Türk-Yunan Diyaloğuna Güney Kıbrıs’ın Dahil Edilmesi Çabaları

Türk-Yunan Diyaloğuna Güney Kıbrıs’ın Dahil Edilmesi Çabaları

AB dönem başkanı Almanya ve Avrupa Komisyonu’nun Doğu Akdeniz’de yükselen tansiyonun düşürülmesi için harcadığı perde gerisi çabadaki büyük resimde Türk-Yunan diyaloğu bulunduğu, ancak Türkiye’nin muhatap almadığı bu resmin dışında kalacak olan Rum Yönetiminin dâhil edilebilmesi yönünde çalışıldığı haber verildi. 
Filelefetheros “Diyalog İçin Üç Senaryo… Türk-Yunan Görüşmeleri, Bölgesel Konferans ve Lefkoşa-Ankara Gayrı Resmî Görüşmeleri” başlığıyla manşete çektiği haberinde, perde gerisinde, Türkiye’nin Güney Kıbrıs’ı işlevsiz addetmesi engelinin aşılması, deniz sınırlarının görüşülmesi için Türkiye ile Güney Kıbrıs arasında gayrı resmî, daha çok da gizli görüşmeler için bir formül arandığını yazdı.
Daha önce Kıbrıs sorununda doğrudan gayrı resmî ve gizli görüşme (Anastasiadis-Çavuşoğlu) yapıldıysa da bunun çok zor olacağı görüşü ortaya konulan habere göre, Türk-Yunan görüşmeleri çerçevesinde usule dair bir formül kabul edilmesine yönelik formüller üzerinde çalışılıyor.  
Almanya ve AB’nin, ilk aşamasının 27 Ağustos’ta başlayacak Türk-Yunan istikşafi görüşmelerinde bütün konuları kapsayacak bir diyaloğu, en azından gündeminin genişletilmesini kabul etmesi için baskı yaptığı Almanya’nın Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Doğu Akdeniz konularının ele alınacağı bir bölgesel konferans çağrılması önerisine de olumlu baktığı bilgisi verildi. 
Habere göre bu durumda sorun, Türkiye’nin işlevsiz addettiği –dolayısıyla gayrı resmî/gizli görüşmeyi reddettiği- Güney Kıbrıs’ın böyle bir konferansa katılmasıdır.  Yunanistan’ın böyle bir konferansa hayır demeyeceği ancak Güney Kıbrıs dışlanırsa, katılamayacağı vurgulanıyor. 
“BÖLGESEL KONFERANSLARA TOPLUMLAR DEĞİL DEVLETLER KATILIR”
Gazete bunun dışında iki mesele daha olduğuna işaret ettiği haberinde şöyle devam etti:
“Biri, Türkiye’nin, sınırlandırılmış olup olmamalarına bakmadan deniz sınırlarıyla ilgili bir görüşme gündeme getirmesi ihtimaliyle ilgili. Bugüne kadar yaptığı anlaşmalar etkileneceği için Lefkoşa böyle bir şeyi kesinlikle kabul edemez.  İkincisi de, Ankara’ya jest olarak Kıbrıslı Türklerin de dâhil edilmeye çalışılmasıdır.  Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bu ikinci şık için bir önerisi var ancak bölgesel konferanslara toplumlar değil devletler katılır. Öğrendiğimize göre bölgesel konferansa dair üçüncü senaryo hakkında Lefkoşa’nın nabzı yoklanmadı ancak bu yönde çeşitli bilgiler alıyor.”
Yunanistan’ın Türkiye’ye yaptırım taraftarı olmadığının bilindiğini ancak Rum Yönetimi için –zor olsa da- yaptırımlarda ısrar etmekten başka seçeneği olmadığı iddia edilen haberde şunlar kaydedildi:
“TÜRK-YUNAN DİYALOĞU BAŞLADIĞINDA ATİNA İLE LEFKOŞA FARKLI TAKTİKLERDE YÜRÜYECEK”
“Türk-Yunan diyaloğu başladığında, Atina Türkiye’ye karşı yaptırımlar konusunu gündeme getirmeyecek. Ancak Türkiye’nin Kıbrıs MEB’indeki kanunsuz faaliyetleri devam ederse Lefkoşa için bu yol açıktır. Dolayısıyla Atina ve Lefkoşa diyaloğun başlamasıyla birlikte farklı taktiklerle yürüyecek. Ancak yaptırımlar konusu göründüğü kadar kolay değil. AB liderlerinin Çarşamba günkü olağanüstü toplantısı sırasında Anastasiadis ve Miçotakis, özellikle Alman bloğundan olumsuz bir havayla karşılaştı. Anastasiadis Türkiye’ye karşı yaptırımlar konusunu gündeme getirmede –Miçotakis’in de desteğiyle- ısrar edince Şansölye Merkel öfkelendi. Öfkelenen Angela Merkel, kinayeli bir şekilde Türkiye’nin NATO üyesi olduğuna işaret etti. Lüksemburg’un cevabı ise ‘Evet ama Kıbrıs da AB üyesi’ oldu.”
“KIBRIS CUMHURİYETİ’Nİ MARJİNALİZE EDEN, DEĞERİNİ DÜŞÜREN HATTA AB ÜYESİ DEVLET OLARAK TANINMAMASINI GÜNDEME GETİREN SENARYO SÖZ KONUSU”
Politis “Alman Formülü ve Lefkoşa’daki Korkular” başlıklı manşet haberinde, Türkiye’nin, süresi  bugün sona eren (Oruç Reis için) Navtex’ini uzatmazsa Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) konulu Türk-Yunan diyaloğunun başlayabileceğini ancak Almanya tarafından ortaya konulan, bu geniş MEB diyaloğuna beşli (Türkiye, Yunanistan, Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumlar ve AB’nin yer alacağı) bir konferans formunda Kıbrıs sorununu da eklemesini istediğini yazdı. Rum Yönetiminin ise yapılan nabız yoklamalarında, diyalog ve Kıbrıs sorununun çözümü konusunu yeniden gündemin odağına getirdiğini ekledi. 
Rum Yönetiminin Türkiye’ye gerçekte tepki göstermek yerine, iç kamuoyunu yönetmek için “bütün yumurtaları Türkiye’ye karşı yaptırım sepetine koyduğu” görüşünü ortaya koyan gazete, “Maalesef bu politika, Kıbrıs’ı köşeye sıkıştırarak ve Kıbrıs sorununun Türk-Yunan meseleleriyle paketlenmesi senaryolarının ortaya çıkmasına olanak tanıyarak, başarısızlığa uğradı. Kıbrıs Cumhuriyeti’ni marjinalize eden ve değerini düşüren ve hatta AB üyesi devlet olarak tanınmasını gündeme getiren senaryo söz konusudur” ifadelerini kullandı.
YUNANİSTAN TÜRKİYE İLE DİYALOG YOLUNU SEÇMEYE KARAR VERDİ ANCAK RUM YÖNETİMİ ONU TAKİP ETMEYE HAZIR GÖRÜNMÜYOR
Haberin detaylarında, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’ın Rum tarafına yaptığı ziyaret sırasında görüşülenlerle ilgili detaylara ilişkin kulis bilgilerine de yer verildi. Dendias’ın Rum dengi Nikos Hristodulidis ile görüşmesinde geçen bazı konuşmaları özetle şöyle değerlendirdi:
“Dendias-Hristodulidis görüşmesinin büyük bölümünde, Atina ile Lefkoşa’nın birlikte ilerlemesi gereği üzerinde duruldu. Bu görüşme her zaman stratejiye değil, daha çok iletişim maksatlarına hizmet eder. Saklanmaya çalışılmasına rağmen Atina ile Lefkoşa arasında aşılması zor bir kuşku yığını var.  Dendias Lefkoşa’ya, Yunanistan’ın Türkiye ile normalleşme yönünde ilerleyeceği, Lefkoşa’nın da hareket özgürlüğüne sahip olduğu izahında bulundu. Yunanistan, Miçotakis hükümeti döneminde, var olan sorunların en azından bir kısmını çözebilmek için Türkiye ile diyalog gereğinde hareket etmeye karar vermiş görünüyor ancak Lefkoşa en azından şu anda onu takip etmeye hazır görünmüyor. 
Sadece Lefkoşa’ya bağlı olsaydı çeşitli Avrupa konseyleri arifesinde Türkiye’ye yaptırım uygulanması öne çıkarılacaktı. Bu açıdan bakıldığında Lefkoşa’daki hükümet, ‘İslamcı Erdoğan ile ne görüşeceğiz’ komik argümanını da ortaya koyarak iç kamuoyunu tatmin ediyor görünüyor.”