Eminim hepiniz “imam yellenirse cemaat ne yapsın?” deyimini duymuşsunuzdur. İşte bugün haber merkezimize düşen bir bilgi üzerine hepimizin hep bir ağızdan söylediği şey bu oldu. Neden mi? Dün, KKTC’deki tüm camilerin elektrikleri kesildi… Neden mi? Elektrik Kurumu’na tam 7 milyon TL borçları var da ondan… Şimdi biliyorum, bazı çevreler, “minarelerimizdeki ezan sesini kestiler” diye feryat figan edecek… Edebilirler… Ama Allah adına sığınıp da vatandaşın kuzu kuzu ödediği bu bedeli ödemeyip, o yükü de halkın sırtına bindirmeye kalkarsanız, o zaman feryat edenlerin değil ama vatandaşın söz hakkı doğar. Hele bir de bazı camilere ikişer elektrik ve su saati bağlatıp, cami misafirhanelerinin, camilerin bünyesindeki bazı cemaatlere ait öğrenci yurtlarının faturalarını da sadece cami elektrik-su giderlerini karşılama yükümlülüğü olan vakıflar Dairesi’ne yükletirseniz, bir de bunu kaçak yaparsanız… Artık imamın yellenmesinden değil, bağırsaklarının aşırı çalışmasından söz etmemiz gerekir… Yanlış okumadınız evet… Yapılan bu yasa ve etik dışı uygulamanın varlığı öyle kulaktan dolma bir bilgi de değil. Elektrik Kurumu’nun tepesindeki kişi tarafından doğrulanmış bir bilgi… Şimdi bu haberi öğrendikten sonra aklıma birden ne geldi dersiniz? Bizlere, yani, “dinsiz” Kıbrıslılara, din öğretmek sevdasında olan, başta Türkiye’nin Başbakanı Erdoğan olmak üzere diğer tüm yüksek zevatın söz ve eylemleri… Öylesine takmışlar ki bizleri “Müslüman” yapmaya, TC yardım heyeti paralarıyla neredeyse tüm köyleri, hepsi de tek bir projeden üretilen asker misali, tek tip, mimari açıdan hiçbir estetik özelliği olmayan camilerle donatmışlar… O da yetmemiş, “ille de külliye” diye tutturmuşlar… Onlara göre ne kadar çok cami olursa o kadar din, Ne kadar çok külliye olursa o kadar iman… Ama görünen köy de kılavuz istemiyor işte… Camiyle, külliyeyle, imamla hacı-hocayla olmuyormuş iman… Olsaydı, böylesi bir olaya teşebbüs etmezlerdi hazretler… Beş değil, yirmi beş vakit namaz kılsanız da, Beş kez değil, yirmi beş kez ezan okusanız da, bu yapılanların affedilecek bir tarafı yok… İşte, bunu da gördükten sonra bizleri “imana getirmeye” yemin eden tüm o hazretlere bir çift sözüm olacak: İstediğiniz kadar dini yapılarla donatın bu küçük adayı, din adamı kisvesi içinde bu memlekete kazık atmayı mubah sayanlarla, “dinsiz” dediğiniz ama sizden çok daha vicdan sahibi olan biz Kıbrıslıları daha da uzaklaştırmaktan başka bir şey yapamayacaksınız!