Hesap sormak hakkımız

Oya GÜREL

Detay’ın tanıtım sayısına yazdığım kısa yazıda, “Barış gazetesi olacağız, hak gazetesi olacağız, gerçeklerden yana olacağız, spekülasyon yapmayacak, haberin detayına ineceğiz, halktan başka kimsenin tarafı olmayacak, insanların nabzını tutacağız. Damgalamayacak, soruşturacağız” demiştim. Bu sözümüzü sonuna kadar tutmaya kararlıyız. Gazetenizin dünkü manşetinde sevgili Rana’nın “Modern köleler” haberi vardı. Hayatlarını burada kazanacakları parayla biraz değiştirmek, belki başlarını sokacak bir ev parası biriktirmek için uzak ülkelerden kalkıp ülkemize gelen emekçi kadınları nasıl sömürdüğümüzü araştırıp yazdı arkadaşımız. Ve ne yazık ki bu biçare kadınları sömüren ‘ekibin’ başında devlet dairesinde çalışan bir kadın memur bulunurken, ilgili daire, bakanlık, yetkililer, burunlarının dibinde gelişen insan pazarından bihaber “görev icra etmekte olduklarını” gördük. “Detay’a ineceğiz” demiştik ve iniyoruz da. Sevgili Rana dün söz konusu devlet memuruyla bir telefon görüşmesi ayarladı. Kadın telefonda bu işi nasıl yaptığından, kaç para istediğinden, hatta çalıştığı devlet dairesinden bile söz etti. Haberin bugünkü devamında konuyu çok daha detaylı öğreneceksiniz. Yarın ise uzman görüşlerine yer vereceğiz. Ancak bu dosya burada kapanmayacak. Biz gereken ihbarı yaptık. Sıra şimdi burunlarının dibinde dönen insan pazarını ortaya çıkarıp gerekeni yapmak üzere yetkililerde. Unutulmamalı ki böylesi insan simsarları, dün de haberde vurgulandığı gibi, ülkemizin insan hakları açısından pek de iç açıcı olmayan karnesine kırık bir not daha ekliyor. Bugünkü manşetimizde ise sistemi sorguluyoruz. Devlet bütçesinde bazı makamlara tanınan o meşhur “örtülü ödenek” ayrıcalığını. Kimse kalkıp da “yasada var. Yasadışı bir şey yapılmıyor” demesin. Yasada var olması illa ki doğru bir uygulama olduğu anlamına gelmiyor. Seçim zamanlarında çok duyduk ilçe başkanlarına “seçim ulufeleri” dağıtmaları için “bilinmeyen” kaynaklardan aktarılan paralarla ilgili iddiaları. Örtülü ödeneklerdeki paraların ille de böyle harcandığını iddia etmiyorum. Bu tür harcamaların belgesi olmuyor ne yazık ki… Ama örtülü ödeneklerle ilgili harcamalardan hiçbir şekilde hesap sorulamaması, bu tür ödeneklerin büyük bir şaibe altında kalmasına yol açıyor. Milletin tepesinde oturan kişilerin attıkları her adımın, devlet bütçesinden harcadıkları her kuruşun hesabını yine millete vermeleri gerekmez mi? Ne gerek var ödeneklerin üstünün örtülmesine? Neresi doğru halktan gizli harcama yapmanın? Üstelik o ödeneklerin bir kısmı halkın cebinden toplanan vergilerden sağlanıyorsa? Sormak sorgulamak hakkımız… Hesap vermek ise onların görevi