• BIST 1.329
  • Altın 450,327
  • Dolar 7,8115
  • Euro 9,3377
  • Lefkoşa 17 °C
  • Mağusa 17 °C
  • Girne 17 °C
  • Güzelyurt 14 °C
  • İskele 17 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 5 °C

Taner Ulutaş'tan sahibine mesajlar

Taner Ulutaş'tan sahibine mesajlar
Taner Ulutaş'tan sahibine mesajlar

Sn. Ünal Üstel, öncelikle UBP başkan adaylığınız hayırlı olsun Eskiden Allah’ın emri 3’dür derlerdi. Ancak bu durum günümüzde ikiye düştü.  Geçmişte de Hüseyin Özgürgün ve Ersin Tatar ile girdiğiniz genel başkanlık yarışını Hüseyin Özgürgün ve Ersin Tatar’ın ardından 3’ncü sırada bitirmiştiniz.  Sıranın artık size geldiğini dile getirirken, partiyi derleyip toparlayacak ve tek başına iktidara taşıyacak olan benim dediniz. And içtim seçimi ben kazanacağım. Artık 'Başkanlık sırası bende' ifadesinde bulundunuz. Yunus Emre, az söz erin yüküdür. Çok söz hayvan yüküdür demişti. Sn. Üstel aman dikkat edin, hayvanın bile kaldıramayacağı çok ağır söz sarf etmeyin. Dikkat edin de üye Kurultay’da,  Çam ağacından ağıl, el çocuğundan oğul, Ünal bakandan şimdilik başkan olmaz demesin.

**

Sn. Mehmet Ali Talat, federasyon dışında, iki devlet prensibi esasına dayalı bir politika izleyen, Ersin Tatar ve UBP’yi hedef alan salvo atışınızda, hicap duyacaklarına övünüyorlar dediniz. Maraş’ın yıkılmış, perişan edilmiş bir kent olduğunu ve bunu yapanın da bizim taraf olduğunu belirttiniz. Türkiye’nin ülke siyasetine dahil olmasını da zararlı bulduğunuzu belirtirken, Kıbrıslı Türkler ile Türkiye’nin ilişkilerini zehirleyen en önemli olaylardan birisinin bu olduğunu kaydettiniz. Sn. Tatar, Allah aşkına siz iyimisiniz? Ateşiniz falan yok ya? Başınızı bir yerlere vurmadınız ya? CTP’nin başına geçtiğiniz ilk yıllar, benim Anavatanım Kıbrıs’tır. Atavatanım Türkiye’dir diyordunuz. Koltuğa oturunca, benim Anavatanım Türkiye’dir. Türkiye vatandaşı olsam AKP’ye ve Erdoğan’a oy verirdim demeye başlamıştınız. Yine renk değiştirdiniz ve dün Goggo dediğinize bugün kaka dediniz. Gökkuşağı renklerine bürünmeniz nedeniyle, dün sizi eleştirenleri tükürük yağmuruna tutmuş ve yüzlerinde boş alan bırakmamıştınız. Keşke tükürükten boş alan bırakmadığınız o yüzlerde, bugün yaptığınız 180 derece dönüş sonrasında sizi kutlayacak olanları, öpmeniz için boş alan bırakaydınız. Mavro yerimo kalsın, ne bitmez dün dündür bugün de bugündür be.     

**

Sn. Şener Elcil, Şehit Tuncer İlkokulu’nda geçtiğimiz gün, zorunlu PCR test kaosu yaşandığını ve Sağlık Bakanlığı’nın ‘Random’ test yapacağı gerekçesi ile gittiği okulda öğretmenlerin teste zorlanmasının, öğretmenler arasında endişe yarattığını söylediniz. Hatta, İzinli öğretmenlerin bile okula çağrılmasının  ‘şüphe’ uyandırırken, vaka olduğu ve gizlendiği düşüncesi ile öğretmenlerin ayaklanmasına sebep olduğunu dile getirdiniz. Test yapılmasından değil ancak bakanlığın tavrından ciddi rahatsızlık duyduğunuzu ifade ederken, Kıbrıs  “Vaka varsa bu gizlenmemeli. Çünkü Salgının patlamasına neden olacak dediniz. Ah be Şener hocam bunu görmek istemeyen göze IŞIK ne yapsın. Yetenek yoksunu, ben yaparım olur mantığındaki bazı insanlar ile ilgili olarak, aklımdan geçenleri Şeytana anlattım. O bile yapma günah dedi. Eskiden türlü türlü, ruh halimiz vardı. Bunları gördükçe bu aralar ne ruhumuz kaldı nede hali be hocam.

**

Sn. Yenal Senin, HP Genel Başkanı olarak, ciddi bir kutuplaşmanın yaşandığı bir dönemden geçirdiğinizi, parti olarak sağduyulu davranarak, vizyonların konuşulduğu bir seçim süreci geçirme taraftarı olduğunuzu dile getirdiniz. Ancak ister istemez halkın kutuplaştığını seçim öncesi istenmeyen olayların ve icraatların gerçekleşmesinin yaşandığını belirttiniz. Alınan oyun partinin gerçek oyu olmadığını söylerken, anketler yaptırtmak suretiyle sonuçla yüzleşmeye çalıştığınızı dile getirdiniz. Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını diyeceğim ama ekilen tohumlar, affınıza sığınarak çürük çıktı diyeceğim. Sn. Senin, bana da sorarsanız HP’nin oyu bu değil. Seçimde inanın sirto, çifte telli ve sirtaki oynamaya çalışanlar arasında hala çözemediğim insanlar var. Bunlar uzaktan mı adamlardı, adamlıktan mı uzaklardı asla bilemedim. Sanırım sizin için akortsuz sözler yayan bu insanlara ne söyleseniz az bile kalır.

**

Sn. Ömer Köseoğlu Başbakanlık Müsteşarı olarak yapmış olduğunuz açıklamada, rutin işerin yetkiniz ile devam ettiğini, Başbakan yokken maaşların ödendiğini, normal ödemelerin yapıldığını, harcamaların da yapıldığını belirttiniz.  Sadece Bakanlar Kurulunun işleyişinde bir sıkıntı olduğunu dile getirdiniz. Sn. Köseoğlu, Başbakan yok, Bakanlar Kurulu yok. Bakanlar Kurulu yasal zeminde ne bir karar üretebiliyor, ne de toplanıyor. Hükümet ise yok hükmündedir. Kısacası, başı ve kıçı olmayan bir tomofil free feel aldı başını gidiyor. Sn. Müsteşar, ben devleti ve onu yöneten hükümetleri, hep ciddiye aldım. Ancak neyi ciddiye aldıysam, ya katıla katıla bir gülme geldi. Yada hıçkıra hıçkıra ağlama. Şimdi önümdeki tabloya baktığım zaman güleyim mi? Ağlayım mı inan bilemedim.

**

Sn. Ahmet Serdaroğlu, Kamu-İş, Genel Başkanı olarak, önümüzdeki dönemde izlenecek yol haritasını masaya yatırdığınızı söylediniz. Ve TÜK ile ilgili olarak istediğiniz iyileştirmelere, almaz be Annem bu harita bu Kıbrıs’ı diyenlere, yakında yapacağımız uyarı grevi ile bu haritanın hem Kıbrıs’ı hemde TÜK’ü alacağını göreceksiniz imasında bulundunuz. Çözüm için tek başına çalışanların ve sendikanın gücü yetmiyor. Siyasilerin de irade göstermesi gerekiyor. İlgili iki bakanlığa taleplerimizi ilettik. Ama ne yazık ki bugüne kadar bizle adeta ‘yakan top’ gibi oynadılar” derken sorunların hep ötelendiğinden dem vurdunuz. Ahmet Başkan, nasihat ile uslanmayan veya nasihattan anlamayanın hakkı kötektir diyor atalarımız. Faydasız baş mezara yaraşır diyerek, gerekeni yapıp, yolcudur Abbas, bağlasan durmaz marşı ile anlamayanı anladığı yere yapacağınız etkin girişimler sonrasında göndermeniz gerekir. Ayşaba, Vallahi kendi düşen ağlamaz.. Ve insanoğlu ayağımıza prangayı kendisi koyar. Eli ile ettiğini boynu çeker. Ahmet ovlucuğum kendi düşenin ağlamasına bakıp, ayağındaki prangaya üzülmesin. Eli ile etti boynu ile çeksin deyip gerekeni yapsın dedi.

**

Sn. Turgay Hilmi, ülke sevginiz o kadar derindirki, Almanya’dan bile ülkedeki gelişmeleri takip ederek, gerekli ikazları yapmaktan geri durmuyorsunuz. Hükümet, Sinop’lu ünlü düşünür Diyojen’in feneri ile aranıyor. Ama Diyojen’in bulamadığını, halk olarak bizde bulamamanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyoruz. Bakanlar Kurulu Allah’a emanet. Meclis-i Mebusan’ı sorarsan, eh o da lastiği ekris yapmadı ama havası sönük tomofil gibi yampuri yampuri gidiyor. Sosyal medyadaki paylaşımınızda, program yapımcılarından daha çok TV’lere çıkan siyasilerimiz oldu. Oldu olacak haberleri de okusunlar dediniz. Yapma be hocam. Uyuyan siyasetçiyi dürterek uyandırdınız. Birçoğu haberleri okumak için şimdi haber spikeri eğitimi almaya başladı. Vallahi bu efendileri dinlerken efkârlanacağız. Ancak gönlümüz deniz değil ki, efkarlanıp, yefff çekerken sahile vursun. Sahile vuracak olan sanırım, açılan kilidinden kurtulan küfürlerimiz olacak.

**

Sn. Sadık Gardiyanoğlu, UBP Lefkoşa İlçe Başkanı olarak, senin için zor günler başladı. Geçtiğimiz akşam yapılan ilçe yönetim kurulu ve hemen sonrası yapılan örgüt başkanları toplantısında, toplantıya katılanların oybirliği ile 31 Ekim tarihinde yapılacak olan UBP kurultayında, tüm adayların sizler için çok değerli olması nedeniyle, tüm adaylara eşit mesafede durma kararı aldınız. Sevgili Sadık, zaten böyle bir karar alınmasa da senin doğan gereği, birisini yağlayıp grasolama uğruna birini kırarak, diğerini göklere çıkartmazsın. Tereciye tere satmayayım ama kalbi düşman, kendi dost görünen, özü boş, dışı hoş görünen insanları sen çok iyi bilirsin. Belki bunlar yeşil ışıkta seni kolay geçirmedi ama seni zaten kırmızı ışıkları bile durdurmadı.  Sevgili Sadık, senin güzel yüreğin, hayatın bir kelebeğin ömrü kadar olduğunu ve ne kırmaya  ne de kırılmaya gelmeyeceğini çok iyi bilirsin. Ve bu süreci alnın akı ile bitireceğini de bilenlerdeniz.

**

Sn. İki Toplumlu Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Teknik Komitesi üyeleri, komitenin, Kıbrıslı Türk üyeleri olarak istifalarınızı sunduğunuzu öğrendik. 2015 yılında 4. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı tarafından atandığınız,  komite üyeliğinden, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından, ülkedeki demokrasi ve toplum adaleti anlayışının büyük yara aldığını belirterek, çalışmalarınızın bir zeminin kalmadığını öne sürdünüz. Sn. komite üyeleri, sanırım siz, son günlerde gazetelerde çıkan, ‘Umut’ Silihtar yokuşundan, Başbakanlığa doğru son sürat bisikleti ile inerken, otobüs altında kaldı haberini okumadınız. Bisikleti ile otobüsün altında kalan zavallı ‘Umut’un kırılmadık kemiği kalmadı. Yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor. Yoğun bakımdan çıkıp çıkamayacağı bilinmiyor. Helvasını yemeğe hazır olun.

**

Sn. Cenk Ozdağ, sosyal medyadaki paylaşımında, Fransa'yı protesto için elimdeki 25 Euro’yu satıp TL aldım. Bir anda 242 TL sahibi oldum, birikimlerim çoğaldı. Bu da mı gol değil eyyy Macron? Titre ve kendine gel dedin. Sevgili Cenk, ben anasını satayım ve babası olayım diye düşünürken, elimdeki Renault’u satmaya kıyamadım. Mavro yerimo galsın, komşum Hacı Mutallip Efendinin dökülen Renault TX’ni elimden çıkartmam demesi sonrasında, ben buz gibi, tertemiz Renault arabamı nasıl satardım söylermisin? Payreks ve Tefal takımlarını sokak ortasında kırmak için evden çıktım. Sosyete Susiş ve Seboş’un elinde parıldayan Fransız çaydanlık takımlarını görünce ondan da vaaz geçtim. Sevgili Cenk, beraber yürüdük bu yollarda beraber ıslandık yağan yağmurda, diyenlerin tuzu kuru, bizlerin ise donu bile ıslak. Islak sıçana döndüğümüz bu ülkede, Fransız düşmanı olmak bile zordur be yeğen.  

**

Sn. Hasan Esendağlı, Barolar Birliği Başkanı olarak, ülkede Hükümetin olmadığını ve ivedi olarak bir milletvekiline hükümeti kurma görevi verilmesi gerektiğini söylediniz.  Ülkede başbakan olmadan, hükümet veya Bakanlar Kurulu olmaz derken, çok bilinmeyenli bir denklemi çözmüş gibi şu anda ülkede hükümet olmadığının altını çizdiniz. Hukuken yok hükmünde olan bir Bakanlar Kurulu'nun yapacağı her işlemin de yok hükmünde olacağını kaydederken, memleketin ağlanacak halde olduğu imasında bulundunuz. Ayşaba bu tomofil free feel meçhule doğru giderken, hukukçuların oluşturduğu Barolar Birliği de böyle bakar? Andilla koyarak bakacaklarına, madem hatırı yoktu kanun, nizam ve intizam ile hukukun, bekçileri olarak bunca senenin, namı namert olsun böyle bakanın diyerek ‘Evet, peki Efendimi’ bağlayan ipi kesi versinler. Ve Adalet ile hukuk adına noktayı cümlenin sonuna değil, tereddüt ettikleri yere koysunlar dedi.

**

Sn. Serkan Mesutoğlu, bir Avukat ve bir hukukçu olarak, ülke yönetimindeki boşluğun, ne hukuk ne de devlet ciddiyetine uymadığını dile getirdiniz. Başbakanın, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra görev değişikliği nedeniyle Başbakanlığın şu anda boş olduğunu söylediniz. Ve. Başbakanlık koltuğunun boşalması sonrasında hükümetin ortadan kalmış olacağını ve tüm icraatların hukuksuz sayılacağını belirttiniz.  Sn. Mesutoğlu, hem Başbakan, hem Cumhurbaşkanı hemde bakanlar kurulunun yöneticiliğinin yapılacağı bir durumda sanırım Anayasa fena öpülür. Gerçi, bazılarının Anayasa bir defa öpülmekle bir şey olmaz görüşüne karşın, mübarek Anayasa öpüle öpüle kevgire dönüştü ya olsun, kendi hanımına sert davranan, ancak yabancı kadın karşısında eriyip akarken, efendimclik taslayan, evin erkeğinden değişik bir şey beklenmez. Kendini aşan insan, insanlık garından, haddini aşan insan ise rayından çıkmış demektir. Haa siyasetçinin raydan mı? Yoksa gardan mı çıktığını bilmiyorum.

**

Sn. Halis Üresin, Merkezi İhale Komisyonu (MİK) Başkanlığı’na atandığınızı öğrendik. Hayırlı ve uğurlu olsun. Şirketler Mukayyitliği, Maliye Bakanlık Müdürü derken, şimdi de Merkezi İhale komisyonu başkanlığına atanmanız, taşın ‘Cuk’ diye yerine oturduğu gibi oturdu. Sn. Üresin, yaptıklarınız, yeni görevinizde yapacaklarınızın teminatıdır. İşini iyi yapma konusunda çok iyi niyetli bir insan olduğunuz biliniyor. Unutmayın iyi insanın İyi dostları var. Ve inanın iyi dostu olanın aynaya hiç gereksinimi yoktur. Bunun yansıması da işte böyle önemli görevlere güvenilerek atanmakla olur.   

**

Sn. Ali Nebih,  sosyal medyadaki paylaşımınızda, Kapalı Maraş içerisindeki, trafik ışıklarının içindeki ampullerin bile yağmalandığını gösteren bir fotoğraf yayınladınız. Ve Trafik ışıklarının içindeki ampulleri bile yağmalanan bir şehir Maraş.Bu talan edilen şehirde piknik yapmak ne dahiyane bir fikir. Bir da sirto oynayın bari "GINDIRIK MARAŞ'IN" Şerefine dediniz. Ali gardaş, piknik yapacak olanların birçoğu ‘Sirto’ oynamayı bilmez. Sirtaki sevilmez. İstersen gel çiftetellide anlaşalım. Hacı amca, Maraş’ta yakacağımız mangalda yaktığımız ateşi gözyaşımızın bile söndüremeyeceğinden korkuyorum. Halk olarak yoğuracağımız acılı çiğ köfte de inşallah dilimizi yakmaz. Maraş Reklam filminin’ tanıtım versiyonu güzel. Ama esas film gösterime girince inşallah Yeşilçam filmine dönüşüp ‘Mutsuz Son’ ile NOS olmaz

**

Günün Fıkrası

YAMYAMLAR

 KKTC Meslisinde  5 tane yamyam, programcı olarak görevlendirilirler. Müdürleri onlara hitaben:

 - "Şimdi burada çalışabilirsiniz. Burada iyi para kazanabilirsiniz. Ama yemek yemek icin Meclisin kafeteryasına gideceksiniz ve diğer çalışanları rahat bırakacaksınız" der. Yamyamlar hiç bir çalışanı rahatsız etmeyeceklerine söz verirler. İki hafta sonra müdürleri gelir:

 - "Çok iyi çalışıyorsunuz. Yalnız üst kattaki temizlikçi kız kayıp. Ona ne olduğunu biliyor musunuz?" diye sorar. Yamyamlarin hepsi hayır derler ve bu işle hiç bir ilgilerinin olmadığını söylerler. Müdür gidince yamyamların şefi yamyamlara döner:

 - "Aranızdan hangi maymun temizlikçi kızı yedi?" diye sorar. En arkadaki yamyam alçak bir sesle cevap verir:

 - "Ben yedim" Bunun üzerine şef söyle cevap verir.

 - "Ulan aptal! Biz 4 haftadır önce bakanlardan birkaçını. Sonra 3-5 tane Milletvekilini. Daha sonra bazı müdürleri, üst düzey bürokratları, ve bazı meclis amirlerini  yiyip duruyoruz. Kimse de boş gezenin boş kalfalarının ortada olmadığının farkına varmadı. Nasıl olsa onların bir işe yaradıkları yoktu. Bakanları, Milletvekilleri yememiz anlaşılmadı ama senin durup dururken temizlikçi kızı yemen şart mıydı?!" Ortalık allem gallem oldu. Karıştı be akılsız. Diğerlerinin farkında değillerdi. onları boş ver. Fakat temizlikçi kızın kaybolduğunu millete nasıl izah edeceğiz.

Günün Sözü

122749648_394444135058273_1569604750094222602_n.jpg

Günün Fotosu122772789_293914198282768_5040796142071183661_n.jpg122894340_2724538087865934_4546873099277504016_n.jpg

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler