Cemaat miyiz? Toplum mu?

Oya GÜREL

İngiliz sömürge dönemlerini yaşayanlar bilir. Yetişmeyenler ise ya büyüklerinden ya tarih kitaplarından öğrenmiş olmalılar. O dönemlerde İngiliz sömürgeciler Kıbrıs adasında yaşayan halkların etnik kökenlerini silikleştirmek için bir yöntem bulmuşlardı. Cemaat yöntemi… Bu yöntemle “Kıbrıs Türk toplumu” ya da “Kıbrıslı Türkler” yerine “Kıbrıs Müslüman/İslam cemaati, “Kıbrıs Rum toplumu” ya da “Kıbrıslı Rumlar” yerine ise “Kıbrıslı Hıristiyanlar” tanımlamalarını kullanıyorlardı… Aradan yıllar geçti. Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu, yıkıldı, KKTC ile son bulan birçok Kıbrıs Türk yönetim biçimi oluşturulup değiştirildi. Cumhuriyet döneminde de bir şekilde “İslam cemaati” muamelesi görmeye devam etti Kıbrıslı Türkler. Örneğin, o dönemde Fasıl 340, 12/60 sayılı Türk Din Reisi (Müftü) Yasası bulunuyordu. Hatta yasa 71’de tadil edilmiş ve din reisliği sürdürülmüştü. Müftü, seçimle göreve geliyordu. Seçim işlemi de ilginçti ya… Önce bir “seçim başkanı” atanıyordu. Seçim başkanı, köy ve kasabalardaki “Türk ırkından gelen tüm erkek Müslümanların”  bir listesini hazırlayarak seçmen listesini oluşturuyor, askıya alıyor, İtiraz olursa gerekli değişiklikleri yapıp son şeklini veriyordu. Müftü, o yasa uyarınca “Türk ırkından gelen erkek Müslüman seçmenler” tarafından seçiliyor, seçim sonuçları Müslüman yargıçlar tarafından onaylanıyor, ve “Din Reisi” olarak göreve başlıyordu. Şimdi durum ne? Anayasa Madde 1 “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti, demokrasi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanan laik bir Cumhuriyettir” diyor. Bir daha yazıyorum - laik- Artık seçilmiş bir “Din reisi” yani “Müftüsü” yok. Vakıflara Bağlı Din İşleri Dairesi’nde “yöneticilik hizmetleri” sınıfından atanan ve barem 19’dan maaş çeken bir Din İşleri Dairesi Başkanı var. Yani atanmış bürokrat, memur. Ama bakıyorum da AKP’nin malum duruşundan aldıkları destekle ABD, AB, Kıbrıslı Türklere İslam cemaati muamelesi yapıp Din İşleri Dairesi Başkanı’nı “müftü” ve “dini lider” sıfatıyla Kıbrıs sorununa yönelik siyasetin içine sokuyor, bizimkiler de  “eyvallah” diyor, hatta “eyvallahla” kalmayıp duruma alkış tutuyor. Din İşleri dairesi Başkanı’nın görev ve yetkileri, Sayı: 29/1993 Din İşleri Dairesi (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) Yasası’nda açıkça belirtiliyor. Merak eden açıp bakabilir.  “Dini lider” vasfıyla temas yapmak görevleri arasında bulunmuyor, çünkü “dini lider” değil! Ancak yeni oluşturulan politikalarla, “dinler arası yakınlaşma/uzlaşma” gibi duyguları okşayan sözlerle “Müftü” sıfatını da benimseyerek “görevini” icra ediyor… Oldu olacak, Anayasa’dan şu “laiklik” ibaresini de çıkarsın meclisimiz elleri değmişken ki misyon amacına ulaşsın!