• BIST 99.374
  • Altın 256,305
  • Dolar 5,6778
  • Euro 6,3694
  • Lefkoşa 35 °C
  • Mağusa 34 °C
  • Girne 33 °C
  • Güzelyurt 32 °C
  • İskele 34 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 25 °C

Taner Ulutaş'tan 'Sahibine Mesajlar'

Taner Ulutaş'tan 'Sahibine Mesajlar'
Taner Ulutaş'tan 'Sahibine Mesajlar'

Sn. Abdürrezzak Muhtar, Recep Tayyip Erdoğan, ben bu Kıbrıslı Türklerin, ikide bir hırın gırın etmesinden bıktım usandım. Hele hele bazı sendikaların, özgürlük, kendi kendimizi yöneteceğiz tavraları canımı sıkıyor. Tak diye verdiğim direktiflerin ve emirlerin Şak diye uygulanmaması öfkemi kabartıyor. Marabanın Ağasına karşı geldiği görülmemiştir. Ve ağa olarak söylediğim sözün iki kere edilmesine ben hiç bir zaman izin vermedim. Valla keserim parayı açlıktan grak grak ederler. Bundan sonra muhatabım değiller. Aha genelge yayınlıyorum ve “Kıbrıs İşlerinin Koordinasyon” birimini kuruyorum. Seni de ‘ Muhtar’ tayin ediyorum demiş. Sn. Muhtar, bağımsız ve bağlantısız KKTC’yi idare etmek için atandığınız Muhtarlık göreviniz hayırlı ve uğurlu olsun. Cumhurbaşkanı, Meclisi, Milletvekilleri olmasına karşın ‘Vali’ tarafından idare edilmeye alışan KKTC’nin tenzili rütbe yapılarak muhtarlık seviyesine indirgenmesi buralara pek koymazmış. Türkiye’de herşey Ağaya, pardon Cumhurbaşkanına bağlı olduğundan, buraların muhtarlık olarak bağımsız olması da kabul edilmezmiş. Abdürrezzak muhtarım, kuruluş tarihinden beridir, bodur tavuğun her gün piliç gibi   göründüğü ve boyu bir türlü uzamayan ve anasının bakımına muhtaç permatüre bebek görüntüsü veren KKTC bebeğin, döğüş horozuna dönüşmesinin istenmediği için piliç tavuğa ağız sulanarak bakılmaya devam edilecek. Kolay gelsin.

**

Sn. Ersin Tatar,  yaptığınız açıklamada,  sizlere eleştiride bulunan ve  Tatar, ‘’Ankara’nın memuru” iddiasına  bulunan Şener Elcil’e siyasete atılsın tavsiyesinde bulundunuz. Ankara ile uyum içerisinde olmak halkımın yararınadır esas olan halkımın esenliğidir. Kimsenin memuru değilim. Sayın Elcil, bir öğretmen, hayatı boyunca acaba ne kadar öğretmenlik yaptı? Hep siyaset. Siyasi partiden daha siyasetçi diyerek karşılık verdiniz. Ayşaba, Şener Elcil bir öğretmen. Bilmeyenlere bilmediklerini öğretmek bir öğretmenin görevi olduğu için öğretmeye çalışıyor. Ona bildiklerini öğrettiği için kızmamak ve öfkelenmemek gerek. Öfke rüzgar gibidir. Şiddetli estikten sonra diner. Ağaç yerindedir. Ama bir defa dalları kırılmıştır. Kırılan dallar savrulurken, o güzelim ceylan derili koltuklara da hatırı sayılır zarar verir. Dönüp baktığınız zaman ne o koltuğun al benisi, nede koltucuğun sevimliliğini bırakır. Kısacası çöplük yapar. Bu nedenle öfke ile kalkıp, sonrasında zarar ile oturulmamalıdır dedi.

**

Sn. Barış Burcu, zehir zemberek olarak nitelendirilen açıklamanızda, KTTO’sı tarafından gerçekleştirilen davette, KTTO Yönetim Kurulu tarafından belirlenen ve 4 konuşmacının yer aldığı konuşma listesinde, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın ismine yer verilmediğini dile getirdiniz. Cumhurbaşkanının, davetli olarak gittiği yerde, konuşma yapıp yapmama konusuna, kendisinin karar verdiğini bununda yerleşik bir usul olduğunu ve bunun saygısızca çiğnendiğini belirttiniz. Bu davranışın, son zamanlarda Cumhurbaşkanlığına karşı yürütülen sistemli itibarsızlaştırma çabasının yeni bir halkasını oluşturduğunu belirtirken, bu toplantının ikincisinin muhtemelen, Türkiye’de yapılacağını ve Erdoğan’ın davet edilmesi halinde ayni muamelenin ona da yapılıp yapılmayacağını sordunuz. Sn. Burcu, birden hatırıma geldi. Bir Rum tanıdığım vardı. Bazen ‘Eşi Bronzo Re ‘ derdi. Dikili Taş altında dikkat tırnak kontrolü yapılacak denince saf tutan, ana kuzularına bakarak, Rum tanıdığıma ‘ohi bronzo’ demek durumundayım.

**

Sn. Serdar Denktaş Sadrazamköy’deki bir site içerisindeki dört villaya giren, hırsız/ların, size ait villadan da, ev eşyaları yanında TV, radyo-teyp çalar, küçük mutfak aletleri, ütü gibi elektronik eşyaları da sirkat ettiğini öğrendik. Öncelikle geçmiş olsun dileklerimizi iletmek istiyorum. Villanızın açılıp, eşyalarınızın sirkat edilmesinden çok, sosyal medyada atılan mesajlara üzüldüğünüzü, canınızın sıkıldığını ve kahrolduğunuzu söylediniz. Bu yorumları yapanların temsil ettiğiniz Kıbrıs Türkü olamayacağını ve birgün bu yorumları yazdıkları nedeniyle utanacaklarını dile getirirken, arayıp geçmiş olsun mesajı ileten dostlara da teşekkür ettiniz. Sn. Denktaş, Çam ağacından ağıl, el çocuğundan oğul olamayacağı gibi darı unundan baklava, incir ağacından oklava ve basma kumaştan ‘Gazmir’ takım elbise de olmaz. Bilmem anlatabildim mi?

**

Sn. Mehmet Ali Talat, Ankara hükümetine yönelik eleştiri dozunuzu artırarak “komşularıyla sıkıntılı” AKP hükümetinin Kıbrıs’ta da yeni planlar içerisine girdiğini, Akdeniz’de heran sıcak bir gelişmenin yaşanabileceğini ve bu durumun Güney’in AB üyesi olması, ayrıca Rumlarla, Amerikan-Yahudi şirketlerinin iş yapması nedeniyle yapayalnız kalacak olan Türkiye’ye zarar vereceğini öne sürdünüz. Türkiye’nin her noktada hata yaptığını, söylerken, Türkiye’nin durumunun pek parlak olmadığını çünkü bütün dünya ile kavgalı olduğunu dile getirdiniz. Ankara, Anastasiadis ve Özersay’ın, işbirliği halinde olduğunu da söylerken, Özersay-Anastasiadis gayri resmi yemeğinin de bu iş birliğine bağlı olarak yapıldığını ve iki devletli bir çözümün konuşulduğunu, bir başka deyişle Kıbrıslı Türkler evrodo yerine konarak görmezden gelindiği imasında bulundunuz. Sn. Talat,  Biz Tanzimat  Mahallesinde hısar üstünde büyüdük. Tek pirili için göz yaşları döktük. Neron Roma’yı yakmış. Anasını satayım biz o pirili için kalbimizin sevgi ile dolu o müstesna bölgesini dağlayarak, o sevgiyi gözümüz kırpmadan yakarız. Haa, birileri güI dikenin himayesinde yaşar diye düşünürse, dikenin itibarının da güI himayesinde olduğunu hatırlaması gerekir deriz.

**

Sn. Şener Elcil, eski Eğitim Bakanı Cemal Özyiğit’i “başarısız” olarak nitelendirdiniz. Özliğit’in, icraat yapmış gibi göstererek, bol keseden attığına vurgu yaptın. Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Özel Eğitim Öğretmenliği ve Öğretmen Yardımcılığı kadrolarında halen eksik olduğunu, onlarca okulun tadilat beklendiğini ve dersliklerin yetersiz olduğunu belirttiniz. Ayrıca, UBP-HP hükümeti’in, AKP’nin isteği ve Ankara’nın talimatıyla kurulduğunu ve  Başbakan Ersin Tatar’ın, AKP’nin memuru, büyükelçinin de amiri olduğunu söylediniz. Sn. Elcil, Abdalın ata binince bey olduğunu, şalgamın aşa girince yağ olduğunu sandığı gibi bizimkiler de koltuğa oturunca, maraba olduğunu unutup, ağanın kendileri olduğunu sanır. Yes Sir faslı bitince, çek fişi bitir işi komutu yürürlüğe girince, Hanya’nın Girit’te, konya’nın da Türkiye’de olduğunu anlarlar.

 **

Sn. Mustafa Akçaba görevden alma ve atamaların hız kesmediği bu günlerde, Sağlık Bakanlığına, Müsteşar  olarak atandığınızı öğrendik. Yeni göreviniz hayırlı ve uğurlu olsun. Sn. Akçaba, Eğitim Bakanlığı ile birlikte en zor bakanlıklardan bir tanesi konumunda olan Sağlık Bakanlığında görev yapmak, ‘Sırat köprüsünden’ geçmek ile eş anlam taşır. Sürekli fokurdayan, ‘Cadı kazanına’ benzeyen, iyi yapılan işlerde bile kusür aranan Sağlık Bakanlığında, Allah yardımcınız olsun. Ayşaba, en b....n işte bile çalışıyorsan en mükemmeli arzulamalısın ki hayat seni savurmaktan ziyade kucaklasın. Sakin olacaksın ve yapılmayan işler sonrasında, öfkeyi içine gömeceksin. Çünkü, öfke gönlündeki bahçeye değen en sert rüzgardır.  O rüzgar elbet dinecek. Ama o rüzgar dinerken, ne yaprağını ne de sağlam bir dalını bırakır dedi. Sağlıkta çekecekleriniz için Allah size sabır ihsan eylesin. Ve kolay gelsin.

**

Sn. Kubilay Özkıraç, son günlerde işini bilenler, kılıçlarını kuşanarak, Kıb-Tek etrafında volta atmaya başladılar. Ellerinde kağıt mendil, Kıb-Tek binasına bakarken, sürekli olarak dudaklarının yanından akmakta olan salyalarını sildikleri söyleniyor. Parmak hesabı yaparak, kazandıklarının üzerine daha ne kadar kazanırız hesabı yaparken, ‘Kazana’ atılacak paranın rakamlarını, hesap makinesinin almakta zorlandığı dile getiriliyor. Bizim Növber abla, yanlış hesap Bağdat’tan değil, Elektrik Dairesinin duvarından döner. Dönerken ‘Ceryan’ öyle bir teperki, adamı anasından doğduğuna pişman eder diyor. Kubilay Başkan,  Ayşaba ise tamam birileri bugüne kadar gıdalarını aldı. Ama bu doyumsuz iştahlar sürekli beslenirken, onlara destek verenler, ülkenin milli kuruluşunun elden kayıp gitmesine göz yumuyor. Bu efendiler, keşke birazda karakterlerini besleselerdi. Arkadaşların  maşallahlıkları var. Egoları obez olmuş, gittikçe şişiyor. Neredeyse patlayacak dedi.

**

Sn. Mustafa Zurnacılar, Yeniboğaziçi Belediye Başkanı olarak bölgenin çehresini değiştirmeye başladığına tanık oluyoruz. Yeniboğaziçi oteller bölgesindeki sahil şeridini, topraktan kurtarıp, parkeler ile güzel bir görünüme kavuştururken, belediyeye ait plaja da el atarak mükemmel bir konuma getirdiğini gözlemledik. Oteller bölgesine, Türkiye’den gelen suyu dağıtırken, bölgenin daha güzel aydınlatılması için takviye hat döşemiş olman ve belediye ye ait restoranı yenilemen de çok beğenildi. Hacı amca, hayır duam Mustafa ovlucuğum için derken, yaptıkların sonrasında, bölge insanının da kapsama alanından çıkmamaya başladı. Bugüne kadar, buz gibi hayalleri olan ve şekerden ev hayali kuranların, yağdırılan yağmur sonrasında ne buzdan hayalleri nede şekerden evleri kalıyordu. Ama bu defa Mustafa ovlucuğum sayesinde o buzdan hayalleri ve şekerden evleri yağmurdan nasibini almayarak gerçek oldu diyor.

**

Sn. Suphi Coşkun, kalp krizi geçirdiğinizi öğrendik. Öncelikle geçmiş olsun dileklerimizi lütfen kabul et. Dipkarpaz Belediye Başkanı olarak, bölgenin kalkınması ve eksikliklerinin giderilmesi için gecenizi, gündüzünüze kattığınızı bilenlerdeniz. Başkan, stres ve sinirin yanısıra, durup dinlenmeden çalışmakta insanın soluğu, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Anjiyo bölümünde alması demektir. Sn. Coşkun, derdi veren dermanını da verir. Dualarımız, olayı duyduğumuz andan itibaren senin üzerinden hiç eksik olmuyor. Çok geçmiş olsun.

**

Sn. Vasıf Çağrıbey, sosyal medyadaki paylaşımınızda, reyting uğruna, polis ile ilgili araştırma yapmadan çamur atarcasına devamlı flaş haber geçen uzman gazeteciler nerde? Hastaneden kaçırılan tutukluyu 20 bin Stg. Karşılığında polisin kaçırdığını yazanlar, kamera görüntüleri var diyenler nasıl haber yaptınız. Unutmayın polis örgütüne özür borcunuz var ve halen sessizsiniz dediniz. Vasıf gardaş, polis terfi ve tayin kırbacı ile korkutulduğu için cevap veremez. Cevap veremeyeceğini bilenlerde, vur abalıya misali, polisi kum torbasına çevirmeye çalışır. Polisin verilmeyen hakları yerine kum torbasına vurmak için pozisyon alınır. Haaa, bu torbanın içerisinde çürük incir yokmu? Elbette var. Ama bir çürük için koskoca çuvalı çöpe atmak da olmaz. Çamur atanın elinde bir miktar çamur kaldığı ve o kalan çamurun da kişiyi rahatsız edeceği unutulmamalı. Bu aralık polisin yarasını gören sağolsun, tuzluğu kapıp geliyor. Vasıf gardaş, artık ben bazı tiplere ağzımla sövmüyorum. Ama küfür edercesine, bir yerim ile katıla katıla gülüyorum.

**

Sn. İbrahim Benter, orjinalde Kapalı Maraş’ın tamamen vakıf malı olduğu konusunda herkesin hemfikir olduğunu, çünkü ellerinde Kapalı Maraş’ın Abdullah Paşa, Lala Mustafa Paşa ve Bilal Ağa vakıflarına ait olduğunu gösteren İngiliz tapularının olduğunu kaydettiniz. “Vakıf kanunları ve uluslararası hukuk kanunları, bir vakıf malının özel şahısların mülkiyetine geçmesini kabul etmez. Bir vakıf malının sadece kullanım hakkı özel kişilere verilebilir” dediniz. Ayrıca, kanunlarda bir ‘boşluk’ bulunsa bile ve bunu fırsat bilerek bir vakıf malının mülkiyetini özel şahısların üzerine geçirmenin bir nevi ‘insanlık suçu’ olduğuna vurgu yaptınız. Sn. Benter, Maraş açılsın. Vakıflara ait topraklar, Vakıfa devredilsin. Buna kimsenin itirazı olmaz. Olamaz. Da, biraz nostalji yaparsam, bize ait malın neden ‘Doruk Anlaşmalarında’ konan imzalar ile başkasına devredilsin denildiğini anlamadım. Geçmiş hükümetlerin, liderlerin ve toplumun önde gelen kişilerin bu duruma neden İskender gibi kılıcını vurup ‘Kördüğümü’ çözmediklerini merak ettim. Müdürüm, Bu hayatın bana öğrettiği en büyük ders, düşmanımın kör olup belki nişan alamayacağıdır. Ama dostumun ayni Maraş olayında olduğu gibi nerden vuracağını iyi bildiğimdir. Dost bilip lider dediklerimiz, bizi bam telimizden değil, maraş için atan kalbimizden vurdu.

**

Sn. Songuç Kürşad sosyal medyadaki paylaşımında, işçiye, emekliye, memura 6 ayda bir verilen kıytırık hayat pahalılığından, yüzde 2 kesinti yaparak ekonomiyi düzelteceğini zanneden hükümeti, ilk seçimde halk nasıl düzeltecek göreceksiniz. Mengeneler hazırlandı dedin. Sevgili Songuç, eskiden dinsizin hakkından imansız gelir derlerdi. Şimdi devir değişti. Halkın üç kuruşluk parasına göz koyanları, Güngör Çöplüğü yanında yeni açılan siyasi mevta çöplüğü pakler deniyor. Habibe abla, bu dakikadan sonra birilerinin endamı yetmez. Bu saatten sonra, biraz da iyi düşünecek beyinleri lazım güzelim dedi. Songuç, Trip atmak kıza, gönül almak da erkeğe ama bazı siyasileri silkeleyerek tozunu alarak, kendine gelmesini sağlamak da halka yakışır.

***

Günün Fotoğrafı

ggb.png

 

Günün Sözü

ggb-001.png

 

Gübün Fıkrası

ggb-002.png

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler