Anayasa değişiklikleriyle ilgili tartışmalar son zamanlarda iyice yoğunlaştı… “Yetmez ama evet” diyenler, “beğendik evet” diyenler, “Eksik onun için hayır” diyenler, oy pusulasında sadece “evet” ve “hayır” olduğu için eleştirenlerin açıklamaları, demeçleri uçuşuyor havada… Meclis dışındaki bazı siyasi partiler yeni anayasa için “hayır” kampanyasını başlatmışlar bile… Öte yandan özellikle çok değer verdiğim genç hukukçu ve milletvekili Tufan Erhürman’ın açıklamaları da var. Özetle, o da yapılan değişikliklerin yeterli olmadığını kabul ediyor ama “ya arzu ettiğimiz değişikliklerin bir kısmı yok diye referandumda ‘hayır’ deyip, zaten ihtiyaçların gerisinde kalmış 1985 anayasası ile belirsiz bir geleceğe kadar yaşamaya devam edeceğiz, ya da ‘evet’ diyerek değişim süreci başlatacağız. Benim tercihim ikincisi” diye konuşuyor. İlk bakışta Tufan Hoca’nın açıklaması oldukça mantıklı geliyor. Sonuçta değişiklikler birçok olumlu gelişmeyi içeriyor… Özellikle benim en beğendiğim değişiklikler arasında milletvekillerinin servet beyanı vermedikçe ant içemeyecek olmaları. Görev sürelerinin sonunda da yine servet beyanı vermezlerse aday olamıyorlar… Sonra kamu görevlilerine siyaset yasağının kaldırılması, yasama dokunulmazlığının kaldırılması, emel hak ve özgürlüklerin sınırlanma sebeplerinin daraltılması, çevreyle ilgili düzenlemeler, idam cezasının tümden kaldırılması da ilk aklıma gelen olumlu değişiklikler… Ama vicdani ret hakkı yine yok, geçici 10. Madde halen olduğu gibi duruyor, azınlık hakları konusunda hiçbir iyileştirme yok. Çocuklar konusunda da olumlu adımlar atılmış ama tüm dünyada artık suçlu çocuklar için gelişim kampı türünden uygulamalar söz konusuyken, duyduklarımdan anladığım kadarıyla bizde artık çağın gerisinde kalmış olan ıslahevlerinden söz ediliyor… Yapılan değişiklikler yürürlüktekinden daha kötü değil” diyor Tufan Hoca… Buraya kadar kabul ama bir bakın… 1985 yılında yapılan anayasa tam tamına 29 yıl sonra değişiyor. “Yetmez ama evet” diyecek olursak, yetmesi için kaç yıl daha beklememiz gerekiyor? Bu kadar aceleye getirmek yerine “yettirip” de referanduma sunulsa daha mı kötü olurdu? Geçici 10. Madde, azınlık hakları, vicdani ret gibi konularda iyileştirme olması için bir 29 yıl daha beklememiz gerekecekse eğer - ki kimse bize bir dahaki iyileştirmeyle ilgili tarih veremiyor… O zaman açık söylemek gerekirse, birçok iyi yanına karşın “evet” demek pek de içimden gelmiyor…