Bugün Basın Günü’ymüş… Yılın 365 günü haber peşinde koşmaktan canları çıkan, Ağzından çıkan lafı sonradan duyup, “basının çarpıtması” yapıştırmasını yapan siyasilerin günah keçisi olan, Kamuoyunun haber alma hakkını, bilgi edinme hakkını yerine getirecek diye itilip kakılan, ama yine de ne hacıya, ne hocaya yaranamayan, Yaptığı haberi beğenmeyenlerin küfrüne, saldırısına maruz kalan gazetecilerin “günü”… Özellikle dilin değil kemiği, etinin bile en esnek kauçuktan daha da gevşek olduğu sosyal medyada basına, gazetecilere yapılan saldırının bini bir para… Bir tek gazete, gazeteci, TV ya da haber portalının yaptığı sorumsuz bir haber, anında tüm basın camiasına mal ediliyor… Ardından gelsin eleştiriler, küfürler… “Bu gazettacıların hepsi böyledir” “Yalancılar!” “Goyacan hepsini bir sandala da göyverecen denize!” Ama ister siyasi, ister herhangi biri olsun, hoşlanmadıkları, zarar gördükleri, canlarını sıkan bir durumda o günah keçisi gördükleri, itip kakıp sövdükleri “gazeddacıların” kapısına dayanırlar hemen… Hak aramada, isyan duyurmada ilk kullanılacak araçtır çünkü basın… Çoğunun ne sosyal güvencesi vardır, ne de yarınlar için hayal kurma lüksü… Her gün kurulup kapanan gazeteler, TV’ler arasında bir işsiz kalır, bir çalışacak yuva bulurlar, tekrar ve tekrar… Ama şu basın günü var ya… İşte o gün yerlerde süründürülen basın mensuplarının çamurdan alınıp göklere çıkarıldığı gündür… Bugün o gündür! Herkes basının ne kadar onurlu, ne kadar önemli ve yüce bir görev yaptığını söyler durur bugün… Yılın 364 günü basını “maksatlı, çarpıtılmış, önyargılı haber yapmakla suçlayan siyasiler bu günde 360 derecelik bir dönüşle övgüler düzerler bizlere… Aslında hiç de özgür olmayan basını “özgür basın” sıfatlarıyla allayıp pullayarak hem de… Öyle bir kendilerinden geçerler ki bu “günah çıkarma seremonisinde”, “insanlığı, ülkeleri daha ileriye, daha güzel günlere taşır”… Basına her “fazla” gördükleri basın özgürlüğü bu kez, “Demokrasinin temel, şeffaf yönetim ilkesinin de yapı taşlarından” oluverir. “Demokrasinin vazgeçilmez unsuru olur hemencecik… Senede bir gün ağızlarımıza bir parmak bal çalınır, ardından eski terane devam eder… “Demokrasinin, şeffaflık ilkesinin temel taşları, vazgeçilmezleri” kendi kaderleriyle baş başa bırakılır bir kez daha… Özellikle özel sektörde çalışan basın emekçilerinin çalışma yaşamlarını iyileştirmeyi amaçlayan yasaları hayata geçirmek akıllarına bile gelmez… Yine eskisi gibi işleri düştü mü koşmaya, işlerine gelmedi mi suçlamaya devam ederler… Bugün basın günüymüş… Hissedene kutlu olsun!