Gün olur kalem durur, gündem zayıflar yazacak bir şey bulamayız, Gün olur ne yazacağımızı şaşırırız. Bu gün de öyle günlerden biri… Hiç yazılmaması gereken yazılar yazılıyor bugün… Soma’daki facia, her türlü haberi ezip birinci sıraya oturdu. Ben yazımı kaleme aldığım sıralarda ölü sayısı 248’i bulmuştu, 500’e çıkacağı söyleniyordu ve Türkiye’nin Başbakanı Erdoğan, bu korkunç kaza için “olağan” diyordu. Başbakanlık hayatında ilk defa söylev verdiği Soma’da kovalandı ve bir markete sığınmak zorunda kaldı… Aracının plakası söküldü ve bir hırsız, bir katil gibi kendi halkından kaçtı… Türkiye’nin her köşesinden protestolar yükselmeye başladı ve “demokrasi havarisi” olduklarını her fırsatta ileri süren hükümet, yine insanları biber gazlarıyla susturmaya çalıştı… Bu nasıl bir anlayıştır ve hatta bu nasıl bir vicdandır ki, yüzlerce canın kömür yığınları arasında heba olup gittiği bir cinayete “olağandır” diyebiliyor; Sorgulamak, soruşturmak yerine pisliğini örtüp, isyan edenlerin üzerine coplarla gazlarla yürüyebiliyor? 140 dolara çıkarılan kömürü 23.8 dolara çıkartarak rekor kar elde etmekle övünen şirket sahibi Alp Gürkan Türkiye tarihinin en büyük faciası yaşanmasına rağmen ortalıkta yok. Ama Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin başta Başbakanı olmak üzere şirket için tek bir söz söyleyen de yok. Eminim ki bugün hiç bir şey olmamış gibi “her şeyi ben bilirim” edasındaki konuşmalarını sürdürecek Erdoğan… Sorgulayanlara “hain”, “nifakçı”, “şer odağı” gibi sıfatları bir biri ardına sıralayacak her zaman yaptığı gibi… Hem kendi, hem hükümeti, hem de şirket yıkanıp aklanacak paklanacak ve hatta ölümlerinden de ölenler suçlanacak dolaylı yollardan… “Takdir-i İlahi” denecek, ölenler için mevlit okutulup timsah gözyaşları dökülecek… Sadece Türkiye ve Kıbrıs değil, tüm dünyanın içini sızlatan bu korkunç cinayetle ilgili çok şey yazılıp söylenecek… Çıkardıkları kömürün karası bahtlarına da bulaşan emekçilerin ardından aileleri ağıtlar yakacak… “Yüce devlet her zaman olduğu gibi yaralarınızı saracaktır” diye nutuklar patlatılacak ve sonra unutulup sefaletin kucağına itilecek ölenlerin geride bıraktıkları… Giden canlar bir daha geri gelmeyecek… Ve sonra her zaman olduğu gibi unutturulmaya çalışılacak kömürün karasından da kara yüz karası…