• BIST 91.686
  • Altın 211,385
  • Dolar 5,3854
  • Euro 6,1343
  • Lefkoşa 14 °C
  • Mağusa 16 °C
  • Girne 16 °C
  • Güzelyurt 13 °C
  • İskele 16 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 9 °C

Sözcü Gazetesi Kıbrıs'ı yazdı

Sözcü Gazetesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gezilecek yerleri: Girne, Lefkoşa, Gazimağusa ile Kıbrıs gezi rehberi ile ülkemize yar verdi ama nasıl???
Sözcü Gazetesi Kıbrıs'ı yazdı

Sözcü Gazetesi Kıbrıs Turizm Rehbaeri hazırladı. İşte hazırlanan o rehberden detaylar.

 

"Yavru vatan", "Yeşilada" ya da "cennet ada" olarak da bilinen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Sicilya ve Sardunya’dan sonra Akdeniz'in en büyük üçüncü adasıdır. Afrika, Asya ve Avrupa’nın kesiştiği noktada yer alan Kıbrıs, 780 kilometrelik kıyıları, binlerce yıllık geçmişin izlerini taşıyan tarihi yerleri ile tam bir turizm cenneti. Şimdi size Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde gezilecek tarihi ve turistik yerlerden bazılarını tanıtacağız...

 

Venedik Sütunu, Girne Kapısı, Selimiye Cami, Yeşil Hat, Girne Eski Liman, Girne Kalesi, Bellapais Manastırı, St. Hilarion Kalesi, Gazimağusa, St. Barnabas Manastırı, Kertikli Hamamı, Namık Kemal Müzesi, Salamis Harabeleri, Othello Kalesi, Lala Mustafa Paşa Camii, Karpaz gibi pekçok gezilecek ve görülecek yere sahip olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en önemli yerlerinden bazılarını haberimizde bulabilirsiniz… İşte eğlenceli gece hayatı, muhteşem plajları veya zengin kültürel mirası ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti…

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NİN GEZİLECEK YERLERİ

GİRNE / GİRNE KALESİ

Arap akınlarına karşı kentin korunması amacıyla milattan sonra 7. yüzyılda Bizanslılar tarafından inşa edilmiş. Adanın 1491'de Venediklilerin eline geçmesiyle yüzyıllar içinde pek çok değişikliğe maruz kalarak bugünkü şekline kavuşan kale, 1570'de Lefkoşa’daki Osmanlı zaferinden sonra direniş gösterilmeden Osmanlılara teslim edilmiş ve 300 yıl boyunca Osmanlıların elinde kalmış. Kale içinde St. George Kilisesi, Lüzinyan ve Venedik Kulesi, Kırnı mezarları, kalenin su ihtiyacını karşılamak için yapılan sarnıçlar ve yine Lüzinyan dönemine ait zindanlar bulunuyor. Kale içinde yerli ve yabancı turistlerin en çok dikkatini çeken mekanlardan biri “Batık Gemi Müzesi”.

kyrenia-girne.jpg

GİRNE KALESİ İÇERİSİNDE BULUNAN YAPILAR

Lüzinyan Kulesi: Erken Bizans dönemi tahikmat kalıntılarının üzerine 1208-1211 yılları arasında Kıbrıs Kralı Jhon D'İbelin tarafından inşa ettirilmiştir. Kulede Bizans, İngiliz, Lüzinyan, Venedik, Osmanlı ve İngiliz asker bayrakları sergilenmektedir.

St. George Kilisesi: 12. yüzyıl Bizans yapısıdır. Bizans ve Lüzinyan dönemlerinde kale dışında bağımsız bir yapıt olan kilise, Venedik döneminde bazı değişikliklerle kale içine alınmıştır. Lüzinyan döneminde yapıldığısanılan Sarnıç o dönemlerde kalenin su ihtiyacını karşılamaktaydı.

Zindanlar: Lüzinyan dönemine ait ve Kral I. Peter döneminde birçok işkence olayına sahne olmuştur. Zindan odalarında bugün gerçek olaylara bağımlı kalınarak yapılan canlandırmalar sergilenmektedir.

Batık Gemi Müzesi: Müzede bulunan gemi günümüze kadar ele geçen gemi batıkları arasında en eskisi olarak bilinmektedir. Gemi, Akdeniz'de İskenderin ölümünden sonra kurulan Helenistik Krallıklara ait donanmaya aittir. 1965 yılında bir sünger avcısı tarafından Girne kıyılarından 1,5 kilometre açıkta, suyun 24 metre derinliğinde fark edilen gemi, Pennsylvania Üniversitesi tarafından çıkarılmış.

Venedik Kulesi: erken XVI yüzyıl Venedik dönemi mimarisi özelliklerini yansıtıyor. Kulese şu anda top atışı hazırlığı yapan askerler ve benzeri canlandırmalar sergilenmektedir.

LEFKOŞA / SELİMİYE CAMİİ (ST. SOPHIA KATEDRALİ)

Selimiye Camii, Kıbrıs genelindeki en görkemli yapılardan biri olarak kabul ediliyor, aynı zamanda bölgenin nadir gotik eserlerinden biri olma özelliğine de sahip. İlk olarak Lüzinyan döneminde Fransız mimar ve ustalar tarafından inşa edilen yapı; 1373 yılında Cenevizliler, 1426 yılında Memlükler tarafından yağmalanmış ve birkaç deprem sonucunda zarar görmüştür. 1491 yılındaki yer sarsıntıları sonucu, Katedralin doğu bölümü yıkılmış ve Venedikliler tarafından onarılırken, eski bir Lüzinyan kralının mezarı ortaya çıkmıştır. Bozulmamış durumda olan cesedin başında altın bir taç, üzerinde de altından eşya ve belgeler bulunmuştur. Fransız mimar ve ustaları tarafından inşa edilen katedral Orta Çağ Fransız mimarisinin çok güzel bir örneğidir. Katedral, anıtsal bir kapıyla başlar. Kapının üzerindeki taş oyma pencereler, eşsiz bir Gotik sanatı örneğidir. Girişin iki yanında bitirilememiş olan çan kulelerinin üzerine, Osmanlılar tarafından cami minareleri oturtulmuştur.

BARBARLIK MÜZESİ

Kıbrıs'ta yaşanan Rum vahşetinin en güzel anlatıldığı müzelerden birisidir. Müze aslen, alay doktoru olan Binbaşı Nihat İlhan'ın yanlarında olmadığı bir sırada karısı ve 3 çocuğunun vahşice şehit edildiği evdir. Sonrasında müze haline getirilerek yaşanan vahşetin akıllardan çıkmaması için ziyarete açılmıştır.

GAZİ MAGOSA / SALAMİS ANTİK KENTİ

Magosa’nın 6 kilometre kuzeyinde, Kanlıdere (Pedios) Nehri'nin kıyısında yer alan ve ilk olarak Bronz Çağı'nda kurulan Salamis Antik Kenti, 1952-1974 yılları arasındaki kazılarla kısmen açığa çıkarılmış. Erken buluntuların M.Ö. 11. yüzyıla ait olduğu şehrin ilgili dönemde Fenikeliler himayesi altında olduğu düşünülüyor. Antik Salamis kenti başta bir Aka kolonisi olarak kurulmuştur. Yunanistan'daki Salamis adasının kralı Telamon'un oğlu olan Tekfros kentin efsanevi kurucusu olarak biliniyor. Truva harbi sırasında kardeşinin intiharını önleyemediğinden, savaş sonrası babası tarafından ülkeye sokulmaz.

Tekfros, Truva Harbi'ne katılan silah arkadaşları ve savaşta esir aldığı bir grup insanı da yanına alarak M.Ö. 1184 yılında Karpaz Yarımadası'nın kuzey sahilindeki “Achaion Akte” (Akalar Sahili) olarak bilinen yerden Kıbrıs'a ayak basar. Belli bir süre orada kaldıktan sonra günümüzde Salamis Harabeleri'nin bulunduğu yere kent kurar. Şehir içinde surlar, büyük tiyatro, su deposu, kral mezarları, toplu mezarlar, Nikokreon ve Zeus Tapınağı, Bizans su sarnıcı, Gimnazium (spor alanı) ve iki farklı bazilika bulunmakta. Salamis Antik Kenti’nde görülebilecek yapı kalıntılarının tamamı Roma Dönemine aittir.

