• BIST 1.191
  • Altın 487,026
  • Dolar 7,9427
  • Euro 9,4068
  • Lefkoşa 19 °C
  • Mağusa 19 °C
  • Girne 22 °C
  • Güzelyurt 19 °C
  • İskele 19 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 6 °C

Taner Ulutaş'tan sahibine mesajlar

Taner Ulutaş'tan sahibine mesajlar
Taner Ulutaş'tan sahibine mesajlar

Sn. Ersin Tatar, düzenlemiş olduğunuz UBP konvoyuna iki bin civarında, hatırı sayılır bir araba katıldı. Gövde gösterisi şeklinde geçen konvoy gezisi sonrasındaki açıklamanızda, “ seçimi ilk turdan kazanma potansiyelimiz var” dediniz. Büyük ses getiren konvoyda Türkiye’nin ünlü sanatçısı Haluk Levent tarafından seslendirilen “ Doğru Karar Ersin Tatar” adlı şarkı ile “ Birlikte Yeni Geleceğe Yürüyoruz “ adlı gençler için yapılan rap tarzı şarkılar çalındı. Kısacası Türkiye’den şarkılar ile Güney Kıbrıs’tan katılan Rum plakalı araçlar ile konvoy uluslar arası bir görüntüye büründü. Bunlar vitrinin görünen güzel kısmı ama vitrinin perde arkasında, halkların karşı karşıya geldiği çok basit bir karavan olayını bile çözemeyen ve İskender’in kılıcı olup, kördüğümü kesemeyen Tatar, Cumhurbaşkanı olunca ülke sorunlarını nasıl çözecek diyenlerde var. Ayşaba, ah be Tatar ovlucuğuma, çok bilinmeyenli denklemleri çözmeye çalış demiyorum. Ona hiç olmazsa taklit yeteneğini geliştir ve çözermiş gibi yap be evladım diyorum dediç

**

Sn. Gülşah Sanver Manavoğlu, katıldığınız bir televizyon programında, İçişleri Bakanlığı’nın son iki yıldan beridir elektrik faturalarını düzenli olarak ödediğini belirttiniz. Ve El-Sen’i İçişleri Bakanlığının elektriğini keserek şov yaptığını  ve bunun siyasi olduğunu söylediniz.. İçişleri Bakanlığı’nın en son elektriği kesilmesi gereken bakanlık olduğuna vurgu yaparak halkın en fazla hizmet aldığı bakanlığın elektriklerinin kesilmesi ile halkın mağduriyet yaşadığını ifade ettiniz. Elektriğin kesilmesini ‘’Eşkiyalık’ olarak nitendirirken El-Sen’nin sendika olarak görevlerinin dışında davrandığına vurgu yaptınız. e-devlet hizmetlerinin iki gündür durduğunu da belirterek, bakanlığın jeneratörlerine de müdahale edildiği bilgisini aldığınızı belirttiniz. Sn. Manavoğlu, Bazen iyi niyetle yapılan işler başkasının gözüne diken olur. Batıkça avaz avaz bağırmalarına neden olur. ve yaşamda en önemli şeyin insan olduğunu unuturlar

**

Sn. Reşat Akar, Ülkemizde son zamanlarda yaşanan susuzluğun son bulması için Hz. Ebubekir Camii’si Hakan Moral ile  canlı yayında,  yağmur duası okudunuz.. Canlı yayında yağmur duası okuyarak bir ilke de imza atmış oldunuz. Sevgili Reşat Akar, Allah’ın sevdiği kullardan bir tanesi olduğun için duan sanırım kabul edilerek, Dereler Akacak. Aküferler ağzına kadar dolacak. Birileri Cumhurbaşkanlığı koltuğu için dua ederken, sen halk susuz kalmasın diye dua ediyorsun. Biz de dost dediğin mermi gibi olur, ihtiyacın olduğunda namluda hazır durur.

**

Sn. Hayrettin Yücel, KKTC’de yaşanan bazı olaylar nedeniyle, zaman zaman bir takım insanlar, elçilikte çalışanlara bende dahil değişik gözlük takarak bakmaya çalışıyor. Ancak siz ve sizin gibi bazı elçilik mensupları, ünlü düşünür Mevla’nın dediği gibi İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur lafından hareketle çok güzel dostluklar oluşturunuz. Bu sayede, o kapkara gözlükleri, toz pembeye dönüştürdünüz. Türkiyeli, Kıbrıslı ayırımı yapmaya çalışan ve bir birini ötekileştirmeye neden olanların bile bakış açısını değiştirerek, tırnak ile etin bir birinden ayrılamayacağını, ayrılmaya çalışılması halinde çok acı vereceğini gösterttiniz. Ve tangur tungur yağarken, ne cam, ne kiremit nede arabanın kaportasını bırakan dolu yerine, kar taneleri örneğinde olduğu gibi kar tanelerinin birbirine zarar vermeden de yol almanın mümkün olduğunu gösterttiniz. Büyükelçi Ali Murat Başçeri ile birlikte, kar tanelerinin yağarken tablo gibi güzel resimlerini yansıtmaya çalıştınız. Kar taneleri gibi yağmaya devam ediniz.

**

Sn. Murat Gezici, sizin Gezici Araştırma Şirketinin, Anket çalışmaları sonrasında açıkladığınız verilere yapılan yorumlar hiç hoş değil. Herkesin ağzı torba değil ki büzesin noktasından hareketle, kantarın topuzu ayar tutmasa da herkesin boğazındaki hıçkırık gibi ne öksürseler, ne tıksırsalar, sizi dışarı atamadılar.  Ancak UBP Merkez Binasına girerkenki görüntüleriniz, hıçkırığın zatürree dönüşmesine neden oldu. Herkes istediği zaman istediği yere gidebilir tamam. Ama söylentilerin binin bir paraya satıldığı noktada, insan ayağına da gem vurması gerekir.  Sayın Gezici,  Başkalarının yolunda yürüyenler ayak izi bırakmazlar derler yalan. Sizin izler UBP’nin kapısında, tarih yazdı.  

**

Sn. Ahmet Soyalan, Polis Genel Müdürü olarak, efendiliğinize, duruşunuza, bir Genel Müdür olarak halka ve polisinize yaklaşınız ile davranışınızı takdir ederek izliyorum. Mağusa Bölgesinde meydana gelen Polis şiddetinde, polise yönelik fikirlerim değişmeye yüz tutarken, o konuda yeterli bilgi sahibi olmadığınızı öğrendim. Ve meydana gelen olaylarda, kimin neden şiddeti tırmandığını da terfiden kalma, benim hakkımdı da kalma, ego nedeniyle birilerinin tırmandırdığını anladım. Polis içerisinde, birtakım subaylar egoları ve kaprisleri yüzünden kendi egolarını tatmin için şiddeti tırmandırırken, bunlar polisin yıpranmasına, sizde polisin yıpranan kariyerini, duruşunuz ile cilalamaya çalışıyorsunuz. Sn. Soyalan, polis içerisinde egoları yüksek olanlara, oğlum sen kralsın, diyerek taç taktık. İşte en büyük hatayı da buradа yaptık.

**

Sn. Mehmet Davulcu, yapmış olduğunuz açıklamada, Tatar’ın, "En doğrusu 2 devletli çözümdür" dediğini belirttiniz. Ve 1974'ten bu yana 46 yıldan beridir Kıbrıs'ta 2 devlet var. Güney'de Kıbrıs Cumhuriyeti, Kuzey'de sırasıyla Otonom Türk Yönetimi, KTFD ve KKTC’nin olduğuna vurgu yaptınız. Demek ki, söylenen bu günkü statükonun devamıymış dediniz. Sn. Davulcu, bir başka kişilerde, ayrı bir devlet kurulsun ve onun devamı sağlansın diyor. Peki, KKTC For Ever devam deniyorsa, ikinci bir KKTC’ye gerek varmı? Dünyanın ve BM’nin Federasyon dediği bir noktada, zurnanın son deliği konumunda olanlar ‘Zırrtttt’’ demeyecekmi?   Yaz be Ziya. Bu durum gereğinden fazla düşünüldü ve değmeyeceğine, ayrıca ambargolar altında anamız ağlarken geride play back ve vokal yapanlar ağlamayın denilmesine karar verildi

**

 Sn. Kemal Yeşil,  bazı polisler vardır, duruşu, davranışı ve hareketleri ile iticidir. Bunlar polisin garamuzalarıdır ve halkı polisten soğutanlardır. Ancak bazı polisler de vardır ki, halka olan saygıları ve davranışları ile polisin sevilen yüzleridirler.  Geçtiğimiz gün, gazetemde yayınlayacağım bir haber için Mağusa’ya gitmekteydim.  Dört Yol’a geldiğim zaman, evrak kontrolü için durdurduğunuz arabalar içinde benim arabam da vardı. Arabaya gayet nazik bir şekilde yaklaşarak, lütfen evraklarınızı demeniz ve polis yakışır efendice tavır sergilemeniz, inanın polise yönelik değişmekte olan düşüncelerimi bir anda sildi. Yakarım, yıkarım, ben yaparım diyenler yanında, polisliğin nasıl olması gerektiğini, ilk defa gördüğüm sen, bizlere göstertmiş oldun. Sevgili Kemal, polis şiddetini gördükten sonra bana,  ‘Usta’ polisi nasıl bilirsin diye sorsalardı, kariyerini Allah rahmet eylesin. Hoca son duasını okuyor derdim. Bu nedenle, ben senin Polis Müdürün olsam, sırf diğer polislere örnek için seni arar ve sana aferim be oğlum. Rahmetliye su verip yaşattın derdim.   

**

Sn. Cenk Ozdağ sosyal medyadaki paylaşımında, gecenin derin sessizliğinde, gece yarısı 00.45’de evin önünde bir tanker gürültüsü ile uyandığını belirttin. Pencereden baktığın zaman, Lefkoşa Türk Belediyesinin su tankerini görerek, şöförün, "abi su lazım mı" diye seslendiğini söyledin. "Tamamık, sağolasın"  dedikten sonra tanker sürücüsünün, ışığı yanık olan evlere de bir bir su ihtiyaçlarının olup olmadığını sora sora yoluna devam ettiğini belirttin. Ve bravo Lefkoşa Türk Belediyesine, helal olsun o vakitte görevini yapan emekçiye dedin. Sevgili Cenk bir zamanların meşhur fahişesi, rahmetli Abbas’ın Şerifi’ne yahu günde birçok kişi ile yatıyorsun. Ve hamile kalmıyorsun demişlerdi. O da biri yapar diğeri bozar nasıl çocuk olacak demişti. Günümüzde de belediyeler ayni Abbasın Şerifi’ne dönüştü. Belediyelerin kariyerlerini, Lefkoşa, Değirmenlik, Alsancak, Gönyeli, Güzelyurt ve Lefke gibiler yaparken, bu belediyeler vatandaşların kapsama alanındaki sevgi sarmalından çıkmıyor. Esentepe ve insanların haklarına saygısı olmayan bazı belediyeler ise belediyelere duyulan sempatiyi bozuyor. Bu belediyeleri yönetenlerin yüzündeki masumiyet, sanırım içlerindeki pisliği örtmeye yetmiyor.

**

Sn. Ahmet Gürtuğ, sosyal medyada yapmış olduğun paylaşımda, basın çalışanlarına serzenişte bulunarak, bazı basın mensuplarının, Yeniboğaziçi Belediye Başkanı Mustafa Zurnacılar’ın haberlerinde olduğu gibi tek taraflı, karşı tarafı dinlemeden haber yaptıklarına tanık olduğunu söyledin. Arkadaşlarım, ağabeylerim, haddimi aşmadan ancak bana bir basın çalışanı olarak bana öğretilen iki taraf arasında oluşan meselelerde tek taraflı yorum alınmamasıdır. Bu etik değil dedin. Şimdi tek taraflı belediye başkanı dinlenirken, karşı taraf dinlenmeden, haklısınız deniliyor. Bunun basın etiğine aykırı olduğunu söylüyorsun. Sevgili Ahmet, iyi bir ürün için bağ çapa, tarla sapan ister. Çapanın sapı kırıldı, sapanın da rulemaları ahristo oldu. Bugüne kadar eğri bacanın dumanı doğru tüttü. Ama geldiğimiz noktada, baca tıkandı ve odanın içi duman doldu. Boğulmaya az kaldı, bacayı temizleyecek nerde kaldı?

**

Sn. Latif Akça,  KKTC’nin kurucusu, lideri baba Denktaş’ın ‘Anıt Mezarı’nın yapılması konusundaki tartışma uzun süre devam etti. Filan yapacak. Yok, filanca yapıyor tartışmaları sonrasında, yüzümüze gözümüze bulaştırdığımız ‘Anıt Mezar’ en sonunda yarım yamalak yapıldı. Sonrasında bakımsızlıktan otlar bürüdü. Yarım yamalak elektrikleri orada nöbet tutan polisler ile ziyaretçilere tehlike saçtı. Hala daha da doğru dürüst bir şekle sokulmadı. Sevgili Latif, Denktaş’ın düşüncelerini yaşatma derneği olarak, liderlerine olan saygı konusunda uyumakta olan bu halkı dürtüp uyandırmaya çalışın. Çünkü rüyaları gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktır. KKTC gemisinin bu konuda, rotasından çıkıp kaptansız, mercan kayalıklarına doğru gittiğini bu halk artık görsün. Bizi yöneten büyük efendiler de anlasın. Büyük adamların hataları güneş tutulmasına benzer, onları herkes görür. Görüp hatalarını herkes onlara haykırsın.

**

Sn. Hasan Hulusioğlu, Salamis Kamp Alanı ile ilgili tartışmalara atıfta bulunarak, peki Tatlısu belediyesi neden Kaplıca karavan yerini mühürlemez. 46 senelik en eski karavan yerine mühür vuruldu.  Kaplıcaya’da vursunlar bakalım da görelim. Yeniboğaziçi belediyesi battı. Kocareis kampından umut arar dedin. Sevgili Hasan, Kaplıca karavan alanı Büyükkonuk Belediyesinin bölgesi dahiline girer. Pandemi döneminde, Yeni Erenköy Belediyesinin yaptığı gibi, bazı belediyeler ile devlet, tatile gidemeyen ve karavanlarında, doğa ile içi içe yaşamayı seven halka böylesi bölgeler açarak onların dinlenmelerini sağlamalıdır. Onlara zorluk yerine destek çıkarak böylesi yerlerin artmasını sağlamalıdır. Tartışma konusu olan kamp alanı ile ilgili olarak, diyalog içerisine girilerek,  devlet yetkililerince iki taraf dinlenerek kimse rencide edilmeden, ortak bir çözüm bulunmalıdır. Bu ülkede un var. Şeker ve İrmikte var. Ancak helvayı yapacak maalesef ‘Usta’ yok. Acemi ustanın elinde helvanın ortası hamur, üstü vıcık vıcık, altı da yanık kaldı. Ve ortaya ‘Ölü helvası’ çıktı.

**

Sn. Ahmet Derya, uzun zamandır sustun sustun da, Federal Çözüm konusunda fena patladın. Federal çözüm, tüm KKTC yurttaşlarını Uluslararası alanda kendi kimliği ile var olma noktasına taşıyacak, çözümdür dediniz. Bundan vazgeçilirse geriye KKTC yurttaşlarının yurttaşlık bağı ile bağlı olduğu ve Uluslararası alanda tanınan iki devlet kalır. Bunlardan birisi, Kıbrıs Cumhuriyeti, diğeri Türkiye Cumhuriyeti ifadesinde bulundunuz. Bir başka deyişle Kıbrıs kimliği kaybolursa, buna bağlı olarak AB yurttaşlığı da hayal olur imasında bulundunuz. Ya Şam’ın kayısısı, yada Urfa’nın acı Mira’sı, demeye getirdiniz. Sn. Derya,  neyi seçerseniz seçin de artık tercihiniz beni bağlamaz. Hani bir söz vardır ya seçmiş olduğunuz tercih sonrasında da kendi düşen ağlamaz mı demek istediniz?

**

Sn. Özcan Özcanhan, Güney Kıbrıs’ın devasa barajları olduğunu ve buna karşın deniz suyundan da yararlandıklarını belirttiniz. Tatlı su kaynaklarını mümkün mertebe az kullanarak tasarruf uyguladıklarını ve kurak geçmesi beklenen sezondan, yağışlı sezona geçme hazırlığı yaptıklarını söyledin. Bizlerin ise elimizde olanı da Anamur’dan gelen suyu da mirasyedi hovardalığı ile tükettiğimiz ifadesinde bulundun. Özcan abi, Unutmayalım, hayatta hep olduğumuz kadar varız. Ve hayat hep ileriye doğru yaşanır, geriye bakarak anlaşılır.

**

Sn. Akay Darbaz, geçtiğimiz gün yapılan, Muhtarlar Birliği seçimini, kazandığınızı öğrendik. Güneşköy muhtarlığının yanı sıra Muhtarlar Birliği Başkanlığını kazanmanız hayırlara vesile olsun. Sn. Darbaz, tavla oynamış olsaydınız zar tutuyorsunuz ey Darbaz diyecektik. Ancak,  Muhtarlar Birliği Başkanlığ, müthiş başarıların sonrasında attığın düşeş olsa gerek.

***

Günün Fıkrası

Şöförlüğünü Papa yapıyor

Amerikaya gezmeye giden Papa, otelde canı sıkılmış ve şöföründen limuzinin anahtarını alarak dolaşmaya çıkmış. Bir ara kırmızı ışıkta çıkınca, Papa’yı Polis durdurmuş. Memur bir bakmış arabayı Papa kullanıyor,yüzü bembeyaz olmuş ve hemen amirini aramış.

Amirim çok mühim birini durdurdum ne yapayım?

Başkan yardımcısı mı?

Hayır?

Başkan mı?

Mühim biri efendim çok daha mühim biri.

Çok daha mühim kim var yahu Papa’yı mı durdurdun?

Valla kim olduğunu bilmiyorum amirim

Ama şöförlüğünü Papa yapıyor.

**

Günün Sözü120270196_386322839428506_6065876891161012423_n.jpg

Günün Fotosu

120228379_976096732868432_7614789189214831278_n.jpg120240222_383365923066241_6214028988904669850_n.jpg

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler