Güzel görüntü ama…

Oya GÜREL

  İki gazetemizde (benim gördüklerim) bir fotoğraf vardı dün. Başbakanımız Sayın Özkan Yorgancıoğlu’nu bir bankada işlem yaptırırken görüntülüyordu fotoğraf… Haberlerden birinde fotoğrafın, bir sosyal paylaşım sitesinde, Başbakan’ı bankada sırasını bekledikten sonra işlemini yaptırdığını görüp fotoğraflayıp paylaşan birinden alıntı olduğu belirtilirken, diğerinde özel haber olarak verilmişti. Kısacası Sayın Başbakanımız bir bankaya gitmiş ve işlemlerini mevkiini kullanıp “arka kapıdan” yaptırmak yerine paşa paşa sıra numarası alıp bekleyerek, sırası gelince yaptırmış. Güzel bir davranış. Özellikle de bizler gibi “gelişmekte olan ülkelerde” (geri kalmış sözcüğü rahatsız edici bulunarak yıllar önce küresel olarak değiştirilmişti ya) pek sık görünen manzaralardan değil. Bir de Türkiye’nin eski cumhurbaşkanlarından Ahmet Necdet Sezer vardı bankada, markette benzincide sıra bekleyen… Genelde “sen benim kim olduğumu biliyor musun?” edebiyatı geçerlidir bizimki gibi ülkelerde… Ya da sadece “surat” ve bilinen sıfat yeterli olur kapıların sıra beklemeden açılmasına, hız sınırlarının cezasız aşımına, park edilmez yerlere park etme ayrıcalığına… Dedim ya pek alışkın değiliz bunlara. Özellikle de rahmetli Dr. fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’tan sonra. Onların halkın arasına karışarak, onlarla, onlar gibi aynı şartlar altında gün geçirme özellikleri ne bir halkla ilişkiler çalışmasıydı, ne de seçim yatırımı. Kıbrıs insanının doğal yansımasıydı. “Açın”, “açıyoruz” sloganıyla Silihtar’a gelen Sayın Talat’la “Amerikanvari” bir sistemi de görmeye başlamıştık. “sarayın kapıları” halka açılacakken, 1-2 korumanın yerini korumalar ordusu almış, Beyaz Saray gibi sarayın kapısından kuş uçurtulmamaya başlanmıştı. Böyle durumlarda da “halkla ilişkilere” epey iş düşmeye başladı doğal olarak. Özellikle de seçim zamanlarında “imaj” tazeleme, düzletme adına gidilmeyen kahvelere gidilir, sıkılmayan eller sıkılır. “temas” önemlidir, vatandaşın omuzuna, sırtına hafifçe dokunulur, “yakınlaşma sağlanır”, sıra bekleniz, vatandaş “düzeyine inilir”. Bu arada fotoğraflar çekilir, “uzun kulaktan” medyaya haber “sızdırılır” İşte Sayın Başbakanımızın bu fotoğrafı bana uzun bir süre 1- siyasi partide basın bürosu sorumlusu olarak görev yaptığım günleri anımsattı. Güzel bir kare Sayın Başbakanım ama kareler seçim dönemleri dışında da süreklilik gösterirse, daha da güzel olurdu. Hele gazete haberleri yerine vatandaşın dilinde olsa, ağızdan ağıza yayılsa, o zaman daha da gerçekçi olur. Bu tavırların devamı ve yaygınlaşması dileklerimle iyi pazarlar hepinize