Taner Ulutaş'tan Sahibine Mesajlar (2 Şubat 2023)

Taner Ulutaş'tan Sahibine Mesajlar (2 Şubat 2023)

Sahibine Mesajlar

Sn. Hasan Taçoy bizim Minik Kuşlar sizin Kıb-Tek’e foil oilden, gaza dönüşen 4 santral alacağınız vaadinde bulunduğunuzu, imzaladığınız protokol sonrasında çalım ustalarına has çalımlar attığınızı söyledi. Atılan çalımlar sonrasında vatandaşın karanlıkta yolunu bulmaya çalışırken duvara tosladığını ve kafa tasını kırdığını belirtti. Kıb-Tek’in’in ise usta işi çalımlardan belini kırılırken, tedavi için AKSA Hastanesinin önerildiğine vurgu yaptı. AKSA Hastanesine yatacak Kıb-Tek hastamıza son duasını okuması için Din İşleri Başkanına haber yolladık. Ayşaba diyorki, çalım ustalarını sandıkta bekler durur bu gariban. Ananın karşışında boyun kıranlar için gün gelecek değişecek bu devran

**

Sn. Cemil Kazancı,  Güya siz  üzerine dondurma konulan  Kıb-Tek ekmek kadayıfını büyük keyif ile mideye indirecekmişsiniz. Ve eski taktiğinize baş vurarak Teknecik Santralinde meydana gelen arızayı kıskanan Kalecik’teki ünitelerinize soğuk algınlığından muzdarip gribal enfaktüs yaşatarak,  arıza yaptırdığınızı söylüyorlar. Bak sen bu iftiracılara. Sizin Nuh zamanından kalan, mürür-ü zamana uğrayan bu tip olaylara ihtiyacınız yokki. Baş tacımız Anamız ‘Şak ‘ diye emri verir, emir erlerimizde  ‘Tak ‘ diye verilen emri uygular. Ve su oluğunda akar gider. 

**

Sn. Ziya Öztürkler, bazı siyasilerimiz incir çekirdeğini doldurmayan vaatler ile sallayıp giderken, geIenin gideni aratmadığı tek yerin Victoria’s Secret defiIesi olduğunu unutuyor. Vatandaşlık verme işini artık İran halısı gibi ince eleyip sık dokuyarak veriyoruz. Ülkeye geldikten sonra tanımadan vatandaşlık vererek evlendiklerimizi  tanıyınca da boşayarak OUT yapıyoruz dediniz. Vallahi 20 senedir sahte kimlik ile yaşayanları, ülkeyi sorma gir hanına çevirerek, yapmadık rezillik bırakmayanların, ülkede muhaceret izinlerinin hitam bulmasına rağmen hala daha cirit atmalarını hesaba katmazsak size ‘Minnettarız’.  Sn. Bakan, Ayşaba sizler aşkmısınız, cezamısınız belamısınınız halka. Yoksa beklenmedik sandık kazasımısınız girdiniz hayatımıza diyor

**

Sn. Fikri Ataoğlu, bilet fiyatları Maşallah Ozon Tabakasında seyrediyor. Aslında yiğidin hakkını Hatice değil netice diyen Hacı Amcaya değil, Larnaka’nın 4 kat fiyat farkı ile bizi tellenmemiş açık hava hapishanesine hapis eden, Ankara’yı kapı komşusu yapan siyasetçilerimize vermek gerekir. Mevzu ve kadın derin ama maalesef siyasetçilerimiz yüzme bilmiyor. Ana, Antalya-Bodrum kalırsa dışarı taşan turist sizin. Olmadı  Casino müşteriniz var diyor. Sn. Ataoğlu,  hükümetimiz yaşam kalitenizi yükselteceğiz. Sizleri çok mutlu edeceğiz nutukları atıyor. Ama Çok pahalısın ulan mutluluk diyesim geliyor. Aslında gönül vererek seçtiklerimize söyleyeceklerim çok. Ama gönlüm, yorgun düştü. Bunun için  yüreğim  dilsiz kaldı

 **

Sn. Mine Atlı, ‘Kara attan’ indik, sonra doru ata bindik  ‘Milli Dava’ uğruna dört nala gidiyoruz diyenlere inanmayın dediniz.  Kanadı var uçamaz peteği var baI yapamaz nedir bu diye soranlara, Bal arılarının balını Milli dava diyerek ‘Lilli davalarını’ büyüterek cepleri doldururken, bal arısının balını mideye indiren, sarı arı olarak da nitelendiren Mirmiyona arılarına benzeyen  ‘Ana kuzuları olduğunu  ima ettiniz. Sn. Atlı,  Kusura bakmayın da çirkinin tabii ki içi güzeI oIacak, başka şansı yok. Ama sürekli ‘Milli Gaf’ yapanlar hem çirkin, hem ucube hemde içleri ülkeleri için kapkara

**

Sn. Güven Bengihan artık çok oldun. İleride evde kalması muhtemel kızları 6 yaşında everip, evde kalma belasından kurtarmak isteyenlere karşı çıkıyorsun. Kız Rihanna oIacağım diye kafasının yanını kazıtıp modaya uydum diyenlere ama ünlü futbolcu BaIoteIIi oImuş diyorsun. Günde 4 zeytin bir dilim ekmek ve bulurlarsa bir kadeh çaya talim edenler, tam açlığa alışmışken sen çıkıp pişmiş aşa su katıyorsun. Düşene bir tekme vuracağına kalkıp ellerinden tutup yerden kaldırmaya çalışıyorsun. Yoooo Güven başkan yooo siyasilerimize ‘Yok artık’ dedirtiyorsun. Başkan bunlar sayesinde orucumuz da bozuldu  Neden ki? Diye sorma. Vatandaşın yaşam kalitesini yükselteceklermiş. Eee! Biz de yedik. Oruç da gitti.

**

Sn. Ahmet Tuğcu, El-Sen genel sekreteri olarak enerji üretim yetersizliğinden kesintiler devam edecek gibi dedin.  Ve Aksa’nın sözleşmenin bitiş tarihi yaklaşırken, geçmişte olduğu gibi Ali Cengiz oyunları  yöntemlerini kullanarak halkı enerjisiz bırakarak sözleşmesini uzatmak istediğini dile getirdin. Ahmet gardaş, Zincir, en zayıf halkası kadar güçlüdür. Siyaset bir muz kabuğu gibi kaygandır. Dikkat etmezsen ayağını değiI, hayatını kaydırır. Ama birileri kendilerine o kadar güveniyor ki, zincirin halkasının kopabileceğini ve ayaklarının kayacağını aklına bile getirmiyor. Bunlara akıIIı oIun Milletin gözü önünde Kıb-Tek’e sulanarak bakarken aşk yapmayın. Aşkın gözü kördür ama halkın ki asIa diyoruz. O zincirin en zayıf halkası Kıb-Tek avlusunda kopacak.

**

Sn. Serhat İncirli, vallahi de billalhi diyerek ‘Havuz Gazetesi yazarı ‘’ gibi olacağım dedin. İlahi serhat yapacağın şeyi söyle. Fuat Oktay’ın Mehmet isimli bir çırağının ülkeyi yönettiğini söyledin. Yanlış be Serhat. Ülkeyi Mehmet değil, Toros’lar sisli  fotoğraflarını sergileyenlerde değil. Vatan Millet, Sakarya Nurlu Ufuklar kitabını yazan ‘Lilliyetçi’ takımı da değil. Ülkenin yönetimini siyasetçilerimizin ağzını açamadığı,  çember sakallılar dergahından, Takunyalılar eşrafından, tespih sallayıcılar hanedanından olanlar yönetiyor. Sevgili Serhat adamın biri komşuya gitmiş hamiIe kaImış. BiI bakaIım neden? Çünkü komşu, kapıya kadar geçirmiş. Ama 6 yaşındaki çocuğa geçirmeye çalışanları kapıya kadar biz geçireceğiz.

**

Sn. Mustafa Yeşil Sanayi Dairesi Müdürüyken ne yatırımcı nede iş adamı bırakmış hepsini kalaylamıştın. Sonra gökten zembille indiğini sananlar seni Trafik dairesi Müdürü yaptı. Yönettiğin dairede ‘Allah’ım neydi günahım şarkısı dillendirilmeye başlanınca, luggoları doldurman için seni Karayolları Dairesinde görevlendirdiler. Büyük başarı(sızlık) lara imza attığını gören YDP parti ileri gelenleri Oksijeni bilmeyiz ama partide bir eleştirici savar şart. Eleştirileri yıldırım çeker gibi çeker biz rahat ederiz düşüncesinde olanlar,  taaa bizim mahalleden bile duyulmaya başlayan homurtuları kesmek için sana yeni yerler arıyormuş. Hayat bir nefestir, aldığın kadar. Hayat bir kafestir, kaldığın kadar. Hayat bir hevestir, daldığın kadar. Ama sen ne nefes,ne kafes nede heves bıraktın

**

Sn. Demre Coşkun, Afrodit’in kırmadık ceviz bırakmadığı, Baf’ta denizdeki köpükler arasında yemediği nane bırakmadığı fettan Ada’nın Kuzey’inde yapılan bir toplantıya bir başka ülkenin büyükelçisinin başkanlık etmesini şaka gibi diyerek yorumladın. Sn. Coşkun, bizim hükümet mensuplarımız, misafir çocuğu gibiydir. Gelirler, dağıtırlar ve giderler. Giderlerken geride darmadağın bir oda bırakırlar. Sim kartı bile 3. denemeden sonra kendini kilitliyor. Bizler 18 kere ayrılıp barışan sevgililerin birbirini bırakamadığı gibi bunları sandığa kilitlemeyip, gönlümüze yerleştiriyoruz. Sonrasında da elimiz ile ettiğimizi cebimiz ve kaliteli yaşamımızı erozyona uğratarak çekiyoruz.

**

Sn. Ayşemden Akın, Tecavüze uğrayan kadın için üzülürken, 16 yaşındaki çocuğun öldürülmesine ağlıyoruz. Böyle düzen olmaz olsun dedin. Ve istifa müesessinin tekeri paslandığı, mangos eden makinesinin No pata pat sir dediği için çalışmadığından  istifa edenin olmadığını dile getirdin. İlahi Ayşemden,  millet o sıralarda 6 yaşındaki kız çocuğu ile 33 yaşındaki çember sakallı ‘Yero’nun düğünündeydi. Böyle önemli mesele varken, bizimkilerin aklına ne tacavüze uğrayan kadın, nede gençliğinin baharında öldürülen 16 yaşındaki kız çocuğu gelir. Kız Ayşemden, ağaçtan meyve bekliyorsan dalını, insandan sevgi ve saygı bekliyorsan güvenini kırmayacaksın derler. Yahu ıslak mendil gibi bir tane çekerken 3 tane geliyorlar. Ama biz yerlerde sürünen güvene karşın hala free feel gidiyoruz.

Titanik batmışmıydı yanmışmıydı

Amerika'da zencinin biri pasaportunu kaybetmis.

Tam da Türkiye'ye tatile gidecegi gün. aksilik bu ya...

Uçağı kaçıracak, kara kara düsünürken

 yolda bir pasaport bulmasın mı ?!..

hemen almış yerden, bir bakmiş ki leanardo di caprio'nun pasaportu..

"ne olursa olsun" demis ve sansini denemeye karar vermis.

Çıkarmış leonardo'nun fotografını , kendi fotografini yapıştırmış.  uçmus türkiye'ye.

Atatürk hava limaninda görevli gümrük memurunun karşısına geçmiş..

kim olabilir memur.. tabi ki temel... almis pasaportu eline temel adamin ismine bakmış :

''leonardo di caprio", fotografa bakmış, bir zenci.

adama bakmis ayni zenci.. bir kaç saskın bakıştan sonra

temel obur masaya seslenmis,

ula cemal, bu titanik batmis miydi, yanmis miydi?"