GÜZELYURT / AZİZ MAMAS (ST MAMAS) KİLİSESİ

Aziz Mamas Kilisesi, Bizans döneminde Kıbrıs'ın tanınmış azizlerinden olan Aziz Mamas için yaptırılan bir kilisedir. Güzelyurt kent merkezinde yer alan manastıra ait kilise orjinalde bir Bizans yapısı olup zaman içinde pek çok değişiklik geçirmiştir ve son halini ise 18. yüzyılda almış. Giriş ile sütunları Bizans kilisesinden kalıntıların üzerine ise Lüzinyanlar tarafından inşa edilerek kubbesi 18. yüzyılda yapılmış. St. Mamas hakkında birkaç hikaye olmakla beraber en yaygın görüş ise 12. yüzyılda Güzelyurt çevresinde yaşamış Hıristiyan bir aziz olduğu yönündedir. Mezarı kilisenin kuzey girişinin hemen sol tarafında yer almaktadır. İkon bölümü ise Lüzinyan ve Venedik dönemine kadar uzanır. Dört Venedik sütunundan bir tanesi üzüm, bir diğeri incir ve kalkan motifleri ile süslenmiştir. Kilise ve manastırın bazı kısımlarında eski kalıntıları görmek mümkündür.

VUNİ KALESİ

Vuni Kalesi, 5. yüzyılda kral Doxandros of Marion tarafından çevredeki Yunan taraftarlarının yerleşim yerlerinin kontrol edilmesi için yaptırılmıştır. 137 adet odası bulunan sarayda idari bölümler, yatak odaları, erzak depoları,hamamlar ve çalışma odaları bulunuyor. M.Ö 449 senesinde Pers egemenliğinden Yunan egemenliği'ne geçilince işlevini yitirmiştir. M.Ö 380’de Soli halkı tarafından yıkılmış ve bir daha yenilenememiştir. Bölgede yapılan kazılarda pişmiş topraktan yapılan ve yangında siyahlaşmış olan bir testi içinde “Vouini Hazinesi” olarak isimlendirilen eşyalar bulunmuştır. Altın ve gümüş bilezikler, madeni paralar ve işlemeli gümüş kupalar bulunanlar arasındadır. Vouni kalıntıları, giriş, kraliyet odaları, sütunlu avlu, mutfak avlusu, sarnıç, erzak deposu, hamamlar, oturma odaları, işyerleri gibi bölümleriyle gezilip görülebilmektedir.

KARPAZ (İSKELE) / APOSTOLOS ANDREAS MANASTIRI

Karpaz Yarımadası’nın en ucu olan Zafer Burnu’nun güneyinde bulunan bir manastırdır. Her yıl inanç turizmi adı altında gerçekleştirilen özel turlarla adaya gelen turistlerin en önemli uğrak yerlerinden olan bu manastırda cemaat mensupları hem dua ediyor, hemde inançlarına özgü olarak değişik adaklarda bulunuyorlar. Karpaz Yarımada'sının Ay Andrea Burnu olarak bilinen noktasında yer alan manastır, St. Andrew'a (Apostolos Andreas) adanmıştır. St. Andrew’in, Hz. İsa tarafından papazlığa çağrılan ilk kişi olmasından dolayı dini ünvanı “ilk çağrılan” anlamında “O Protoklitos” olmuştur. Hristiyan inanışına göre St. Andrew bir gözü kör bir kaptanın kullanmakta olduğu bir tekne ile bir ziyaret dönüşünde burada kıyıya çıkmış, kayaya vurarak şifalı bir suyun kaynak bulmasını sağlamış ve kaptanın görmeyen bir gözünü iyileştirmiştir. Şu anda modern kilisenin altında içme suyu bulunan kuyuların bulunduğu küçük odanın 15. yüzyıldan kalma bir şapel olduğu düşünülmektedir.

DETAYLARA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler