Adam ya da kadın, fark etmez… Milletvekili, bakan, belediye başkanı, polis asker v.s… Kendinde, kendi koyduğu, korumakla yükümlü olduğu yasaları çiğneme hakkı gören bir insan türü bizim ülkede… Çift sarı çizgiye de park eder; sürat yapar, içkili araba kullanır, dokunulmazlık zırhına sarınır rüşvet alır-rüşvet verir… Yasaklanmış pulya yer sosyal medyada matah şey yapmış gibi paylaşır; yalan söyler, döner yalanını bir başka yalanla yalanlar; iftira atar, söver, küfreder… Adam ya da kadın fark etmez, çünkü onlar milletvekili, çünkü bakan, çünkü belediye başkanı, çünkü polis, çünkü asker… Seçilmişlik, yasa ya da millet koruyuculuk onlara her türlü yasayı, yasağı çiğneme hakkını tanıyor sanki… Hele seçilmişler… Hele seçilmeye soyunanlar… Hepsi “bir bilen” hepsi, doktor, avukat, ziraatçı, sosyolog, psikolog, gazeteci, ekonomist, etik bilimci, tarihçi, coğrafyacı, fizikçi, aşçı ve hatta lahmacuncu… Onlardan iyi bilen yok hiçbir şeyi… “Yaparım, ederim, söylerim, soyarım, çünkü ben seçilmişim, seçkinim, üstünüm” mantığının somutlaştığını görürüm onlarda hep… Seçimden önce ayağına gidip önlerinde iki büklüm oldukları vatandaşa seçimden sonra tepeden bakar, kapılarından kovarlar… Çünkü… Evet çünkü biz tüm bunlara göz yumar, onların yağlı ekmeklerine bal süreriz… Çünkü onların kurbağalar gibi şişinmelerine kanar, gerçekten dev olduklarını zannederiz… Gönyeli’de Belediye ağaç kesiyormuş… Telefona sarıldı, “koşun, katliam var” diye… “Vay be” dedik. “Ne duyarlı insan”… Sonra öğrendik ki ağaçlar 11 aydan beri sökülüyor… “Neden bunca zaman sustun da şimdi isyan ettin?” dedik… “Adaylığım daha kesinleşmemişti” dedi. 11 ay çevreyi de ağacı da sallamayan adam, aday olunca çevreci, ağaç aşığı kesildi. Heyecanını görseniz Gönyeli’de Gezi isyanı başlatır dersiniz… Eminim propagandasında kenti nasıl yeşerteceğini anlatacak ballandıra ballandıra… Tıpkı, “sizi düze çıkaracak, refah içinde yaşatacağız” deyip de iktidara geldikten sonra daha da bir batıran, sadece analarımızı değil, yedi sülalemizi ağlatıp, alay edercesine “kalkınıyoruz” diyen hazretler gibi… Dedim ama… Dedim işte… Suç da bizde günah da… Dün ayaklarımıza kapananların bugün tepemize binmelerine izin verip duruyoruz… Biz adam olur muyuz? Sorarım size