Mont Pelerin İki

Arif Alasya
Bundan önce yapılana bir dersek bu da ikincisi olur herhalde. Ara isteyen taraf Anastasiyadis olduğu için onun tarafından haftanın nasıl geçtiğine bir bakalım.
İkinci Mont Pelerin öncesi Liderlerden Anastasiyadis gerek Kıbrıs’da gerekse Yunanistan’da ciddi temaslarda bulundu.
Kıbrıs’ta siyasi partilerl yaptığı değerlendirmelerde bundan önceki görüşlerini değiştiren parti çıkmadı, kliise de ayni teraneyi okumaya devam etti.
Bu her zamanki Rum duruşudur. Hep böylesi bir duruş ile paylarını yukarıya çekmeyi amaçlayıp masadaki Liderlerinin elini güçlendirmeyi amaçlarlar.
Rum basını bu haberi ‘’ Bilindik Tezlerini Yinelediler” olarak haber yapmıştır.
Ancak bu kez Anastasiyadis çözümün ekonominin büyümesine etkisini ön plana çıkarırken bu konuda görüşmecisi, dış işleri bakanı ve merkez bankası CEO’su da kendisine büyük destek vermektedir.
Kıbrıs Bankası CEO'su John Hourican’ın Kıbrıs sorununun olası çözümünün önemli faydaları da beraberinde getireceğini dile getirmiş ve Kuzeyde yeteri kadar taşınmazının bulunduğunu ve mülkiyet unsurlarının değerinin artmasına yönelik olanak bulunduğunu belirtti.Ayrıca “tehlikelerin bulunduğunu ancak konuya olumlu yaklaştıklarını” da ifade etti.
Yunanistan’ın tutumu ise hiç de net bir duruş göstermemekte sadece belirgin bir şekilde ‘’Türk askerlerinin çekilme takvimi’’ni ön plana çıkaran demeçler vermektedir.
Mont Pelerin’deki ikici raunt sonrası Kıbrıs Cumhuriyeti altı ay süreyle AB dönem başkanlığını yürütecektir.
Bu da bu sürece önemli bir ivme vereceğini düşünmekteyim. Nitekim bu konuda basına yansıyan haberlerde “Avrupa Konseyi Başkanlığı Lefkoşa İçin Fırsat… Kasulidis Ülkenin Rolü ve Statüsünün Yükseltileceğini Düşünüyor’’başlığı ile vermiş ve şu sözlerine yer vermiştir.’’
1-      Örgüte katılmakta olan Türkiye’yle ilgili olarak ise, Ankara’nın, Güney Kıbrıs’ın AB Konseyi Başkanlığı’ndan ötürü, AB ile ilişkilerine ara verdiği 2012 yılındaki senaryonun tekrarını görmediğini söyledi.
2-     Güney Lefkoşa’da gerçekleştirilecek olan Bakanlar toplantısına katılıp katılmayacağına dair bir soru üzerine ise Kasulidis, “buna karar vermenin, kendilerine kaldığını” 
3-     Kendisinin Rum Yönetimi’nin Dışişleri Bakanı olarak Türkiye’nin Dönem Başkanlığı sırasında, 2011 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen Bakanlar Komitesi Dönem Başkanlığının 121’inci toplantısına katıldığı
4-      “Türkiye’nin, yakın zamanda meydana gelen başarısız darbe girişiminin ardından, insanlık haklarının korunması ve hukukun üstünlüğünün uygulanması konusunda sorunlarla karşılaştığı bir zamanda, hiçbir durumda örgüte katılımını askıya almasının mümkün olmadığını” 
5-     Başkanlığının  Kıbrıs’la” ilgili AİHM  kararlarının uygulanmasının denetlenmesiyle bir ilgisi olmadığını ifade etti.
Görüldüğü gibi doğal takvim içerisinde Kıbrıs Cumhuriyetinin AB dönem başkanlığından başlayarak BM Genel Sekreterinin dönem süresinin bitmesi. Amerika’daki Cumhurbaşkanlığı seçimi. Kıbrıs Cumhuriyetindeki Başkanlık seçimi.
İşte bu doğal takvim sıkışıklığı Kıbrıs konusundaki çözüm sürecini 2016 yılı için zorlamaktadır.
Akıncı bu bir haftalık süreci sakin geçirmiş, zamanı sürecin bundan sonraki safhalarındaki olasılıklar için ekibiyle çalışmakla geçirmiştir. Bu süre içinde Erdoğan kendisine sadece KKTC’nin kuruluş yıl dönümünde ‘’Kıbrıs’ta yeni bir federal ortaklık kurulmasına yönelik kapsamlı müzakere sürecine desteğimiz sürüyor’’diye bir kutlama mesajı çekmiştir.
İkinci tur bir karar noktası olacaktır. Görüşme sürecinde bir haftalık ara talebi umarım iki taraf için de   Beşli veya çoklu konferansın önünü açacak bir ilerleme ile sonuçlanır ve çözüme ciddi bir adım daha atılmış olur.
 
2016 yılı Çözüm zemini halen sürmektedir. Tüm taraflara başarılar.