örgütlü olduğu sendikalarla hiçbir istişare yapmadan, sendikalara hiçbir bilgi vermeden bu kararı aldığını dile getiren Ahmet Kaptan, “biz maaşların kesintili ödeneceğinden maaş çeklerinin bankalara gelmesinden sonra haberdar olduk. Bu da hükümetin demokrasiye ve sivil toplum örgütlerine vermiş olduğu değerin en bariz göstergesidir” diyerek hükümeti demokrasiye aykırı davranmak ile suçladı.

“HÜKÜMET ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERİYOR”
Ekonomik ve Mali Protokolün imzalanmasına karşı tepkilerin azaltılması ve böylelikle kamusal alanların teslimiyetinin kolaylaştırılmasını amaçlandığını belirten Ahmet Kaptan, amacın toplumda direnci kırmak ve toplumu “kamu kurumlarını özeleştirinde kurtulalım” konumuna getirmek olduğunu ifade etti. Limanlar, Elektrik Kurumu, Telekomünikasyon Dairesi’nin özelleştirilmesi ile Devlet Planlama Örgütü ve kooperatiflerin kapatılmasının hedeflendiği ekonomik protokolün gündeme geldiği bir dönemde hem maaş korkusu ile topluma aba altından sopa gösterildiğini hem de özelleştirmelere karşı toplumu hissizleştirerek hükümetin işlerini kolaylaştırmaya çalıştığını vurgulayan Kaptan, ülkede teslimiyetçi bir zihniyet tarafından yönetildiğimizi sözlerine ekledi.

“İPLER TAMAMEN TÜRKİYE’NİN ELİNDEDİR”
Hükümetin artık hiçbir vasfının bulunmadığını ve KKTC’nin demokratik bağımsız bir ülke olduğu imajını yaratmak adına göstermelik seçimler, göstermelik meclis ve göstermelik bir hükümet bulunduğunu dile getiren Ahmet Kaptan, “ipler tamamen AKP’nin elindedir ve onlarda ipleri git gide sıkmaktadır” dedi. Bu koşullar altında ne meclise ne de hükümete gerek kalmadığını belirten Kaptan, milletvekili ve bakanların biran önce istifa etmesi gerektiğini dile getirdi.

MEHMET ÖZKARDAŞ, “HÜKÜMET DESPOTÇA BİR YAKLAŞIMLA MAAŞLARI BİR SİLAH OLARAK KULLANIYOR”
Detay Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, söz konusu maaş kesintilerini hükümetin ekonomik ve mali protokolü sorunsuz ve tepkisiz bir şekilde ödemek için yaptığı bir manipülasyon olarak tanımlayan Kıbrıs Türk Kamu Görevlileri Sendikası (KAMU-SEN) Başkanı Mehmet Özkardaş, “aynı uygulamayı su protokolünün imzalanacağı dönemde yaparak 13. Maaşların ödenmemesi ile halkı tehdit eden ve adeta despotça bir yönetim şekli sergileyen bir hükümet ile karşı karşıyayız. Çalışanlara ödenmesi zorunlu olan maaşlara bir lütuf gözü ile bakan hükümet yetkilileri, maaşları bir silah, bir tehdit unsuru haline getirerek toplum üzerinde baskı kurmaya çalışıyorlar” dedi.  Mehmet Özkardaş, Devlet Planlama Örgütü’nün ortadan kaldırılması konusunda Türkiye’den bir talep gelmediğini ve bu maddenin protokole hükümetimizin bürokratları tarafından eklendiğini iddiasında da bulundu.

“TOPLUMUN EKONOMİK PROTOKOLÜN İMZALANMASINA KARŞI ÇIKMAMASI AMAÇLANIYOR”
2016-2018 yıllarını kapsayan Ekonomik ve Mali Protokol ile ilgili resmi bir açıklama yapılmamasına rağmen dışarıya sızdırılan bilgilere göre protokol içerisinde, limanların, Telekomünikasyon Dairesi’nin, kısmen Elektrik Kurumu’nun özelleştirilmesi ve Devlet Planlama Örgütü’nün tamamen ortadan kaldırılması gibi unsurların var olduğuna değinen Mehmet Özkardaş, “zaten Başbakan çıkıp da ekonomik protokolün henüz imzalanmadığı için maaşların kesintili olarak ödeneceğini açıklıyorsa bu yapılan uygulamanın tek bir amacı vardır. Toplumda, protokol imzalanmaz ise bizi zor günler bekler, maaşlar ödenmez, emekliler ödenmez hatta ekonomi çöker bu yüzden ekonomik protokole karşı tepki göstermeyin algısını yaratmayı amaçlıyorlar” diyerek topluma maaşların tam ödenmesi için Türkiye’den bu parayı almak zorunda olduğumuz fikrinin empoze edilmeye çalışıldığını sözlerine ekledi.

