Detay Kıbrıs Gazetesi Bugün
  • BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Lefkoşa 25 °C
  • Mağusa 25 °C
  • Girne 25 °C
  • Güzelyurt 21 °C
  • İskele 25 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 21 °C

Turizm eski Müsteşarı Şahap Aşıkoğlu,azınlık hükümeti zaafiyet

Turizm eski Müsteşarı Şahap Aşıkoğlu,azınlık hükümeti zaafiyet
Turizm eski Müsteşarı Şahap Aşıkoğlu, turizm konusunda çarpıcı açıklamalar yaptı

Rant cephesi beklemede... Meclisteki azınlık zaafiyeti varken, bu hükümetin uzun vaadeli planlar yapıp, halkın faydasına kararlar alabilmesi zor.Çünkü birçok rant cephesi yıllardır böyle bir hükümeti bekledi

 

Emirname kimin için? Girne Emirnamesi gibi olaylarla halk ile turizm yatırımcıları karşı karşıya getirilerek, aralarında bir nefret oluşmasına neden olunmaktadırlar.

 

2016 iyi gitmiyor, 2017 karanlık... Yabancı uyruklu turistlerin gecelemelerinde %10, turistik konaklama tesislerinin doluluklarında ise %8’lik bir düşüş var. Verilere bakıldığında 2016 yılı turizm gelirlerinde %20-25 bandında bir düşüş olacak gibi. Özetle,  2016 iyi gitmemektedir ve maalesef 2017 de hiç iyi görünmemektedir.

 

Hükümetin gücü ve iktidarı yok...2017 turizm sektörünün başarılı olmasının TEK YOLU uzun süreli ve kararlı bir planlama yapmak ve uygulamak. Ancak ne yazık ki şu andaki azınlık hükümetinin bu yöndeki bir planlamayı yapmaya gücü ve iktidarı yoktur. Dolayısıyla Turizm Bakanlığı’nın ve teknik ekibin de bu gücü yoktur

 

Türkiye atraksiyonu yanlış..... 7 gecelik paket turlarla daha fazla yabancı turist getirmeliyiz. Bunun için Türkiye’ye değil Avrupa’ya yönelik bilinçli tanıtım ve çalışmalar yapmalı, Avrupa’ya yönelik tarifeli veya part charter veya full charter uçak hatlarını çoğaltmalıyız.

 

HK Ajans

Bu hafta Turizm eski Müsteşarı Şahap Aşıkoğlu ile sektörü konuştuk ve kendisini biraz daha yakından tanımaya çalıştık. Aşıkoğlu turizm sektöründe hükümetin yanlışlar yaptığını ve bu nedenle kötüye doğru bir gidişin var olduğunu iddia etti. Aşıkoğlu,turizmin canlanması için neler yapılabileceğini şöyle sıraladı: Türkiye’ye aşırı bağımlılıktan kurtulmalı, daha fazla casino izni verilmemeli, Turizm Sektörü libarelleşmeli, Turizm Yatırım Teşvik sistemi yeniden revize edilerek vergi ve yatırım teşvikleri konularında devletin avantajına olacak noktalar artırılmalı. Haksız rekabete yönelik önlemler alınmalı. Ulaşım Teşvik sistemi acentelerin rekabetçi olmasını, büyümeye ve dışa açılmaya odaklanmasını teşvik edecek şekilde revize edilmelidir. İşte Şahap Aşıkoğlu’nun HK Ajans’a söyledikleri.  

 

SORU: Sizi toplum Turizm Bakanlı Müsteşarı olarak tanıyor. Ancak sizin çok farklı yönleriniz var. Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

 

AŞIKOĞLU: 1967 yılında Lefkoşa’da doğdum ancak 9 yaşında babamın Mağusa’ya tayini dolayısıyla çocukluğum Mağusa Maraş bölgesinde geçti. 4 çocuklu bir memur ailesinin en küçük çocuğu olmamdan dolayı çalışma hayatına ilkokul beşinci sınıftayken yaz tatilinde yeğenimizin benzin istasyonunda başladım ve sonrasında ise tüm öğrenim hayatım boyunca hep çalıştım. O zamanlar çocukların çalışması ayıp değildi tabii.

 

Çocukluğumdan bu yana hep çalıştım

 

SORU: Ne gibi işler yaptınız?

 

AŞIKOĞLU: Portakal fabrikasından tutun da, limanda yük taşımaya kadar birçok yerde ve turizm sektörünün, casinolar dahil birçok alanında çalıştım. Garsonluk, krupiyerlik, rehberlik gibi işlerin yanı sıra seyahat acentelerinde de farklı görevler yürüttüm. Çalışma hayatına erken atılmış olmak bana iş dünyasında büyük avantajlar sağladı. Lise ve üniversite sonrasında yüksek lisans yaparken de üniversitelerde öğretim görevlisi olarak çalıştım. Çalışmamın yanı sıra öğrencilik hayatım boyunca çok da aktif bir spor ve sosyal hayatım oldu. Voleybol, atletizm ve satranç alanında başarı göstererek Türkiye’de birçok kez ülkemi temsil etme şansını yakaladım.

sahap_asikoglu.png

Kar amacı gütmeyen şirket

 

SORU: Turizmle tanışmanız nasıl oldu?

 

AŞIKOĞLU:Üniversite eğitimim sırasında turizm alanındaki tecrübelerimden dolayı üniversitenin turizm master plan ekibine dahil edildim. Master planının tesliminden sonra üç yıl boyunca London Metropolitan Üniversitesi adına  “Kuzey Kıbrıs’taki kumar turizmi sürdürülebilir mi” konusunda akademik bir çalışma yapıp, dönemin Turizm Bakanı Sayın Mustafa Akıncı’ya teslim ettik. Bu arada Maltepe Üniversitesi’nden aldığım teklifi kabul ederek İstanbul’a taşındım. Burada Turizm Bölüm başkanlığı dahil olmak üzere rektör danışmanlığına kadar farklı görevlerde bulundum. Avrupa Birliği’nin Türkiye’de faaliyetlerine başlaması üzerine üniversitedeki görevlerim devam ederken, AB Delegasyonlarında uzman olarak çalışmaya başladım. Türkiye’de bu alandaki ihtiyacı görerek üç ortağımla beraber Türkiye’nin ilk Non-profit (Kar amacı gütmeyen) şirketini kurduk. 2009 yılına kadar Doğan Grubu, Sabancı Grubu, Doğa Grubu, Bakırköy Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Tarih Vakfı, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı gibi birçok kuruma yatırım danışmanlığı, kurumsal sosyal sorumluluk, fon yaratma, itibar yönetimi gibi alanlarda danışmanlık hizmeti vererek birçok proje gerçekleştirdik.

 

6 yıl süren Turizm Müsteşarlığı

 

SORU: Türkiye’de birçok alanda çalıştığını anlatıyorsunuz. Kuzey Kıbrıs’a dönüşünüz nasıl oldu?

 

AŞIKOĞLU: 2009 yılında KKTC’de Avrupa Birliği projelerinden birinde görev yapmaktayken aynı yıl yapılan seçimin ardından kurulan Eroğlu hükümetinde Turizm ve Çevre Bakanlığı Müsteşarlığı görevi teklif edilince kabul ettim. 2015 yılının Aralık ayında bu görevden istifa ederek Türkiye’deki ve uluslararası çalışmalarıma kaldığım yerden yeniden başladım. Türkiye ve ülkemizde yatırım danışmanlığı ve fon yaratma alanındaki kariyerimi sürdürürken, KKTC’deki SAYTEV- Saydam Tarih ve Eğitim Vakfı’nın Müdürlüğünü de yürütüyorum. Aynı zamanda Turizm alanındaki çalışmalarımı ise Londra merkezli bir danışmanlık şirketi olan Touch TD’de sürdürüyorum.

 

Uyguladığımız stratejilerler turist sayısını 1 milyonun üzerine çıkardık

 

SORU: Peki şu andaki turizm sektörünün durumunu nasıl görüyorsunuz?

 

AŞIKOĞLU:Öncelikle şunu tekrar vurgulamalıyız ki ülkemiz KKTC’nin turizm sektörünün dışında, ki yüksek öğrenim de turizmin bir çeşididir, kalkınmak için başka hiçbir alternatifi yoktur. Bu söylediğim kısa ve orta vade için geçerlidir ve tartışma kaldırmaz bir olgudur.

Bu noktadan hareketle; ülkemiz turizm sektörünü doğru analiz edebilmemiz için, dört farklı faktörü gözönünde bulundurmamız gerekir. Birincisi dünyadaki ve bölgemizdeki turizm konjektürü, ikincisi hükümetin kararlılığı ve gücü, üçüncüsü turizm sektörümüzün dinamizmi ve dördüncüsü de Türkiye hükümetleri ile ilişkilerdir. Bahsettiğim bu dört noktayı 2009 yılında dengeleyebilmiş ve doğru stratejiler kurabilmiştik. Böylece sürekli arkasına saklanılarak başarısızlıklarını “ambargolar altındayız” söyleminin ardına gizleyen zihniyetin gerçek olmadığını, 23 ülkeden turist akışı sağlayarak ulaştığımız rakamlarla kamuoyuna göstermiştik. Yürüttüğümüz çalışmalar ve kurduğumuz sistemle turizmin birçok makro ekonomik göstergelerinde, 1974 sonrasında ulaşılan tüm rakamları geride bırakarak rekorlar kırdık. Örneğin turist başına gecelemeyi artırarak 6 geceye yaklaştık, yabancı geceleme ortalamasında ise ilk kez Türkiye geceleme rakamlarını yakaladık ve turist sayısını bir milyonun üzerine çıkarararak turizm gelirlerinde büyük artış sağladık.

 

Siyasi istikrarsızlık sistemi çökertti

 

SORU: Neden geriledik peki?

 

AŞIKOĞLU: Hükümetlerin devamlı bir şekilde değişmesi ve siyasal istikrarsızlık az önce değindiğim dört faktörlük paketin üzerine kurduğumuz sistemi çökertti. 2016 yılına geldiğimizde ve bu yılın Ocak-Temmuz dönemi verilerini 2015 ile kıyasladığımızda, yabancı uyruklu turistlerin gecelemelerinde %10’luk bir düşüş, turistik konaklama tesislerinin doluluklarında ise %8’lik bir düşüş gerçekleştiğini görmekteyiz. Dolayısı ile bu verilerin sonucunda da 2016 yılı turizm gelirlerinde %20-25 bandında bir düşüş olacağı görülebilmektedir. Özetle verilere baktığımızda 2016 iyi gitmemektedir ve maalesef 2017 de hiç iyi görünmemektedir.

 

Türkiye’ye değil, Avrupa’ya bilinçli tanıtım yapılmalı

 

SORU: Bakanlık Türkiye’de bir tanıtım atağı başlattı. Sizce bu çalışma 2016 rakamlarını yükseltir mi? Ve turizm sektörünün yeniden toparlanması için uygun bir strateji mi?

 

AŞIKOĞLU: Bu konuda ben Bakanlıktan farklı düşünüyorum. Bizim en ciddi yapısal sorunumuz turist pazarı anlamında Türkiye’ye olan aşırı bağımlılığımızdır. Bizim ülkemizin %70-75 oranındaki turisti Türkiye’den gelmektedir. Aynen Antalya’nın Rus turiste olan aşırı bağımlılığından dolayı yaşadığı sorunları yaşamamak için, bizim hedefimiz tüm yumurtaları bir sepete koymamak olmalıdır. Türkiye alternatifinin yanında birçok farklı pazarlar üretmemiz gerekmektedir. Bütçemizin çoğunu yurt dışında İngiltere, Almanya, Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde yapacağımız nokta atışlarıyla yeni uçak seferlerinin başlatılmasına yöneltmeliyiz. 7 gecelik paket turlarla daha fazla yabancı turist getirmeliyiz. Bunun için Türkiye’ye değil Avrupa’ya yönelik bilinçli tanıtım ve çalışmalar yapmalı, Avrupa’ya yönelik tarifeli veya part charter veya full charter uçak hatlarını çoğaltmalıyız.

 

Azınlık hükümeti zaafiyeti

 

Bu anlamda 2017 için turizm sektörünün başarılı olmasının TEK YOLU uzun süreli ve kararlı bir planlama yapmak ve uygulamaktır. Ancak ne yazık ki şu andaki azınlık hükümetinin bu yöndeki bir planlamayı yapmaya gücü ve iktidarı yoktur. Dolayısıyla Turizm Bakanlığı’nın ve teknik ekibin de bu gücü yoktur.

Bu söylediğimin gerekçesini açıklayacak olursam, şu andaki hükümet azınlık hükümetidir ve özellikle meclis  açıldıktan sonra milletvekili yeter sayısından dolayı bu hükümetin birçok sorun yaşaması herkes tarafından beklenmektedir. Meclisteki azınlık zaafiyeti varken, bu hükümetin uzun vaadeli planlar yapıp, tüm halkın faydasına kararlar alabilmesi neredeyse imkansızdır. Çünkü birçok rant cephesi yıllardır böyle bir hükümeti beklemektedir. Zaten bunu da hükümetin yaptığı tüm icraatlarında görmekteyiz. Örneğin Girne Emirnamesi konusundaki ısrarı, Karpaz’da ve İskele’de işgal edilen yerlerin yıktırılmaması, TÜK kararı, mersedes alımı konusu ve seyrüsefer affı tamamen popülist ve hükümetin zaafiyetinden yararlanan çevrelerin talepleri doğrultusunda atılan adımlardır. Ki maalesef bu iki parti “KKTC sonsuza kadar yaşatılacaktır” deyen iki partidir ve ilk kez birlikte hükümet etmektedirler. Ama hükümet ederken yaptıkları icraatlarına bakacak olursak, KKTC Devletini halk karşısında küçük düşüren, acizleştiren ve saygınlığını sıfırlayan kararlar alarak söylemlerinin tam tersini yapmaktadırlar.

 

Tüm kesimlerin karşı olduğu bu emirname kimin için çıkarılıyor?

 

SORU: Girne Emirnamesi konusundaki düşünceleriniz nedir?

 

AŞIKOĞLU: Dolayısıyla böyle bir konjektürde bu hükümetin turizm alanında da kamuoyu yararına olacak uzun vadeli bir plan yapıp kararlılıkla uygulaması mümkün değildir. Örneğin Girne Emirnamesi kararı sadece bir otelin casino açabilmesi için uyguladığı baskının sonucudur. Genel olarak analiz yapacak olursam böyle bir 5 yıldızlı casino oteline Girne’nin ihtiyacı yoktur. İkincisi turistik yatak kapasitemizin %70’i beş yıldızlı otellerden oluşmaktadır ve bu orana bakıldığında Turizm Bakanlığı’nın ülkede bir müddet 5 yıldızlı otel izni vermemesi gerekmektedir. Bundan da önemlisi yeni casino açarak zaten zor durumda olan şans oyunları sektöründeki karlılığın daha da azalmasına sebep olunmaktadır. Bunun yanında bu otele izin verilmek için yapılacak değişiklikler bu ve benzeri otelleri çoğaltarak zaten plansız ve dengesiz büyüyen turizm sektörünü daha da dengesiz hale getirecek ve hali hazırda betonlaşmış olan Girne’yi 20 sene sonra tam anlamıyla bitirecektir. Bu basit soruyu sormak lazım, Turizm Master Planına ve Ülke Fiziki Planına uygun olmayan bu emirnamenin geçmesini turizmciler istemiyor, inşaat sektörü istemiyor, mimar mühendis odaları istemiyor, şans oyunları sektörü istemiyor, bölge belediyeleri istemiyor, halk istemiyor, peki kim istiyor? Bu uygulamada ısrar edilerek, yasalara ve hukukun üstünlüğü ilkesine ayrkırı davranılarak halka “Ülkemiz KKTC’de yasal olmayan her şey yolunu bulursan yapılabilir” mesajı verilmektedir.

Bütün bunları düşündüğümüzde, bu kararı verecek olan, bu kararı üretmek için çabalayan Bakanlar Kurulunun devletini sevdiği veya ülkemiz KKTC’yi yaşatmak için çalıştığı düşünülebilir mi? Yoksa turizmin halk için yapıldığının ve amacın halkın sosyal ve ekonomik refahının yükseltilmesi için yapıldığının mı farkında değildirler?

 

Halk ile turizm yatırımcıları karşı karşıya getiriliyor

 

Çok aşikardır ki bu popülist yaklaşımlarla kıyılardan, denizden, yatırım atmosferinden koparılan halk, bu alanları giderek kapatan yabancı sermayeye karşı tepki duymaktadır. Ve dolayısıyla da turizme de tepki duyarak sahip çıkmamaktadır. Halk ile turizm yatırımcıları karşı karşıya getirilerek, aralarında bir nefret oluşmasına neden olunmaktadırlar. Bu durum ne turizm yatırımcıları için ne de halk için sürdürülebilir değildir. Çünkü bu devlet, turizm yatırımları olmadan kalkınamaz, turizm yatırımcıları ise bu ülkenin halkına rağmen turizm yapamaz.

 

SORU:Bu durumda çözüm öneriniz var mıdır? Neler yapılmalıdır?

 

AŞIKOĞLU:Elbette yapılabilecek ve uygulanabilecek aksiyonlar vardır. Turizm gelirimizi sürdürülebilir biçimde artırabilmek hedefiyle yapılması gerekenleri madde madde sayacak olursam;

  1. Konuşmamın başında da belirttiğim gibi turistik anlamda tek pazara yani Türkiye’ye olan aşırı bağımlılığımızdan kurtulmak için yaratacağımız yeni pazarlardan tarifeli uçuşlar başlatmamız gerekmektedir. Böylece Türkiye pazarına olan aşırı bağımlılığımız yüzünden burada oluşan veya oluşabilecek olumsuz şartlardan ciddi şekilde etkilenmemizin önüne geçebileceğiz.
  2. Yine az önce belirttiğim gibi turizm sektörümüzün bir diğer aşırı bağımlı olduğu Şans oyunları şektörünün regüle edilmesi gerekmektedir. Artık casino izni verilmemesi gerekmektedir ve sektörün karlılıklarının daha da düşmemesi yönünde kararlar üretilmelidir.
  3. Ulaşım Teşvik sistemi acentelerin rekabetçi olmasını, büyümeye ve dışa açılmaya odaklanmasını teşvik edecek şekilde revize edilmelidir. Halbuki teşvik sisteminde yapılan son değişiklikler, aynı tarım sektöründeki uygulamalar gibi dejenere olmaya doğru gitmekte ve sektörün dinamizmini öldürmektedir.
  4. Turizm sektörü ülkemizin diğer sektörlerinde de olduğu gibi rekabeti ülke dışında değil ülke içinde algılamakta olduğundan haksız rekabete yönelik önlemler alınması gerekmektedir. Bu anlamda alınacak cezai önlemler herkese uygulanmalıdır.

 5- Turizm Sektörü libarelleşmelidir. Seyahat Acenteleri Yasası ve Oteller Yasası yeniden ele alınarak sektörün başarısız olanlarının piyasanın dışına atılması sağlanmalıdır.

6- Turizm Yatırım Teşvik sistemi yeniden revize edilerek vergi ve yatırım teşvikleri konularında devletin avantajına olacak noktalar artırılmalıdır. Böylece turizmin ekonomik getirisi artırılmalıdır.

 

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Detay Kıbrıs | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 392 444 79 79 Faks : +90 392 227351