• BIST 96.541
  • Altın 268,673
  • Dolar 5,5873
  • Euro 6,2013
  • Lefkoşa 27 °C
  • Mağusa 32 °C
  • Girne 32 °C
  • Güzelyurt 28 °C
  • İskele 32 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 22 °C

Taner Ulutaş'tan mesajınız var!

Taner Ulutaş'tan mesajınız var!
Taner Ulutaş'tan mesajınız var!

 

Sn. Mustafa Akıncı, size çalım attığını ve gizlilik pelerini giyim artık görünmez oldum düşüncesinde olanların iplikleri pazara çıktı. BM parametrelerine bağlı yürütülmekte olan kapsamlı federal çözüm müzakerelerinde özel bir öneme sahip Maraş’ın,  Maraş’la ilgili yürürlükte olan bir BM kararı kapsamında, mevcut siyasi koşullarda ne şekilde açılabileceğinin belirtildiğini herhalde tam benimsemediler. BM yönetiminde ve mülklerin yasal sahiplerine iade edilmesiyle açılabileceğini de bu kapsamda herhalde bilmemektedirler. Herhalde Sezara, hançeri, yemek masalarında saplamayı düşünenler BM nezdinde taraflar arasında devam eden çözüm müzakerelerinde, muhatapların Toplum Liderlerinin olduğunu da unuttular. Dolayısıyla, BM altında yürütülen müzakerelerle ilgili herhangi bir karar, halkın müzakere yetkisi verdiği ve BM nezdinde “Kıbrıs Türk Toplumu Lideri” olarak muhatap kabul edilen Cumhurbaşkanı’nın yetkisinde olduğunu da sanırım anlamış değiller. Evet, Bakanlar Kurulu böyle bir açılım yapmayı değerlendirebilir, ancak bu Cumhurbaşkanı ile bilgi paylaşımı, diyalog ve istişare içerisinde bir karara dönüştürülmesi halinde bir anlam taşıyabilir. Böyle bir karar ancak bu şekilde alınması halinde, uluslararası hukuka bağlı bir açılım olarak değerlendirilebilir ve çözüm müzakerelerine olumlu bir “oyun değiştirici” etkisi olabilir. Bu yüzden uluslararası hukuka bağlı hareket edilmesi zaruridir. Aksi takdirde, müzakerelerde devam eden çıkmaz daha da derinleşir, bunun sorumluluğu Kıbrıs Türk tarafına yüklenir, Toplumumuz üzerinde var olan sınırlamalar artar, ve esas hedefine asla hizmet etmez diye düşünüyorum. Sn. Akıncı, bazılarına giydikleri elbise bol gelince milleti güldürüyor. Dar gelen elbise ise acındırıyor. Bugün yapılanlar sonrasında, yaşanacak olanları, yarın gözyaşlarımız bile temizleyemeyecek.

**

Sn. Serdar Denktaş yapmış olduğunuz açıklamada, aldığımız ‘duyumlar’ doğru ise Maraş ile ilgili böyle bir girişimin başlatılacağı bilgisi, birkaç gün önce gerçekleşmiş olan “saklı” balıklı yemek esnasında,  Anastasiadis’in bilgisine getirilmiş. Ancak bu kendi Cumhurbaşkanımızın bilgisine getirilmemişse iş çok daha vahim bir noktaya ulaşmış olur dediniz. Sn. Denktaş, Roma’yı yakan Neron’ların, Sezar’ı hançerleyen Brütüs’lerin bizleri düşürdükleri kuyuların, sandığımız kadar dipsiz olmadığını, aslında; tutunmaya çalıştığımız iplerin çürük olduğunu anladık. Hüsamettin amca, egosu alınınca geriye hiçbirşey kalmayacak olan insanlar var dedi. Vallahi ne demek istedi anlamadım. Türkçeden, Türkçeye birileri bana tercüme ederse anlayacağım.

**

Sn. Ferdi Sabit Soyer, Başbakan Sn. Tatar, Maraş için Türkiye ile istişare ederek bu adımı attık. Artık ortaklık devleti gündemde değil sonrada, Cumhurbaşkanı ile siyasi partileri bilgilendireceğiz dedi. Sen ateş açtıktan sonra nişan alan tüfek atıcısı mısın? Yoksa sen herkesi katara dizilecek vagon mu sayıyorsun dediniz. Sn. Soyer,  Pizzanın ambulanstan daha çabuk geldiği, Başbakan ve Yardımcıları ile bakanlarının BM parametrelerini lahmacun veya döner sandığı, vur deyince öldüren, koltuğa oturunca, egoları sayesinde, atmosferin üst katmanlarında gezinmeye başlayan, ancak ozon tabakası delinince burun üstü yere çakıldıklarını bile fark etmeyen. Zam üstüne zam yaparken, kendilerine zam yapmayıp reyonlarda ucuza satıldıkları bir ülkedir benim memleketim.

**

Sn. Şener Elcil, Sn. Özersay AKP’ye hizmet edecekse, bunun yeri Türkiye’dir. 2016 yılında yapılan “sözde demokrasi mitingine” katılarak ve de 22 Ocak 2018 yılında Afrika Gazetesi’ne yapılan linç eylemi sonrası yaptığı açıklamalarla bir AKP projesi olduğunun sinyallerini veren Halkın Partisi Başkanı Sn. Kudret Özersay, dörtlü koalisyon hükümetini bozarak ve AKP’den aldığı talimatlarla Kıbrıs konusunda hareket ederek, AKP’li olduğunu ispatlamıştır. Halkın Partisi, AKP’nin kuzey Kıbrıs’taki işbirlikçi siyasi uzantılarından biri olup, Sn. Özersay da AKP’nin memurudur. Bu gerçekten hareketle Sn. Özersay, Kıbrıs konusunda kabul edilemez önerilerle görüşme masasını berhava eden AKP’li TC yetkililerinin çözümsüzlükle ilgili ortaya koydukları oyunların parçası durumundadır. AKP’li Kudret Özersay’ın Kıbrıs sorunu ve Maraş konusunda ortaya koyduğu, toplumu aldatmaya yönelik öneriler, samimiyetten uzaktır dediniz. Sn. Elcil, kaptanlar dümeni iyi çevirmeleri için yetiştirilirler. Aksi takdirde dümeni iyi çeviremezlerse soluğu ‘Mahallede’ alır. Hocam, bazılarına benim sözlerim büyük gelir, Sıkıntı yok seneye de giydiririz dersen saygı duyarız.  Çünkü bir siyaset sahnesinde bitene, bir de emir eri olup da saygınlığı yitip gidene çare yoktur.

**

Sn. Hasan Hulusioğlu sosyal medyada yaptığın paylaşımda, bugün bir olaya şahit oldum.Bir saat oldu hala gülerim ve sizinle paylaşmak istedim dediniz. İki gurbet arkadaş bir TC’li arkadaşın arabasına çarptı.TC li arkadaş, a..nakodumununpakisikarpuz da mı satıyor lan bunlar diyor. Gurbet arkadaş ne dedin ole sen diyor. Diğer gurbet arkadaş atılıp bu gaco bizi Pakistanlı sandın ole diyor. Diğer gurbet ise duy ole gıylaşoro ne çelleşir diyor. TC’ li arkadaş ise bana bunlar ne diyor diye bana soruyor. Vallahi gülmekten cevap veremeden oradan ayrıldım.Utanmasam videoya çekecektim dediniz. Sn. Hulusioğlu, kültürel zenginlik bir ülkenin mozaik yapısını güzelleştirir. Ama o mozaikteki renkler, dudaklarını boyarken, ruju her tarafa bulaştıran kadını kendine güldürmesi gibi olmamalı. Hasan gardaş, mozaikte oluşan çatlaklar, topuklarımızdan etimize kadar işlemiş bir nasırdır. Ya canın acıya acıya o mozaikte adım atacaksın, ya da canını acıta acıta o mozaiği söküp atacaksın.

-

Sn. Cenk Özdağ, sosyal medyadaki paylaşımında, Nikos ile eşini bize mangala çağırmayı düşünürüm. Sizce gelirmi acaba? Maksadım sadece ailecek sosyalleşmek diyorsun. Sevgili Cenk, Hüsamettin amca, Cenk avcunu yalasın. Anastasiadis sadece Kudret Bey ile sosyalleşir. Hem Cenk, hala daha arkadan bıraktık hançeri, bir karışlık bıçak bile saplayamaz. Roma’yı yakan Neron’a özenen ve ülkeyi yakmaya çalışan birilerine bakarken, Cenk, değil samanlığı, mangalı bile yakamaz diyor. Sevgili Cenk, şimdi, arkadan hançeri saplayamazsın. Neron gibi Roma’yı geçtik, KKTC’yi yaptıkların ile yakamazsın.  Mangalı da yakamayacağına göre Anastasiadis’e zeytin, soğan, domates ile ekmekmi yedirip uğurlayacaksın?

**

Sn. Ferda Ekincipaylaşımında, kapalı Maraş bölgesinin tamamı vakıf arazisidir. Tapu, belgeler hepsi K. Türk tarafının elindedir. İngiliz ve Rumların hileyle kendilerine aldıkları tüm arazilerin artık iadesi şart olmuştur dediniz. Ferda hanım, İngilizler konusunda haklısınız. Maraş eskiden Vakıf malıydı. Vakıf malları biliyorsun satılmaz ve devir edilemez. Ancak karşılığında o değerde mal verilirse mübadele edilir. İngiliz bunu bildiği için Maraş ve Güzelyurt çiftliği olarak bilinen Memiş Paşa'nın Kalkanlının altından başlayıp da Güzelyurt yoluna kadar giden Memiş paşa çiftliğini de karşılığında bizimkilerine toprak vererek takas etti. Yani hukuki yoldan Maraş'ı iç etti. Büyük bölümü Abdullah Paşa, ve Piyale paşaya ait olan Maraş’ı, bilerek isteyerek Rum’a dağıttı. Rum ise orasını küçük bir Beyrut yaparak uluslararası şirketlere açtı. Karşılığında toprak alan yani takasa evet diyen bizimkiler, iştebu nedenle dava edemiyor. Maraş'ta kilise ve vakıf malı evet vardır. Ama söylendiği gibi çok büyük oranda değildir. Haaa Maraş karşılığında alınan topraklar ne oldu derseniz, o durum çok bilinmeyenli bir denkleme dönüştü ve o problemi yılan yiyen hekim bile çözemez.

**

Sn. Ertaç Hazer,biz kendi kendimizi ne zaman yöneteceğiz acaba? Anlayana diyorsun. Sevgili Ertaç, çok iyi Başbakanlar ve siyasetçiler yetiştirdik. Onlar ellerinden geleni yapıyor. onlar yavru olarak ‘Memeden’ kesilmek için çalışıyoruz. Ama memeden kesilme, tırnak kontrolünü yaptırmama ve dikili taş altında verilen emirler sonrasında ‘YesSir’ demeyerek kendi kendimizi yönetme tarihi şimdilik veremiyoruz. Ciğercinin kedisinin camdaki ciğere bakmaktan vazgeçtiği ve sokak kedisinin özgürlük felsefesini kabul edeceği 30 Şubat günü yeni, yepyeni bir çığır açacağız. Ve bizler kendi kendimizi yönetmeye başlayacağız. Tek eksiğimiz attığı zarın getirdiği oyunu oynarken, 3-5 hamle sonrasını da düşünebileceğimiz satranç öğrenmek kaldı. Do youunderstand.

**

Sn. Ümit Bahşi, UBP’li amca bakanlar telefona bakmaz diye dert yanıyor diyerek hiciv taşını cuk diye yerine oturttun. Sevgili Ümit, kapı kapı dolaşırken bir oy için, bir kuruşa bin öpücük dağıtma devrinden, pandoranın kutusundan çıkıp koltuklara kurulma devri başladı. Gülücüklerin bir kuruşa binlercesinin stantlarda satışa sunulacağı, cep telefonlarının fora edileceği günler yakındır. Bakanlarımızın, bakmayanlarımızın haftada iki kez gittikleri Diyanellos Sigara fabrikasından bozma Meclis-i Mebusan’da yapacakları çok iş var. Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra yapılması beklenen erken seçim için cep telefonlarının numaraları, adreslerimize çok yakında gönderilmeye başlanır.  Sevgili Ümit, Ayşaba o bedenlerde iki testi var. Bir testi ab-ı hayatla, diğeri ise kaybetmenin yaratacağı ölüm zehiri ile dolu. Birisinin İçindekine bakarsan padişahsın, diğerine bakarsan yolunu yitiren padişahın palyaçosusun. Galiba yollar, yolunu yitiren palyaçolar ile dolacak dedi.

**

Sn. Hasan Kurumanastırlı,Polis Teşkilatımızın son 15 gündür yaptığı huzur operasyonlarını yakından takip etmekteyim. Yapılan operasyonlar da sadece ve sadece KKTC de vizeleri bitmiş birkaç 3’cü ülke vatandaşını tespit etmekten başka kayda değer hiçbir suçlu yakalanmadı.Ülkemizde özellikle Lefkoşa Surlariçi ve civarında gencecik çocuk yaşta ki gençlerimize zehir tüccarlığı yapan kanemicilerden hiçbir tutuklama gerçekleşmemiştir. Polisimiz aldığı emirler ve yasalardan aldığı yetkiyle canla başla özveriyle görevlerini yerine getirdiklerinden şüphemiz yoktur. Fakat gözlemlediğimiz üzere yeterli kalmamakla birlikte zehir tacirleri çocuklarımızı yani geleceğimizi tehdit etmektedir dedin. Sevgili Hasan, Surlariçi ve uyuşturucular ile ilgili tespitin gerçekten çok yerindeydi. Bazı insanlar, kişiliklerinin eksik yanlarıyla yüzleşmek yerine, eksikliklerini başkalarının masumiyetlerine, ceplerine uzanarak kapatmayı ve sağır vicdanlarına karşı dürüst olmaktansa ağır kusurlarını yükleyecek bir günah keçisi bulmayı tercih ederler. İnsan elbisesi giymiş bu yaratıkları maalesef polis engellemekte zorlanıyor.

**

Sn. Bilgin Şenyurt Polatcan, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Sekreteri olarak yapmış olduğunuz paylaşımda, 3000 Türk Liranız varsa kadına dayak serbest mi? diye soruyorsunuz. Ve kahvaltı hazırlamadığı gerekçesiyle eşini ciddi şekilde darp eden ve “ölümle” tehdit eden şahsın, işlediği ciddi darp ve şiddet tehdidi suçlarından ileride yargılanmak üzere 3 bin TL nakdi teminata bağlanıp, sadece seyahat belgelerine el konularak, 50 bin TL’lik kefalete bağlanmasını eleştirerek, olan yine kadına oldu dediniz. Ayrıca,evi artık güvenli bir yer olmaktan çıkan kadına, kalabileceği yeri, kendi ayakları üzerinde hayatına devam edebileceği imkânların, Devlet mekanizması tarafından sağlamasını beklemek, kadının en doğal hakkıdır. Ve bunun bir lütuf gibi görülmemesi gerektiğini belirttiniz. Sn. Polatcan, ortalık erkekliği pazu kuvvetinde sanan, insan elbisesi giymiş yaratıklar ile doldu. Bunların kişiliğinde eğer şeref yoksa, ne kadar başları dik yürürlerse yürüsünler, gökyüzü bile bunların yüzüne tükürür.

**

Sn. TaçamGökbörü, bugün İmamoğlu'na karşı yapılanların benzeri 1981 başkanlık seçimlerinde,Türkiye ile ciddi bir işbirliği içerisinde, yerli işbirlikçiler ile birlikte Denktaş tarafından Ziya Rızkı'ya karşı da yapılmıştı, Sonuç mu?(kk)TC dediniz. Sevgili Taçam, Ayşaba, denizin ağzı dili olsa da konuşsa. Ve Ziya Rızkı’ya yapılanlardan dolayı midesinin nasıl bulanarak, oy sandıklarını kıyıya attığını söylese diyor. Sevgili Taçam, bu güne kadar yaşananları,kimimiz zamana bıraktı, kimimiz de şansa.  Ama bazılarımız da Allah’a bıraktı. Bu paşaların, gömleklerinin markaları ile ilgilenmedik. Sadece yüreklerinde “made in adam” yazsın yeter dedik. Maalesef çamaşır makinesi fazla sıcağa ayarlanmış. O yazılarda silinip gitmiş.

**

Sn. Hüseyin Barbet, Yukarı Dikmen Muhtarı olarak, Dikmen Köyü’nün en büyük sıkıntılarının 3. Dünya Ülkelerinden gelip bölgeye yerleşen kişiler olduğunu ve yabancı uyruklu kişilerin, bölgede ciddi anlamda huzursuzluk yarattığını ifade ettiniz.  Polisin bölgeye müdahale etmekte yetersiz kaldığını belirken,  Dikmen Bölgesi’ndeki yolların ciddi anlamda sıkıntılı olduğuna dikkat çektiniz. “Bölgenin dere yatağı içinde bulunmasından dolayı, ciddi boyutta bir sel felaketi yaşadık. Yaşanan felaket nedeniyle hem gencecik canlar yitirdik hem de bölge halkı ciddi anlamda perişan oldu. Bölgemizde mağdur olan bazı kişiler için de henüz yardımlar tam anlamıyla yapılmadı. Verilen sözler bir türlü yerine getirilemedi dediniz. Muhtarım, seçim zamanında beni bırakma diyenleri, ne yazık ki, ertesi gün bulamadık. Çok döndürek gördük. Ama hiçbiri bunlar kadar profesyonel değildi. Ne diyelim

**

fikra-008.jpg

Günün Fotosugunun-fotosu-maras.jpg

Günün Sözü

gunun-sozu-071.jpg

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler