• BIST 101.566
  • Altın 261,903
  • Dolar 5,6804
  • Euro 6,3745
  • Lefkoşa 24 °C
  • Mağusa 24 °C
  • Girne 25 °C
  • Güzelyurt 21 °C
  • İskele 24 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 16 °C

Taner Ulutaş'tan 'Sahibine Mesajlar'

Taner Ulutaş'tan 'Sahibine Mesajlar'
Taner Ulutaş'tan 'Sahibine Mesajlar'

Sn. Nazım Çavuşoğlu, öncelikle Türkiye ziyaretiniz hayırlı olsun. Konuşmanızda, TC Eğitim bakanı için ‘Bakanım’ sözcüğünü kullanırken sizin, Tanganika, Madagaskar veya Uganda’nın bakanı olup olmadığınızı düşündüm. Konuşmanızda geçen tüm cümleleri topladım. 22 ile çarpıp 8 böldüm. Ama, incir çekirdeğini bile dolduramadım. Haaa bu arada Hasibe Teyze, bakanımız yağ ve graso tüccarı mı oldu? Sürekli olarak bir yerlere, yağ ve graso satmaya uğraştığını gördüm dedi. Vallahi bilemediğim için ‘Sorry be teyze ‘ diyemedim. Sn. Bakan, yağ ile grasso ustasıyım, yağlamanın da hastasıyım deme zamanı sanırım geldi de geçiyor. Bakın, darı unundan baklava, incir ağacından oklava, süper bakan ayaklarında, bulunmaz hint kumaşı sanılan ‘Süper Bakan’ prototiplerinden de bir b....k olmaz.

**

Sn. Özdemir Berova, yaptığınız açıklamada, bir buçuk aylık hükümet dönemine bakıldığında ekonomik anlamda sevindirici gelişmelerin görüldüğünü kaydettiniz. Başbakan ile bakanların yoğun tempo içinde çalıştıklarını ifade ederken, Özel koordinatörlük ile ilgili genelgenin yayınlandığını şimdi oluşturulmasının beklendiğini, sonrasında da yetkinin kimde olduğunun belirleneceğini söylediniz. Bizim için önemli olan Kıbrıs işlerinden sorumlu olacak koordinatörün hayat geçmesidir diyerek bakanı olduğunuz ülkenin bir başkası tarafından idare edilmesini de kabul etmiş oldunuz. Sn. Berova, 4’lü koalisyon hükümeti döneminde trajikomik hadiseler yaşadık derken, Ayşaba da 2’li koalisyon döneminde Alekko ile Caher tiyatrosunu izleyerek bol bol kahkaha atıyoruz. Hükümetin yoğun temposu içerisinde çalıştığını ve kıynıksız zam kazığını hart diye geçirirken, %2’lik kesinti ile de yandım anam bile dememize fırsat vermedi diyor. Sn. Berova, insan bu hayatta 3 kez doğar derler. Önce annesinden, sonra 18’inde tercihlerinden ve ardından da 45’inde de birilerine çok kızarak denize düşen yılana sarılır misali önüne ardına bakmadan birilerine sarılırken yaptığı hatalardan. Bilmem anlatabildim mi?

**

Sn. Faiz Sucuoğlu kadına yönelik, ev içi şiddettin bir küçük toplum olmanın psikolojisiyle yıllarca gizli tutulduğunu, bu sıkıntıların çok eskilere dayandığını ancak son zamanlarda bu konunun hem kamuoyunda hem de basında açıkça tartışıldığını söylediniz. Önümüzdeki süreçte bu sıkıntıların engellenmesi veya en azından tedbir alınması için güzel işler yapıldığını kaydederken, son 10 yılda 21 kadını cinayet nedeniyle kaybettik dediniz. Sn. Sucuoğlu, dayak cennetten çıktı diyen magandalara, bugüne kadar yular takacak hükümet çıkmadı. Kadın sığınma evleri diye bir yerimizi yırtıp, başımıza takke diyerek takarken, Lefkoşa Belediyesi dışında bir Allah’ın kulu bu takkeyi görmedi. Veya görmek istemedi. Şimdi cek ve caklar ile ölme eşeğim ölme arpa ve buğday olacak. Bak o zaman bol bol yersin diyerek LA Fontenden masalları okumaya başladık. Kadını, ‘Dayak cennetten çıktı diyerek’ öldüresiye döven, magandaların, attıkları dayağın izleri kadınların üzerinde kaldı süre, siz siyasetçiler sadece izler durursunuz. Ayşaba, Faiz ovlucuğum, magandalar zorlu. Günün sonunda lastik ekris yaparsa, babamın adı hıdır, elimizden gelen budur demesin diyor.

**

Sn. Serdinç Maypa, sosyal medyadaki paylaşımında, ‘Gazoz’ ile başladığın yazına, İzmir’li Beşir’den başladın, Polis Zihni Şago ile noktayı koydun. Algan soyadından bahsederken, bu soyadının, gazoz büfenin sahibinin GK Komutanı Tevfik ile bağlantısı olup olmadığını sordun. İlahi Serdinç, bir akraba bağlantısı olmasada soyadı benzerliği, terfi ve başka yerlere tayin ile ödlek durumuna getirilen polisin, Şago olayında olduğu gibi esas duruma geçmesine neden olur. Bugüne kadar gerek hakları konusunda, gerekse görev ve yaşam şartlarında iyileştirme yapılmayan polis, gerek Beşir Kuyu gerekse Şago olayında, kendi arkadaşlarını kodese sokma durumuna getirdi. Soyadı nedeniyle suç işlemesine karşın, serbest bırakılan ensesi kalın, gerdanı sarkık. Karnına vurulunca ah arkam diyen birisine karşın, kendi arkadaşını içeri tıkan bir yapı. Ört ki ölem. Balık baştan kokar derdi rahmetli babam. Mum ışığında, duvara biraz büyük olarak yansıyan gölgesinden korkanların, başkasının gölgesinden korkması da yadsınmaz. Sevgili Serdinç, Adalet abla Gazozu içinçe mide krampından rahmetli oldu. Hak ve hukuku diline dolayan Hakkı dayı hocanın rahmetliyi nasıl bilirdiniz sorusuna mazhar oldu. Haaa Adil amcayı sorarsan, adil düzen diyenlere sinirlenince tansiyonu yükseldi. Beyin kanamasından dolayı yoğun bakıma kaldırıldı. Vicdan ablayı hiç sorma. O da yerlerde sürünüyor. 

**

Sn. Mehmet Harmancı, Lefkoşa’da yaya geçitleri ile ilgili olarak yeni bir uygulamaya geçmek için kolları sıvadığınızı gördük. Yapmış olduğunuz açıklamada da konu ile ilgili olarak, mümkün olan tüm yaya geçitlerinde yeni bir uygulamayı hayata geçiriyoruz dediniz. Başkan, çalışan demir pas tutmaz. Ayşaba, kanat vardır kuzgunu leşe, kanat vardır şahini padişaha götürür. Maşallah senin kanatlar bizi uçuruyor. Başkan, ‘Loforiyolar’ gibi eski uygulamalar da müzelik oldu. Davul zurnayla tavşan avına gidilemeyeceği gibi, eski model uygulamalarla da insan hayatının garanti altına alınmayacağını, ülkeyi 1930 modeli Dodge araba devrinden kalma uygulamalar ile idare etmeye çalışanların gözüne soktun. Uykudan uyanmaları için dürttün. Tabi uyanırlarsa. Sn. Harmancı, Nebi Nuh zamanından kalan bazı siyasilere baktıkça bunlara ağzım ile okkalı küfür etmiyorum. Sadece katıla katıla bir yerlerim ile gülmeyi tercih ediyorum. 

**

Sn. Ayşegül Özmen Garabli sosyal medyadaki paylaşımınızda, TC Cumhurbaşkanı yardımcısı Fuat Oktay Kıbrıs işleri koordinatörü olarak görevlendirildi. Siz hala referandum olacağını bekleyin. Bir tek kişinin imzası ile ülkenin TC Cumhurbaşkanlığı tarafından yönetilmesine karar verildi ve biz bunu normal karşıladık. Alınacak kararlarda ya da yapılacak değişikliklerde bize soracaklarını mı sanıyorsunuz? Normal olmayan şeyleri normal kabul ederek biz de bu süreci hızlandırıyoruz. İnşallah "Hayırlı" olur dediniz. Hocanım, halkı koyun olan ülkelerin, komşuları kasaplardan oluşur. Kunta Kinteliği benimsemiş, kimliklerine ‘Köle İsaura’ yazılmayı kabul etmiş insanların, köleliği Amerika’da kaldıran bir Abraham Lincoln’u beklemesi, sanırım abesle iştigal olur. Ve bu eşyanın tabiatına aykırı bir durum arzdeder. Bu nedenle ciğercinin kedisi tekme yeme işlevini sürdürürken, özgür sokak kedisi arına boğularak başınızdan beytambal galsın diyerek göç yolunu tercih edecek. Ne dersiniz?

 

Sn. Mehmet Bicen, sosyal medyadaki paylaşımında, egemenliğe saygı mı dediniz? Çoğunluk neyin egemenliğini temsil eder. Mustafa Akıncı bu egemenliğin temsilcisi değil mi? Başka ülkenin seçilmişleri kimsiniz ya be siz diyerek eleştiride bulundunuz. Mehmet gardaş, Özal döneminden beridir, sistematik bir şekilde, kapatılan ve Türkiye’ye taşına Sanayi Holding’in fabrikaları gibi ekonomi yok edildi. Bavul ticaretinden sonra turizme yönelin denildi. Turizme yöneldik yönelimesine de ‘Kumar’ duvarına tosladık. Sonrasında da turizm patladı çatladı dedik. 3 K yani Kadın Ticareti, Kara Para ve Kumar, Afrodit’in adası Kıbrıs’ta baş tacı yapıldı. En sonda bağımsız bağlantısız dediğimiz KKTC’nin uçkurunu, başkalarına teslim ettik. Hüsamettin amca, bu duruma, nazar edip şeytanlık yapanların vesvesesi varsa, KKTC’nin de füze düşmesine karşı, çiçek böcek ve manzara resmi dağıtan Başbakanı ile yağlama ve grasolama ustası bakanlarının besmelesi var dedi.

**

Sn. Tuğçe Kortan,   Lefkoşa'dan, Girne'ye dönmekte olduğunuz sıralarda, Lavinium Sitesi civarında, yolun içinden, önünüzden hayal meyal bir karaltının geçtiğini söylediniz. Arabanızın uzun ışıklarını açtığınız zaman, zaten renklerinin koyu olan Afrika kökenli, siyah giyimli birilerinin, geçtiğini gördüm. Uzun ışıklarımı birkez daha açınca yine 3-4 tane Afrika kökenli insanların yolu karşıdan karşıya geçmek için beklediklerini fark ettim. Işıksız bisikletlerin yanısıra siya giyimli yayalar yolu kullanırken, onların canı umurlarında değil ama bizim başımıza iş açacaklar dediniz.Sn. Kortan, Ulaştırma Bakanı, Lavinium sitesi civarını, sırf yayalar yola çıkmasın diye örümcek ağına benzer teller ile örmüştü. Ama örümcek ağı sanırım yetmiş yerden delindi. Tuğçe hanım, bal demekle ağız tadlanmaz, tel örgüler ile donattım demekle de yol kapanmaz. hayatta en büyük eğlence bir siyasinin, “Yaptım” dediğindan sonra, o yaptığı şeyin, nanik formatında, ona el sallamasıdır.

**

Sn. Ertugrul Yavuz sosyal medyadaki paylaşımınızda, Sn. Erdoğan’ın, Kıbrıs’ta tatil yapmış olması halinde ve Cumhurbaşkanı Akıncıyı takip etmiş olması halinde, Vali, Kaymakam, Emniyet Müdürü atamayacağını, bunun yanısıra kimseyi de görevden almayacağını belirttiniz. Ayrıca hükümet kurup hükümet bozmayacağını, başka ülkenin yönetimine hiç karışmayacağı gibi, o ülkenin seçtiği insanlara saygı duyarak, demokratik sistemi uygulacağını söylediniz. Erdoğan, %51 oy alırken, Akıncı’nın %60 oy aldığını belirttiniz. Akıncı’nın diploma, kültür ve yabancı dilde de Erdoğan’ı geçtiğini, bireysel olarak her alanda Akıncı’nın önde olduğuna vurgu yaptınız.  Bu nedenle de, Akıncı’ya daha saygılı davranılması gerektiği ifadesinde bulundunuz.  İsrail’in, Çin’e savaş açmasından sonra, Çin devlet başkanı haberi telaşla veren bakana, sakince, söyleyin, hangi oteldeler diye sorması gibi, sanırım Erdoğan’da benzer bir açıklamada bulunarak, Ağa pohunun üstüne poy s....z. Ağanın eli öpülür, ciğercini kedisine de besleme denilerek tekme vurulur. Tekmeyi vurmam için nerede o kedi diye düşünür sanırım.  

**

Sn. Kasım Uluçaylı, Turizm, devlet politikası haline gelerek esnafa uygun hale getirilmeli diyerek, Mağusa surlar içindeki ticaretin yok olma ile karşı karşıya kaldığını dile getirdiniz. Kaleiçi’ndeki müşterilerinizin, yoğun olarak turist olduğunu belirtirken, turizm rehberlerinin ve devletin uygulamaları sonucu Kaleiçi’ne turistlerin uğrama imkânının olmadığını kaydettiniz. Surlar içi esnafın, Kaleiçi bölgesinin daha canlı bir hal alabilmesi için belediye, bakanlıklara, Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’ne başvurduğunu ancak hiçbir olumlu yanıt almadığını, halkın alım gücünün düşmesine paralel olarak satışlarda da aşırı bir düşüş olduğuna dikkat çektiniz. Sn. Uluçaylı, devletin bazı kademelerine iş yapma özürlülerini dağıtırsan, bu iş hadım birisine ama artık çocuk yap demekle eş anlam taşır. Çöreğin büyüğü, unun çoğundan olur. Bunla bırak çok unu, selede un bile bırakmadı.

 **

Sn. Aydan Başkurt, Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü olarak yaptığınız açıklamada, ev içi şiddettin alınan tüm önlemlere rağmen artarak devam ettiğini bu konuda daha etkin mücadele için söz konusu mekanizmanın oluşturulduğunu belirttiniz. Vallahi çokta iyi ettiniz. Söz konusu mekanizmanın, siyasilerin androşuna (Takoz) mazhar olmazsa, şov uğruna mekanizması bakan, makan tarafından ellenip içine edilmezse saat gibi işleyeceğinden eminiz. Yok aksi olursa, yandı gülüm keten helva. Ne mekanizma nede mekanizmacık kalır. Dayak cennetten çıktı kitabı da best seller olur.

 

Sn. Ahmet Arslan, Maunacılar diye isimlendirdiğimiz Türk Ocağı’na başkan olduğunuzu öğrendik. 9 yıldır yöneticilik yaptığınız Türk Ocağı kulübüne geçtiğimiz gün itibarı ile başkan olmanızı camianın memnuniyetle karşıladığını öğrendik. Ekonomik durgunluk yaşayan kuluplere başkan olmak, tabiri caizse ateşten gömlek giymek demektir. Sn. Arslan, Münevver Teyze, en pohtan işte bile çalışıyorsan, en mükemmeli arzulamalısın ki hayat seni savurmaktan ziyade kucaklasın. Ahmet evladımın yaptığı iş bugüne kadar aynası oldu. Savrulmaktan öte başarı onu kucaklar dedi.

***

Günün Fotoğrafı

gbb-008.png

 

Günün Sözü

gbb-009.png

 

Günün Fıkrası

Çekiyorum, gülümse!

Savcı, morgdaki üç cesedi incelemek üzere gelmişti. Birinci ceset sırıtıyordu. Savcı nedenini sordu.

"Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazanmış, sevincine dayanamamış, kalp krizi geçirip ölmüş" dediler.

İkinci ceset de sırıtıyordu. Savcı sordu:

"Bu neden sırıtıyor?"

"Bunun da oğlu doğmuştu. Sevinçten kalbine yenik düştü" diye açıkladılar.

Üçüncü ceset Temel'in kömür halindeki cesediydi. O da sırıtıyordu.

"Bu neden oldu?" diye sordu savcı.

"Efendim, buna yıldırım çarpmış" dediler.

"Peki neden sırıtıyor?"

"Fotoğrafını çekiyorlar sanmış".

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler