• BIST 108.061
  • Altın 273,782
  • Dolar 5,8040
  • Euro 6,4305
  • Lefkoşa 16 °C
  • Mağusa 16 °C
  • Girne 16 °C
  • Güzelyurt 14 °C
  • İskele 16 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 7 °C

Taner Ulutaş'tan mesajınız var!

Taner Ulutaş'tan mesajınız var!
Taner Ulutaş'tan mesajınız var!

Sn. Mustafa Akıncı,25 Kasım tarihinde, 3’lü görüşme için Berlin’e yapacağınız ziyaret öncesinde akordu bozuk gitar ve bu gitara eşlik eden teli kopuk keman eşliğinde, detone olmuş sesler ile söylenen şarkılar için yaptığınız açıklamada, kulak tırmalıyorsunuz. Müzik dediğiniz absürt tıngırtı ile keyif kaçırıyorsunuz imasında bulundunuz. BM genel sekreteri Guteres’in hazır olacağı ve gitmemekle belki de bizleri büyük bir yıkıma uğratan ‘Abant’ kararlarından daha büyük bir yıkıma neden olacak gitme kararınız için en ufağından en büyüğüne kadar, gitme makamından güfte, orada ne yapacaksın makamında beste yapılmasına aldırmayarak, Ben Kıbrıs Türk halkının ne istediğini, Kıbrıs Türk halkı ise benim ne için çalıştığımı, nerede nasıl konuştuğumu iyi biliyor. Kendi kafalarındakini başkalarına empoze ederek, sürekli ayar verme telaşıyla hareket edenlere tavsiyem, yüzlerini halka dönmeleri ve toplum iradesine saygı göstermeleridir dediniz. Sn. Başkan, bir anlaşma sonrasında koltuklarını kaybetme korkusu içinde heyezan yaşayanların bu tavrının neden ve niçin olduğunu bu halk çok iyi biliyor. Bazı egemen güçlerin emir erlerinin,  ocağımıza incir ağacı dikemesine dur demek için, biz ülkemize sahip çıkalım, mesajıyla üzerinde çözüm yazılı yeni fidan dikme etkinliği gerçekleştirmeniz halk nezdinde olumlu bulundu. VeKudüs’teki ağlama duvarını, KKTC’ye getirme girişimi başlattı.

**

Sn. Kudret Özersay, Serdar Denktaş’ın oğluna kiraladığı 100 dönüm arazinin, 60 dönümlük bölümünün bakanlar kurulundan izin alınmadan verildiğini belirttiniz. Ve Serdar Denktaş’ın bakanlar kuruluna getirdiği belgenin, fırsat eşitliğine zarar vereceğini söyleyerek uygun olmadığını söyledik dediniz. Ve bu süreci durdurduğunuzu dile getirdiniz. Herkese de izin vermediğimizi gösterdik dediniz. Ama bize gelen başka bildiride Serdar bey bakanlık yetkilisi ile kendi oğluna bu arazileri kiraladığı yönündeydi. Bu durum biz de bir güven bunalımına neden oldu.Serdar Denktaş’a  başka neleri kiraladınız dedik. Kiralanan yerlerin evrakları görmek istedik. Getirilen dosya içerisinde başka kiralamalar da olduğunu gördük. Serdar bey bazı belgeleri bizden sakladı. Serdar beyin oğlunun şirketine 100 dönüme yakın arazi kiralandı. Tufan Erhürman’ın da bu konudan haberi yoktu ifadesinde bulundunuz. Serdar Denktaş devleti zarara uğrattığını görüyorsak gereğini yapar ve dokunulmazlığının kaldırılması için adım atarız dediniz. Sn. Özersay,  ben resim yaparken, sürekli olarak çeşitli renkleri kullanmayı tercih ediyordum. Ama ülkemde yaşananları gördükçe, kimin ne renk olduğunu hala daha çözemediğimden, artık kara kalem ile resim yapmaya başladım. İnanın ‘Kara kalem’ ile resim yapmayı daha çok sevdim.

**

Sn. Mehmet Ali Talat, Türkiye Milli Piyango biletinden en büyük ikramiye yerine amorti olarak çıktığınızı gözlemledik. Yıllarca söylemleriniz ile halkın başına konan en büyük ikramiye olarak görülürken,  sonrasındaki söylemleriniz ile en büyük ikramiyeden tenzili rütbe ile amorti konumuna indiğinizi gördük. Parti başkanlığı, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yaptığınız Anavatanınız KKTC’nin halkının düşünceleri yerine, dümen çevirmek için kaptan yapıldığınız, Türkiye lüks yolcu gemisinde, önce Atavatanım dediğiniz ama sonrasında Anavatanıma dönüştürdüğünüz Türkiye, bu üçlü görüşmeyi desteklemez. Bu mümkün değil. Türkiye bir çözüm direncine hazır görünmüyor.. Sn. Cumhurbaşkanı ile aynı görüşte bir pozisyon ortaya koymuyor. Türkiye mutlaka destekleyecek desek bile, bunun ete kemiğe bürünen, gözle görünür bir çözümü sağlama yönünde desteğe dönüşme ihtimali yoktur dediniz. Sn. Talat sanki ufukta Cumhurbaşkanlığına hazırlanma gibi bir izlenim yaratıyorsunuz. Ayşaba, çorak arazide ürün olmaz. Dün Atavandan, Anavatana dönerken 7’nci kattan, çıktıkları 10 katta başları döndüğü için tekrar 7’nci kata inenler, bizlere akıl vermeyi bıraksın. Detone oldukları şarkılar yerine susmayı ve dillerini dinlendirmelerini denesinler. Telleri kopuk gitar çalmayı bırakarak da ellerini dinlendirerek bizlere huzur versinler dedi

**

Sn. Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanlığı adayları belirlenmeye başladığı bu zaman diliminden sizin ile ilgili haberler doruğa ulaşmaya başladı. Son olarak ısıtılıp fırından çıkartılan yemek,  bakanlar kurulundan habersiz kendi oğlunuza, arazi kiralamanızdır. Kudret Özersay oğlunuza kiralanan 100 dönüm arazinin 60 dönümünden bakanlar kurulunun ve hükümetin haberi olmadığını öne sürdü. Ve dahası varsa bizler bunu nereden bileceğiz ifadesinde bulundu. Daramalı tüfek ile yapılan bu saldırıya karşılık sizde zırhınızı  kuşanarak bunun, Kudret Özersay’ın hükümeti bozması için hazırladığı bir kılıf olduğunu ve hükümeti Türkiye ile başka bir hükümet kurmak için bozduğu imasında bulundunuz. Sn. Denktaş, eğri cetvel doğru çizgi çizemez. Ve eğri ok hedefi bulmaz. Şayet cetvel eğri ise doğru çizgi çizemeyeceğine, ok da eğri ise hedefi bulamayacağına göre sanırım siz haklı çıkarsınız. Yok cetvel ve okta bir eğrilik yoksa sanırım savcıda, hakimde Kudret Özersay olur. Ve cezayı kesmek ona nasip olur.

**

Sn. Nilden Bektaş Erhürman, geçtiğimiz gün, dayınız Mehmet Yılmaztürk’ü kaybettiğinizi öğrendik. Öncellikle, rahmetli için Allah rahmetini eksik etmesin, ışıklar içinde uyusun temennisinde bulunurken, size ve acılı ailenize sabır diliyoruz. Nilden hanım dayınız öldüğünde bir yanınız ölür. Amakalan sağ yanınızyaşamanıza yetsin.Unutmayın,hayat bir çiçek gibi açıp sonra solar. Zaman su gibi akıp gidiyor ve o acılı gün geldiğinde üzüntüler hakim oluyor. Merhuma, Allah’tan rahmet, sizlere de sabırlar dileriz. Mekanı cennet, günahları af olsun.

**

Sn. Hasip İzzetli, sahte satış sözleşmesinin ortaya çıkmasıyla birlikte Altınbaşların sizi sürekli pazarlık içine girerek oyaladığını,Vakkas Altınbaş’ın da poliste tutuklu bulunduğu sırada, Avukat Refet Uzun’un babası Hasan Uzun aracılığıyla sürekli teklifler yapıldığını belirttiniz. Sonrasında bir gecede durumun değiştiğini ve mahkemeye gelip teklif sunmalarını beklerken başka bir avukatla geldiklerini ve Avukat değişimiyle sizleri oyaladıklarını dile getirdiniz. En sonunda, Vakkas Altınbaş’ın, malı istemem dediğini ancak malın devrini 3 yıl önce aldığını belirttiniz. Veşimdi nasıl devralmadım diyerek çekleri ödemiyorum dediğini anlayamadığınızı ifade ettiniz. Sn. İzzetli, görmek istemeyen göze IŞIK ne yapsın? Söz konusu dümen çevirmek olunca bazı insanlar hep kaptan olur. Kaptan olunca kendilerini kral sanırlar.Ancak bunların kral olabilecekleri tek saray, Simit Sarayıdır.

**

Sn. Lale Bicim Taşeron işçiliğine değinerek, Taşeron işçiliğininin, çalışan için emniyetsiz ve esnek bir sömürü biçimi olmasının yanısıra güvenceden yoksun çalışma koşulları içerdiğini belirttin. Taşeron işçilerine, düşük, belirsiz ücret ödemeleri yapılmasının yanısıra, sosyal haklardan yoksun, çalışma saat ve sürelerinin işçinin iradesi dışında belirlendiğini ve işten çıkarmalara karşın korumalarının olmadığını dile getirdin. İş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınmaması, sendikal temsiliyete imkan verilmemesi nedeniyle işçi haklarının bertaraf edilen bir sistem olduğu ifadesinde bulundun. Tüm bunlara karşın, son zamanlarda, uygulanmakta olan sosyo-ekonomik poletikalarla, taşeron işçiliğin, kamu sektöründe temel istihdam biçimine dönüştürüldüğünü söyledin. Ve bu sistemin sermayeye hizmet etmesi, düşük ücret ve örgütsüz işçi çalıştırmaya yönelik olması nedeniyle dur diyoruz dedin. Sn. Bicim, bugüne kadar Mışler ve Mışlar ile gelindi. Bugüne kadar Kamu –İş dışında, birileri Mışlar ve Mişler ile başlayan nutuklara inandı. Yakında senin bir kitap yazmaya başlayacağın söyleniyor. İsmini merak edenlere müsadenle söyleyeyim. ‘Hade mahalleye’

**

Sn. Mebrure Tahir Altuğ, Türkiye Televizyonlarında yer alan, bol gözyaşlı, bol ağlamaklı ve vurdulu kırdılı, mafyalı hepsinden çok silahın bol  olduğu dizilere atıfta bulunarak, gözümüz aydın, Yeni bir Mafia dizimiz daha oldu dediniz. Bol öldürmeli, bol intikamlı, bol şiddetli, bol entrikalı bir dizi. Haa, bir de çok güzel evler, çok şık kadınlar. Yahu böyle bir anlayış olamaz. Avrupa filmlerine bakıyorsunuz, Amerikan filmlerine bakıyorsunuz, aklınızın alamayacağı kadar konu zenginliği. Bu kadar mı düşünme zorluğu var bu insanların? Hep ayni kabalık, hep ayni ifadesinde bulundunuz. Mebrure hanım, tabağa ne doğrarsanız, tabakta önünüze o çıkar. Kadehte ne kadar su varsa dışa o yansır.

**

Sn. Asım Akansoy, Meclite yaptığınız konuşmada, Petrol – İş’teki greve değinerek, Akaryakıt Tüzüğü’nün açıkça ihlal edilerek bayilerin, Petrollerin zarar etmesi pahasına rakip firmaya yani Altınbaş Petrollerine yönlendirildiğini, bunun hem yasal hem de etik olmadığını söylediniz. Akaryakıt (Depolama, Nakliye ve Satış) Yasası altında çıkarılan 1986 Akaryakıt Satış ve İştigali (Denetim ve düzenleme) Tüzüğü’nün çok açık ihlali söz konusudur” diyerek yapılanların yasaya aykırılık teşkil ettiğini dile getirdiniz. Buna paralel olarak devlet kurumlarının özelleştirilmesinin ya da sözde yüzde 10 devlet hissesinin etkisizliğinin nelere yol açtığının da görüldüğünü belirttiniz. Sn. Akansoy, çakallerın özgürlüğü Aslan yerden kalkana kadardır. Benim yatmadan önce her gece, çalışanın grevine kan doğrayan. Emeklerine saygı duymayanlar için bestesi gelmişine, güftesi geçmişine şarkısını dillendiririm. Şarkının sonunda, keşke bunlaraaldığım elbiseyi bir beden küçük alsaydım. Gözümüzde küçülünce de giyerlerdi diyerek uyurum.

**

Sn. Uğur Yürüyen, vallahi yaptığınız işe akıl sır erdirmek mümkün değil. Sizden ayrılan T.Ç’nin ayrılmasını kabul etmediğinden dolayı Gönyeli’de bulunan ikametgahının yatak odası camına taş atmak ve giriş kapısı önüne çöp yığmak suretiyle rahatsızlık suçu işlemeniz takdir edersiniz ki doğru bir davranış şekli değildir. Bak poliste bunu doğru bulmadığından sizi tutukladı. Mahkemedeki savunmanızda “Kadına karşı bir şiddet değildi. Eve karşı bir eylemdi. Sembolik bir eylemdi. Tekrarlanmayacak. Özür dilerim” dediniz. Ve yanlıştan döndünüz. Sn. Yürüyen, belki Gönyeli’ye yürüyerek değil de araba ile gittiniz. Ama bu yaptığınızın lugattaki karşılığı kadına camı kırıldıysa madden, kapısına çöp yığmak suretiyle korkutmak suretiyle manen şiddettir. Ve cezası da yürüyerek değil, koşar adımlarla hapise gitmektir.

**

Sn. Hulusi Manisoy, Alayköy Belediyesinin, 2009 yılında ağaçlandırması amacıyla bir şahsa tahsis ettiğiniz araziyi, çeşitli bahane üreterek geri aldığınız ve emekliye çıkan bir belediye çalışanına mandıra yapılması için verdiğiniz söyleniyor. Bunun içinde bu arazi önümüzdeki ay belediyeden emekli olacak bir personele tahsis ederken, ben yaparım olur mantığı ile hareket ettiğiniz öne sürülüyor. Arazi elinden alınan vatandaş bu durumdan şikayetçi olurken, yaptığınız açıklamada ilk verdiğimiz kişiye gel buraya ağaç dik dedik. Fakat kendisi ne ağaç ekti ne başka bir şey yaptı. Şimdi ise emekli olacak personelimize mandıra yapması için veriyoruz. Kanuna aykırı hiçbir şey yok” dediniz.Minareye giydireceğiniz kılıfı belli ki hazırlamışsınız. Ama kılıf kısa geldi ve inandırıcılığını yitirdi. Başkan, bir usta bir memleket zihniyeti ile bir yerleri idare etmeye çalışanlar için ağzımı bozmaya hiç gerek görmüyorum. Çünkü ben hiç kimseye ağzım ile küfür etmem.  Sadece küfür edercesine bir yerlerim ile kahkahalar ile gülerim.

**

Sn. Hakkı Celal Önen, sosyal medyadaki paylaşımınızda, Medya haberlerine göre, TC'de uygun ilik bekleyen bir genç kıza uygun ilik Kıbrıslı Rum bir gençte bulunmuş ve o da Verici olmayı kabul etmiş. İşte insanlık budur. Bu vericiyi de her kim ise kutlarım.Hep faşizmi yazan arkadaşların bu çok güzel İnsancıl habere de değer vermelerini beklerdim dediniz. Hakkı beyciğim, insan olan ve insan gibi davranmasını öğrenenlerin, alkış tutulması gereken bir paylaşım yaptınız. Irkçılık hastalığına yakalanan ve gözü başka birşey görmeyenlerden buna değer vermelerini beklemeyiniz. Her insan anne karnından erkek ve kız olarak, insan olarak doğar. Erkek olarak doğanlar arasında ‘Adam’ olarak yoluna devam edenler olduğu gibi, Defolu olarak yoluna yaratık olarak devam edenler de olur. Bu kızlar içinde geçerlidir. Deliler tedavi edilebilir, ama hastalığa kötü yakalananlar asla. Çok uğraşmamak gerek.

Günün Fıkrasıa-006.jpg

Günün Fotosuaaa-004.jpg

Günün Sözüaa-006.jpg

Günün Yalakasıaaaaa.jpg

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler