Makam konuşunca akan sular durur!

Oya GÜREL

Cumhurbaşkanımız Sayın Dr. Derviş Eroğlu dün bir kabulünde, “KKTC halkı ilk defa çözüme bu kadar inanıyor” diye konuşmuş… O cümleyi okuyunca önce şaşırdım, sonra güldüm sonra da kızdım, öfkelendim… Demek ilk kez bu kadar inanıyormuşuz çözüme de haberimiz yokmuş… Oysa ben, “çözüm”  balonlarının en fazla havada uçuştuğu bu günlerde çözüm olabileceğine hiç ama hiç ihtimal vermiyorum… En çok ne zaman mı inanmıştım? Sayın Eroğlu belki hatırlamayacaktır o günleri… Yıl 2002, aylardan aralık… Aralık ayının 12’sini 13’üne bağlayan gecede o “ilk defa çözüme bu kadar inanıyor” dediğiniz Kıbrıs Türk halkı meydanlarda sabahlamıştı… Sabaha kadar umut içerisinde “Barış hemen şimdi”, “Kıbrıs’ta barış engellenemez” diye slogan atarken, bir yandan da Kopenhag’dan gelen haberlere kulak veriyordu… Oğul Denktaş “Kopenhag’da taraflar arasında iyi niyet protokolü imzalanacak” dediğinde coşku ayyuka çıkmıştı… Baba Denktaş hastane yatağından oğlunu yalanladığında ise ölüm sessizliği kaplamıştı Kuğulu Park ve Meclis’in önünü. Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun kayıplara karıştığı haberi üzerine protestolar yükselmişti binlerce umutlu insandan… Ama tabi ya… Siz nereden bilebilirsiniz ki o günlerdeki umudu, inancı… Sonuçta bizler iki gün bir gece meydanlarda “çözüm nöbeti” tutar, kâh güler kâh ağlarken, siz muz bahçelerinde muzların tadına bakıyordunuz… Sayenizde “muz”, “banana” dendi mi bu milletin çoğunun hayalinde kendi umutsuzluğuyla sizin umursuzluğunuz canlanıyor…   *** Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu açıklaması bana özellikle de devlette üst düzeyde görev yapan siyasilerdeki hastalığı anımsattı bir kez daha… Makamın mı koltuğun havasından mıdır nedir, yükseklerdeki o yerlere kurulan herkes, “bir bilen” olup çıkıyor… Onlar için herhangi bir okul bitirmeye, uzmanlık yapmaya hiç gerek yok… Sağlıktan en iyi onlar anlar, Çevre desen en önde gelen çevre uzmanı olurlar bir anda, Tarım, ziraat, mühendislik, iş güvenliği, sendika, eğitim, tıp, v.s, v.s, v.s… Hepsini en iyi onlar bilir, en doğrusunu onlar söyler… Ağızlarını bir açmaya görsünler, işin uzmanı bir profesörün söyleyebileceklerinden yazabileceklerinden 4-5 kat fazlasını söylerler… Sonuçta konuşan koltuk, makam… Sıkı mı karşı çıkmak… İşte en son örneği… Bizler, yani KKTC halkı ilk defa çözüme bu kadar çok inanıyormuşuz… Makam söyledi… Yerseniz!