Ağacı görebilmek

Oya GÜREL

Ormandaysanız, ağaçları göremeyeceğimiz söylenir… Doğru… Kökünü, gövdesini, birkaç dalını ve yaprağını görebiliriz belki ama bir bakışta ağacın tümünü görebilmek ne kadar da zordur! Görebileceğiniz ancak göz hizanızın az üzerine kadar büyüyebilmiş fidandır… Çok uzun zamandan beridir sık, balta girmemiş bir ormanda yaşadığımızı düşünüyorum… Kök görüyoruz, toprak görüyoruz, gövdenin bir parçasını görüyoruz… Ne gördüğümüz sorulduğunda “ağaç” diyoruz… Oysa ağaç değil, sadece bazı bölümleri gördüğümüz… Ağaç olduğunu biliyoruz ama en tepedeki yaprağın rengini bilmiyoruz mesela Meyvesini göremiyor, erişemiyoruz… Dallarının nerelere kadar uzandığını, boyunu tahmin etmemiz o kadar zor ki! Toprağın üzerinde kuru yapraklara basarak koskoca ormanda dolaşıyor, bizi saran ağaçları tanımıyoruz… Başımızı yukarı kaldırmak da yeterli olmuyor… Ormanın dışına çıkmak gerek zaman zaman Ağaçları, ormanın ne kadar büyük, ya da küçük olduğunu tüm gerçeğiyle görebilmek için birkaç adım atıp dışarıdan bakmamız gerekiyor… Kendi ormanımızı… Bizi sarıp sarmalayan ağaçları ancak o zaman fark edebiliriz… Irkçılığın onlarca tanımı vardır… Eskiden kitaplıkları karıştırırdık bir kavram, nesne, olgu ya da olayı öğrenebilmek için… Şimdi önümüzde internet denilen dipsiz bir havuz var… O havuzda “kendi etnik kültür değerlerini tek kriter olarak belirlemek (etnik merkeziyetçilik), farklılık korkusu (zenofobi), ırklar arasında birleşmelere ve ilişkilere karşıtlık ve milliyetçilik gibi kavramları da anlatır. Irkçılık, sosyal ayrımcılığı, ırklar arasında fark gözetilmesini ve soykırıma kadar varabilen şiddeti haklı göstermektedir” diyor tanımlardan biri ırkçılık için… Bir de “Etnosentrizm (Yunanca ethnos halk ve centre merkez kelimelerinden Fransızca:éthnocentrisme)” tanımı var ırkçılığı anlatan sayfalarda, ırkçılıkla bağlantılı olarak… Deniyor ki, “Etnosentrizmya da Etnik merkezcilik; bir aşirete, kabileye, boya ve benzeri etnik gruba bağlılık ile tarif edilen, bir kimsenin kendi kültürünü temel olarak alması ve diğer kültürleri kendi kültürü açısından değerlendirmesi ile tarif edilen ilkel duygudur… Etnosentrik bireyler diğer sosyal toplulukları kendi sahip olduğu belirli etnik grup veya kültüre göre özellikle dil, yaşayış, adet ve dine göre değerlendirmesidir. Bu etnik ayrımlar ve alt ayrıştırmalar her bir etnikliğin kendi benzersiz kültürel kimliğinin tanımlanmasına hizmet eder. Tüm bunları yazmamın, bu alıntıları yapmamın nedenine gelince… Nedeni biziz… Hani şu Sarayönünü dünyanın, üzerinde yaşadığımız mini minnacık adanın ise evrenin merkezi olduğunu düşünen bizler… En ufak bir olayda bile ‘Kıbrıslılık’ kimliğimizi ön plana çıkarıp, ‘ötekileri’ bir kenara atma alışkanlığını fazlasıyla benimsemiş olan bizler… Sanki etnik tarihimizde hiç ama hiç hırsızlık, soygun, üçkâğıt yaşanmamış gibi, en ufak bir olumsuzluk karşısında ‘ötekileri’ işaret etme gibi kötü bir huyu özümsemişiz ne yazık ki… Üstelik öylesi bir alışkanlık edinmişiz ki bunu… Bir yandan ‘bizden olmayanları’ ötekileştirmeye, aşağılamaya devam ederken, öte yandan ‘insan haklarından’ söz edebiliyoruz yaptığımızın ne olduğunu hiç fark etmeden… Hani diyorum Sadece bir anlığına bile olsa, artık kendimizi içine hapsettiğimiz o koca, karanlık ormanın dışına çıkıp ormana ve ağaçlara biraz da dışarıdan bakmanın zamanı gelmedi mi?