• BIST 1.560
  • Altın 439,622
  • Dolar 7,4444
  • Euro 9,0059
  • Lefkoşa 10 °C
  • Mağusa 10 °C
  • Girne 11 °C
  • Güzelyurt 11 °C
  • İskele 10 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -3 °C

Taner Ulutaş'tan Sahibine Mesajlar

Taner Ulutaş'tan sahibine mesajlar
Taner Ulutaş'tan Sahibine Mesajlar

Sn. Tufan Erhürman, düğün günü, yenim dar, yerim dar diyerek oynamaya nazlanan gelinden illahlak çekenler, sığ suları bile hafif olarak esmesi ile coşturacak olan rüzgârı estirmeye nazlananlardan daha çok çektin ve çekiyorsun. Nihayet eh madem çok ısrar ettiniz, bir bakalım diyenler ammalar ile 45 gündür hükümetsiz kalan hükümeti kurmaya serhen evet dedi. Ayşaba, bir zamanlar, Yontma taş devri, sonrasında da Cilalı taş devri vardı. Bu devirler geçince punç devri başladı. Ama galiba punç çağı da bitti ve yerine ‘Koltuk’ çağı başladı. Sizin tüm iyi niyetli uğraşlarınız karşısında, bazılarının ülke sevgisi galiba otobüs aşkı gibidir. Halk olarak bizim yolumuz ‘son durak’ bu efendilerinki ise ilk seçimde ‘müsait bir yer. Bilmem anlatabildim mi?

**

Sn. Cemal Özyiğit, kaptansız ve rotası meçhul gemi gibi kapıldım rüzgarına gidiyorum şarkısı eşliğinde yol alan KKTC Transatlantiğin tekerine birileri androş (Takoz) koymaya çalıştığını belirttin. Ve birilerinin, ufukta hayal meyal gözükmeye başlayan 4’lü hükümetin kurulmaması için bir yerlerini yırtıp başına takke diye geçirmeye çalıştığını ima ettiniz. Bin bir dereden su getirmeye çalışırken, Cevizi kırıp özüne inemeyen ve hepsini kabuk zannedenlerin, rüzgar yoksa dalga da yoktur düşüncesi ile eski 4’lü koalisyon hükümetinde sarf ettiğin İmam sözcüğünü bile polemik yapmaya çalışarak fırtına yaratmaya çalıştıklarına vurgu yaptınız. Cemal hocam, Uçurtmalar, rüzgâr gücü ile değil o güce karşı koydukları için yükselirler. O güce karşı koymaya devam ederken, sana acemi desinler. Risk üstlenmeye korktu desinler. Ama rahmetli demesinler.

**

Sn. Olgun Amcaoğlu,  Baş dönmesi ve mide bulantısının yanısıra, şiddetli baş ağrısı ve baş dönmesi şikâyetleriyle geçtiğimiz gün Acil Servise başvurduğunu öğrendik. Çok geçmiş olsun. Doktorlar vertiko deyince, senin verigo üzümlerden kısmet ne kadar bize de düşer diye hesap yaptık. Meğer vertigo olarak nitelendirilen kristallermiş. Ve bizde senin kristallerin yerine Verigo üzümünü koyduk. Şaka bir tarafa, Ayşaba, Olgun ovlucuğuma selam söyleyin, o bu ülkenin değerlerindedir ve bu ülkede, kaybetmeyi göze alamayacak kadar az değerlerimiz kaldı. Bu ülkeye lazımdır. Sıkı bassın dedi.  Sevgili Olgun, deniz derindir durulmaz. İnsanları sevdiren sağlam dostluklarıdır. İşte bu nedenle senin gibi yüreği temiz insanların dostlukları ebedidir ve unutulmaz.

**

Sn. Yenal Senin, 45 gündür hükümetsiz kalan ülkede bir hükümet kurulması için verilen uğraşlar sonrasında, nihayet bakarız dediniz. 4’lü koalisyon hükümeti içi ‘Golorambicik’ gibi ışık vermeye çalışırken, bence manevra yaparken sırıtan 1956 model DODGE gibiydiniz. Bakalım, bizimde listeye eklenecek önerilerimiz var derken, bir parmağınız 4’lüyü gösterirken, benim kanaatime göre 3 parmağınız da UBP’yi göstertti. 3 vekilinizin onay vermediği 4’lü koalisyonu sanırım sizde içinize sindiremediniz ve UBP ile nişan tazelemeyi aklınızdan geçirdiniz. Sn. Senin, benim nezdimde siz, insan olarak çok mükemmel bir karaktersiniz. Ancak siyasetin kuralları gereğince, bu iş bitti hükümet kuruluyor denilen noktada, 1956 model Dodge arabanız ile manevra yaparken, ah gözüme güneş girdi deyip UBP’nin kapısının önüne park edeceksiniz kanaatindeyim

**

Sn. Yasemin Öztürk,  seçim sisteminde karma oyun kalkması gerektiğini, vurgu yaparak, zaten oylarınızın yüzde 20’sinin bu nedenle yandığını belirttiniz. Halkın zaten ideolojileri var. Mühür vurulacaktır. Bu düşüncede olan insanlar varsa yani anti demokratik olduğunu düşünenler, o halde kaldıralım partileri herkes istediği insana versin mi diyelim dediniz. Vallahi partiler konusunda haklısınız. Bu partilerin zaten yarısı bir muka yaramıyor. Dal ağacı gösterir der atalarımız. Ama hatalarınız sayesinde dalı geçtik ağacı bile kuruttunuz. Meclise bakıp o halinizi gördükçe,  Çobanın gönlü olsa tekeden yağ çıkarır dedim. Sn. Öztürk, siyaset köfünün içi çürükler ile doludur. Karma oy bu çürükleri ayıklamamıza ve sağlamların köfünde kalmasını sağlar. Sağlamlar yıldızlar gibidir. Karanlık çökünce ortaya çıkarlar. Maşallah çoğunuz kara delik gibisiniz. Etraflarınızda ne varsa yutuyorsunuz.

**

Sn. Fazilet Özdenefe, Meclis kürsüsünden eline aldığın sazın ‘Bam Teline’ vurdukça, birilerinin mesken tuttuğu dağlar Mehmetali, ovaları da ‘Uvv Banayiyamu’ diye inledi. Hazreti Cumhurun, kendisini Kanuni Sultan Süleyman’ın yerine koyarak, ülkeyi bir usta bir memleket idare etmeye çalıştığına vurgu yaptın. Hem Veziriazam, hemde Padişah yerine koyanların, kurumsal yapıyı, çöpe attığını yanlış anlamadıysam, deliğine sığmadığını geçtik, deliğinde bir parmak bile peynir kalmayan farenin, bir de kuyruğuna kabak bağlamaya çalıştığını ima ettiniz. Sn. Özdenefe,  faydasız baş mezara yaraşır sözünü yanlış anlayarak, faydasız baş koltuğa yakışır düşüncesi ile koltuğa oturtulanlar, Gülden Plümer Küçük ve Mina Balman gibi ülkenin medarı iftiharı konumunda olan başları da Voyvoda Mihail gibi kesmeden durmadı.

 *“

Sn. İzzet İzcan, herkes Mersine giderken siz tersine tersine giderek, Maraş’ın ifade edildiği gibi gerçek sahiplerine vermemizin mümkün olmadığını söylediniz. Bizler turşusunu kurup, beklettiğimiz Maraş için, malların milyarlarca doları geçmesine karşın 2006 yılına kadar belli bir tazminat ödediğimizi ifade ettiniz. Şimdi ise AHİM zorlamasıyla, sahil şeridi için Maraş’ı hem açtık hem açmadık dediğimizi, bunun yolunun ve çözümün federal Kıbrıs’tan geçtiğini belirttiniz. Sn. İzcan, federal çözümü ağzına aldığın duyulursa, vallahi de billahi de senin ağzına Urfa’nın acı biberi İSOD sürecekler. Ayşaba, sürer durumun devam etmesini isteyen bazı ensesi kalın, gerdanı sarkık efendiler Eroin gibidirler. Varlıkları ölüm, yoklukları kriz dedi.

**

Sn. Osman Yıldızev, yazdığımız haberler yüzünden bazen bir takım insanlar bizlere, be ama bu ülkede hiç güzel şeyler olmaz mı diyerek serzenişte bulunuyor. Bizde karınca kararınca olmaz mı? Oluyor be dostum. Mesela,  Milli Piyangolar talih kuşunu Osman Yıldızev uçurarak, birçok kişinin yüzünü güldürüyor diyoruz. Şimdilerde yeni bir hükümetin kurulma aşamasındayız. Yeni hükümetin eline nacak ve baltayı alarak doğrama işine girişmeden onlara be efendiler, hacı hacı olmaz gitmekle Mekke`ye, dede dede olmaz gitmekle tekkeye demek istiyoruz. Yani Türkçeden Türkçeye tercüme edersek, koltuklarında başarılı olan ve devlete hatırı sayılı paralar kazandıran Osman Yıldızev gibi başarılı müdürlerin İskender’in Kılıcından uzak tutun diyoruz, 

**

Sn. Mehmet Enver Erkol, sosyal medyadaki paylaşımınızda, pandeminin bitmesinden sonra, ilk fırsatta Kıbrıslıların gerçek topraklarına geri dönmeye başlayacaklarını, çünkü bu şartlarda bu ülkede yaşamak istemediğini dile getirdiniz. Birçok insanın geri dönmek için yollar aradığını, Makarios’un bu topraklardan sökemediği insanımızı, dört tambura beş ogga modundaki bazı yöneticilerimizin söküp atmayı başardığına vurgu yaptın.  Sn. Erkol, harman dövmek keçinin işi değil. Keçiye bu işi bırakırsan, yaptıkları ile işte böyle bizleri hamama girmiş gibi terden sırılsıklam eder. Nasıl, dalından düşen yaprak, rüzgarın oyuncağı olursa, dümeni iyi çevirmek için kaptan yapılanların elinde de gemi rüzgarsız havalarda bile oyuncak olur ve salimen limana varamaz. Gideceği yerde ya Mercan kayalıklarıdır, yada denizin dibi.

**

Sn. Zehra Öztürk Gündüz, son zamanlarda moda sözcüğün, elinizi taşın altına koyun olduğunu dile getirdiniz. Ve bir Allah’ın kulunun da çıkıp, taşın değil, kayanın altında ezilen bu halkın ellerini birisi çekip çıkartmadı. Bir ömür taşların altında tükendi diyerek artık insaf dediniz. Sn. Öztürk, adamlar babamızın adı Hıdır, elimizden gelen budur diyor. Bizde inadına çorak tarlada ürün olmayacağını bildiğimiz halde ha bire o çorak tarlayı ekip duruyoruz. Bakın hayat üç buçuk ile dört arasındadır. Birçok efendi koltuklarda dört dörtlük yaşarken, halk olarak bizlerinde geçim sıkıntısından bir yerimiz dört buçuk atıyor.

**

Sn. Hüseyin Kavaz, Sn. Faiz Camgöz, Belediyeler Seçiminde, UBP’den LTB Meclis Üyesi seçilmiştiniz. Ancak, nedendir bilinmez, bizden bu kadar diyerek 25 Kasım'da istifanızı sundunuz. İstifanız sonrasında da kamu boşluk kaldırmaz düşüncesi ile YSK, aynı partiden aday olup seçilemeyen ancak en yüksek oyu alan, Bengü Topaloğlu ile Vedat Tezcan’ı yerinize atamış oldu. Teşbihte hata olmaz, hamala semeri yük olmadığı gibi sizin Lefkoşa halkı adına yapmış olduğunuz görevde yakınen tanıdığım sizlere yük değildi. Hatçe Teyze, zorla güzellik olamayacağına göre sevgili evlatcıklarım da zor yerine güzelliği seçerek, koltuk aşkına son verdiler dedi.

**

Sn. Erdal Eryener, sosyal medyada paylaştığınız bir yazı ile ilgili olarak seçim zamanlarında isminizin altını çizenler, bukez size karşı duydukları öfke nedeniyle, hastalığınıza rağmen isminizin üstünü çizdiler. Tedavi ve böbrek nakli maksadı ile Güney’e bile geçmenize, bir insanı sağlığından edip ölüme terk etme uğruna ‘Nayır, Nolamaz’ dediler. Patagonyada bile eşine rastlanmayacak bir uygulama sonrasında, eğer bir ceza verilecekse savcı da biz, yargıç da biz diye düşünenler, önce geri verilen kimlik kartlarınız ile pasaportlarınıza el koyarak, size dilinizin ve kaleminizin cezasını ölüm ile çekin dediler. Sn. Eryener, ağaç ne kadar yüksek olursa olsun, o ağacın yapraklarının birgün yere düşeceğini ve rüzgarın önünde sağa savrulacağını unutmamalıdır. Gün ola harman ola.

**

Günün Fıkrası

 

Politika nedir?

çocuk babasına sorar: "baba politika nedir?"

Baba söyle der: bak oğlum, ben eve para getiriyorum, öyleyse ben kapitalistim. Annen parayı yönetir, öyleyse o hükümettir. Deden paranın doğru idare edilip edilmediğine dikkat eder, öyleyse o da sendikadır. Hizmetçi kız ise isçi sınıfıdır. Bizlerin ise tek hedefi vardır, senin rahatlığın. Dolayısıyla sen de halksın. ve altında bezi ile yatan küçük kardeşin ise gelecektir. Söyle bakalım anlayabildin mi?"

Çocuk düşünür ve o gece babasının anlattıklarını düşüneceğini söyler.

Gece yarısı çocuk uyanır. Çünkü küçük kardeşi altını pisletmiştir ve ağlamaktadır. ne yapacağını bilemeyen çocuk anne ve babasının yatak odasına gider. Annesi yalnız ve derin bir şekilde uyumaktadır, öyle ki onu uyandıramaz. Hizmetçi kızın odasına gider. Bakar ki >babası hizmetçi kızla yatmaktadır. Dedesi de pencereden gizlice onları izlemektedir. hepsi öyle meşguldürler ki çocuğun orada olduğunu fark etmezler bile. çocuk hiçbir şey yapamadan yatağına geri döner.

ertesi sabah baba çocuğa kendince politikanın ne olduğunu anlatmasını ister. "evet" der çocuk, "kapitalizm" isçi sınıfını kötüye kullanıyor... Sendika bunu seyrediyor... Bu arada hükümet uyuyor... halk ise dikkate alınmıyor... ve gelecek .. Okun içinde yatıyor! İste politika budur...

Günün Sözü

128683370_1824880564332371_2209901748439617710_n.jpg123217737_983517428784002_1475885556748051067_n.jpg

Günün Fotosu

83629488_2945610392215500_3468661238155135300_n-001.jpg128903463_289853915765678_7560733416806230212_n.jpg

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler