Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın geri planda kaldığı süreçte, olası bir savaş ve Hamaney sonrası dönem için kapsamlı senaryolar hazırlandı.
İran İslam Cumhuriyeti, bir yandan Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen askeri müdahale sinyalleri, diğer yandan ülke sınırları içindeki halk ayaklanmalarıyla tarihinin en kritik eşiklerinden birini geçiyor. Dini lider Ayetullah Ali Hamaney, bu kaotik ortamda devletin yönetim mekanizmalarını sadık ve deneyimli bir isim olan Ali Laricani’ye devretti. Ocak ayı başından itibaren stratejik kararların merkezine yerleşen Laricani, ülkeyi fiilen yöneten figür haline gelirken; mevcut Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın siyasi etkisi sembolik düzeye geriledi.
Ali Laricani yönetimde kontrolü tamamen ele geçirdi
Eski Devrim Muhafızları komutanı ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı olan 67 yaşındaki Ali Laricani, Hamaney’in onayıyla geniş yetkilerle donatıldı. Laricani’nin yükselişiyle birlikte, kalp cerrahı olan Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yönetimdeki ağırlığı hissedilir derecede azaldı. Pezeşkiyan, görev süresi boyunca karşılaştığı ağır siyasi tablonun ardından kamuoyuna yaptığı açıklamalarda, "Ben bir doktorum, siyasetçi değilim" ifadelerini kullanarak ülkenin kronikleşmiş sorunlarını tek başına üstlenemeyeceğini vurgulamıştı.
Karar mekanizmalarındaki değişim üst düzey kaynaklarca doğrulandı
New York Times’ta yer alan habere göre, Tahran yönetimindeki bu köklü değişim ve Trump yönetiminden gelen tehditlere karşı oluşturulan yeni strateji, doğrudan sistemin içindeki isimler tarafından teyit edildi. Bilgiler; Hamaney’in ofisine yakın bir yetkili, üç Devrim Muhafızları üyesi, iki eski diplomat ve yerel medya verilerine dayanıyor. Toplamda altı üst düzey hükümet yetkilisi ve üç Muhafız üyesi, devletin iç işleyişine dair bu hassas bilgileri, güvenlik gerekçesiyle isimlerinin gizli tutulması kaydıyla paylaştı.
Güvenlik operasyonları ve diplomatik süreçler Laricani tarafından yürütülüyor
Ali Laricani’nin yetki alanı, yalnızca yönetimle sınırlı kalmayıp güvenlik ve diplomasi başlıklarını da kapsayacak şekilde genişletildi. Mevcut yönetimin sona ermesini isteyen protestoculara karşı uygulanan sert müdahale süreçlerini yöneten Laricani, muhalefetin kontrol altında tutulması görevini üstlendi. Aynı zamanda Rusya, Katar ve Umman gibi stratejik ortaklarla diplomatik temasları sürdüren tecrübeli isim, Washington ile devam eden nükleer müzakerelerin de denetleyicisi konumunda bulunuyor.
Olası bir savaş durumunda izlenecek yol haritası belirlendi
İran yönetimi, ABD ile yaşanabilecek silahlı bir çatışma ihtimaline karşı savunma ve idare planlarını tamamladı. Katar’ın başkenti Doha’yı ziyaret eden Laricani, Al Jazeera kanalına verdiği mülakatta ülkenin savunma kapasitesine dikkat çekti. Laricani, Tahran’ın askeri hazırlıklarının tamamlandığı mesajını vererek şöyle konuştu:
"Ülkemizde hazırız. Yedi-sekiz ay içinde zayıflıklarımızı tespit edip giderdik. Savaş istemiyoruz ve savaşı başlatmayacağız. Ancak bize dayatılırsa karşılık veririz."
Ordu en yüksek alarm seviyesine geçirilerek füzeler konuşlandırıldı
Üst düzey kaynakların değerlendirmelerine göre Tahran, ABD saldırısını "kaçınılmaz ve yakın" bir ihtimal olarak görüyor. Diplomatik kanallar açık tutulsa da tüm silahlı kuvvetler teyakkuza geçirildi. Bu kapsamda balistik füze rampaları, Irak sınırındaki batı bölgelerine ve Basra Körfezi kıyılarına yerleştirildi. Bu stratejik konumlandırmayla hem İsrail’in hem de bölgedeki ABD üslerinin hedef menziline alındığı belirtiliyor. Ayrıca son haftalarda hava sahası kapatılarak yapılan füze testleri ve Hürmüz Boğazı'nın kısa süreliğine kapatıldığı askeri tatbikatlar, askeri hareketliliğin boyutunu göz önüne seriyor.
Hamaney Batı'ya yönelik sert söylemlerini sürdürüyor
Dini lider Ayetullah Ali Hamaney, askeri gerilimin tırmandığı bu dönemde Batı dünyasına yönelik meydan okuyan tavrını koruyor. Son hitaplarından birinde askeri güce vurgu yapan Hamaney şu ifadeleri kullandı:
"Dünyanın en güçlü ordusu öyle bir tokat yiyebilir ki ayağa kalkamayabilir."
Hamaney ayrıca, bölge sularında devriye gezen ABD savaş gemilerinin hedef alınabileceği ve batırılabileceği yönünde açık uyarılarda bulundu.
Şehir merkezlerinde iç huzursuzluğa karşı milis gücü kullanılacak
Savaş senaryolarının bir diğer ayağını ise iç güvenlik önlemleri oluşturuyor. Çatışma çıkması durumunda özel polis birlikleri, istihbarat birimleri ve Devrim Muhafızları’na bağlı sivil kıyafetli Besic milisleri büyük şehirlerin stratejik noktalarına yerleştirilecek. Bu grupların kontrol noktaları oluşturarak iç huzursuzluğu bastırması ve yabancı istihbarat servisleriyle irtibatlı olduğundan şüphelenilen kişileri etkisiz hale getirmesi planlanıyor.
Hamaney sonrası dönem için halefiyet listesi hazırlandı
İran yönetimi, sadece dış tehditlere değil, dini liderin ölümü veya öldürülmesi durumunda oluşacak siyasi boşluğa karşı da hazırlık yapıyor. Planlama süreçlerine hakim kaynaklar, Venezuela’daki sürece atıfta bulunarak "İran’ın Delcy’si (Rodriguez) kim olacak?" sorusunun yönetim kademelerinde tartışıldığını aktardı. Muhtemel halefler listesinin ilk sırasında Ali Laricani yer alırken, onu Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf takip ediyor. Listede, uzun süredir Hamaney’in yakın çevresinden uzaklaştırılmış olan eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin isminin bulunması ise dikkat çeken bir diğer detay oldu.
Kamuoyu desteği ve insan hakları ihlalleri tartışılıyor
Halefiyet listesindeki isimlerin halk nezdindeki meşruiyeti, yolsuzluk iddiaları ve geçmişteki insan hakları ihlalleri nedeniyle tartışmalı görülüyor. İnsan hakları örgütleri, son protesto dalgasında sadece üç gün içinde en az 7 bin silahsız göstericinin hayatını kaybettiğini iddia ederken, gerçek can kaybının çok daha yüksek olabileceği ifade ediliyor. Uluslararası Kriz Grubu İran Direktörü Ali Vaez, Hamaney’in sistemin birleştirici gücü olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
"Dini lider artık daha az görünür ve daha kırılgan. Sistemi bir arada tutan ana unsur hala o. Onun yokluğunda sistemi ayakta tutmak zor olacaktır."
Kaynak: The New York Times