Son günlerde sizi bilmem ama benim kafam arı kovanına döndü… Yüz binlerce, hatta milyonlarca arı vızıldayıp duruyor beynimin içerisinde… Sorular, sorular, sorular… Ama bu sorular reklamdaki tatlı çocuğun, “babam bu kadar güzel pasta yapmayı nereden öğrendi?” türündeki tatlı sorular değil… Bu sorular dikenli sorular… Tıpkı kafamın içerisinde dolaşan arıların iğnesi gibi zehirli sorular… Ama dolanıyorlar işte… İnsanın elinde değil ki kafasına üşüşen düşünceleri kovmak… Birkaç gündür kafamı meşgul eden Bakırcı konusuna şimdi de şu banka “soygunu” eklendi… Bu arada Sayın Çevre Bakanımızın soygun olayını duyduktan sonra derin bir “Oooooh!” çektiğini duyar gibiyim… Haksız mı? Tamı tamına 3 milyon TL’lik bir banka soygunu dururken kim uğraşır şimdi şirket cebinden Marsilya gezisiyle, değil mi efendim? Ama o kadar kolay olmamalı bu işler… Gerçi gidişi “resmi” olmadığı için duyurulmadığı gibi, gelişi de “resmi” olmadığı için duyurulmadı ama, Sayın Bakanımız önceki akşam KKTC’ye avdet etmişlerdir herhalde… Biraz dinlensinler… Derin bir soluk alsınlar… Yokluklarında yazılanı çizileni okuyup bir hazmetsinler… Hadi cömertlik yapalım… Şeker Bayramını da tatlı tatlı idrak etsinler… Ama oraya kadar… Bayram biter bitmez artık zat-ı âlilerinden bir açıklama beklemek hakkımızdır öyle değil mi? Sadece sayın bakanımızdan değil, hükümetin en etkili ve en yetkili makamlarından da… *** Gelelim kafamın içinde vızıldayan diğer arı kovanına… Kooperatif Merkez Bankası’nın 3 milyoncuğuna yani… Banka yetkilileri su ve de pus… Birilerini kızağa almışlar ama kimler olduğunu açıklamıyorlar… Paralar neden Güzelyurt’a aktarılıyordu? Onu da açıklayan yok… Daha önce korumalı aktarma yaptıklarını, bu kez korumasız olduğunu gizlemiyorlar da “yola korumasız çıkın” emrini kimin verdiği meçhul… Kızağa alınanlar kimler merak ediyoruz… Ama alt kademelerden birilerinin kellelerinin alındığı gibi yaramaz fikirler geliyor her nedense akla… Acaba alt kademedeki bir “sorumlunun” böyle bir emir verme yetkisi var mı “yukarıdakilere” sormadan? O zavallı kiralık aracın, korumasız silahsız o gün yola çıkacağını nasıl bilmiş bizim soyguncular? Yoksa “Oceans’ Eleven” filmindeki büyük planlar yapacak kadar profesyonel miydi bizim “kar maskeliler?” Dedim ya bazen aklıma olmadık düşünceler geliyor kötü kötü? Acaba o paralar bankadan çıktı mı diye saçma sapan bir soru bile gelip takılmadı değil kafama… Ama o kötü arıları hemen kovaladım… Yok canım, bu kadarı da olur mu hiç? Ama aynı Bakırcı bakanımızın durumunda olduğu gibi, etkili ve yetkililer konuşmadıkça ne benim, ne kamuoyunun kafasından arılar eksilmeyecek! Kovalama görevi sizin sayın büyükler!