• BIST 86.796
  • Altın 248,598
  • Dolar 6,0406
  • Euro 6,7414
  • Lefkoşa 18 °C
  • Mağusa 16 °C
  • Girne 20 °C
  • Güzelyurt 16 °C
  • İskele 16 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 11 °C

Taner Ulutaş'tan sahibine mesajlar

Taner Ulutaş'tan sahibine mesajlar
Taner Ulutaş'tan sahibine mesajlar

Sn. Gülşah Sanver Manavoğlu açıklamanızda, hız kameralarından mektup geldi. 50 Km.’yi 71 Km’yle geçmişim. Ve 2’inci dilim cezaya girmişim. Ceza kağıdını nereye koyduğumu bulana kadar normal ödeme tarihini 1 gün geçirmişim. Cezam neyse gittim yasaya göre maddi cezanın iki mislini verdim. Milletvekiliyim ve dahası da soyadım Manavoğlu. Özel muamele talep ettim mi? Diye soruyorsunuz. Sn. Manavoğlu, fasulye, yiyen insanın o günkü midesinin durumuna göre etki yapar. O gün hazımsızlık sorunu yaşarsanız midede meydana gelen gastrit sizi sıkıntıdan öldürür. O gün yediğiniz fasulye nedeni ile ağzınız yerine başka yeriniz konuşur ve o yeriniz konuşurken millet kokudan rahatsız olur. Haaa birileri başka yerleri ile konuşurken maşallah siz, başkaları gibi değil, ağzınız ile konuşuyorsunuz. Bu nedenle de kimseyi rahatsız etmiyorsunuz. Siz dopra konuştuğunuz için insanların kapsama alanından çıkmazken, bazıları şifresiz Wi Fi olsalar bile bağlanılmayacak konumundadırlar.

**

Sn. Selma Eylem, Meclis önünde Öğretmenlerimiz tarafından düzenlenen eylemde yaptığınız konuşmada “Öğretmenler arasında ayrımcılık yaratan yasalar çıkarıp öğretmenlerin sosyo- ekonomik statüsünü gerileterek öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştırılmaya çalışıyorlar. Buna izin vermedik, vermeyeceğiz” dediniz. Selma Hocanım, bizim komşu Ayşaba, Selma gızıma selam söyleyin ve ona yalnız öğretmenlik mesleği mi itibarsızlaştırılıyor diye sorun. Ben Kıbrıslı Türklere ‘Rum Piçi’ yakıştırmalarıyla, bizlerin, bazı vekillerin, polise yönelik tavırları sonrasında polisin, suç işleyen birisini yargılayan yargıcın ve bazı vekillerin yaptıkları ile siyaseti itibarsızlaştırdıklarına tanık oluyorum dedi. Sn. Eylem, yapılanlar sonrasında halk olarak hep şikayet edip ağlıyoruz. Ama yanlışların düzeltilmesi yönünde hiçbir girişimde yapmıyoruz. Yarın geleceğimiz noktada, ağlarken akan gözyaşlarımız bile yaptıklarımızı temizleyemeyecek.

**

Sn. Erhan Arıklı, YDP Milletvekiliniz Bertan Zaroğlu’nun kiraladığı aracın, polis tarafından durdurulup trafiğe aykırı durumlar tesbit edilmesi ve ceza yazılması akabinde gelişen tartışmalar, meseleyi son derece üzüntü verici ve istenmeyen noktalara sürüklemektedir. Bu kadar önemli sorun varken, basit bir olayın yapılan tartışmalarla bu noktaya gelmesinden son derece üzüntü duymaktayız. Hele hele meselenin çok değer verdiğimiz polis teşkilatına yönelikmiş gibi sunulmasından da ziyadesi ile rahatsısız. Bu nedenle YDP’den bir heyetin saat 11’de Polis Genel Müdürümüzü ziyaret ederek Sayın Manavoğlu’na olaydan duyduğu üzüntüleri ifade ederek çiçek sunacaktır dediniz. Bence aklın yolu birdir. Yapacağınız ziyaret şuanda yapılması gereken en güzel şeydir.Başarı bir bilimdir. Eğer şartların varsa sonucu alırsın. Siz başkan olarak benim olduğum yerde etkikete fiyatı ben koyarım diyerek başarıya imza atmaya çalışırken, etiket olanlar ise sizin yerinize fiyatı koymaya çalışıyor.

**

Sn. Orhun Karagözlü, paylaşımında, Nasıl Vatandaş Yapıldı:Adı: Bertan Zaroğlu.Mesleği: Dernek Başkanı.Askerlik Durumu: Çürük, muaf.Sigorta Yatırımı: Sıfır. Ödediği Vergi: Sıfır, Ülkeye Katma Değeri: Sıfır. Bu efendiyi vatandaş hatta milletvekili olması için yolunu açıp, üç adet oy için bu halkı satanların altısı hala daha mecliste. Uyumuyoruz, herkesin ne bok olduğunu biliyoruz dedin. Sevgili Orhun, bir defa yatırım sıfır diyorsun ama bu 16 senede vekil olunca sosyal sigortaya 3-5 bin TL yatırımı oldu. Katma değeri sıfır diyorsun. Yeğen sanırım o da yanlış. Çünkü sıfırın da bir değeri var. Katma değeri ayırştırma, ötekileştirme nedeni ile sıfırdan eksiye düştü. Eh buda bir katma değerdir. Haa Meclise katkısı nedir diye sorarsan Asiye Teyze, ne katkısı be ama. Meclisin ve vekilliğin prestijini götürdü birde gert gert edip zart zurt ediyor dedi. Yeğen UBP kafasını aslanın ağzına sokarak, şov yapayım dedi ama Aslan onu ısırdı. Bu nedenle onun şikayet etme hakkı olamaz. Ayşaba ise haa YDP ise elleri cebinde merdiven çıkmaya çalışan birisi ile başarı sağlarmı o da çok bilinmeyenli bir denklem diyor.

**

Sn. Saffet Aşıksoy, Kıb-Tek Araştırma- Geliştirme (Ar-Ge) Şube Sorumlusu olarak yaptığınız açıklamada, 3 zamanlı tarifeyle ilgili değerlendirme yapmanın erken olduğunu ancak özellikle ucuz tarifenin başladığı saat 22.00’den sonra geçmiş döneme göre 10 megawatt (MW) civarında tüketim artış gözlendiğini söylediniz. Bunun size halkımızın sistemi benimsediğini, anladığını ve sisteme göre elektrik tüketimini ayarladığını göstertti dediniz. Sn. Aşıksoy, her darbe nasıl kanlı olarak yapılırsa, her değişimde beraberinde bazı acıları ve eleştirileri de beraberinde getirerek gerçekleşir. Hatçe Teyze, asker, devlet, kumarhane sahipleri elektrik paralarını nasıl halkın ensesine yüklemesine AKSA’ya alım garantisi nedeniyle ödenen milyonlara ses çıkartmayanların, 3 zamanlı tarifeye bayrak açmalarını ve sükut altındır parodisinden pasajlar sunmalarını anlayamadım diyor. Sn. Aşıksoy, ödeme dengelerini sağlayan ip, ödenmeyen kurumlarca kopartıldı. Kopmuş olan bir ipe düğüm attığınız zaman en sağlam yeri bile olsa o düğüm orada kalır. Fakat ipe her dokunduğunuz zaman, canınızı acıtan, mutlaka o düğüm olur.

**

Sn. Atınç Yağızsoy, ne Hükümet, nede KIB TEK hiç boşuna bu halkı aldatmaya çalışmasın. Başka ülkelerde de bu gibi üçlü-sekizli, beşli tarifeler uygulanır. Ancak gece en düşük olan tarife araştırın göreceksiniz ki, bizde 65 kuruş iken Kazakistan gibi bizden geri kalmış ülkelerde bile sıfıra yakın, en fazla 3 kuruş beş kuruştur ki, insanların o saatte uyumayıp çamaşır vb. İş yapıp uyumadığına değsin diyorsun. Zengin insanlar para için uyukusundan taviz vermeyebilir ancak KKTC'de açlık sınırında yaşayan insanlar için bu 3 lü tarife hayati önem taşıyabilirdi tabi bunun olması için hükümlerin vatandaşını gerçekten düşünmesi gerekir ifadesinde bulundun. Sevgili Atınç, devletinden tut, kumarhane sahibine kadar elektrik parasını ödememek için Ali’nin Külahını Veli’ye, Veli’nin Külahını da Ali’ye giydirmeye çalışanların çok olduğu bir ülkede, ogganın altında tabiki gariban kalacak. O gariban da sesini çıkartmadığı müddet, siyasilerin kapsama alanına giremeyecek. Atınç, ceryanın faturası bizi fena teperken. Asma yaprağı 100 TL kıyılarında dolaşırken. Allah’ın soğanı 10, patlıcanı 14 TL’den alıcı bulmaya çalışırken ve halk olarak zam yağmuru altında suppa sucuk ıslanırken ruh durumumuz o kadar b...’tan ki, sanki resmen bedenimizde kavimler göçü yaşanıyor.

**

Sn. Ahmet Erbaş, TC Kütahya Milletvekili olmanıza karşın bir KTTC sevdalısı olmanız nedeniyle buralara yatırım yapmaktan geri durmuyorsunuz. Kütahya’da ailenizin mal varlıklarının anımsanmayacak kadar hatırı sayılır bir miktarda olmasının yanısıra, KKTC’deki yatırımlarınıza devam ettiğinizi gözlemledik. Sahibi olduğunuz Akdeniz Karpaz Üniversitesinin yanısra bazı yatırımlar için kolları sıvadığınızı da öğrendik. Basın toplantınızda, üniversitelerimizin branşlaşması gerektiğine vurgu yaparken, özellikle gençlerimizin meslek sahibi yapılması konusunun olmazsa olmazlar arasında olması gerektiğini ifade ettiniz. KKTC’ye ugulanan ambargolar ile ilgili Türkiye Büyük Meclisinde yaptığınız konuşmalar, Kıbrıslı Türkler arasında memnuniyet yarattı. Sn. Erbaş, Yaşayabilmek, kendi kendini adam edebilmektir. Zeka ve bilgiyi kullanıp etinden kemiğinden de kendi heykelini yapabilmektir. Hacı amca, bizler güldüğümüzde gülen, ağladığımız zaman ağlayan bir abi istemiyoruz. Zaten suda duran bir gölge bile bundan daha iyisini yapar. Biz bizlere besleme gözü ile bakan, sokak kedisinin özgürlük felsefesi yerine ciğercinin, tekme yerken bile camın önünden ayrılmayıp ciğere bakakalan ciğercinin kedisi yapmak isteyen abi hiç istemiyoruz. Biz, bize balık verme yerine balık tutmasını öğretecek, sonrasında da balığı birlikte tutacak sizin gibi bir ‘Kardeş’ istiyoruz dedi. Bilmem anlatabildim mi?  

**

Sn. Fırat Yılmaz,  Hak-Sen Genel Sekreteri  olarak yaptığınız açıklamada, Kamu kesiminde örgütlü üç sendikanın, başlatacakları bir günlük grevi, sendikamıza yönelik herhangi bir katılım daveti olmamasına rağmen, “halkımızın yanında ve halkımızın yararına” bir eylem değerlendirmesi ile desteklediğimizi belirtmek isterim. Hükümetin 3’lü elektrik tarifesiyle kılıfıyla halkımızın en çok elektrik kullanmaya mecbur olduğu saatlerde ve herhâlükârda mecburen kullanmak zorunda olduğumuz elektriğe iktidara geldiklerinden günden beri, işletme maliyetlerinde düzenleme yapmaksızın insafsızca yürürlüğe koydukları zamların yeniden değerlendirilmesini talep ediyoruz dediniz. Sn. Yılmaz, zam kazığını geçirenler bindikleri at ile Üsküdar’ı geçti. Beykoz sırtlarında yol alıyor. Halk olarak bizlerde yiyemem yok yiyecen şarkısını dinlerken, andilla koyup  atın kaldırdığı toz bulutuna bakıyoruz.

**

Sn. Doğan Tilki, KKTC Şoför Okulları Birliği Başkanı olarak devletin şoför okullarına destek vermesi gerektiğini belirttiniz. Şoför okullarının sağlıklı ve daha iyi eğitim verebilmesi için devletten maddi manevi yardım beklediğinizi kaydettiniz. Yollarımız labirent gibi, birçok yolda çizgiler bile silinmiş.  Levhalarımız tabelalarımız yok, öğrenciyi sürüş eğitimine çıkardığımızda dur diyebileceğimiz bir nokta bulmakta zorlanıyoruz. Şoför okullarında eğitim vermek için kullandığımız araçlarla ilgili devlet gerekli kolaylığı sağlamıyor. Devlet taksiciye ekmek parasını kazansın diye gümrük indirimi yapıyor veya gümrük uygulamıyor ancak bizden her yıl fahiş paralar istemektedir. "Her şoför okulu, her gün için devlete öğrenci ehliyetinden, KDV'sinden, sınav testinden 3 bin/ 5 bin TL civarında para yatırıyor. Buna karşılık devlet bize hiçbir şekilde yardım etmiyor açıklamasında bulundunuz. Sn. Tilki, devlet bazı kurumları yolacak kaz gibi göryor.Onlara bal üreten arılar gözü ile bakıyor. Ancak ağzında bal olan arının, kuyruğunda iğnesi olduğunu nedense unutuyor.

**

Sn. Ali Yeltekin, adanın kuzeyinde karanlığın içinde kalan bir toplum olduğuna dikkat çekerek, vatandaşın bu karanlıktan çıkabilmek için küçücük de olsa bir ışık aradığını belirttiniz. KKTC’yi aydınlığa çıkaracak ışığın sistem değişikliği olduğunu savurken, KKTC’nin geldiği noktada parlamenter sistemin iflas ettiğini belirttiniz. Bu durumda da  toplumun tüm katmanlarının başkanlık sistemini tartışması gerektiğini söylediniz. Sn. Yeltekin, tesbitinizde haklılık payı çok büyük. Başkanlık sistemi sonrasında, gör beni göreyim seni durumuna son verecek ‘Teknokrat’ hükümet modelinin şimdiki durumdan çok daha iyi olacağını düşünenlerden birisiyim. Ancak KKTC Bol Kepçe lokantasında, çukur tabaklarını istediği gibi dolduranların bu önerinize sıcak bakmayacakları sanırım çok bilinmeyenli bir denklem değil.  Yaşananlar sonrasında ve dibe vuran ekonomi nedeniyle, sadece emir alan ve emirin demiri kestiği görüntüsünden ibaret olan sistemi savunanlara, aklınız kadar konuşun desek sanırım 100 yıl susmak zorunda kalırlar.

**

Sn. Erdal Onurhan,  size gerçek bir olayı anlatayım. Güney'deki İngiliz Oklunda öğrenci idik. Tarih 1962 (biraz yanılma payı olabilir). Bir arkadaşımızın ehliyeti var (o zamanlar rusat derdik). Başka bir arkadaşımız da öğrenci ehliyeti çıkarttı. İki arkadaş, arabaya L takarak kullanmaya başladılar. Öğrenci ehliyetli arkadaş sürerken bir kaza oldu. Aracın sigortası meğer öğrenci ehliyetini kapsamıyormuş. Kazaya gelen polis bunu tesbit etti ve her iki öğrenci arkadaşa, hem de araç sahibine dava okudu. Sn Denktaş o zaman avukatlık yapıyordu ve avukat olarak davalıları temsil etmesi istendi. Ama o kabul etmedi ve dedi ki "ortada sigortasız araba kullanmak suçu" var. İşte böyle bir hatıra… Nerden hatırladım dersiniz?  Serdar Denktaş dediniz. Hacı amca, Sn. Onurhan, eski siyasetçi ile yeni siyasetçi figürlerini gözler önüne serdi. İngiliz Gazmiri ile basma kumaş arasındaki farkı ortaya koydu dedi.

**

Sn. İrem Uygun, sosyal medyada Ekrem İmamoğlu’nun bir sözünü paylaşırken Demokrasi kazandı dedin. Ve Ekrem İmamoğlu’nun, hak yemedim yemem. Hakkımı da yedirmem cümlesini de yazdın. Sevgili İrem, demokrasi sözcüğünü ağzına almak ile büyük suç işledin. Artı, Ekrem İmamoğlu’nu öven bir cümle ile fincancı katırlarını ürküttün. Burada yağlama ve grasolama takımı yarın Zart, zurt edip, senin Erdoğan’a küfür ettiğini ve Erdoğan düşmanı olduğunu ilan edecek. Hatta senin FETÖ’cü olduğunu cümle aleme duyuracak. Ayşaba, yahu bizim bu İrem gız ne yaptı? Başından büyük işlere kalkıştı. Dikkat etsin diyor. Sevgili İrem Demokrasi aşığı birisi olduğunu biliyoruz. Senin paylaşımın bize ünlü düşünür Voltaire’in kalbinde sevgiyi koru. Onsuz bir hayat, çiçekler öldüğü zaman güneşsiz bir bahçe gibidir sözünü anımsattı. Neriman teyze, İrem kızımız O demokrasi sevgisinin kapsama alanından hiç çıkmasın dedi.

***

Fıkra

Kaykayla dolaşıyordu

Üç adam ölür ve cennete giderler. Sorgu meleği birincisine sorar,

"Seni cennete yollamadan önce sana bir sorum var:

Karına karşı sadık oldun mu?" Adam yanıtlar;

"Evet, asla bir başka kadına bakmadım."

Sorgu meleği, "Şuradaki Rolls-Royce'u görüyor musun? O senindir. Cennetteyken kullanabilirsin.

Sorgu meleği ikinci adama da aynı soruyu sorar ve şu cevabı alır;

Bir kez karımı aldattım ama bunu ona itiraf ettim. Beni bağışladı ve mutlu yuvamızı kurtardık.

Bunun üzerine sorgu meleği, "Şuradaki Mercedes'i görüyor musun? Cennetteyken onu kullanacaksın.." der ve

üçüncü adama da sorar, "Karını hiç aldattın mı?" Adam yutkunur ve şöyle der; "itiraf edeyim ki;

 bulduğum her kıza asıldım ve her fırsatta onlarla yattım, birçoğu ile beraber oldum. Üzgünüm."

Sorgu meleği; "Ehh" der, "Ama temelde iyi bir adamsın. Şuradaki eski vosvos'u görüyor musun? Cennette onu kullanacaksın.

Bunun üzerine üç adam vedalaşır, arabalarına atlar ve kendi yollarına giderler.

Birkaç hafta sonra ikinci ve üçüncü adam birlikte gezerlerken barın önünde birinci adamın Rolls-Royce'unu görürler.

Bara girdiklerinde adamın perişan bir halde, etrafındaki boş şişelerin arasında salya sümük oturduğunu görürler ve şaşırırlar.

Heyy! ne oldu sana?" der ikinci adam,

Cennettesin, altında bir Rolls-Royce var, hersey mükemmel ama sen niye bu haldesin?

Bugün karımı gördüm!" der birinci adam.

Diğerleri; "Aaaa! ne kadar güzel, peki derdin nedir? diye sorarlar.

Adam içini çekerek konuşur, "Kaykay'la dolaşıyordu..."

***

Günün Fotosu

gunun-fotosu-146.jpgGünün Sözü

gunun-sozu-059.jpgGünün Sinema Filmi

sinemada-bugunku-film.jpg

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler