Bugün onun doğum günü İlk kez pasta yapmıyorum ona götürmek için bugün… İlk kez tüm kardeşleri arayıp, evinde kutlama partisi düzenlemiyorum… İlk kez bir hediye aramıyorum onun için… “Ne gerek vardı?” demeyecek artık tüm bunlar için… Hep beraber onun sağlığına kadeh kaldırırken 1 parmak viski döküp üzerini lebalep sodayla doldurduğu bardağını tokuşturamayacak bizimle… Artık ne ikinci dünya savaşında yaşadıklarını anlatabilecek, Ne de hala tanıma fırsatı bulamadığım uzak akrabalarımı anlatıp onları mutlaka gidip bulmamızı isteyecek bizden… En sadık dostu Hector’la sabah kahvaltılarını paylaşamayacak, ıslık çalıp onun ulumasına gülemeyecek… Komşuları artık onu sabahın ilk ışıklarıyla birlikte çıktığı yürüyüşünde selamlayamayacak… Meslekteki anılarını gözleri dolu dolu anlatamayacak… Tüm hayatını adadıktan sonra nasıl üçkâğıtlarla, oyunlar sonucu o çok sevdiği mesleğini bıraktığı için gözleri dalıp dalıp uzaklara gitmeyecek artık… Torunlarını sevemeyecek, onların çocuklarını göremeyecek… En önemlisi, ben artık kavga edemeyeceğim onunla… İkimiz kapıları çarpıp arkamıza bile bakmadan birbirimizden uzaklaştıktan kısa bir süre sonra gözyaşlarıyla sarılamayacağız birbirimize… Hala hayalleri vardı gerçekleştirmek istediği, Gerçekleşemeyecek… Ekim ayının 17’sinde kaybettik onu… Babamı. “İnsanlar ölüm ayrılığına alışır” derler… Nasıl alışır ki insan? Onun hoşuna gidecek, onu sevindirecek bir şey olduğunda bir an için bile olsa ona koşup anlatmak, paylaşmak geliyor içimden… Sonra birden gerçek beynime çakılıyor… O gitti! Şimdi sevgilisinin, anneciğimin yanında… Bugün başarabildiğim her şeyde onun payı var… İlk gün tuttuğu elimi son gününe kadar bırakmadı… Babam oldu, abim oldu, öğretmenim, arkadaşım oldu… Onu çok ama çok özlüyorum Doğum günün kutlu olsun canım babam