“HÜKÜMET VERGİ KAYBINI ÖNLESE TÜRKİYE’DEN PARA ALMAYA İHTİYACIMIZ KALMAZ”
Cari açıklar için ya da bütçe denkleştirmesi için Türkiye’den para almaya ihtiyaç olmadığını belirten Mehmet Özkardaş, ülkedeki kayıt dışı ekonomi ve vergi kaybının 500bin Dolar’a yakın olduğunu ifade etti. Türkiye’den cari açık ve bütçe denkleştirmesi için alınan katkının ise yıllık 200bin Dolar olduğunu söyleyen Özkardaş, hükümetin bu vergi kaybının yarısını bile kayıt altına almayı başarması halinde ekonomik olarak hiçbir sıkıntının kalmayacağını dile getirdi. Özkardaş, özkaynaklarımız ile ayakta durabilir hale gelebileceğimizi kaydederek, “amaç ayaklarının üzerinde durabilen ve kendine yetebilen bir Kıbrıs Türk Toplumu yaratmak olsaydı bu dediklerim yapılırdı fakat amaçlanan bizi günden güne daha da fazla Türkiye’ye bağımlı ve muhtaç hale getirmektir” dedi.

“ALGI OPERASYONU YAPILIYOR”
Birçok çalışanın maaşına güvenerek borçlandığını ifade eden Mehmet Özkardaş, çalışanların maaşlarının direkt olarak bankaya gittiğini ve bankalarında maaşların içerisinden kredi taksitlerini otomatik olarak kestiğini dile getirdi. 4000 TL maaş alan bir kişinin örneğin maaşının 1500 TL’sinin her ay kredi taksitine gitmesi halinde şu an maaşının yüzde 60’nı yani 2400 TL aldığı için eline sadece 900 TL geçtiğini belirten Özkardaş, bu paranın nereye yeteceğini sorguladı. Özkardaş, bu yapılanın tamamen bir algı operasyonu olduğunu ve maaşların halkın zorla ekonomik protokole boyun eğmeleri için bir baskı aracı olarak kullanıldığını kaydetti.
 

ELEKTRİK FİYATLARINA “İNDİRİM”

Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan elektrik tarifelerinde indirime gidilmesine yönelik önerge de dün Bakanlar Kurulu’nda onaylandı. Yapılan düzenlemeyle Şubat 2015 tarihinden beri uygulanmakta olan Sosyal Yardım tarifesinde yüzde 20 oranında, konut tarifelerinde ise 9.09 ile 3.70 arasında değişen oranlarda indirime gidildi.

Maliye Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Elektrik İnkişaf Yasası uyarınca nizamnamedeki kıstaslar dikkate alınarak yapılan maliyet hesaplaması çerçevesinde hazırlanan önergedeki yeni tarifeler, 1 Nisan itibariyle yürürlüğe girecek.

Maliye Bakanı Birikim Özgür, halkın beklentisine cevap verebilecek bir indirim için KIB-TEK ile çalışma yapılacağı yönündeki açıklamalarını hatırlatarak, “Gerek finansman maliyetlerinde, gerekse kayıp kaçak oranında sağlanan düşüş ile halkımızın daha uygun fiyata elektrik tüketmesine imkân sağlanmıştır. Bu yapılan çalışmaların meyvesidir” dedi.

Maliye Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, yapılan düzenlemeyle Şubat 2015 tarihinden beri uygulanmakta olan Sosyal Yardım tarifesinde ve Konut tarifelerinde indirime gidildiği, konutlarda tüketilen elektrikte yüzde 52,93 ile en yüksek tüketim oranına sahip 1.Konut tarifesinde yüzde 9,09 olmak üzere, konut tariflerinde indirim yapıldığı belirtildi ve şu bilgiler verildi:

“KKTC Bakanlar Kurulu’nun Fasıl 171 sayılı Elektrik İnkişaf Yasası’nın 23/1 maddesi uyarınca elektrik tarifelerinin düzenlenebilmesi için 1 KWS elektrik maliyetinin hesaplanma şekli nizamnamenin 4. (dört) maddesinde belirtildiği üzere 3 (üç) ayı geçmeyecek periyotlarda YB diye tanımlanan yakıt maliyeti Fuel-Oil’in ağırlıklı ortalama maliyeti dikkate alınarak ve yakıt dışındaki maliyet unsurlarının tümü ise SB diye tanımlanmış olup 1KWS elektrik maliyeti hesaplanarak elektrik satış tarifeleri belirlenmektedir.

Bu çerçevede yapılan ilk uygulama 1 Şubat 2015 tarihinde belirlenen maliyet hesaplamalarına göre 1 KWS elektrik maliyeti toplamda (YB+SB) 45 kuruş olup bunun 19 kuruşu yakıt maliyetidir.

Fasıl 171 sayılı Elektrik İnkişaf Yasası uyarınca belirtilen kıstaslar çerçevesinde yapılan hesaplamalar sonucu kamuoyunda elektrik fiyatlarında indirimin genelde tüm akaryakıt fiyatlarında özelde ise elektrik üretiminde kullanılan Fuel-Oil fiyatlarındaki düşüş nedeniyle değil, ağırlıklı olarak nizamnameye göre SB diye tanımlanan maliyetlerdeki düşüş nedeniyle gerçekleşeceği tespiti yapılmıştır.

Nizamnamede YB diye tanımlanan yakıt maliyetinden kaynaklanan indirimin kamuoyunun beklentileri çerçevesinde olmamasının 2 (iki) nedeni bulunmaktadır. Bunun birinci nedeni Şubat 2015 tarifelerinin belirlenmesinde baz alınan dolar kurulunun (yakıtın alındığı para birimi) 2.30 seviyesinden 2,90 seviyelerine gelmesi ve yakıtın bu fiyatlardan alınması, ikinci nedeni ise elektrik üretiminde kullanılan yakıtta %3,5 kükürt yerine %1 kükürt içeren yakıt kullanımına geçilmesi nedeniyle yakıtın birim fiyatının artması etken olmuştur.”

ÖZGÜR: “YAPISAL DÖNÜŞÜMLE KALICI İYİLEŞME”
Maliye Bakanı Birikim Özgür, elektrik tariflerindeki yeni düzenlemeyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, 2016 başında yapılan yeni düzenlemede halkın beklentisi oranında bir indirim gerçekleşemediğini ancak şimdi yapılan çalışmalar neticesinde daha iyi bir indirim yapıldığını ifade etti.

Özgür, “Ocak ayında Meclis kürsüsünde ve Şubat ayında da yazılı basına yaptığım açıklamada halkın beklentisine cevap verebilecek bir indirim için KIBTEK ile çalışma yapılacağını belirtmiştim.Yaptığımız çalışmaların meyvesini almaya başlamış bulunuyoruz. Yapısal dönüşüm sayesinde kalıcı iyileştirmelere gidiyoruz. Hükümet programımızda öngördüğümüz hedefler ışığında bu alanda arz çeşitliliğini ve arz güvenliğini artırma ve en uygun maliyetlerle kaliteli hizmet sunulması için çalışmalarımız devam edecektir” dedi.

Açıklamada şunlar kaydedildi:

“1 KWS elektrik üretimindeki yakıt maliyetinin (YB) dışındaki (SB) diye belirtilen maliyetlerde sağlanan düşüşler nedeniyle ki bu düşüşlerin ana sebebi finansman maliyetlerinde sağlanan düşüş, kayıp kaçak oranının düşmesi etken olmuştur.

Nizamnamenin her yılın Mart ayı içinde tüketim miktarları, ekonomik değişimler ve diğer faktörler gözden geçirilerek değişiklikler çerçevesinde tarifeler yeniden düzenlenir hükmüne göre elektrik tarifeleri yeniden düzenlenmiştir”.

REEL SEKTÖR İÇİN YENİ DÜZENLEME YOK
Reel sektörün tükettiği elektriğin tarife fiyatının 40 kuruş olarak düzenlendiği anımsatılan açıklamada, şunlar da kaydedildi:

“Bu aşamada Reel sektörün tüketmiş olduğu elektrik tarifesinde mevcut imkânlar çerçevesinde bir düzenleme yapılmamakla birlikte, bu sektörün üretim maliyetlerinin yükselmemesi ve bu çerçevede direkt veya dolaylı olarak istihdamı artırmaya ve bu sektörlerin üretmiş olduğu mal ve hizmetlerin fiyatlarının rekabet edilebilir ve vatandaşın alım gücüne katkı sağlamak için tüketmiş olduğu 1 KWS elektriğin 10 kuruşluk kısmı, yani satış fiyatının %25’i teşvik olarak Maliye Bakanlığı tarafından KIBTEK’e ödenmeye devam edecektir.”