• BIST 114.809
  • Altın 398,919
  • Dolar 6,8590
  • Euro 7,7729
  • Lefkoşa 31 °C
  • Mağusa 30 °C
  • Girne 28 °C
  • Güzelyurt 28 °C
  • İskele 30 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 24 °C

TDP MYK: “Anlaşma Yeniden Yapılanmayı Değil, Mevcut Sistemin Devamını Öngörüyor”

TDP MYK: “Anlaşma Yeniden Yapılanmayı Değil, Mevcut Sistemin Devamını Öngörüyor”
TDP MYK: “Anlaşma Yeniden Yapılanmayı Değil, Mevcut Sistemin Devamını Öngörüyor”

Toplumcu Demokrasi Partisi Merkez Yönetim Kurulu (TDP MYK) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti (KKTC) ile Türkiye Cumhuriyeti (TC) Hükümeti ile arasında 26 Mayıs tarihinde imzalanan İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nın yeniden yapılanmayı değil, mevcut sistemin devamını öngördüğüne dikkat çekti. 

İmza töreni Anadolu Ajansı (AA) tarafından duyurulan anlaşmayla ilgili Kıbrıs Türk halkı ve Meclis’e bilgi verilmediğine, dahası hükümet milletvekillerinin bile haberi olmadığına dikkat çekilen açıklamada, halkın kendi geleceği ile ilgili protokolün imzalanacağını AA’dan öğrenmesinin, UBP-HP hükümetinin de içeriği sır gibi saklamasının ciddiyetsiz yönetim anlayışının en somut göstergesi olduğu belirtildi. 

Dün gece toplanan TDP Merkez Yönetim Kurulu gündemindeki diğer konuların yanı sıra KKTC ile TC Hükümeti ile arasında imzalanan İktisadi ve Mali İşbirliği anlaşmasını değerlendirdi.  Açıklamada şu ifadelere yer verildi: 

  • İmza tarihi KKTC hükümeti tarafından değil, Anadolu Ajansı tarafından duyurulan ve alelacele imzalandığı Devletlerin isimlerinin yanlış yazılmasından açıkça belli olan protokolün içeriği ile ilgili topluma, Meclis’e, sivil toplum örgütlerine haber verilmemesi kabul edilebilir değildir. 

  • Hükümete mensup milletvekilleri hatta bazı bakanların dahi imzadan kısa süre önce haberdar edildikleri söylemleri bir yana, toplumun geleceğini çok yakından ilgilendiren protokolle ilgili sergilenen ciddiyetsiz tutum, UBP-HP Hükümetinin yönetim anlayışını açıkça ortaya koymaktadır.  

  • Bu halkın yıllarca kendi ayakları üzerinde duran bir yapıya sahip olamamasının, bağımlılığın giderek artmasının, eğitim ve sağlık başta olmak üzere ülke altyapısının yetersiz olmasının, ormanlarımızı mahveden yangınları önleyici adımları bile atamayışımızın temelinde de bu anlayış yatmaktadır. 

Protokolün içeriği ile ilgili ise şunlara yer verildi: 

  • Protokol, özellikle pandemi süreci ile birlikte sürdürülebilir olmadığı net olarak ortaya çıkan mevcut yapı yerine, eşitlikçi ve adaleti ön plana çıkaracak, kendi ayakları 

  • üzerinde durabilecek daha sağlam sürdürülebilir yeni bir yapının temellerinin atılmasını değil, çöken yapının borçlandırılarak devamını öngören bir içeriktedir. 

  • 2 milyar 288 milyon 976 TL’nin 650 milyon TL’sinin savunmaya, 272.9 milyon TL’sinin altyapıya (Ankara kaynaklı projelere), 115 milyon TL’sinin reel sektöre, 100 milyon TL’nin kamu sektörüne, 1 milyar 150 milyon TL’sinin ise dolar bazında bütçe açığına katkı olarak verileceği öngörülmektedir. Rakamlardan da görüleceği gibi ekonominin can damarı reel sektör için 115 milyon TL ayrıldı. Özellikle pandemi sürecinde ekonomik anlamda ciddi mağduriyet yaşayan dar ve sabit gelirli vatandaşlar ile küçük ve orta boy işletmelerin korunup desteklenmesi gereken bir dönemde önceliğin yine mevcut sistemin devamına verilmesi, reel sektörün, küçük orta boy işletmelerin tamamen gözden çıkarıldığının göstergesidir. 

  • Anlaşma, reel sektörde çalışanlara ve esnafa destek sağlanmasını öngörmemektedir. Dolayısı ile ‘TC’den para geldi, sorunlar bitti’ anlayışı doğru değildir. Belki Maliye geçici olarak biraz rahatlayacak, ancak Pandemi kaynaklı ekonomik krizin kendini hissettireceği Temmuz ayı ve sonrasına yönelik düzenleme yapılmazsa iflasların yaşanması kaçınılmaz olacaktır.  

  • KKTC’nin 2019 yılı sonu itibarı ile TC’ye 22 milyar, içe de 8 milyar olmak üzere toplam 30 milyar TL borcu oluştuğu ortadayken, öncelik beslenme-barınma-enerji ve ulaşım alanlarında hayatı ucuzlatan uygulamalara, küçük ve orta boy işletmelerin desteklenmesine verilmediği sürece bu kısır döngü sürecektir. Daha önce de çeşitli defalar belirttiğimiz gibi öncelik kendi ayakları üzerinde durabilecek ekonomik yapının temellerini atmak olmalıdır. Anlaşmanın içeriği maalesef bu anlayıştan çok uzaktır.   

  • Anlaşmada Sosyal Sigortalarla ilgili yer alan "Gelecek 20 yıla yönelik aktüeryal tedbirlerin alınacağı" maddesi de oldukça düşündürücüdür. TC’de Sosyal Sigortalardaki Emekli Yaşı kademeli olarak 65 yaşa çıkarıldığı düşünüldüğünde, KKTC’de emekli maaşlarını da ileri taşımak mı planlanmaktadır?

  • Anlaşmanın 17. Maddesi’nde yer alan ve 15 Haziran tarihine kadar yapılması öngörülen ‘KKTC’nin tüm Bakanlıklarında asgari 3 yetkiliden oluşan Proje Uygulama ve Takip Komisyonların kurulması’ ifadelerini değil protokole yazmak, düşüncesi bile kabul edilemezdir. Bir bakanın görev ve sorumluluk alanına girerek, onları kontrol edecek bir nevi gölge bakanlık oluşturulmasına onay vererek, üstelik yasalara da aykırı bir durum oluşturacak bir metne imza atmak kendi insanlarımıza yapılan büyük bir saygısızlıktır.

    Bakanlar Kurulu’nun Maliye Bakanlığı’nı 400 milyon TL'ye kadar borçlanma konusunda ise; 

  • UBP-HP Hükümeti söz konusu kaynağın nerelere harcanacağını kalem kalem açıklamalıdır. Bu kaynak, sağlık ve eğitim başta olmak üzere toplumsal ihtiyaca göre bir planlama dahilinde kullanılmak zorundadır. Geçmişte bu tür kaynakları seçim yatırımı olarak kullanan anlayışların toplumun geleceğinden çaldığı bugün çok net olarak ortadayken, benzeri anlayışlar içine girilmesi bu halka yapılacak en büyük kötülüklerden olacaktır. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler