• BIST 94.595
  • Altın 261,305
  • Dolar 5,7649
  • Euro 6,5522
  • Lefkoşa 36 °C
  • Mağusa 38 °C
  • Girne 31 °C
  • Güzelyurt 30 °C
  • İskele 38 °C
  • İstanbul 30 °C
  • Ankara 32 °C

Taner Ulutaş'tan sahibine mesajlar

Taner Ulutaş'tan sahibine mesajlar
Taner Ulutaş'tan sahibine mesajlar

Sn. Ali Murat Başçeri, Büyükelçisi olarak, Sn. Ersin Tatar’ın, kabineyi açıklayacağı günün gecesinde, Elçiliğe giderek sizin ile görüştüğünü kabul ettiniz. Ancak siz, sizlerin tahmin ettiği gibi kabine ile ilgili olarak bilgi alış verişinde bulunmadık dediniz. Sn. Elçi, bizim buralarda çok kullanılan bir söz vardır. Çevir de kaz yanmasın derler. Ayşaba Sn. Büyükelçiye söyleyin çevirsin de kaz yanmasın dedi. Vallahi bence çok haklısınız. Sn. Tatar, kabinenin açıklanacağı günün gecesinde size gelerek, fasulyenin faydaları ile patates musakka ile patlıcan karnıyarık yemeklerinin nasıl yapılacağını sordu. Tarifi aldı ve fasulyeyi pişirmeye kalktı. Ancak sanırım tarif pek tutmadı. Çünkü sizin tarifinize göre fasulyeyi pişirirken, fasulyenin dibi tuttu. Büyük rahatsızlık yaratan,Fasulyenin yanık kokusunu geçtik, yalnız fasulyenin dibi tutmadı. Mavro yerimo kalsın tencerede de yandı.

**

Sn. Kudret Özersay  şu Rusya Federasyonu’nun Kıbrıs Cumhuriyeti Büyükelçisi Stanislav Osadchiy’nin yaptığına bir anlam veremedik. Adam, sizinle bir lokantada ayaküstü birkaç laf ediyor. Sizin bu merhaba, nasılsınız. Vallahi bizler iyiyiz. Havalarda bu aralık sıcaklar arttı yönündeki sözünüzü kalkıp Rusya Federasyonu yalnız Kıbrıs Cumhuriyetini tanıyor demeye kadar taşıdı. Sizin, sözleriniz sanırım Ruscaya yanlış tercüme edildi. Rusçada, kelimeler, Almanca, Arapça gibi biliyorsunuz 3-5 manada kullanılır. Sizin ayaküstü birkaç kelime ettik sözünüzü de saatler boyu memleket meselelerini görüştük cümlesine dönüştürmüş olabilirler. Rus elçi görüşmemiz gayrı resmi idi bu beni itibarsızlaştırma teşebbüsüdür demesine kıçım ile güldüm. Yahu dünyadahiçbirşey yoktan var olmaz.  Yoktan da var olmaz. Yalnız şekil değiştirir teorisi var. Rus elçisi ve KKTC sanırım bu teoriyi çürüttü.Anasının bile tanımadığı KKTC,  Cemaatti. Ondan otonoma dönüştü. Sonra Federe Devlet, en sonda KKTC oldu. Kısacası seçtiklerinin menfaati doğrultusunda şekil değiştirerek yoluna devam etti. Rus Elçi olmayan itibarından bahsetti. Da,olmayan birşeyin yoktan nasıl var olduğunu bizlere nasıl izah edecek söylermisiniz?

**

Sn. Resmiye Eroğlu Canaltay,UBP Mağusa Milletvekili olarak kabine kurulmadan önce Turizm Bakanı olacağınız yönünde tahminler vardı. Tahminden öte UBP Başkanı da bakan olacağınızı size söylemişti.Tamda bu tahminler gerçek oluyordu ki, bu noktada isminizin üstüne çizik atıldı. Siz ismimin üzerinin çizilmesine hiç kırılmadım ve küskün değilim dediniz. Eroğlu’nun kızıyım, bunlar başkanın uhdesinde olan durumlardır.  Partiye küskünlüğümüz yok, saygımız var ifadesinde bulundunuz.Sn. Canaltay bir kadına bir bakanlığı çok gören ve kadınların bakanlık yapamayacağı zihniyetinde olan partinize vatandaş olarak bizim kızgınlığımız var. Sanırım babanız Eroğlu’nun da kızına reva görülen bu muameleye karşı kırgınlığı var. Ne kadar gizlemeye kalksanızda bu olay kalbinizi kırdı. Kalp kırıldıktan sonra gelen özür, doyduktan sonra sofraya gelen tuz, masadan kalktıktan sonra gelen salata gibidir. İhtiyaç kalmaz.

**

Sn. Metin Bilmem,Merkezi Cezaevi meydana gelen ölüm, sanırım birkaç gerçeği de gözler önüne serdi.  Birincisi,Cezaevi revirinde, cezaevi tüzük ve yönetmenliğine göre Doktor ve hemşire olmalıdır denilmesine karşın orada hala daha doktor ve hemşire yok.Ve onların yerlerine torpil ile yerleştirilen bu yönde hiçbir bilgisi olmayan gardiyanlar var. Sonuçta, Merkezi Cezaevi’nde, 7 yıl hapis cezasına çarptırılan hükümlü tutuklu Mithat Can Çalık, rahatsızlanarak hayatını kaybetti.İkincisi ise Mithat Can’ın ölümünde uyuşturucu şüphesi bulunuyor. Hani kuş uçmaz, kesinlikle kervan geçemez denilen hapishanede belki kuş uçamaz, kervan geçemez, ama maşallah uyuşturucu kuryeleri cirit atıyor. Müdürüm,yapılanlara asla sabır gösterme. Çünkü sabrının adı yüzsüzlük, torpil için yapılan fedakarlığın adı eziklik, sevginin adı kişiliksizlik. Ölümlere neden olanların adı da yeteneksizlik ve beceriksizlik olur.

**

Sn. Olgun Ayalı, polise hakkını teslim edecek sözü verenlerin listesi, uzayıp giden tren yolları gibi uzadıkça uzuyor. Ancak biz polisin hakkını teslim edeceğiz diyenler nedense ‘Kalahari’ ve ‘Gobi’ çölkerinde, susuz kalan bedevinin, su, su diye sayıkladığı sırada, ortaya çıkan hurma ağaçlarının arasından şarıl, şurul akan suları yansıtan ‘Serap’ gibi oy zamanı, oy oy diyerek sayıklayıp, işleri bitince ortadan kayboluyor. Hafıze Teyze bile bu duruma sinirlenerek, Be efendiler, gecesini, gündüzüne katan ve fedakârca işleyen Polise artık hakkını teslim edin. Ağızlarınıza yayınlan alaycı gülümseme sonrasında ‘Öküz öldü’ ortaklık bozuldu imasında bulunmaktan vazgeçin.Bakın keser döner, sap döner. Hesap günü gelir sapı neyse ona boş ver diyelim diyor. Sevgili Olgun, bunların Allah Kerim demelerine tamam, bu gün içineyvallah diyoruz. Ama Kerim’in kuyusunun derin olduğunu da günü gelince Kerim’in kuyusundan çıkamayıp kuyuda kalacaklarını hatırlatmak istiyoruz.

**

Sn. Derya Doğuş, sosyal medyada yaptığınız paylaşımınızda, Kıbrıslı Türklerin,Annan Planı referandumunda çözüm iradesi ortaya koyduğunu ve uluslararası aktörlerin bu nedenle toplumumuz ile ilgili diplomatik ilişkileri geliştirdiğini dile getirdiniz. Federal çözüm konusundaki iradenin hala daha canlılığını koruduğunu, dinozorlar devrinden kalma, ayrılıkçı tezleri yeniden gündeme taşıyarak adayı kalıcı bölünmeye götürmek istediği belirttiniz. Mevkilerini kişisel amaçları için kullananların,  Rusya örneğinde olduğu gibi diplomatik krize yol açıp toplumumuzun itibarını zedelendiği ifadesinde bulundunuz.Sevgili Derya, elde ettikleri yetkileri, demokrasi ile idare edilen, normal bir ülkede bulamayacak olanlar, ülkeyi babalarının çiftliği gibi idare etmeye alıştılar.Yavruyu bundan dolayı kesinlikle kucaklarından indirmek istemiyorlar. Mal bulmuş ‘Mağrubi’ gibi ele geçirdikleri Kanuni Sultan yetkilerine sarılıp, bırakmamakta direniyorlar. Emir erleri için KKTC’nin taşı ve toprağı altındır. Dinozorlar devrinden kalma ‘Savaş’ öğüten beyinleri sapkındır. Anasının kuzusu prematüre bebeğe bunlar reva mı?Dingilini kırdıkları siyaset tomofilinin, ekris yapan lastiğini bunlar onaracak mı? Ne dersin?

**

Sn. Alpay Durduran hükümetle ilgili son gelişmeleri değerlendirirken, Türkiye'nin isteği üzerine hükümet istifa etti. Çok üzüntü ve acı verici bir gerçekle karşı karşıyayız. Devletten bazı eski hükümet yetkilileri tarafından kiralanan araziler ile ilgili olarak Hiçbir hukuk devletinde hiçbir bakan hiçbir önemli işi kendi başına halledemez ve sonuçlandıramaz, olası değildir.Halkımız iktidarın ve genelde siyasilerin yalnız çürümüşlüklerinin değil çağdaş yönetimden bihaber olduklarının örnekleriyle karşı karşıyadır dediniz. Sn. Durduran, Winston Churchill,uçurtmalar rüzgar gücü ile değil o güce karşı koydukları için yükselirler demişti. Allah aşkına biz hangi güce karşı durduk ki o yükselmeyi başaralım. Bizim uçurtma kuyruksuz ‘Markutti’ ve terazisi tam yapılmamış uçurtmalar gibi yalpalayıp duruyor. Kısacası ince belli bardağın önünde eğilip duran çaydanlık gibiyiz.

**

Sn. Fikri Toros, Dışışleri Bakanı Kudret Özersay’a göndermede bulunarak, BM Güvenlik Konseyi kararlarını göz ardı ettiğini, Kıbrıs Türk Toplumunun 2004 referandumunda ortaya koyduğu iradeyi dikkate almadığını ve Şubat 2014 ortak deklarasyonunu ihlal eden ve müzakerelerde varılan tüm yakınlaşmaları hiçe sayan görüşleriyle, Kıbrıs Türk Toplumunu itibarsızlaştırdığını dile getirdiniz.Ve yeni yaptırımlara davetiye gönderdiğini belirttiniz. Sn. Toros, Hacı amca, mesele Özersay’ın KKTC’yi itibarsızlaştırması değil. Mesele Özersay’ın Anasının yanında itibarını artırması meselesidir.Hacı amca, debisi çok yüksek, kirli bir ırmağı içine alan deniz, fosseptik çukuruna dönüşmemesi için okyanus kadar olmalı.Bir gölün okyanus kadar olduğu nerede görülü diyor.

**

Sn. Güven Bengihan, Maliye Bakanlığı bünyesinde bulunan “Bütçe Dairesi” ve “Hazine ve Muhasebe Dairesi”’nin Başbakanlığa bağlanmasının gerek yasal yönden, gerekse uygulama açısından uygun olmadığını açıkladınız. Her iki dairenin kuruluş yasalarının, yürütme yetkisinin Maliye işleriyle görevli bakan tarafından yürütüleceğini açıkça düzenlediğine işaret ederek, UBP – HP Koalisyon Hükümeti’nin, hükümete gelir gelmez böyle bir değişikliğe gitmesinin düşündürücü ve kamusal hizmetlerin adil, kaliteli ve verimli bir şekilde yürütülmesi bakımından da endişe verici olduğu görüşünü ifade ettiniz. Başkan, Rahmetli Özal,  Anayasa bir defa delinmekle bir şey olmaz demişti. Maşallah bizimkiler bizim yasaları ‘Kevgire’ dönüştürdü. Albert Einstein İnsanı ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil prensipleri ve inançlarıdır demişti. Nazar değmesin ama bizde ne kas nede iskelet pardon omurga kaldı.

**

Sn. Koral Çağman DP Girne Milletvekili olarak siyaset tarihimizde trajikomik bir tablo çizildi. 4 koalisyon hükümetinin bozulma sürecinde yaşananlarınçok beklenmedik bir şey olmadığını belirttiniz. Ve beklenen de oldu. En zayıf halka belliydi, yanılmadık. Başarısızlık yorumları gerçekçi değil. Dıştan etkilenme ile böyle bir sonuca ulaştık. Kötüleme propagandası ve baskı ile bir istifa oldu. Muhtemelen Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dek idare edecek bir hükümetimiz oldu diyerek bu hükümetin ömrünün çok uzun olmayacağı imasında bulundunuz. Sn. Çağman, Hz Mevlana topraktan geldik, toprağa gideceğiz.  Mühim olan, çamurlaşmamak demişti. Peki, yüzde yetmişi su olan insanın, siyaset arenasına dahil olduktan sonra bazılarının siyaset toprağı ile buluşmasında, çamurlaşmaması mümkünmü? Dünya ülkelerinin başına, Adriana Lima’lar düşerken, bizim başımıza da çamurlaşan bazı emir erleri düşüyor. Kader diyelim.

**

Sn. Ferda Ekincipaylaşımınızda LTB Başkanı Mehmet Harmancı harika bir mesaj verdi. Bravo Başkan. Ezan sesiyle, çan sesinin kavga etmediği ve etmeyeceği bir coğrafyaya uyanmak istiyoruz. Tıpkı AB gibiyiz. Paskalya da bizim, Ramazan da bizim. Rumca da bizim, Türkçe de bizim, İngilizce de bizim. Bu ülke de bizim. Bu ülke için hep birlikte çalışalım dediniz. Ayşaba, konu Allah’a ibadet ise bunun yolu dini yerlerden geçer.  Amazon nehri gibi bir Ana nehir var. Ve Ana nehrin kolları var. Bu kollardan gelen sular ile dünyanın en çok su taşıyan debisi yüksek nehrini oluşturur. Bu ibadetlerde ibadet ollarını taşıyacak insanlarsa bunu birçok kollardan yapabilir. Ve sonuçta ister kilise, ister Sinagog, ister Cami ile bu dua nehri ayni Amazon gibi görkemli bir hale dönüştürülebilir diyor. Ferda hanım, insanbeyni değirmen taşına benzer. İçine yeni bir şeyler atmazsanız, kendi kendini öğütür durur. O değirmenin içine kavga, savaş, ölürme yerine, inanç, insan sevgisi, saygı ve dünyadaki canlıların sevgisini atmalıyız ki, güzel şeyler öğütsün.

**

Sn. Mehmet Kermeoğlu, lastiği patlayan. Makinesi mangos eden. Aksona gardası kırıldım, kırılıyorum diye ses veren ekonomide kasapların çok zor bir dönem geçirdiğini söylediniz. Sabahları satış yapamazsam kaygısı ile uyandığınızı, siftah yapmanız sonrasında da sevindiğinizi belirttiniz. Lefkoşa’nın en çok çalışan kasaplardan olmanıza karşın, durumun hiçte iç açıcı olmadığını ifade ederek, vatandaş artık kiloyla değil gram ya da parasının yettiği kadar et alığını müşterilerin fiyatları görünce geri gittiğini ve bunun da et satmanın da, almanın da fiyatlar yüzünden hayal olduğunu söylediniz. Sn. Kermeoğlu, ülkeyi yönetmek için birilerini seçerken, hep onlar ile yükseleceğimizi ve istikbalimizin göklerde olduğunu düşünürüz. Ama seçtiklerimizin yönetme yeteneksizliği yüzünden ozon tabakasını delmeleri nedeniyle burun üstü yere çakılıyoruz. Seçim zamanları isimlerini oy ve seçim sandıklarına haykırdıklarımızın yarattıkları eko sayesinde düşen çığın altında kalıyoruz. Sonuçta ne ekonomi nede vatandaş kalıyor.

**

Sn. Umut Öksüz HP’en istifa ederken, ideallerine sahip, aktif bir Kıbrıs genci olarak üyesi olduğum Halkın Partisi'nin her geçen gün başlangıçta umut ettiği ideallerinden uzaklaştığını üzülerek gördüğümden dolayı, yakın çevrem ve ailem ile birlikte almış olduğum karar doğrultusunda Halkın Partisi'ndeki aktif siyasi hayatımı sonlandırdığımı bildirmek ayrıca, 2018 yerel seçimlerinde Başkent Lefkoşa seçmeni tarafından taktir edilen Lefkoşa Türk Belediyesi Belediye Meclis Üyeliğimi bugün itibari ile bağımsız olarak sürdüreceğimi belirtmek isterim dediniz. Sevgili umut, senin gibi biz vatandaşlar da seçtiğimiz vekiller ve partiler ile ilgili buz gibi hayallerimiz, ülkeyi şekerden evler ile dolduracakları yönünde umudumuz vardı. Ancak yağdırdıkları şiddetli yağmur nedeniyle, sizin gibi bizim de ne buzdan hayallerimiz nede şekerden evlerimiz kaldı. Hepsi yerle bir oldu

**

Sn. Evrim Zafer, Katakulli hükümeti eve. Milli hükümet göreve diyorsun. Da, otur arap, kalk arap, cellabiyasını giyen ‘Emir Erlerine’ birde Milli elbisesini giydirirsek, o  zaman yandı gülüm keten helva moduna girmeyecekmiyiz? Bugüne kadar kurduğumuz birçok hükümet ‘Lilli’ hükümeti olma görevini üstlenirken, sanırım ‘Lilli’likten, ‘Milliliğe ‘ geçişi kabullenmek çok zor olacak diye düşünenlerdenim. Onlara, Allah yürü ya kulum dedi. Bizler ise arabalarımızı sattık. Onlar lüks arabalar ile son sürat giderken, biz vatandaşlar ise onları el arabası ile takip etmeye çalıştık.

**

Fıkra

Milletvekilleri

Amerika'dan KKTC’ye döner dönmez, elindeki kocaman bavulla Meclis kürsüsüne

çıkan Kemal Derviş;

- Bu bavulun içinde tam 14.3 milyar dolar var, demiş.

Arkasından da sormuş:

- Bu parayı nüfusumuza bölersek, kişi başına kaç dolar düşer?

Milletvekilinin biri, derhal ayağa kalkarak cevap vermiş

- 226 milyon dolar...

- Ama 14.3 milyarı, 300 bin kişiye böldüğümüzde 226 milyon çıkmaz ki...

- Ben, 300 bin kişiye bölmedim ki...

- Kaça böldün?

- 50'ye! ..

***

Günün Fotosu

gunun-fotosu-157.jpg

Günün Eğitim Tamircisi

gunun-egitim-tamircisi.jpgGünün Sözü

gunun-sozu-067.jpg

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler