Bir polis müdürü, Mehmet Bayraktar, önceki gün vurularak öldürüldü… Trajik bir olay tabi ki… Henüz 48 yaşında, en verimli çağlarındaydı… Bir insanın, hatta sevilen herhangi bir canlının ölümü bile her zaman üzücüdür. Hele bir de zamansız olursa… Bu haber de ülke gündemine bomba gibi düşerken, özellikle de polis camiasında şüphesiz büyük üzüntü yarattı. Tüm camiaya öncelikle başsağlığı diliyorum ama… İşin bir de öteki yanı var… Önceki gün haber ajanslara ilk olarak, “beylik tabancasıyla intihar etti” bilgisiyle duyuruldu. Duyuruyu yapan tabi ki polisin kendi basından sorumlu birimiydi… Aradan çok geçmemişti ki ikinci bir açıklama daha geldi. Bu kez Bayraktar’ın av tüfeğiyle vurulduğu, yani bir cinayete kurban gittiği bildiriliyordu. Yıllar önce, Mayıs 2009’da, benzer bir durum yaşanmıştı… Bir kişi arabasında ölü bulunmuştu. Maktul, Güzelyurtlu cinayetiyle de ilişkilendirilen Yücel Erol’du. Polis, basına yaptığı açıklamada Erol’un kaza sonucu öldüğünü bildirmiş, hatta kazanın meydana gelişiyle ilgili detay bile vermişti. Hemen ardından yapılan otopsi sonucu ise Erol’un başının akasına sıkılan 6 kurşunla öldürüldüğünü ortaya çıkarıyordu. Şimdi bu yazım üzerine, polisten yapılması muhtemel açıklamayı görür gibiyim. “Soruşturmanın selameti ve zanlıların kaçmaması için ilk bilgiler verilmedi.” Soruşturmanın selameti, zanlıların kaçışını önlemek için bir tedbir alınabilir şüphesiz. Alınmalı da. Ama -kullandığım terimi mazur görün- çocukların bile güleceği- bu tür açıklamalar yerine “Şimdilik bir açıklama yapamıyoruz” çok daha iyi olmaz mı? Kafasından 6 kurşunla vurularak öldürülmüş bir insan için, “kaza”; Omzundan ve göğsünden av tüfeğiyle vurulan için “beylik tabancayla intihar”… İnanılmaz derecede “zekâ ürünü” kamuflajlar doğrusu… Üstelik sözde korkup kaçması önlenecek zanlılar daha belirlenmeden yalanlanan açıklamalar… Televizyonlardaki CSI dizilerinin bolluğundan artık 6-7 yaşındaki çocukların bile inanmayacağı, hatta kahkahalarla güleceği uyduruk “ölüm nedenleri” açıklamak yerine susmak daha iyi olmaz mı? Hepsi bir yana bu kadar ilkel, bu kadar yaratıcılıktan yoksun, bu kadar acemi açıklamalar, sadece bu açıklamayı yapan kişinin değil, örgütün toplu zekâsının da sorgulanmasına, hatta alay konusu olmasına yol açıyor… Haberlerin ışık hızıyla yayıldığı bu teknoloji çağında insanların bir yerden bir yere eşeğin sırtında gittiği, İngiliz sömürge döneminden kalma yöntemlerin bir tarafa bırakılması gerektiğini söyleyecek, düşünecek tek bir kişi de mi yok örgütte? Dedim ya… Bilgiyi haklı nedenlerle saklayacaksanız saklayın… Ama ne olur, hem karşınızdakileri hem de kendinizi gülünç duruma düşürecek açıklamalar yapmayın… Susun, daha iyi!