Modern kurban törenleri

Oya GÜREL

Önümüzdeki ay, artık bizde de gelenekselleşmiş hale gelen bir güzellik yarışması yapılacak… Önceleri sadece insan türünün bekar dişilerinin katıldığı yarışmalara artık erkekler de dahil oldu… Tarihteki ilk güzellik yarışmasının İda Dağı’nda yapıldığı rivayet edilir. Paris, en güzel kadını seçmekle görevlendirilir. Üç aday tanrıça tanrısal güçlerini kullanarak Paris’i çelme yarışına girerler. Sonunda galip çıkan Afrodit olur. Anlatılan bu… Ancak, yakın geçmişimizde kızların bakire, günümüzde ise en azından evlenmemiş olma kuralı, İda dağındaki yarışmada görülmez. Athena bekâr ve bakire olmakla birlikte Hera ve Afrodit çocuk sahibidirler. İşte bu noktada güzellik yarışmalarıyla ilgili bir başka teori gündeme geliyor… Bu teoriye göre ise, yarışma aslında tanrılara adanan kurbanların seçimi için düzenlenen bir törenden başka bir şey değildir. Bu törenlerde en güzel kız bakire kız seçilerek tanrılara kurban edilir. İkinci teori bana daha akla yatkın gibi geliyor… Bilimsel olmamasına ve gerçeğe dayanmamasına karşın benim teorimde ise güzellik yarışmaları ile eski köle pazarları arasında büyük benzerlik var… Her ikisinde de en sağlıklı en güzel olanların seçilmesi kural çünkü… Olay, güzel insanların “sıradan” insanlar arasından çekilip çıkartılarak sivriltilmesi, yüceltilmesi olayı değil sadece… Beraberinde ürettiği bir ekonomi ve bu yarışmalardan doğan pek çok sektörü de getiriyor… Tüm dünyada yaygın olarak devam etmesine karşın, “etik mi” sorusuna benim vereceğim yanıt, “hayır değil” olur… Her ne kadar, kültüre yönelik birikimlerin de sözde sınandığı bu yarışmaların o kadar da masum olduğunu düşünmüyorum. Antik çağlarda kızlar tanrılara kurban ediliyorlardı, şimdi de öyle… Üstelik artık kızlar yanında erkekler ve hatta en kötüsü çocuklar da kurban ediliyor. Değişen sadece tanrılar… Eskiden Zeus, Hera, Posseidon, Hermes vardı, şimdi onların yerini, moda, podyum, medya, tüketim ekonomisi aldı… Bu tür yarışmaların ne kadar “güzel ve yararlı” olduğunu kanıtlamak için her seferinde eski seçilmişler ön plana çıkarılır ve yarışmaya katılarak hayatlarının nasıl değiştiği anlattırılır… Oysa hayatları çok farklı yönde değişen kurbanları da vardır bu yarışların, hem de tahmin edilenden çok… “Tanrılara adanmışlığın” modern yükünü taşıyamayıp olmak istedikleri yerden çok ötelere itelenen insanlar vardır. Biliyorum… Ne desem, boş… Dünya durdukça bu çark dönecek, yeni tanrılara yeni kurbanlar verilecek… En acısı şu ki, devletler, hükümetler ver sivil toplum örgütleri de bu kurban töreninde kendilerine biçilen rolleri hep oynayacak!