• BIST 99.374
  • Altın 256,190
  • Dolar 5,6803
  • Euro 6,3714
  • Lefkoşa 35 °C
  • Mağusa 34 °C
  • Girne 33 °C
  • Güzelyurt 32 °C
  • İskele 34 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 25 °C

Taner Ulutaş'tan 'Sahibine Mesajlar'

Taner Ulutaş'tan 'Sahibine Mesajlar'
Taner Ulutaş'tan 'Sahibine Mesajlar'

Sn. Ali Babacan, kurucuları arasında yer aldığınız AKP’den istifa ettikten sonra, TC eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile kuracağınız yeni partiye AKP’den  40, MHP’den de 17 Milletvekilinin katılmak için hazırlıklar yaptıkları öne sürülüyor. Son bir yıldır parti içinde, Başkanlık sisteminin getirdiği tek adam yönetimine ve Erdoğan’a yoğun tepki gösteren, AKP'de, 40 milletvekili yeni parti için istifaya hazırlanıyor. Bunun yanısıra, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, 23 Haziran seçiminden önce Öcalan’ın mektubuna ve kırmızı bültenle aranan kardeşi Osman Öcalan’ın TRT’ye röportaj vermesine sessiz kalan Bahçeli’ye tepkili olan  17 MHP’li vekilin, teklifinize sıcak baktığı söyleniyor. Sn. Babacan, TC eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile AKP için idam sephasını kurduğunuzu, sandalyenin üzerine AKP’yi oturttuğunuzu ve sandalyenin ayaklarına tekme vurmak için hazırlık yaptığınızı gözlemledik. Aliye Teyze, yolcudur Abbas, bağlasan durmaz derken, cenaze namazına hazırlanan hocanın da rahmetliyi nasıl bilirdiniz sorusu için hazırlık yaptığı söyleniyor.

**

Sn. Fikri Toros, hem bir milletvekili hemde bir iş adamı olarak yaptığınız açıklamada, Kıbrıs Türk Ticaret Odasının, Kıbrıs Türk toplumunun önde gelen köklü kurumlarından birisi olduğunu ve gerek sosyal ve ekonomi politikalarının şekillendirilmesinde gerekse Türkiye, AB ve diğer ülkelerle olan ilişkilerimize ile Kıbrıs çözüm sürecine katkı veren bir kuruluş olduğunu dile getirdiniz. Bu çerçevede KKTC Cumhurbaşkanına konuşma fırsatı verilmemesinin halk iradesini en üst düzeyde temsil eden Cumhurbaşkanı ile halka karşı yapılan bir saygısızlık olmuş ve odanın gelenekleriyle de bağdaşmamıştır dediniz. Sn. Toros, buralarda artık emir, demiri geçtik, çeliği bile keser duruma geldi. Eski hükümet sert bir kış yaşattı.Yerine Baharı getireceğiz. Bahar çiçeğiyle güzeldir diyerek iktidar koltuğuna oturdu. Ancak geldikten sonra zam, ,le kesinti rüzgarları estirerek anamızı ağlatırken, geride play back yaptı. Halk olarak hükümetin, başımıza Adriana Lima yağdırmasını beklerken, Fatih Yürek yağdırdığını, gördük. Sn. Toros, ne diyelim Allah’a don giydirirken fellaha, izin verdi anaya, koltuk verdirdi bunlara, demekten başka ne diyebiliriz ki?

**

Sn. Zorlu Töre, Kıbrıs Türk halkının adadaki iki halktan biri olduğunu ve Kıbrıs Cumhuriyetinin de kurucu ortağı olduğunu Birleşmiş Milletlere ve Avrupa Birliğine bir kez daha hatırlatırız dedikten sonra, Türkiye’nin sondaj gemileri Fatih’in Baf açıklarında, Yavuz’un da Karpaz açıklarında doğalgaz araması için bulunmalarını sevinç ve mutlulukla karşıladığınızı ifade ettiniz. Mevhibe Teyze, Zorlu ovlucuğum o kadar sevindi ki, gece çoraplarını çıkartarak yalın ayak yattı dedi. Haaa bu arada, Hacı Muhsin beyin selamı var. Sipariş ettiğiniz uçak yağı ile grasoların hepsini 5-6 TIR ile size göndermiş. Tonlarca getirdiği yağ ve grasoların tümünü almışsınız. Bir sipariş daha verip vermeyeceğinizi soruyor. Sn. Töre, birilerinin gönlünü fethetmek için yanlış tavır içine girenler, sonrasında onu zapt etmeyi hiç beceremezler. Bu nedenle sevdiğimize pişman edenlerin sayısı yükseldikçe, sevebileceklerimizin oranı korkunç derecede düşüyor. Bilesiniz.

**

Sn. Ünal Üstel, KKTC’nin 3 deniz limanından biri olan Girne’deki Turizm Limanı’nın içler acısı durumu görenleri hayrete düşürüyor. Yolcu salonun düşen boya ve sıvaları, turistlere korku verirken sıvaların ha düştüm ha düşüyorum diyerek saklambaç oynadığı görülüyor. Turizmi patlatıp, çatlatacağız yollu açıklamanıza bakınca, çatlayıp, patlayanın yolcu salonunun duvarları ile tavanının olduğunu görmenin dayanılmaz hafifliğini yaşadık. Girne Antik Limanını mamur ettikten sonra, KKTC’nin incisi Girne Limanını da elleyeceğinize yönelik inancımız tamdır. Sn. Üstel, Ayşaba, bugün yapılan bu eleştiriler, bakıp da görmeyen bakanlarımıza konuştuklarımız ağır geliyorsa, geçmişte susturduklarımıza saysınlar. Bugüne kadar, yüreğimizi öyle düşman, hasım delmedi. Bizi hep, umursamazlık ve vurdumduymazlıkları ile kabadayı Tuzsuz Deli Bekir gibi hep bizden olanlar deşti dedi.

**

Sn. Buray Büsküvütçü, Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP) Genel Başkanı olarak yaptığın açıklamada, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile görüşlerinizin zıt olmasına karşın, beğensek de beğenmesek de hepimizin Cumhurbaşkanı olduğunu belirttin ve saygı duyulması zorunludur dedin. Ayrıca görüşümüz birbirine zıt olmasına karşın, bu Sayın Mustafa Akıncı’nın temsil ettiği makamı değiştirmez ifadesinde bulundun. Sevgili Buray, saygı belki bir yere kadar kişilere duyulması gerekir ama makamlara duyulması gereken saygı senin de belirttiğin gibi zorunludur. Yarın Akıncı gider falanca gelir. Ben bunu beğenmedim ve saygı duymam deme lüksüne sahip değiliz. Buray başkan, yükü kardeşlik olanın, beli bükülür ama gönlü bükülmez. Bizler kar tanelerinin bir birine zarar vermeden yol almasını becerdiği gibi sevgi ve saygı çerçevesinde yol almasını becerirsek bileğimiz bükülmez.

**

Sn. Bilgin Şenyurt Polatcan, HAKSEN Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Sekreteri olarak yaptığınız açıklamada, kadına şiddetin ortaya çıkmadan önce yok edilmesi gerektiğinive bu konuda çalışmalar yapılarak şiddete uğrayan kadının ayakta durması, şiddetten korunması için kadınların yasalarla koruma altına alınması gerektiğine vurgu yaptınız. yürürlüğe girecek mevzuat ile, ev içi şiddetle mücadele yöntemleri, kurumlar arası iş birliği, şiddet mağdurlarına adli yardım-destek hizmetlerinin sunulmasının ivedilik arz ettiğini ifade ettiniz. Ve devletin sorumluluklarını yerine getirmekten uzak durmasını doğru bulmadığınızı söylediniz. Sn. Polatcan, devleti yönetenlerin şu sıralar analarının işaret ettiği görevleri yapmak gibi çok önemli görevleri var. Bu nedenle kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin sözünden hareketle, kadına şiddet olayını görmemek için gözlerine kara gözlüklerini takmış durumdadırlar. Bilgin hanım, belki abartılı bulacaksınız ama kadını öldüresiye dövenlerin, o vurdukları ellerini kıracaksın. Tecavüzde bulunanların fazlalıklarını budayacaksın. Budadıklarınızı da neyse onu boş verin. Bakın o zaman elleri öpülesin analarımıza, kardeşlerimize o eller kalkarmı? Atalarımızın, baba ölür çocuk ovada, Ana ölür çocuk yuvada kalır. Ve dişi kuş yapar yuvayı, içini dışını sıvayı sıvayı, sözlerini bizi yönetenler hatırlasa diyorum.

**

Sn. Cenk Ozdağ, İskele bölgesindeki yüksek binaların fotoğraflarını paylaştıktan sonra, Bu kuleler Dubai'de ya da Abu Dhabi'de olsa herkes beğenirdi ama bu kuleler İskele Lemar'ın yanında. 20. katta yazlık keyfi dedin. Bak Erhun Yucesoy mesajında, Şehir planlanmadan yeşil alanlar yaratılmadan habire ver betonu. Üstelik kalitesine gore çoğunun fahiş fiyatlı daireler olduğunu ve binaları yapan şirketin ve iş adamının,  rant peşinde koşarken, Kenyali bir atlet performansına sahip olduklarını ve çocuklarımıza ve çocuklarına güzel bir ülke bırakma telaşında olmadıklarını belirtti. Ah be Cenk gardaş, Abdülvaham Cebişikin, ma be ama deli mi oldunuz. Yeşil alan bizim neyimizedir. Kıbrıs ovalar ile doludur. Siz bir yeşil alanın maliyetini bilirmisiniz? Oraya bir bina kondurmamanın bir iş adamına kaybettirdiği störlüngciklerin ne kadar olacağının farkındamısınız. Hadde yallah ağır ağır voltanızı alın da ensenizin kare kökünü görelim diyor. Sevgili Cenk, gittiğimiz yer kör ise, gözümüzü yumarak bakmamızı isterler. Bu ülkede maşallah, herkes kaşık yapar ama nedense sapını yapmaz. Bilmem anlatabildim mi?

**

Sn. Mehmet Özkardaş sosyal medyadaki paylaşımınızda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, İmamoğlu’nun bir sözüne atıfta bulundunuz. Ve Ekrem İmamoğlu’nun 70 yaşındaki adam pazarda limon satacak, belediyeden yardım alan 20 yaşındaki Suriyeli de sahilde nargile içecek. Geç bunları geç. Artık o devir kapandı dediğini belirttiniz. Ayrıca, Türkiye'nin geleceğinin aydın insanlarını, tarikatların, cemaatların ve cehaletin panzehiri olan aydın Cumhuriyetci gençleri yetiştiren ODTÜ deki ağaç kıyımını durdurmak için Rektöre " Maksatınız yurt yapmaksa yurdu size ben yapayım. Ağaçları kesmeyin " diyen Mansur Başkan'a teşekkür ettiğine vurgu yaptınız. Başkan, Huriye teyze, bazılarının egoları, 1500 feet yükseklikte uçmaya başladı. Ozon tabakası delindi. Yakında burun üstü yere çakılacaklar diyor. Başkan, Vakitsiz açılan gül çabuk solar. Bacağını jiletle alan bir kıza sakın yaklaşma aga, çünkü senden farklı sadece bir organı var diyenlere, din iman, Allah sözcüğünü dilinden düşürmeyip cukkayı dolduranlar için de bunlarda farklı vicdanı var diyelim.

 **

Sn. Yılmaz Öztürk, Yeni Erenköy Belediyesi Halk Plajı ile ilgili bir fotoğraf göndererek, plaja ait binalrın atıl durumda olduğuna yönelik yapmış olduğum eleştiri sonrasında, face bookta Yenierenköy Belediye başkanı Emrah Yeşilırmak’tan bir arkadaşlık teklifi aldığını belirttin. Teklifi kabul ettikten sonra yaptığınız yazışmalardan sonra genç başkanın samimi ve ayakları yere basan ve söylediklerinin inandırıcı olduğunu anladım dedin. Gönderdiği projelerin çizimleri ile belediyeyi aldığı durumu ile şimdiki durumunu anlattı. Projenin yarısını yapsa bile bölge halkına ve belediyeye yapacağı hizmetin yadsınmayacak kadar büyük olacağını söyledin.Yılmaz gardaş, Emrah başkanın da senin gibi düzgün ve kişilik sahibi biri olduğunu rahatlıkla bende söyleyebilirim. Kişinin yaptığı iştir aynası lafa bakılmaz derler ya. Emrah başkanın da batık bir belediyede yaptığı güzel işler onun aynası oldu. Kapısı kırık. Penceresi dökük. Kapısına kilit vurulduğu için çalışanını ödeyemeyen. Kısacası vitrininin ‘Al benisi’ yerlerde sürünen bir belediyenin vitrinini, ışıl ışıl yaptı. Yılmaz gardaş, Wİ olsa bile şifresiz bağlanmak istemediğim, çok siyasetçi ve belediye başkanı var. Emrah başkanın yaptığı işlere bakarak, şifresi çok bilinmeyenli bir denklem gibi zor çözülse de inan bağlanmaya çalışırım.

**

Sn. Ayşegül Özmen Garabli, paylaşımınızda, TC bakanları ya da siyasileri KKTC'ye gelip dernekleri, hatta muhtarları ziyaret edip, Cumhur başkanımızı yok sayıp gidiyorlar.Bu ülkenin "Başbakanı" ve "Dış işleri bakanı" (!) da ,kendi Cumhurbaşkanlarının yok sayılmasına seyirci kalıp, hatta normal görüyorlar. Çok merak ediyorum, bu yaptıklarının aslında kendi kendilerini yok saymak olduğunun farkında değiller mi? Şimdi ben de, benim ülkemde benim seçtiğim bir Cumhurbaşkanını yok sayanları yok saysam normal mi? Devletin başı yoksa, siz hangi unvanla ordasınız ve kimsiniz? Eğer bu devletin başı yoksa, siz de yok hükmündesiniz. Bunca yıldır madem Türkiye bize para bağışladı. Biz de karşı jest olarak bu bağışta emeği geçen tüm politikacılarımızı Türkiye'ye bağışlayalım. Paketler ve mantinler benden dediniz. Da, Növber teyze, Ayşgül gızıma selam söyleyin. Makinesi mangos eden. Tekerlek rulemaları yendiği için yampuri yampuri giden. Aksona gardası ha koptum ha kopuyorum diye feryat eden loforiyoyu (Eski tahta köy arabaları) kim alır diyor. Ben, bazı efendileri elden çıkan balon gibi görüyorum. Analarının desteği ile uçuyorlar. Uçuyorlar, ama miyatları dolunca da BUMMM!

**

Sn. Çelebi Ilık, KKTC’nin makus kaderi seni de vurdu. Göz, gez arpacık diye seni target yapanlar, Maliye Bakanlığının Genel Koordinatörlük koltuğundan tak diye seni tek kurşunda aşağı indirdiler. Ama olsun Çelebi. Senin Ilık ılık, Serdar Denktaş’a duyduğun sevgiyi özümsemeyenler, zor zamanlarında Serdar Denktaş’ı terk etmeyi bırak, ona daha çok sahip çıkacağını bilenler, intikam yemeği soğuk yenince tadına doyum olmaz diyerek üzerine geldiler. Ancak her gelene kapısı açık, sevgi ile yaklaşan birisinden intikam aldığını sananlar, attıkları kurşunun halka geldiğini fark bile etmediler. Sevgili Çelebi, halk olarak bizleri yıpratan, hayatın kahpeIiği değiI. Bazı siyasilerin sahteIiğidir. unutma kavakta nar olmaz, kötü düşünenlerde de vicdan olmaz.

**

Sn. Alpay Durduran 1990’larda cebimize kırmızı pasaportu koyacağız ve AB’nin birer vatandaşı olacağız sözlerinzden sonra bazı yandaşların sizi yaylım ateşine tuttuğunu ve o yandaşların şimdi o kırmızı pasaport için yanıp tutuştuğunu görmenin dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum. Son siyasal gelişmeleri değerlendirdiğiniz bu günlerde de, “Kim daha çok yardım alıyorsa o daha çok emir almaya da yatkın olur. Ve etrafımızda biriken kara bulutlar nihayet üstümüze çöker. Protokollere mahkûm, yardımla yaşayan bir toplumuz ama bize yeni bir gelecek için şans tanıyan BM ve AB ile daha başkaları da var. Protokollere hayır deyip kaderimize sahip çıkmalıyız dediniz.  Sn. Durduran rahmetli babam alışmış kudurmuştan beterdir derdi. Emir almaya alışanlar, otur arap denince oturup, kalk denince kalkmanın getirdiği alışkanlıkları özümsedi. Alınanların bir kısmının geri verildiği ve karşılığında yardım ettik denildiği bir ülkede, ciğercinin camı önünde, ciğere bakarken mırmırlanan ve tekme yedikçe dahada sırnaşan ciğercinin kedisi yerine, sokak kedisinin kendi kendine yettiği özgürlük felsefesi benimsenmezse bu alışkanlıklar daha çok sürüp gidecek.

***

Günün Fotoğrafı

gbb.png

 

Günün Sözü

gbb-001.png

 

gbb-002.png

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler